İzmir değil, Baykal suçlu
Eşbaşkan Ahmet Türk'ü karşılamaya gelen DTP'lilerin konvoyuna karşı yapılan saldırının gerçek suçlusu, MHP'li lümpenleri bir yana bırakırsak, CHP'dir, onun Başkanı Baykal'dır.
Baykal'ın daha önce kendi hazırladıkları Kürt raporlarına rağmen ve şu anda yürütülen 'açılım' siyasetinin kesin bir 'devlet projesi' olduğunu bildiği halde, Açılım siyasetine karşı çıkışındaki çelişkiyi ne zamandır vurguluyorum.
Bundan tam bir ay önce, yani 24 Ekim tarihli yazımda, Baykal'ın bu tutumundan hareketle şu soruyu sorup, yanıtlamıştım:
'O halde Baykal neden bu projeye akıl almaz bir öfkeyle saldırıyor?
Yaptığı kışkırtmanın iç savaş ateşiyle oynamak olduğunu bile bile neden bu tehlikeli yolda yürüyor?
Bu basit bir seçim kazanma taktiği değildir.
İç savaşla oyun oynayarak seçim kazanılamaz. Dökülen ilk kanda boğulacak olan ilk kişi Baykal'ın kendisidir. Gerginlik CHP'nin oy aldığı 'kıyı şeritlerindedir'. Orta Anadolulu MHP'ninkine aldırmayın. O Kürtsüz kentlerdeki lümpenlere sesleniyor. Bahçeli'nin kışkırtmalarından en fazla 'ülkücü terör' çıkar. Baykal ise Ege'de, Akdeniz'de savaş nedeniyle göç eden Kürtlerin gettolaştığı yerlerdeki gerilimle oynuyor. Baykal'ın kışkırtması 'iç savaş' çıkarır.
O halde sormak gerekiyor: 'Devlet Partisi' CHP nasıl oluyor da iç savaşa neden olacak bir yolda yürüyor? Baykal hangi akla hizmet etmek için iç savaş ipinde cambazlık yapıyor?
Bu soruların akla yakın bir yanıtı olmalıdır.
Vardır.
'Baykal iç savaş ortamı yaratarak, Ergenekon çetesini kurtarmak istiyor.'
Deniz Kuvvetleri'nde yuvalandığı iddia edilen şebekeyle ilgili dehşetengiz belgelerin Taraf Gazetesinde yayınlanmasından sonra, İzmir'de önceden planlandığı belli olan bu linç saldırısı biliniz ki, basit bir MHP 'infiali' değildir.
Yeni Şafak yazarı Akif Emre'nin İzmir'deki saldırıyla ilgili şu gözlemi anlamlıdır:
'Son derece modern görünümlü genç kadın ve erkekleri taş atarken gösteren fotoğraflar... Ulusalcı mitinglerin bir adım sonrasına projeksiyon tutan fotoğraf kareleridir aslında. O mitingleri dolduran kalabalıklar Cumhuriyet'in başarı öyküsü için örnek gösterilecek çağdaş, laik, modern insan tiplerinden oluşuyordu. Çünkü ümmet olmaktan ulus bilincine ermiş, çağdaş Cumhuriyet çocukları olduklarını düşünüyorlardı.'
Sözü edilenler MHP'nin değil, CHP'nin kitlesidir. O Cumhuriyet Mitingleri, 'turuncu devrimlerden' esinlenilerek yeltenilen bir 'kırmızı-beyaz sivil darbe'nin kitle hazırlığıydı. O sırada Ergenekon ataktaydı. Şimdi yargılananlar bu mitingleri örgütleyenlerdi.
DTP konvoyunu taşlayanlar, nasıl ki o Cumhuriyet mitinglerine 'laik demokrasiyi' korudukları inancıyla körlemesine, CHP ajitasyonuna kurban giderek katıldıysalar, şimdi de bu linç eylemine 'vatan bölünecek' aldatmacasının kurbanları olarak katıldılar. Cumhuriyet mitinglerinde Ergenekoncuların darbesine hizmet ettiklerini bilmiyorlardı, şimdi ellerinde taşlarla saldırırken, Baykal'ın Ergenekonu kurtarmak için kışkırttığı 'iç savaş' oyununa geldiklerini bilmiyorlar.
Ömer Ağın'ın dünkü yazısında belirttiği gibi, Türk aydınları Kürtlere AKP propagandası yapacağına, Ege'deki bu duruma müdahale etmelidirler. Hatta yapacaklarsa, AKP yanlısı propagandayı tam da buralarda yapmalıdırlar.
Neden?
Çünkü eğer AKP, demokrat Türk aydınlarının dediği gibi, gerçekten Açılım siyasetinde samimiyse, bu siyasetini Kürtleri AKP çizgisine çekerek değil, -çünkü Kürtlerin barıştan ve çözümden yana olduğu bir bedahattir- Ege'deki 'müreffeh' Türk toplumunu kendi çizgisine çekerek başarabilir.
Kürtler Açılım siyasetine 'düşmanlık' etmiyor. Bu siyasetten 'şüphe' duyuyorlar. Bu siyasetin Kürt özgürlük hareketinin örgütsel kazanımlarını tasfiye etme niyetine karşı çıkıyorlar. Açılım olmasın demiyorlar, gerçek Açılım olsun diyorlar.
Ege'de ise, Açılım 'düşmanlığı' almış başını gidiyor, şimdiki savaşı bile arattıracak kanlı bir tezgah çalışıyor. İç savaş kışkırtması AKP'nin de tabanını yarın etkileyecek bir şiddetle Ege, Akdeniz kıyılılarında fırtına sinyalleri veriyor.
Eğer AKP Ege'deki toplumu Açılıma ikna için elden geleni yapmak yerine, Fethullaçı misyonerleriyle Diyarbakır'da DTP'nin altını nasıl oyarım diye uğraşmaya devam ederse, Ege'de iç savaş sürecine destek vermiş, bölgede ise dağdaki savaşı durdurabilecek güçlere karşı savaş ilan etmiş olur.
DTP bölgede Türk 'düşmanlığını' kesinlikle önlemiş, kendi tabanını barıştan, çözümden yana eğitmiştir.
AKP ise Ege'de, Akdeniz'de Kürt 'düşmanlığını' önleyememiş, kendi tabanını barıştan ve çözümden yana eğitmek şöyle dursun, cahil bırakmıştır.
Hal böyle olduğu halde, ne kadar AKP'li sosyolog, psikolog, medyacı, şucu bucu varsa, hepsi Diyarbakır'da. Diyarbakırlıya Açılım anlatma derdinde.
Siz bırakın Diyarbakırlıyı 'eğitme' işini. İzmir'e, Mersin'e, İstanbul'a gidin... Diyarbakırlı dağdaki savaşı bitirmeye çalışırken, İzmirli iç savaş oyununa gelmek üzeredir çünkü.
Herkes yerli yerine...
Herkes kendi işine...
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
