Asılan adama ipin verdiği destek

Çoğu zaman esnek bir politik taktik formüle edildiğinde, samimi olarak bir ürküntü ortaya çıkar: 'Kürtler böyle esnek politikalardan anlamazlar, Hükümetin bir politikasına esnek yaklaşılırsa, gidip Hükümetin partisine yaklaşırlar...

Belki tam tersi doğrudur, belki de gerçek olan, kitlelerin esnek politikalardan ötürü şaşırmasından önce, bu politikayı formüle edenlerin kendi kendilerine inançlarının zayıflamasıdır; esnek politik taktik formüle edenin ansızın esnemesi, Hükümetin falanca adımını 'destekleyelim' diyen politikacının ya da yazarın o adımı 'destekleme' durumundan o adımı atan partiyi 'destekleme' durumuna kaymasıdır.

Sanırım asıl endişe verici olan budur. Esnek politik taktiklerin halkı şaşırtacağını sanmak bence yanlıştır; esnek politik taktikler o taktikleri uygulayanları şaşırtıyor olmalıdır. Ben, kendi zayıflıklarımızı kitlelere yüklemenin, en tehlikeli bürokratizm olduğuna inanmışımdır.

Bu zayıflığın nedeni, İmralı'nın sürekli vurguladığı ciddi eğitim yetersizliği olsa gerektir.

O nedenle halktan değil, politikacının 'kaymasından' söz etmek daha doğru olabilir.

Kürt toplumu, asırlık zorlukların tezgahında kendini eğitmiş bir toplum. 'O bizim resmi görüşümüz, bu da gerçek görüşümüz' diyen hayat okulu mezunu nice ermişe sahip o topraklar. En esnek taktiklerin ustaları o halkın içinden çıkıyor.

Esnek taktiklerle, sekter taktikler arasında bocalama halka özgü değil. Siyasete özgü...

Vaktiyle başarılı bir sendika aktivisti bana, esnek politik taktiklerin kitleler içinde ele alınış yöntemi hakkında çok ilginç bir örnek anlatmıştı.

1970'lerde toplu iş sözleşmesi görüşmeleri çıkmaza girdiği için sendikacı arkadaşımın iş kolunda grevler sürüyormuş.

Fakat hem sözleşme göreşmeleri sonuçlanamıyormuş, hem de grevci işçiler arasında moral bozukluğu artıyormuş.

Sendikacı arkadaşım bana şöyle dedi:

'Sonunda durum ortaya çıktı. Sözleşme görüşmelerini yürüten arkadaşımız, patron temsilcilerine 'taleplerimizi kabul etmediğiniz durumda, işkolu çapında greve gideceğiz, fabrikalarınızı işgal edeceğiz' ültimatomunu veriyormuş; buna karşılık grevci işçileri sözleşmenin uzlaşmayla sonuçlanacağına ikna etmek için, 'az kaldı arkadaşlar, patron taleplerimizi kabul ettiğinde grevimiz sona erecek' mesajı veriliyormuş... Bu ise patronun bizi 'uzlaşmazlıkla' suçlamasına neden oluyor, buna karşılık 'grev yakında bitecek' söylemi, işçilerin direnme gücünü zayıflatıyordu.'

Arkadaşım devam etti:

'Bu yanlış bir yaklaşımdı. Sözleşme göreşmelerinde 'esnek' olmamız gerekiyordu. Patron temsilcilerine 'eğer taleplerimiz kabul edilirse, hemen grevlere son vereceğiz' denmeliydi. Buna karşılık işçilere grevin uzamasından ötürü bozulan moralleri düzeltmek için, 'patron taleplerimizi kabul etmezse, bu grev bin yıl sürecek, fabrikalar işgal edilecek, işçi üretimden gelen gücünü kullanacaktır' diye kararlılık aşılanmalıydı. Oysa tam tersi yapılıyordu.'

Çok basit: Taleplerimizi kabul ederseniz grev sona erecek... Bu, esnek politik taktiğin söylemi.

Taleplerimiz kabul edilmezse grev sonsuza kadar sürecek... Bu da, esnek politik taktiğin, kitleler arasında militanca ifadesi...

Arkadaşım, 'Bu basit düzeltmeyi yaptıktan sonra, patron temsilcileri bizi 'uzlaşmazlıkla' suçlayamaz oldular, grevci işçi arkadaşlarımız ise grevlere daha büyük şevkle sarıldılar. Sonunda başardık.'

Şimdi bunu Kürt sorunundaki mücadeleye uygulayalım:

Örneğin Kürt tarafının sözcüsü AKP'ye şöyle diyor: 'Eğer Açılım siyasetiniz Kürtlerin talepleriyle uyumlu olursa, biz Açılımı bütün gücümüzle destekliyeceğiz...'

Aynı sözcü, kitlelere hitap ederken şöyle diyor: 'Eğer AKP'nin Açılım siyaseti, bugün olduğu gibi Kürtlerin taleplerini görmezden gelmeye devam ederse biz, AKP'nin Açılım siyasetinin iç yüzünü açıklamaya devam edeceğiz...'

Esnek politik taktik 'siyasetçinin işi'dir.

Kitleleri 'esnekleştirmek' değil, kitlelerin 'esnek politikayı' militanca desteklemesini sağlamak ise asıl örgütün işidir.

Lenin, Britanya sosyalistlerini oportünist partiyi desteklemeye çağırdığı zaman, dönüp o işçi kitlelerine, 'Biz bu reformistlere destek veriyoruz, vereceğiz, vermeliyiz ve bu destek sağlam olmalı, tıpkı asılan adama ipin verdiği destek gibi' diye seslenmişti.

Boşuna siyaset bir 'sanattır' dememişler...

Hayırlı bayramlar...