Kültür Üzerine Yazılar
Din, Ulus, Uygarlık ve Kültür gibi kavramlar, son yıllarda politika ve sosyal bilimler alanında en çok sözü edilen ve tartışılan kavramlar olma özelliğini kazanmış bulunuyor.
Sadece bu kadar değil, aynı zamanda bu kavramlar sık sık birbirinin yerine veya iç içe de kullanılabiliyor. Örneğin “kültürler ya da uygarlıklar çatışması”ndan veya “kaynaşması”ndan söz edenler, bununla çoğu kez dini veya ulusu kastediyorlar. Öte yandan din çoğu kez ulusal baskıya karşı direnişlerin bayrağı oluyor. “Çok kültürlülük” derken tartışılan aslında ulusun nasıl tanımlanacağı veya “dini tolerans” olabiliyor.
Ne var ki, etrafında en büyük çatışmaların yaşandığı bu kavramların içeriklerinin ne olduğu araştırıldığında, kullanımın yaygınlığı ve çokluğuyla ters orantılı bir belirsizlik ortaya çıkar. Ama bu belirsizlik sadece piyasada bol görülen kullanımlardaki bir belirsizlik değildir, bilimsel bir belirsizlik de vardır.
Bir kavram pek ala bilimsel olarak net tanımlanmış olabilir ama onun yaygın kullanımı o kavramın sınırlarını belirsizleştirebilir. Örneğin sınıf kavramı, bilimsel olarak üretim ilişkileri içindeki konum ve çıkarlara göre tanımlanmıştır ama onun yaygın kullanımı çoğu kez bu tanıma uymaz ve onun sınırlarını belirsizleştirir. Örneğin insanların gelir durumlarına, ideolojilerine hatta mesleklerine göre sınıflardan söz edildiği görülür.
Din, Ulus ve Kültür ve Uygarlık gibi kavramların belirsizliği böyle bir belirsizlik değildir. Bilimsel olarak da ortada bir belirsizlik vardır ve sosyolojik kullanımların da yaygın kullanımlardan bir farkı bulunmamaktadır.
Tarihsel Maddecilik yani Marksizm söz konusu olduğunda sorun iyice kangrenleşmektedir. Tarihsel Maddeciliğin klasik konu ve kavramları arasında son yılların bu en çok kullanılan kavramlarının neredeyse adı bile anılmaz. Bunun için Tarihsel maddeciliği anlatan her hangi bir klasik el kitabının içindekiler listesine bakmak yeter. Üretim İlişkileri, Üretim Güçleri, Altyapı, Üstyapı, Devlet, İdeoloji vs. gibi bölümler ve konular görülür ama Uygarlık, Kültür, Din, Ulus gibi konular görülmez. Bazılarında yer aldığında çoğu kez, o kitapların şeması içinde ekleme gibi duran bölümler olarak kalırlar.
1960’lar ve 70’lerin başları, Marksizm’in oldukça canlı ve dinamik olduğu bir dönem olarak tanımlanabilir. Bu dönemin yayınlanan kitap ve makaleleri incelense veya bunlarda tartışılan ve kullanılan kavramların istatistikleri yapılsa, son yıllarda neredeyse her sosyolojik ve politik tartışmaya damgasını vuran bu kavramların o dönemde neredeyse hiç sözünün edilmediği görülür. Ulus kavramı bunlar içinde biraz istisna gibidir. Özetle, Marksist yazında bu kavramlar ne analiz araçları olarak, ne de analiz edilmesi gereken konular olarak ortada görülmez bile.
Klasik Marksist tema ve kavramlarla son yılların bu yaygın tema ve kavramları arasındaki bu kopukluk ve paradigma farkına, her zaman olduğu gibi, iki zıt tepki görülmektedir.
Birisi, bu kavramlarla ifade edilen sorunların ve konuların kendisini burjuvazinin bir saptırması olarak görüp bu konuları hiçbir şekilde gündeme almamak ve onlara karşı kör olmaktır. Bu tam bir içe kapanmayla sonuçlanmakta içinde yaşanan toplumsal gerçeklik ve tartışmalardan kopma sonucunu vermektedir. Örneğin çok kaba biçimiyle, “din feodalizmin, milliyetçilik burjuvazinin ideolojisidir, bunları gündeme alıp tartışmak burjuvazinin oyununa gelmektedir” gibi bir yaklaşımdır bu. Sonuç olarak bu konular araştırma ve tartışma konusu olmaktan çıkmaktadır.
Bunun zıddı olan diğer tavır ise, bu kavramları tüm belirsizlikleriyle benimseyerek analiz araçları olarak kullanmaktır. Örneğin çok kaba biçimiyle, uygarlıklar çatışmasından veya uzlaşmasından söz edip doğu uygarlığının değerlerini veya doğu karşısında batı uygarlığını yüceltmek veya çok kültürlülüğün ve kültürel zenginliğin faziletleri üzerine vaazlar vermek bu tavra örnek olarak verilebilir. Bu eğilim de genellikle fiilen, son derece eklektik bir kavramlar sistemiyle olayları ele almak; gerçekliğe teslim olmakla sonuçlanmaktadır.
Ne var ki bu birbirinin zıttı, birbirini yaratan ve birbirine haklılık veren yolların dışında, klasik Marksizm’in ya da Tarihsel Maddeciliğin eleştirel ve devrimci duruşunu sürdüren bir üçüncü yol daha vardır.
Bu yol, bu kavram ve sorunların gerçekliğine gözlerini kapamamak ama onların görünümüne de teslim olmamak; o görünenin ardındaki ve hemen daima o görünüme zıt, derin ilişkileri, ortak olanı ve ondaki basitliği ve sadeliği aramak ve böylece Marksist yöntemi geliştirip netleştirmek olarak tanımlanabilir.
Bizim yöntemimiz ve yapmaya çalıştığımız bu oldu. Bu yol elbette hazır lop reçeteler ve kolay çözümler sunmaz, meşakkatli bir yoldur. Ama sonuçta ortaya çıkan birbiriyle iç tutarlılık içinde bir sistem oluşturan son derece sade kavram sistemidir.
Elinizdeki kitap bu çabanın sonuçlarının otantik biçimleriyle bir sergilenişidir.
Almanya’da Türkiyeliler Arasında Kültürel Özerklik Tartışmaları
Göçmenlerin Bir Azınlık olarak Talepleri Neler Olmalıdır?
“Kültürel Özerklik Tartışmaları” ve Lenin
“Sünnetle Başlayan Kültür Tartışmaları”nın Analizi (Taner Akçam’ın Eleştirisi)
c) “Sünnet” Broşürü Yazarı Nasıl Bir Toplum ve Kültür Hedefliyor?
d) “Sünnet” Broşürü Yazarının Uslamlamalar Zinciri
Tarih ve Demokrasi Forumunda Kültür Emperyalizmi Üzerine Tartışmalar
Biraz da Taklitçilik, Kültür, Müzik ve Sınıflar Üzerine
“Emperyalist Kültür” Nedir? – Oğuz’a Cevap
“Proleter Kültür”ün İki Farklı Kullanımı
“Yeni Zamanlar”da Tekrar Kültürel Özerklik Üzerine Yazılar
Kültürel Özerklik Tartışmaları Yeniden Canlanırken
Kültürel ve Politik Tercihlerin Farklılığı Üzerine Bir Forumda Tartışmalar
Kültürel ve Politik Tercihlerin Farklılığı Üzerine Açıklama (1)
Kültürel ve Politik Tercihlerin Farklılığı Üzerine Açıklama (2)
Politik Beklentiler ve Kültürel Sınırlar
Sınıfların Tarihsel ve Kültürel Konumlanışı
Küçük Burjuvazi, Burjuvazi ve Demokrasi
Türkiye’nin Toplumsal ve Kültürel Yapısı ve Solun Politik Kültürü Üzerine Yazılar
Eurovizyon, Modernleşme ve Demokratikleşme
Polemik Yapmak ya da Unutulmuş Bir Politik Kültürün İzlerinin Ardında
Çok Kültürlülük Kavramı Üzerine Yazılar
Avrupa Merkezcilik ve Çok Kültürlülük veya “Çok Kültürlü Toplum” Sloganı Niçin Gericidir?
Kültürün “Çok Kültürlülük” Bağlamındaki Anlamı
Marksist Kültür ve Uygarlık Kavramları ve Uygarlıklar / Kültürler Çatışması
Kültür Üzerine Çeşitli Yazılardan Bölümler
“Geleceği ve Geçmişi Kurtarmak”tan Bir Bölüm
Zürih’te Bir Konferans Duyurusu
Tarihsel Maddeciliğin Tarihine Katkı’dan Kültür İle İlgili Bir Bölüm
Ich suche geile Frauen, die sich auf einen geilen Flirt einlassen würden. Bist du eine scharfe Frau mit geile Titten und hast so richtig Lust auf schamlose Erotik mit einem arschgeilen Mann? Dann hast du pecht gehabt. Doch wenn du dir einen runterholen magst und noch die richtigen Sexseiten suchst, dann findest Du bei mir Frauen die auf anal stehen und dies auch mehr als richtig geil in ihren Sexvideos präsentieren. Ich sag mal so, wenn man sich mal auf einem Erotik Portal umschaut, findet man super einfach einen richtig guten Anal Porno und wird sicherlich staunen, das es nicht schwer ist, einen One Night Stand zu finden, der auch geil auf richtig versauten Camsex ist oder Frauen, die sich ganz gern mal einen Porno anschauen mögen. Gibt doch einfach mal Fickkontakte in eine Suchmaschine ein und schon ist es soweit.
| Ek | Boyut |
|---|---|
| 2009-12-06 - Derleme - Kultur Konusu Uzerine Yazilar.pdf | 971.01 KB |
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun


Postager Sitesinde Cikan Kitap Elestirisi
Demir Küçükaydın’ın ‘Kültür Üzerine Yazılar’ kitabı yayımlandı. Küçükaydın kitabında, ‘Almanya’da Türkiyeliler Arasında Kültürel Özerklik Tartışmaları’, ‘Tarih ve Demokrasi Forumunda Kültür Emperyalizmi Üzerine Tartışmalar’, ‘Kültürel Özerklik Tartışmaları Yeniden Canlanırken’, ‘Türkiye’nin Toplumsal ve Kültürel Yapısı ve Solun Politik Kültürü Üzerine Yazılar’, ‘Çok Kültürlülük Kavramı Üzerine Yazılar’ ve ‘Avrupa Merkezcilik nedir?’ gibi konuları irdeliyor. Yazar Demir Küçükaydın, ‘Kültür Üzerine Yazılar’ kitabının önsözünde “Din, Ulus, Uygarlık ve Kültür gibi kavramlar, son yıllarda politika ve sosyal bilimler alanında en çok sözü edilen ve tartışılan kavramlar” olduğunu belirtiyor. Yazar, bu kavramların sık sık birbirinin yerine veya iç içe de kullanıldığını örnekleriyle tartışmaya açıyor.
Yazar, “Örneğin ‘kültürler ya da uygarlıklar çatışması’ndan veya ‘kaynaşması’ndan söz edenler, bununla çoğu kez dini veya ulusu kastediyorlar. Öte yandan din çoğu kez ulusal baskıya karşı direnişlerin bayrağı oluyor. ‘Çok kültürlülük’ derken tartışılan aslında ulusun nasıl tanımlanacağı veya ‘dini tolerans’ olabiliyor” diyor. Bir kavram bilimsel olarak net tanımlanmış olabilir, ama onun yaygın kullanımı o kavramın sınırlarını belirsizleştirebilir diyen yazar şöyle devam ediyor: “Bunun için Tarihsel maddeciliği anlatan her hangi bir klasik el kitabının içindekiler listesine bakmak yeter. Üretim İlişkileri, Üretim Güçleri, Altyapı, Üstyapı, Devlet, İdeoloji vs. gibi bölümler ve konular görülür ama Uygarlık, Kültür, Din, Ulus gibi konular görülmez. Bazılarında yer aldığında çoğu kez, o kitapların şeması içinde ekleme gibi duran bölümler olarak kalırlar”.
Kaba yaklaşımlar ve araştırma...
Sorunlara kaba yaklaşımların, yaşanan toplumsal gerçeklik ve tartışmalardan kopmayı getirdiğini belirten Kürçükaydın, “Örneğin çok kaba biçimiyle, ‘din feodalizmin, milliyetçilik burjuvazinin ideolojisidir, bunları gündeme alıp tartışmak burjuvazinin oyununa gelmektedir’ gibi bir yaklaşım”ın konuları araştırma ve tartışma konusu olmaktan çıkardığına dikkat çekiyor.
“Ne var ki bu birbirinin zıttı, birbirini yaratan ve birbirine haklılık veren yolların dışında, klasik Marksizm’in ya da Tarihsel Maddeciliğin eleştirel ve devrimci duruşunu sürdüren bir üçüncü yol daha vardır” diyen yazar Küçükaydın kitabının önsüzünü şöyle noktalıyor: “Bu yol, bu kavram ve sorunların gerçekliğine gözlerini kapamamak ama onların görünümüne de teslim olmamak; o görünenin ardındaki ve hemen daima o görünüme zıt, derin ilişkileri, ortak olanı ve ondaki basitliği ve sadeliği aramak ve böylece Marksist yöntemi geliştirip netleştirmek olarak tanımlanabilir. Bizim yöntemimiz ve yapmaya çalıştığımız bu oldu. Bu yol elbette hazır lop reçeteler ve kolay çözümler sunmaz, meşakkatli bir yoldur. Ama sonuçta ortaya çıkan birbiriyle iç tutarlılık içinde bir sistem oluşturan son derece sade kavram sistemidir. Elinizdeki kitap bu çabanın sonuçlarının otantik biçimleriyle bir sergilenişidir”.
Birçok konu ve birçok kitap...
Demir Küçükaydın’ın ‘Kültür Üzerine Yazılar’ kitabı, ‘Almanya’da Türkiyeliler Arasında Kültürel Özerklik Tartışmaları’, ‘Tarih ve Demokrasi Forumunda Kültür Emperyalizmi Üzerine Tartışmalar’, ‘Yeni Zamanlar’da Tekrar Kültürel Özerklik Üzerine Yazılar’, ‘Kültürel Özerklik Tartışmaları Yeniden Canlanırken’, ‘Kültürel ve Politik Tercihlerin Farklılığı Üzerine Bir Forumda Tartışmalar’, ‘Sınıf Kavramının Kültürel ve Tarihsel boyutu ve Bunun Ortaya Çıkardığı Sorunlar Üzerine Özgür Politika’ya Yazılmış Yazılar’, ‘Sınıfların Tarihsel ve Kültürel Konumlanışı’, ‘Türkiye’nin Toplumsal ve Kültürel Yapısı ve Solun Politik Kültürü Üzerine’, ‘Çok Kültürlülük Kavramı Üzerine Yazılar’, ‘Avrupa Merkezcilik nedir?’ ve ‘Tarihsel Maddeciliğin Tarihine Katkı’ gibi bölümleri içeriyor. ‘Marksizm ve Sosyalizmin Sorunları’, ‘Alevilik ve Alevi Hareketi Üzerine Yazılar’, ‘Bir Devrimcinin Teorik ve Pratik Otobiyografisi’, ‘Marksizmin Marksist Eleştirisi’, ‘Kürt Ulusal Hareketinin Sorunları’ ve ‘Kıvılcım Üzerine Yazılar’ gibi kitapları bulunan Demir Küçükaydın, ‘koxuz.org’ sitesine güncel politik yazılar yazmaya devam ediyor. Yazarın kitaplarını kitapçıların yanı sıra ‘koxuz.org’ sitesinden indirip okumakta mümkündür. Y. Ö. P
Bu yazi su adreste bulunmaktadir:
http://www.postager.com/modules.php?name=News&file=article&sid=7318