Dünya Ve Türkiye Gündemine Bir Bakış

n/a

DÜNYA VE TÜRKİYE GÜNDEMİNE BİR BAKIŞ

Mehmet ÖZCAN

Son bir ayın Dünya ve Türkiye gündeminin neresinde kalmıştık? Dünya gündemi: Küresel kapitalizmin krizi ile meşguldu. Bir türlü küresel kapitalizmin krizini atlatmış değiller. Sanayi tekelleri iflas ederek fabirikaları kapatırken banka sermayesi ise, verdiği kredileri geri toplayamadığından onlarda iflas ederek bankalar kapanmaktadır.

Sıraya devletler girsede batan Sanayi tekellerini kurtarmaya sonuçsuz kalmaktadır. Yeniden kamu sektörüne ve devlet tekeline dönüş hızlanmış durumdadır. Sermayenin özelleşmesi ise, iflas ederek devlet tekeline kamu sektörüne dönmüş durumdadır. Tabii ki, bu yöntemde kapitalizmin krizini durduramayacaktır.

Kapitalizmin krizi ne ilktir ne son olacaktır. Çünkü; kapitalizmin kendisi bir krizdir. Ne bunalımı biter nede krizi biter, kapitalizm kär etmeye ticarette birbirini kandırmaya dayanır. Kapitalizm yasası gereği artı-değer üzerinden kär sağlayarak ve sömürü sistemini, düzenini devam ettirmeye çalışır.

Bugün kapitalizm tıkanma noktasına gelmiştir, çünkü; arz ve talep dengesi bozulmuştur. Kapitalizm tüketim toplumudur! Dengesiz süren bir üretim var. Bunun karşılığı olarak da dengesiz tüketen bir toplum vardır. Kapitalizm toplumun ihtiyacına göre değil. Tam tersine kapitalistler kära dayalı üretim yaptığından dolayı, kapitalistler kendi isteklerine göre üretirler! Bu ürettiklerini tüketmek için toplumu zorlamaya başlarlar tv reklamları toplumu bu ürünü almak için toplumu törpüler ama üretileni toplumun alabilmesi, tükete bilmesi içinde yeterli bir gelir ve kazancı olması gerekir. İşte burda eşitsiz yapılan üretim toplumun gereksinimini karşılayamaz.

Burda üretilen metaryal ve ürün tükeciye ulaşamaz! Neden? Çünkü; kapitalist sistemin yarattığı işsizlik, toplumda çalışanların aldığı ücretin yaşam seviyesinde olmaması üretilen tüketim maddelerine tüketicinin alamaması arz ve talep dengesinin bozulmasına neden olur.
Sonunda üretilen maddeler tüketilememesi sonuncu stok olarak depolarda birikerek şişmesi, alınan ham maddelerin değeri ödenememesi sonun da artan banka faizleri ile birlikte artan borçlar fabrikaların iflas ederek kapanması yol açmış olur. Sonuç olarak ne kadar iş yerinde çalışanlar varsa! İşini kayıp ederek işsizler ordusunun katılmasına neden olmaktadır.

Bu durumda kapitalizmin işi zordur. Ancak geçici çözümleri var oda geri kalmış ülkelere karşı savaş açarak kendi ülkesinin ve dünyanın gündemini savaşa taşımaktır. Küresel kapitalizmin krizini unutturmaktır.

Bugünde yapılan da budur. Tüm dünyanın gündemi Afganistan da süren savaş ta, Irak da süren savaşta Orta-doğu da süren Filistin-İsrail savaşı, Kürdistan da Türk militer devletin, Kürd halkı üzerinde süren savaşlar! Daha öncede söylemiştim Kürd açılımın altı boşaltılıyor demiştim. İşte bugün söylediğim süreç başlamış bulunmaktadır. Açılım tıkanarak, Türk militer devletinin savaşa devam demesi ile başlayan yeni bir süreç başlamıştır.
Afrika da süren savaşlar. Latin Amerika da süren savaşlar kapitalist-emperyalist sistem sürdüğü sürece devam ederek sürecektir.

Bugün dünyanın her tarafında lokal ve bölgesel savaşlar devam etmektedir. Devam edecek ki, kapitalist sistem hayatta kalabilsin.
Yoksa savaş sanayii ürettiği silahları kime satacak? Bombalanan yıkılan yok edilen bir ülke yeniden nasıl inşa edilecek?
Burada ki, insanları kim sömürerek köleleştirek? Tabikii, kapitalist-emperyalist sistem yapacak! Ne adına yapacak? İnsan hakları adına yapacak.
Önce ürettiği silahları bu ülkelere satacak, sonra yakıp, yıktığı bombaladığı ülkeleri inşasını yapmak için, inşaat tekellerine pazar bulmuş olacak.
Kär edecek sonrada insan hakları adı altında ülkeleri ömür boyu sömürgeleştirerek sözde insan hakları adına; hem yardım yapmış olacak sonrada bu ülke halkını ömür boyu kölesi yapacak. Sömürgeleştirdiği ülke için, kukla askeri diktatör rejimleri destekleyerek iktidara taşıyarak, sömürgeleştirdiği veya ekonomik olarak bağımlı kıldığı ülkeleri sömürmeye ezmeye devam edecektir.
Küresel kapitalizmin çarkını döndürmeye devam edeceklerdir. Ama bu çözümde gelecekte küresel kapitalizmi krizden kurtaramayacaktır....

Ancak bunlar geçici çözümler olup ne insanlığı kurtaracak nede Küresel kapitalizmi kurtarmaya yetecek insanları açlığa yoksulluğa mahkum ederek refah ve huzur bekleyemezsiniz. Bugün küresel emperyalisr-kapitalist sistemin bu açtığı, yarattığı sorunlar kapitalist-emperyalist sistemin sonunu hazırlayacaktır..

Diğer tarafdan da son günlerin virüsü olan ’’Domuz gribi’’ virüsünü dünyaya yayarak dünya halklarını tedirgin etmiş durumda. Diğer yandan ise, Küresel kapitalizmin ilaç sanayii tekellerine büyük kärlar elde ederken! Diğer bir yandan da Küresel kapitalizmin krizininin gündemini buraya taşımış oldu.
Dünya halkları küresel kapitalizmin krizini unutarak domuz gribinden canımı nasıl kurtarırım sorununa döndü. İlaç tekelleri ise, Küresel kapitalizme yeni bir rahatlama sağlayarak kapitalizme de bir nebze nefes aldırmış oldu.

ABD emperyalizmine büyük umutlarla BUSH’un kötü imajını silmek için, Başkan seçtiği Barak Obama’da ne yazıkki, Amerikanın kötü imajını parlatamadı. Çünkü parlatması da mümkün değil. Kapitalist sistemde; Seçimlerle işbaşına gelen hangi hükümet işbaşına gelirse gelsin! Kim seçilirse seçilsin. Esas devlet poltikasını uygulamak onu hayata geçirmek zorundadır.

Yoksa Amerika tekelci burjuvazi! Barak Obama’ya güvenmese, Amerikan devletini yönetmek için teslim etmezdi.
Demek ki, Amerika da veya Kapitalist istem içerisinde en demokratik ülkede dahi hükümetler kapitalist devlet poltikasını devam ettirmek zorundadır. Hükümetler hiç bir zaman sistemin poltikasını dışına çıkamazlar ve değiştirmezler..

Irak’dan askerlerini çekeceğini söyleyerek dünyada savaşa değil sorunları barışla seçim sloganlarıyla Amerikan seçimlerinin favorisi olarak seçilen Barak Obama ne yazıkki, çok geçmeden şabkası düştü keli görünmüş oldu.
Söyledikleri seçim vaatlerini ve yatırımlarının hiç birini yerine getiremeyerek! Barak Obama Irak da asker çekmeleri unuturken. Bugünler de Afganistan da düştüğü bataklıktan kurtulmak için, NATO ülkelerinden asker talep etmektedir. Alman emperyalizmi hemen harekete geçerek 7000 bin Alman askeri ile takviye yapmaya başlamıştır.

Amerikan emperyalizmin en büyük asker talebi ise Türk militer devletinden olmuştur. Amerika Türk militer devletinden 30000 bin asker istemektedir. Türk Başbakanı Erdoğan buna kem küm etsede mecbur 30000 bin askeri Amerikaya feda edecektir.

Zaten Afganistan da resmi rakamlara göre 3000 bin askeri bulunmaktadır. Tabii bu Amerikan emperyalizmine Türk militer devletinin bağımlılık ilişkisi 3000 askerin olması tatmin etmemiştir. Yani Amerikan askerleri yerine Türk askerlerinin ölmesi feda edilmiş olunacaktır. Daha öncede Amerika için Kore’de ölen Türk askerleri gibi olacaktır.

Nedense Kürd sorunuda; vatan, millet, Sakarya edebiyatı yapan Kemalist CHP’den ve Faşist MHP’den bu halkın çocukları ne için? Afganistan da savaşmaya gidiyorlar diyen olmamıştır.
Kimin çıkarı için? Kimin menfaatleri için? Diyen yok ? Hani Vatan savunması yapanlar? Hani asker tabutları üzerinden politika yapanlar neredeler?

Kürdler içinmi? Vatan, millet, Sakarya edebiyatı aklınıza geliyor? Kürd sorunun çözümüne, demokratik açılımına karşı çıkarak barışın sesi kesilmek istenmiştir.
Her tarafda Kürdlere karşı linç girişimleri ile saldırılmıştır. Kürd sorununu çözümünü provoke ederek! Kürd halkının sabrını taşırmış oldular. Bundan sonra gelişmeler ne yazıkki, savaş diyenlerin bu savaştan rant sağlayanların isteği bir kez daha yerini bulmuş oldu...

Dünya gündemini böyle özetlerken; Türkiye gündemi ise, Kürd sorunu demokratik açılım derken! İsviçre’de minare gölgesinde kalmış oldu!

Dünya gündemini böyle özetlerken; Türk militer devletinin gündemine kısaca değinmeye devam edelim. Bugün nasıl ki, Küresel kapitalizmin krizi dünyada sürerken Türkiye militer devletinin hükümeti AKP bunu gizlemeye krizin Türkiye’yi etkilemediğini söylemeye çalışsalar da pembe tablolar çizmeye çalışsalar da hiç de durum onu göstermiyor.

Bugün resmi olarak her gün yeni kapanan fabrikalar ve işyerleri ile doludur. Bu kapanmadan dolayı doğan işsizlik çığ gibi büyümektedir. AKP hükümeti ise, ülkeyi ramazan, kurban bayramı fitreleri ile halkı dilenciliğe özendirmiştir. Halkın gururu ve insanlık değerlerini ayaklar altına almıştır.

Bir laf vardır halk deyimiyle taşıma suyla değirmen dönmez, çalışmaz derler! Doğrudur insanlar taşıma suyla bir günlük aşevleri ve yardım fitrelerle insanları açılıktan, yoksulluktan kurtaramazsınız. İnsanlar sosyal refaha kavuşamaz.
Bu ancak sosyal devlete mahsus bir gerçektir. Buda Türkiye de pembe tablolar değil, açlığın, yoksulluğun ve işsizliğin kol gezdiği bir ülkedir.. bunun aksi olduğunu kimse ispatlayamaz ve o güç de yoktur.

Kürd sorunu ve Demokratik açılım ne yazıkki, AKP hükümetinin yapacağı bir şey olmadığı gibi Türk militer devletinin ve Amerikan emperyalizmin çıkarları nerdeyse? AKP hükümetide orda yer almak zorundadır.

Ben bir çok yazımda vurgulamaya çalıştığım gibi, Kürd sorunu ve Demokratik çözümün AKP hükümetinin yapamayacağını ve bu açılımların altı boş olduğunu söylemiştim.

Tabii bunu sadece ben değil her kes söyledi. Ama gelişen süreci de demokrasi mücadelesi çerçevesinde destek olmak da her devrimci, demokrat, insanın görevi olacağını söylemiştim. Hala bu söylediklerimin arkasındayım ve savunuyorum. Ama bundan sonra sürecin iyi olacağı kanısında değilim. Açılım, sürecin kapandığı kanısındayım.
Görülüyor ki, Kürd halkının haklı talepleri bir kez daha çözümsüz bırakarak Türk militer devleti tekrar başa dönmüş oldu. Terör eşittir PKK demekde ısrar ederek Kürd halkı üzerinde savaşa devam diyorlar. Kürd halkının siyasi temsilcisi DTP ve Kürd halkı üzerinde adeta terör ve linç poltikası estirerek DTP’yi kapatmak için her gün yeni bir provokasyon girişimleri düzenlemektedirler. Bu durumda açılım ve demokratik girişimlerden hızla uzaklaşarak militer devlet aslına başa dönmüş oldu diyorum..

Bunları söyledikten sonra: Dış Poltikada yavuz olduğunu sanan Türk militer devleti İsviçre de minarenin gölgesinde kalmıştır.

İsviçre de geçen hafta sonu minare için yapılan halk oylaması ’’referandum’’a gidilmiştir. İsviçre halkı minare için yapılan halk oylamasında referandurum’da halkın %58’i karşı çıkarak onay vermemiştir.
Bundan sonra ki, gelişmelere baktığımızda Türk militer devleti Yavuz hırsız misalini oynayarak medyasını ve AKP hükümetinin çalışmasını buna yoğunlaştırmıştır. Ama şimdiye kadar İsviçre de veya Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde Türk ve Kürd insanlarının hakkını aramayan, sahip çıkmayan! Ezilmesine, sömürülmesine, horlanmasına karşı çıkmayan Türk militer devleti nasıl olduda birden bire minare için harekete geçti.

Bir laf vardır halk deyimiyle iğneyi önce kendine batır, çuvaldızı başkasına batır demişler. Onun gibi bir şey! Türk militer devleti kendi coğarafyasında, ülkesinde hangi ulusların,hangi milliyetlerin ve azınlıkların dini inaçlara karşı hoş davranarak haklarını vermiştir?
Bugün dahi yüz yıllardır Kürd halkının haklarını istemlerini kanla barutla, işkence ve şovence, kafatascı bir anlayışla soykırımla bastırmaya çalışmamışmı?hala bugün sokaklarda Kürd halkı haklarını istedikleri için linç ve kafatascı uygulama devam etmektedir. Kafatascı faşistler polislerle birlikte Kürd insanlarına karşı linç ederek ortalık savaş alanına dönmüştür.
Hala Kürd sorununu çözmek bir yana Kürd halkını yok etmek için PKK ‘yi göstererek savaşa devam dediğiniz bir günde nasıl oluyorda! İsviçre’de yaşamak zorunda bıraktığın 12 eylül 1980 de askeri rejimin sonuncu devrimci ve Kürdistan da süren savaş dan dolayı can güvenlği olmadı için, ülkeyi terk eden insanların sırtından minare poltikası da yapmanın neyin nesi oluyor?

Senin tek tek İsviçre de yaşayan Türk ve Kürd benim insanım! Dediğin insanlar acaba neden İsviçrede yaşıyor diye kendi kendinize sordunuzmu?
Hayır sormadınız o halde senin ülkede can güvenliği olmadığından buraya yerleşen insanlara minare gölgesinden yaklaşamazsın.

Tabii ki, bu poltikanın menşesi bellidir. Amerikan emperyalizmin ta kendisidir.Türk militer devletine Orta-doğu ve genişletilmiş Asya poltikası gereği AKP iktidar yapılmıştır.
Bu amaçla seçimler kazandırılmış ve ılımlı İslam poltikasını uygulamak için, bunda pek başarılı olduğu söylenemez. Ama verilen misyonu uygulamk için, AKP dünyanın her tarafında islam politikasını savunur duruma gelmiştir.

Derler ya kraldan çok kralcı geçinmek gibi AKP de buna soyunmuş durumda dır. Olur olmaz her yerde boyundan büyük sorunların altında girerek eziliyor.

Türk militer devletinin İsviçre’yi eleştirmek için, en az o, ülkenin üstünde olman gerek! İsviçre küçücük bir ülkedir. Nüfusu 7 milyon 500 bin olan ve Konya ovası kadar bir yüzölçümü olan bir ülkedir. Bu nüfusun 1 milyon 500 bini de yabancıdır. Evet ben İsviçre’yi savunmuyorum. Hiç bir zamanda savunmam nihayetinde oda kapitalist bir ülkedir ve sınıf ve sosyalizm düşmanıdır.

Ama İsviçre küçük ülke kapitalist olmasına rağmen bir çok sorunu asırlar önce çözmüştür. Başta ülkede 4 resmi dil ve kantonları vardır. Her kanton özerek ve bağımsız olarak yönetilmektedir.

Yani geçerli diller olarak! Alman kantonları, Fransız kantonları, İtalyan kantonları ve Romen kanton şeklindedir. Bu resmi dil televizyondan tut, eğitim, ve hayatın her alanında yerleşmiştir. Korkunçta Milliyetçiler Alman kantonuna git Fransızca bir adres sor söylemezler. Buna rağmen bir arada yaşamasını insani bir yaşam sorunu olarak medeni bir biçimde çözmüşlerdir. Bundan dolayıda herhangi bir bölünme ve ayırımcılık yaşanmamış sorunsuz olarak bir arada yaşamaktadırlar.

Dinlerde ise, yine herkesin inançları doğrultusunda kiliseler, reforum kiliseler, hiristiyanların , kilisesi, protestanların kilisesi, yahudilerin kilisesi ve müslümanların camileri her inanca göre ibadet yerleri tahsil etmiş ve yardım yapılmaktadır.

Camiiler küçücük bir şehirde fraksiyonlara ve tarikatlara göre bölünmüştür. Örneğin 150 000 bin nüfusu olan bir şehirde. 8-10 tane camii tahsis edilmiştir. Her hangi bir baskı görmedikleri gibi, camiinin masrafı da İsviçre devleti karşılamakatadır. Ancak çok talepden değil. Türk konsoluluğunun ve elçilerin çalışması sonucu İsviçre de minare gündeme geldi yerleşti. Daha önce iki tane minareli camii yapıldı ve buna İsviçre devletide finasmanını sağlamıştır.. buna rağmen her camii minare yapmak istemiştir. Tabii her kantonun kendine göre bağımsız yasaları vardır.

Ona göre yasaları uygulamak zorundadır. En son Olten kantonun da yapılan camii minaresine kanton halkının doğal olarak tepkisi doğmuştur. Çünkü sabah erkenden ve geç saat da oda hoporlörle ezan okursan elbette insanların tepkisini alacaksın.

Bana göre madem ibadetde gizli, kabahatda gizli olduğuna göre! İsviçre devleti size ibadet ve camii veriyorsa burasını özgürce tek kuruş ödemeden kullanıyor ve ibadetini yapıyorsan daha ne istiyorsunuz? Minare buna ne katkı yapacaktır?

Ha adama sorarlar ey Türk militer devleti senin ülkede gelseler bize kilise yap deseler acaba ne yaparsınız? Sizler değilmisiniz kiliseleri yasaklayan? Antep’de yahudi kilisesini kapatan ve Antep de Ermeni kilisesini Ceza evi yapan ve sonra da 12 Eylül faşist diktatörlük tarafından kileseyi camii yapan Türk militer devletinin kendisi değilmi?

Malatya’da misyonerlik yapıyor iddiası ile, insanları kasap gibi doğrayan zihniyet siz değilmizisiniz? O zaman sormak lazım? İsviçre küçük bir ülke burda her inanca göre ibadet yerleri tahsis edilmiştir.
Ayrıca senin asırlardır yapadığın açılımları yüz yıllar önce yaparak ülkesinde 4 dilin konuşması ve özerikliği ve bağımsızlığı vardır. Ayrıca sosyal bir devlettir. Kapitalizmi sonuna kadar uygulayan halkını işsizlikte ve hastalıkta koruyarak aç ve açıkta bırakmayan bir ülkedir.

Yani ben İsviçreyi korumuyor ve savunmuyorum. Ama gerçekleride söylemek anlatmak benim görevim olmalıdır. Tabii İsviçre’nin ne kadar beyaz yıkadığınıda söylüyorum ve unutmuyorum.

Bu anlayışla küçük İsviçre halk oylaması ile minare hayır demiştir. Yani tepeden inme deseler Türkiye yasaları gibi, bu yasaktır o kadar deseler anlarım.
Ama burda bir halk oylaması var burjuva demokrasinin gereği bunun karşısında durmak! Oy veren halkı karşına almak demektir.
İşte Türk medyasının ve AKP hükümetinin içine sindiremediği yerde nasıl olurda İsviçre halkı buna karşı çıkar?

Bal gibi de karşı çıkar eğer diktatörlük değilde burjuva demokrasisinden yönetiliyorsa, her yasanın çıkmasını halka sunuyorsa bunun neresi yanlıştır? Tabii bizde azınlığın sözü geçerlidir. İşte bizim anlayamadığımız nokta da burasıdır.
Önce dön aynaya bakın sonra başkasını eleştirin ve İsviçre halkına da saygılı olun...... bunu da öğrenin.... minarenin gölgesinde fazlada kalarak Yavuz hırsızı oynamayın..

Bir ayın gündeme bakışı böylece özetlemeye çalıştım...