Açılımın üç ana dönemi ve kaos...
Hükümete de Kürt demokratik muhalefetine göre de 'Demokratik açılım' bir devlet politikasıydı. AKP'yi aşan bir durumdu. AKP bu politikaya uyarlanmış görünüyordu. Yine AKP'ye göre, 'açılım' için reçeteler, hazır formüller, programlar yoktu. Belli bir takvim söz konusu değildi. Bu bir 'süreç' işiydi ve kısa, orta ve uzun vadede yapılacaklar vardı...
Hükümetten doğru yapılan açıklamalardan; kısa vadede yapılacaklar arasında açılım fikrini olgunlaştırma, belli bir kamuoyu yaratma, sorunu Meclis'e taşıma, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerini sürece ikna etme, özellikle de olumlu sıcak mesajlarla bir diyalog ortamını yaratma vardı.
Verilen demeç ve yapılan açıklamalardan anlaşılan buydu...
Orta vadede ise, anayasal hükümler içermeyen daha çok belli karar ve kararnamelerle birtakım düzenlemelere gitme amaçlanıyordu.
Yine başta Mahmur vb. alanlardan geri dönüşleri sağlama, bu süre içinde Öcalan'ın koşullarında belli iyileştirmeler yapma, Kürt köy ve kasaba isimlerini geri iade etme, Bölge'deki askeri önlem ve denetimleri azaltma gibi adımlar düşünülüyordu.
Uzun vadede ise; belli yasal ve anayasal düzenlemeler öngörülüyordu...
Demokratik açılım konusunda hükümetin oluşturmaya çalıştığı, bir bakıma oluşturduğu izlenim de buydu...
* * *
Buraya kadar olanlar, 'Açılım sürecinin' birinci aşamasına (dönem demek daha doğru) tekabül ediyordu.
Bu süreci; ideolojik yönlendirme, toplumu, özellikle de Kürtleri 'Reformcu liberal AKP' fikrine ikna ederek, akıl ve irade birliğini bozma süreci olarak tanımlamak da mümkün...
Bu süreçte bol bol soyutlamalar yapıldı. 'Açılım'dan, onun gerekliliğinden bahsedildi. Genellemelerle düşünsel taban oluşturulmaya çalışıldı. Ezber bozan ifadeler ve etkili konuşmalarla 'Türkiye'nin demokratik değişimini amaçlamış hükümet' görüntüsü yaratılmaya çalışıldı.
Ancak çözüm için tek adım atılmadı. Tek somut proje geliştirilmedi. Bu süreçte Türkiye aydınlarının önemli bir bölümü de bu söylem ve yaklaşımlardan etkilenerek AKP'nin demagojik söylem ve 'çözüm' siyasetine angaje oldu...
* * *
Açılımda ikinci dönem ise; Öcalan'ın çağrısıyla Barış Grupları'nın Türkiye'ye giriş yapmasıyla başlayan dönemdi...
Tıkanma karşısında atılan bu somut adım, AKP iktidarının soyut söylemlerini zorladı. Hatta bozdu. Kürt tarafının attığı bu adım; hükümetten beklentileri somut isteğe dönüştürdü. AKP hükümeti ya bu isteğe karşılık vererek somut adımlar atacak ya da Kürtlerden doğru gelişen bu yaklaşımı manipüle ederek bastıracaktı...
Hükümetin tercihi ikincisi oldu...
Açılım projesinin altında yatan tasfiye planını deşifre eden Barış Grupları'nın gelişini manipüle etti ve başta DTP olmak üzere Kürtlere dönük korkunç bir siyasal şiddet geliştirdi...
Bastırmalardan, kapatmalardan bahsetti. Kürtlere dönük gelişen milliyetçi şoven dalgayı, siyasal ve fiziksel linç dalgasını mübah saydı, İzmir örneğinde olduğu gibi onayladı...
* * *
Üçüncü ana dönem, şu an içinde bulunduğumuz dönemdir.
Bu, 'yeni kaotik süreç' olarak da adlandırılabilir.
Bu sürecin karakteristik özelliği; AKP hükümetinin sahte açılımcı yüzünün açığa çıkması; sürecin olumsuz sonuçlarını ise Kürtlere fatura etmeye çalışan bir siyasal yaklaşımın (tutumun) baskıcı bir anlayışla yürütülüyor olmasıdır.
DTP'ye dönük saldırılar, Öcalan'ın 'ölüm çukuruna' konması, milliyetçi şoven dalganın sadece CHP-MHP destekli değil, AKP destekli olarak da yükselişi bu kaotik sürecin ana unsurları olarak önce çıkıyor...
Gözüken o ki, şiddet bu döneme damgasını vuracak... Öcalan'ın içinde tutulduğu ölümcül koşulların yarattığı siyasal, manevi ve ruhsal baskı Kürtleri yeni arayışlara itecek...
Durum daha da gerilecek...
* * *
Ancak bu yeni kaotik durumun Kürtlere de Türklere de fayda sağlamayacağı, devlet içindeki savaş ve şiddet kliğini güçlendireceği açıktır.
Açılım tartışmalarının Türkiye'de belli bir aydınlanma, düşünsel yenilenme, muhakeme etme arayışını da beraberinde getirdiğini, bunu tetiklediğini kabul ediyorum.
Objektif olarak böyle bir sonucu var...
Ancak bir başka yönü daha var ve bu yön çok daha yıkıcı olmuştur:
Gerçek zeminine oturtulmamış ve en azından bugünkü koşullarda tasfiye amaçlı geliştirildiği anlaşılmış 'açılım'ın yarattığı yeni dinamik milliyetçi şoven dalga... Bu dalganın AKP kararsızlığı ve ikiyüzlülüğünden güç alarak yarattığı siyasal aksiyon... AKP'nin yarattığı boşluğu doldurma gayretkeşliği...
Sonuç...
Her şey başa döndü gibi...
Klasik şiddet ve tasfiye girişimlerine karşı, klasik direniş...
Biraz daha yıpranarak, yıkarak ve yıkılarak aynı noktaya geri dönüş...
Körelten bir kısırdöngü...
Oysa son 30 yıldır aynı şeyi yaşıyoruz...
Tekrarın anlamı yok...
Yapılacak tek şey; açılımın doğru anlayışla doğru zemine oturtulması ve çözüm için akli olanın yapılması...
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
