Tek kanatlı Tayyere: Türk Kuşu
Ben Başbakan'ın yerinde olsam (Allah yazdıysa bozsun) ve Kürt sorunu gibi, bu el atanın elini yakan sorunu çözme ya da 'hafifletme' amacıyla 'Açılım' yapmaya kalksam, 'açılmadan' önce, 'kapanırdım'. (Siyasi tesettür yani.)
Önce İmralı'ya bir haber uçururdum. Gizlice. Kimseye duyurmadan. Açık değil, kapalı. Öcalan'ın görüşlerini almakla yetinmezdim. Onunla bir mutabakata varmaya çalışırdım. Beş aşağı, beş yukarı bir mutabakat sağlamadan Açılım'ın kıyısına bile yaklaşmazdım.
Bilirdim ki, Öcalan'la mutabakat sağlanmadan Açılım filan olmaz.
Nereden bilirdim bu gerçeği?
On yıllık deneyden bilirdim.
Öcalan'ı on yıldır İmralı'da tutmak, onunla bırakalım mutabakatı, bu yolla kavgaya devam etmek Kürt sorununda 'askeri zaferlere vesile' oldu mu?
Olmadı.
Ben olsaydım Açılım işine böyle başlardım.
Ama Tayyip Erdoğan ben olmadığı için öyle başlamadı. Açılım'ı Öcalan'la kavgayı kızıştırarak başlatmayı tercih etti. Herkesi kandırır gibi, 'iyileştirme' adı altında 'beyaz işkenceli' hücreyi bu defa yarı yarıya küçülterek 'ölüm kuyusuna' çevirdi.
Devam edelim.
Öcalan'la mutabakatta şeffaf davranırdım: Kürt sorunu denizinde ne kadar açılacağımı saklamadan, gizlemeden anlatırdım. Destek isterdim. Alırsam Açılım'a başlardım. Almazsam, o desteği almak için daha makul öneriler formüle ederdim.
Eğer bu Açılım gerçekten Türkiye'yi 'uçuracaksa', bütün bunları yapardım. İmralı ile mutabakatın Türkiye'yi uçurmasına kim itiraz edebilir ki... Hep birlikte uçardık.
Ama hayır...
Başbakan bu Açılım'ı Kürtlere rağmen yapma inadından vazgeçmedi. Yani Türkiye'yi tek kanatlı bir tayyare yapmaya kalktı. 'Türk kuşu'adlı tayyareyi tek Türk kanadıyla uçurayım derken, bir de baktı ki Türk kanadı da yok. Kanatsız tayyare 'Türk kuşu' da olsa uçmaz. Kürt kanadı olmadan Türkiye bir karış yukarıya zıplayamaz.
AKP kendisi tayyare olmaya kalktı.
Ne İmralı'yı, ne Kandil'i, ne de Meclis'teki DTP grubunu hesaba bile katmadı.
Gerçi 'ben yaptım oldu' diyemedi. Çünkü Açılım şu anda Hükümetin yüzüne gözüne bulaşmış durumda. Ama 'ben yaparım olur' sandı.
Olmaz.
Allah'ın kitabında nasıl 'günah iki kişiyle işlenir' denmişse, barış da 'iki taraf' arasında olur.
Sen Açılım'la 'barışacağım' dediğin tarafı hesaba katmazsan, barış koşulları hakkında onun rızasını almazsan, onunla konuşmazsan, onu dinleyip, onunla uzlaşma yollarını arayıp bulmazsan, nasıl Açılım yapacaksın?
Olmaz...
Böyle Açılım olmaz. Böyle barış olmaz. Böyle aklı başında hiç bir şey olmaz.
Şimdi soralım bakalım: Şu Ermeni Açılım'ını yaparken Başbakan Ermenistan devletiyle görüşmedi mi? Onların görüşlerini dinlemedi mi? Onlarla uzlaşmak için müzakere yöntemine başvurmadı mı? Sonunda karşılıklı bir mutabakat sağlanmadı mı?
Aynen böyle oldu.
Türk milliyetçisinin 'tarihi düşman' bellediği, her soykırım iddiasından sonra 'Ermeniler yüzbinlerce Müslüman Türkü katletti' diye küfrettiği Ermeni tarafıyla uygun görülen müzakere yöntemi neden Kürt tarafıyla görülmüyor?
Deniyor ki, Ermeniler bizim yurttaşımız değil.
Boşversenize...
Onlar vaktiyle yurttaşımızdı.
Ne zaman ki Ermenilerin yurttaşımız olduğu unutuldu, 'düşmanımız' ilan edildi, yüzbinlerle kırılıp geçirildi...
İşte o zamandan sonra Ermeniler artık bizim yurttaşımız olmaktan çıktı...
Siz, Sayın Başbakan, Bakanlar, Devlet yetkilileri, Kürde danışılmadan, onun rızası alınmadan Açılım yapıyoruz diyerek, gerçekte ise askeri açıdan teslim alınamayan Kürtleri politik açıdan teslim almaya çalışarak ne yaptığınızı sanıyorsunuz?
Kürtleri 'vatandaş' olmaktan çıkarmak üzere olduğunuzu anlamıyor musunuz?
Türklerde yarattığınız Kürt düşmanlığının tastamam böyle bir sonuç doğuracağını nasıl oluyor da göremiyorsunuz?
Tehlike Fırat'ın doğusunda değil...
Fırat'ın batısında.
Kurun masayı ve henüz Türkün 'düşmanı' değil, 'yurttaşı' olan Kürtlerle kardeşçe karşılıklı oturun.
Konuşun...
İşte ancak o zaman İzmirlli ve Bayramiçli 'yurttaşlar' Kürtlerin 'düşman' değil, yurttaş olduğunu anlayacaktır.
Devletin 'terörist-düşman' dediğine İzmirli ve Bayramiçli neden 'kardeş' desin!..
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
