Tehlike çanları çalmadan...
Size bir soru: Yaratmak, oluşturmak mı önemli, yaymak mı?
Hangisi 'haneye yazdırır'; daha çok etkiler, örgütler?
Kuramın kendisi mi, eylemi mi?
Ya da şöyle soralım: Kurama anlamını kazandıran, kuramın kendisi midir yoksa hayata geçirilişi, yığınlara mal edilişi mi?
ANF'de yayımlanan Öcalan'ın 'görüşlerini' bir köşe yazarı olarak okurum.
Son dönemlerde sık kullandığı bir cümle var. Diyor ki, 'AKP beni kabul etmiyor ama projelerimi, DTP için önerdiklerimi sahiplenerek bir bir hayata geçiriyor.'
Verdiği birçok örnek de var...
AKP'nin ekonomik, politik ve kültürel alanda objektif olarak Öcalan'dan yararlandığı, bu bağı kullanarak toplumla daha güçlü bir iletişim kurduğu bir gerçek...
Dün Erdoğan'ı izledim. Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında konuşuyordu.
Diyor ki: 'Açılım projelerimizi halka götüreceğiz. Hazırladığımız broşürleri, kitapları, sine vizyon gösterilerini vs.yi her yere ulaştıracağız. Kahvehanelerde evlerde, sokakta iş yerinde yoğun kapsamlı çalışmalar yürüteceğiz...'
Yani tam bir 'seferberlik' hali...
Halka ulaşmanın, bir fikri/kuramı ya da projeyi halka anlatmanın ve halklaştırmanın en etkili, en sonuç alıcı yolu bu...
Erdoğan (AKP), Öcalan'ı hem demokratik önermeler bakımından yakından izliyor hem de kendine uyarlayarak, sahiplenerek toplumla arasındaki mesafeyi kısaltıyor...
* * *
Bu ilk bakışta 'iyi bir şey' olarak görülebilir.
Politika da şöyle bir şey var: Etkili bir şeyi, bir kuramı ya da fikri/önermeyi kimin yaptığı yarattığı önemli değildir, önemli olan onu kimin pratikleştirdiği, hayata geçirdiğidir. Yapılan şeyler, ortaya çıkan eserler, yaratıcılarıyla değil; onu uygulayanlarla anılır, onlara mal edilir çünkü...
Bununla da kalmaz, toplum ile uygulayıcılar arasında belli bir bağ oluşur ve uygulayıcılar siyaseten de benimsenir/kabullenir hale gelir. Baştaki sorumuza dönersek...
Yaratmak, oluşturmak elbette ki önemlidir. Ancak politika da sonuç alıcı olan, bir kurama, doğru bir önermeye hayat vermek, onu eylemleştirmek/pratikleştirmektir.
Haneye yazdıran da bu pratiktir. AKP'de böyle kazanıyor...
Kazanmakla kalmıyor giderek ciddi bir bilinç kaymasına da yol açıyor. Kürtler içinde de demokratik referans haline geliyor. Demokratik kriterleri belirleyen oluyor. Kuralları oluşturuyor. Bu da AKP çözümü, AKP demokrasisi dışında bir alternatif yokmuş/ olmayacakmış gibi bir algıyı, ideolojik bir yanılgıyı besliyor...
Özellikle kuramsal olarak iyi beslenmemiş, düşünsel olarak derinleşmemiş yapıları çok daha etkiliyor gözüküyor...
Açık söylemekte fayda var: DTP'de d‰hil, ilerici, aydın yurtsever kesimlerde;
Bir: AKP'nin eline/avucuna daha çok bakan,
İki: 'Yaptıklarından' ya da yapmakta olduklarından etkilenip söylemlerini referans alan; mesela Taraf Gazetesini daha çok izlemeye başlayan, Ahmet Altan ve benzerlerinin Kürtler ve Kürt sorunu hakkındaki duygusal vurgularının altındaki, Erdoğan'dan, 'Kürtlerin ve Türklerin kurtarıcısı, yeni kahramanı yaratma' gayretini görmeyen;
Üç: İdeolojik olarak gerileyen; politikayı da giderek daha çok etkili ve güçlü olana yaslayan bir kesim oluşuyor!
* * *
Böyle devam ederse, DTP bildik yetersizliğini ve yöntemini aşmazsa, AKP Kürtler içinde de ideolojik tabanını yaratacak...
Tehlike çanları çalmadan DTP önemini almalı...
Bu ülkenin ilerici demokrat aydınları bilim insanları, gençliği ve kadınıyla bağ kurarak süreci; 'demokratik Aydınlanma' kampanyasına dönüştürmeli...
DTP'nin kuramsal olarak güçlü bir geri planı/dayanağı olduğu bir gerçek. Program ve proje sorunu da yok. Ancak program ve projeleri hayata geçirecek, halkla buluşturacak, ete kemiğe büründürecek ciddi temsiliyet yani pratik uygulama sorunu var...
Bu sorun DTP'yi geriyor ve geriletiyor.
Politik açıdan AKP'yi deşifre etmek, CHP, MHP gibi siyasal gericilik ve milliyetçiliği teşhir etmek yetmiyor; yeni demokratik toplum modelini, toplum kuramını, önermelerini kitlesel değer haline getirecek aktivitelere de yönelmesi, buna ilgi göstermesi gerekiyor.
'Nasıl bir dünya ve Türkiye' sorusunu kitlelere yanıtlayacak, toplumsal yüzleşmeyi sağlayacak, çözüm yolunu gösterecek 'mobil hareketlilik' içinde olması; bu anlamda okullara, yurtlara, ev ve iş yerlerine girmesi, 'çat kapı' yapması, 'Kürtler ne istiyor?' sorusu kadar, 'nasıl bir Türkiye?' sorusuna da yanıt verecek aktiviteler gerçekleştirmesi etkili olabilir...
Teorik ve kuramsal görüşü güçlendirmek, demokratik çözüm ve yeni toplumsal modelin ideolojik dayanağını kuvvetlendirmek için Akademik çalışmalar yapmak ve bunları her alanda yaygınlaştırmak da 'kaymalara' karşı tedbir olarak düşünülebilir...
Yoksa... Yoksa çok geç olabilir...
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
