Baykal'ın performansı ve temel çelişki...
Tartışmalar, net olmayan ifadeler, soyut söylemler belki rahatsız edici olabilir ancak, 'demokratik açılım' olarak tabir edilen yeni sürecin en olumlu yanı bence yarattığı 'deşifrasyon' oldu.
Süreç sadece açılımdan yana olanlar ile olmayanları ayrıştırmadı; ırkçı katliamcı çizgide seyredenler ile toplumsal barıştan yana olmayanları da açığa çıkardı.
Sürekli rol değişimleri, tanımsız ve tutarsız siyasal kimlikler, bir gün demokrat bir başka gün muhafazakar halleri kayboldu. Türkiye'nin temel yapısal sorunları gündemleştikçe renkler de belli oldu.
Alkışlanacak performansıyla Baykal+CHP, ırkçı-katliamcı bir çizgide seyrettiğini ortaya koydu. Hatta bunu, 'Dersim 38' anımsatmalarıyla besledi ve topyekžn imha yönteminin Türkiye'nin resmi siyaseti olması gerektiğinin altını çizdi...
* * *
Bazıları bunu 'CHP'nin oy hesabına' yorumlayabilir. Çözüm karşıtı ink�rcı milliyetçi söylemlerin CHP'nin hanesine yeni artı puanlar eklediği için böyle bir çizgide yürüdüğü iddia edilebilir...
Baykal+CHP'nin oy hesabı yaptığı doğru...
Ancak mesele bu kadar basit değil...
CHP, Kürt açılımına karşı olduğu kadar, demokratik açılıma da karşı...
Demokratik Türkiye arzusu yok...
Milliyetçiliği Kürt çözümünü engelliyorsa, faşistliği de demokrasiyi engelliyor.
Anti Kürt olduğu kadar, anti demokratik... Bir o kadar da kışkırtıcı, yıkıcı ve tahrip edici.
Baykal'ın misyonu ise, Türkiye'yi anti Kürt ve anti demokratik çizgide tutmak. Devletin yakın tarihiyle yüzleşmesini, hatalarından arınarak demokrasiye, toplumsal taleplere duyarlı hale gelmesini engellemek...
Bu konuda askerden de, MHP'den de çok daha faal, çok daha dayatıcı...
'38 dersim' anımsatmaları, çözüm için jenosit önermeleri 'sürçü lisan' değil, politik çizgilerinin ta kendisi...
* * *
CHP'nin savunduğu '38 çizgisi' son 70 yıla damgasını vurdu. Şiddet bu çizgiyi mayaladı. Kan ve katliam bu çizgi üzerinde gelişti. Sorunları derinleştiren, halkları birbirinden uzaklaştıran, hatta çatıştıran da bu çizgi oldu. Açlık yokluk da böyle gelişti. Toplumsal sorunlar arttı...
Anaların gözyaşlarındaki acıyı, bir toplumun, hatta tüm bir tarihin yok oluşunu, tükenişini görmeyişleri de bundan...
Böyle bir Baykal+CHP'nin açılım süreci karşısında kaosu/karanlığı temsil ettiği; değişime karşı statükoyu dayattığı; bunu da siyasal bir taktik olmaktan çok temel tutum olarak geliştirdiği anlaşılmıştır.
* * *
Temel siyasal çelişki, demokratik değişim/çözüm çizgisi ile Baykal+CHP'nin öncülük ettiği, MHP gibi yapılarında içinde bulunduğu ırkçı milliyetçi çizgi arasındaki çelişkidir.
Süreç, yaşanan gelişmeler, güçlerin sorun karşısında aldığı pozisyon ve duyarlılık düzeyleri temel siyasal çelişmeyi daha da derinleştirecek gibi gözüküyor.
Temel siyasal çelişmenin, 'siyasal fayda' ve çıkar ilişkilerine değil, demokratikleşme ve Kürt sorunu gibi sarsıcı, yüksek öncelikli bir meseleye dayanması ya da gelişmelerin bu yönlü olması siyasal taktiğin belirlenmesi açısından da uyarıcı oluyor...
Açılımda karar kılması ve sahte çözüm biçimlerine, içinde tasfiye barındıran arayışlara bel bağlamaması için AKP'ye UYARI!
Çözüm için güç olmayan ve daha çok üçüncü taraf, üçüncü güç konumunda duran, mesafeli kalmayı yeğleyen demokratik güçlere ELEŞTİRİ!
Baykal+CHP'yi TEŞHİR!
Burada siyasal mücadeleyi AKP'ye değil, özellikle Baykal+CHP'ye odaklamak, CHP'nin altındaki halıyı çekmek açılım sürecinin gelişmesi, Kürt sorununun çözülmesi için çok daha yararlı olabilir...
Bu tutum demokratik güçlerinde önünü açar. Açılım sürecinde öncüleştirir. İnisiyatif yeteneğini artırır. Böylece manipülasyonları, kışkırtma ve çarpıtmaları da engellemiş olur. Toplum desteği artar. CHP'nin dayandığı toplumsal tabanda kaymalar yaşanır. Demokratik güçlere doğru bir akış olur.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
