Bir Farz-ı Cumhuriyet Arzuhali
Bireysel ve toplumsal yaşamın yönlendiricileri olarak din ve devlet erkinin etki ve egemenlik sınırlarının birbirinden ayrılmasını sağlayan siyasi, hukuki ve idari kurallar bütünü olarak laikliğin anayasal güvence altında olduğu ve cumhuriyetin temel prensiplerinden biri olarak kabul edildiği bir ülkede hâlâ neden laiklik eksenli bir gerilim yaşanmaktadır?
Çünkü laik olduğu yönünde tanımlanılan devlet, pratiğinde laiklik karşıtıdır. Zira gerçekten laik bir devlette Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurumun olması, din eğitiminin devlet okullarında veriliyor olması ya da camilerin elektrik, su ve çalışan giderlerinin devlet tarafından karşılanıyor olması söz konusu olamaz.
Gerçekten laik bir devlet yurttaşlarının dinini de soramaz; nüfus cüzdanı gibi resmi bir yurttaşlık belgesine bunu kaydedemez. Bu tamamen gayrimeşru ve keyfi bir uygulamadır. Dünyanın gerçekten laik ve demokratik hiçbir ülkesinde böyle bir uygulamaya rastlanmaz.
Öte yandan “Türkiye laiktir laik kalacak” diye slogan atanlar, cumhuriyet yürüyüşleri yapanlar en basitinden böyle bir uygulamanın laiklik mantığına tamamen aykırı olduğunu ve dolayısıyla Türkiye’nin laik bir cumhuriyet olmadığını görüp bunu politik olarak problematize edemeyecek kadar laiklikten bihaberdirler.
TC Anayasası’nın 2. maddesinde devletin laik olduğu, 24. maddesinde de “kimsenin dini inanç ve kanaatlerinin açıklamaya zorlanamayacağı” belirtilmiştir. Bu anlamda anayasadaki laiklik retoriğine denk düşen bir devlet pratiği dileyen yurttaşlar, bu satırların yazarı gibi nüfus cüzdanı gibi resmi bir devlet belgesine dinlerinin her ne ise yazılıyor olmasını Cumhuriyetin kuruluşunun seksen altıncı yıldönümü anısına en azından bireysel olarak protesto edebilirler.
Elbette dilekçe vermek, 8 Kasım 2009 tarihinde yapılacak olan ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık hakkı mitingi gibi örgütlü ve kitlesel politik karşı-duruş ile kıyaslanamaz, ancak laikliğe ilişkin demokratik taleplerin karşılığını bulabilmesi açısından tamamlayıcı niteliktedir.
Bunun için kişinin nüfusa kayıtlı bulunduğu ilçe kaymakamlığına aşağıdaki gibi bir dilekçeyi onaylatıp, bu dilekçeyle bağlı bulunduğu ilçe nüfus müdürlüğüne başvurması mümkün. Benim dilekçem aşağıdaki gibidir:
***
Tarih
............... KAYMAKAMLIĞI’NA,
Gerçekten laik devletler yurttaşlarının dinlerini sormaz, bunu nüfus cüzdanı gibi resmi bir belgeye kaydedemez. Şayet sorup kaydediyorsa bu gayrimeşru ve keyfi bir uygulamadır. Zira kişinin dini, tıpkı tuttuğu futbol takımı gibi kişinin kendisini ilgilendirir ve özeldir. Devlet nasıl ki kişinin tuttuğu futbol takımını nüfus cüzdanı gibi resmi bir belgeye kaydetmiyorsa, dini de sorup kaydedemez. Yurttaşların dininin ne olduğu ya da olmadığı, yurttaşların kendilerini ilgilendirir.
Anayasamızca laik olduğu tanımlanmış Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir yurttaşı olarak laiklik ve demokrasi karşıtı bu uygulamayı protesto ediyor ve tarafıma verilecek yeni nüfus cüzdanında dinimin her ne ise yazılmamasını talep ediyorum.
Saygılarımla,
Ad, Soyad
İmza
Birol DİNÇEL
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
