Türkler olunca 'vatandaş', Kürtler olunca 'Terörist'...
Etnik düşmanlığın, ayrımcılığın, mubah görüşün bu kadarı da fazla...
Birileri ruhumuzu incitiyor...
Medya kaç gündür İzmir'de DTP'nin düzenlediği mitingde Kürtlere saldıranları 'vatandaş', saldırıyı da 'vatandaş tepkisi' olarak lanse edip duruyor...
Son derece seçilmiş, iyi düşünülmüş bir ifade ediliş bu...
Genellersek, hukuksal kimlik ve konumunun dışında 'vatandaş'; sıradan halk, meskun mahalde oturan, işinde gücünde olan, kendince yaşayan ahali; masum çoğunluk olarak tanımlanır.
'Vatandaş tepkisi' ise, doğal tepki olarak alınır. Tasarlanmış sayılmaz. Herhangi bir örgüt bağı, siyasal bağ içinde ele alınmaz.
'Vatandaş' ya da 'vatandaş tepkisi' gibi tanımlamalar itici gelmez, aksine duygusal sempatik çağrışımlar yapar, sahiplenilir. 'Vatandaş' yapmışsa, tebessümle karşılanır, bir art niyet/kasıt aranmaz. Meşru sayılır.
* * *
Genelde Kürtlere, özelde DTP'ye karşı yürütülen linç kampanyaları, aslında bir tür etnik bastırma harek�tıdır ve oldukça geniş bir zemin üzerinden yürütülüyor. Bu 'yok' sayıcı ağır ruh incitmelerinin, 'vatandaş tepkisi', 'halkın doğal refleksi' olarak tanımlanması ise, bir bakıma Türkiye'deki yaygın ırkçı yaklaşımı ele veriyor.
Ele vermekle de kalmıyor, belli odaklar tarafından Türkiye'nin ve Türklüğün gururu, sahiplenişi sayılarak egemen ulus milletçiliğini ayakta tutan 'milli şuur' sayılıyor...
Kürtlere, Rumlara, Ermenilere, Çerkeslere, Süryanilere ve daha başkalarına; yine başta Aleviler, farklı inanç gruplarına karşı geliştirilen saldırılar, kanlı katliamlar, Madımak'ta olduğu gibi ateşe vermeler de bu ruhun eseri sayılarak egemen ulus içindeki saygınlığını koruyor...
İzmir örneğinde de görüldüğü gibi bu saldırılar, 'Vatandaş tepkisi' değil, bazı siyasi güçlerin özellikle de MHP ve CHP'nin son derece örgütlü ve organize geliştirdiği bir saldırıdır.
Bu saldırının önceden planlandığı, parke taşlarının kırılarak geçiş güzergahlarında hazırlıklar yapıldığı, bu bilinmesine rağmen tedbir alınmadığı, saldırı sırasında müdahale edilmediği ise artık bir sır değil...
* * *
Aynı yöntem...
Her yerde aynı kurgu...
Sivas'ta, Malatya'da, Maraş'ta, Serik'te daha onlarca yüzlerce yerde faşist çeteler, gerici odaklar ellerinde silahları ve patlayıcılarıyla baskınlar katliamlar düzenledi, devrimci, ilerici, aydın kanı döktü, Kürtleri katletti...
'Vatandaş tepkisi' diye geçiştirildi. Halk yürüdü, halk baskın yaptı, coşa geldi, tahrik edildi' dendi.
Doğal karşılandı. Hatta haklı bulundu; savunuldu...
Bugün, Başbakan Erdoğan bile İzmir olayı için 'Ellerinde flamalar, pankartlar taşırlarsa böyle olur' diyerek aynı şuura ve zihniyete sahip olduğunu göstermekten kaçınmıyor...
* * *
İşin özü ne biliyor musunuz?
Türkler yapıyorsa ve saldırı Kürtlere, diğer milliyet ve azınlıklara, inanç gruplarına yapılıyorsa 'vatandaş'tır...
Bir de tekbir getiriyorsa, bayrak taşıyorsa, 'Kahrolsun PKK' diye slogan atıyorsa 'vatansever'dir...
Parmaklarıyla kurt işareti yapıyorsa, 'ne mutlu türküm diyene' diye ant içiyorsa, 'şuur sahibi' dir...
Kürtler yapıyorsa; mesela hak arıyorsa, baskıları protesto ediyorsa 'terörist'tir...
Çocuk da olsa, kadın da olsa, 'gereği yapılacak' dır...
Yürüyorsa, barış istiyorsa, kurşunlanan, kurşunu hak eden, tutuklanan, işkence gören, hapis yatan, cefa çekendir...
Kısacası...
Her şey, her egemen düşünce, her baskın duygu; söz konusu Kürt ya da Kürtler olunca her şeyi reva görüyor; 'müstahaktır' diyor...
Bu yaklaşımın altında açık bir etnik temizleme/arındırma isteği var...
Milliyetçi faşist dayatma var...
'Yok etme' isteği var...
Bu bir milli yaklaşım; bir devlet tutumu...
Yoksa nasıl olur da söz konusu olan Türkler olunca 'vatandaş', Kürtler olunca 'terörist' olabilir?
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
