Kurban adanıştır, Bayram barıştır

Yer yüzünde egemenlik iddiası ile hareket eden güçlere kurban vermek, adakta bulunmak, otoriteye teslim olmaktır. Hakikate tanıklık etme iddiası ile yola çıkıldığında ise beşeri güç odaklarına teslimiyet inanç bozukluğu olarak kabul edilmektedir

Kurbanın sosyal hayata bir bayram kutlaması ile yansıması, paylaşma, dayanışma ve nihayet barışmadır. Her türlü küslüğü geride bırakma iradesini geliştirebilmek, öfkenizi, nefretinizi yani nefsinizi yenebilmenizle ilgilidir. Barış fedakarlıktır

Bu barış arayışını, aile içerisinden, ülke geneline yayabilmek, hatta bölgesel ve nihayet bütün insanlığın barışı hak ettiği algısı üzerine oturtabilmek için bayramlar tarihi bir fırsattır. Barış savaşmaya cesaret edemeyenlerin çaresizliği değildir

Kurban'ın tarihi ile ilgili iddialar ilk insan ilk peygambere kadar dayanmaktadır. Kurban yada adak bir teslimiyet iradesidir. Kime teslim olunamayacağını tanımlamayan bir dünya görüşünün özgürlük algısı inşa etmesi mümkün değildir. Yer yüzünde egemenlik iddiası ile hareket eden güçlere kurban vermek, adakta bulunmak, otoriteye teslim olmaktır. Hakikate tanıklık etme iddiası ile yola çıkıldığında ise beşeri güç odaklarına teslimiyet inanç bozukluğu olarak kabul edilmektedir. İnsanın kurtuluşunu her türlü beşeri dayatmadan arınmada gören bir zihin dünyasında böylesi bir inanç bozukluğuna yer yoktur.

Siyasetçilere, yada manevi kanaat önderlerine yönelik kurban kesmelerin şirk (ortak koşma) olarak tanımlanması bu açıdan önemlidir. Ne manevi dünyamızı ne de yaşadığımız toplumsal ortamı yönetme iddiasında olanlara böyle bir tanzimde bulunma hakkı müminlere tanınmamıştır.

Kurbanın sosyal hayata bir bayram kutlaması ile yansıması ise, paylaşma, dayanışma ve nihayet barışmadır. Her türlü küslüğü geride bırakma iradesini geliştirebilmek, öfkenizi, nefretinizi yani nefsinizi yenebilmenizle ilgilidir. Bu barış arayışını, aile içerisinden, ülke geneline yayabilmek, hatta bölgesel ve nihayet bütün insanlığın barışı hak ettiği algısı üzerine oturtabilmek için bayramlar tarihi bir fırsattır.

İnsanın kendisi ile çevresi ile, değerleri ile kavgalı hale getirildiği bir dünyada barışın sadece sulh olmadığını, selamet, huzur ve kurtuluş olduğunu kabul etmek gerekir. Onuru ve idealleri için kıymetli gördüğü şeyleri adamayı, adanmayı göze alamayanlar için gerçek bir barışta söz konusu değildir. Barış için hayatını bile adamayı göze alabilenler için bir başka anlam ifade eder. Barış savaşmaya cesaret edemeyenlerin çaresizliği değildir.

İnsani değerlerin, ilkelerin, umutların çok kolayca kurban edildiği bir tüketim çağında madde her şeyin üzerinde bir kutsallığa kavuşmaktadır. Paranın, saltanatın vazgeçilmezliği karşısında en kolay kurban edilebilen, insanların emeği, özgürlüğü, yaşama hakkı olmaktadır. Başka bir dünya mümkün diyenler için hayatın bayramlaştırılması, sevdiklerimizden feragat etmeye bağlıdır. Barış fedakarlıktır. Kibrinden, kırmızı çizgilerinden, sembollerinden kutsallar inşa edenler için barış, sadece kulağa hoş gelen bir süslü sözden ibarettir.