Türk sosyalizmi ve ekonomizm

Türk sosyalizminin politik ekseni işsizlik, yoksulluk, ücretlerin düşürülmesi vb.dir.

Bu konuda sendikalarla, emek örgütleriyle birlikte ortak bir eylemlilik yaratmakta zorlanmazlar. Böylece işçi sınıfının temsilciliği sorununda da eylemli bir ikna edici görünüme sahip olurlar. İşçi sınıfı ile Türk sosyalizmi, sınıfın temel sorunlarında ortaklaşmışlardır: Ücretlerin yükseltilmesi, yoksulluğun önlenmesi, sendikal hakların önündeki engellerin kaldırılması vb.

Gerçekten de bakıldığında işçi sınıfının temel sorunlarının yaşamlarından kaynaklanan ekonomik sorunları ve bunun siyasallaşmış ifadeleri olduğu görülür.

Türk sosyalizmi de, işçi sınıfının mevcut durumdaki taleplerine bakarak politik yönelimini belirler. Böylece fiili olarak kopuk oldukları işçi sınıfından, en azından 'politik' olarak kopmadıklarını göstermiş olurlar.

Türk sosyalizmi işçi sınıfına toplumun tüm sınıfları arasında süren sınıf mücadelesinden çıkardığı siyasal sonuçları ve görevleri göstermez. Kendinden durumdaki bir işçi sınıfının hangi ideolojik ve siyasal akımların etkisinde olduğunu da pek hesaba katmaz. İşçi sınıfının kötü durumda olması, ciddi bir ücret düşüklüğü ve iş güvencesi sorunları bulunduğu ve insanca yaşam ve çalışma koşullarından mahrum bırakıldığı vb. sorunlarını ele alır ve bunu siyasal talepler haline getirir.

Genellikle Türk sosyalizmi işçi sınıfının koşullarından kaynaklanan sorunları dile getirirken, aynı zamanda toplumun farklı kesimlerinin sorunlarına da aynı tarzda yaklaşır. Öğrenciler gündeme geldiğinde, öğrencilerin koşullarından kaynaklı sorunları dile getirir; fındık, tütün üreticileri gündeme geldiğinde, onların sorunlarının savunucusu olur; gecekonduların sorunları ortaya çıktığında onların sorunlarını dile getirir vb.

Türk sosyalizmi, sosyalizmin toplumsal tabanı olan işçi sınıfıyla ciddi ilişkiler kuramadığı için, tüm ezilen toplumsal sınıf ve kesimlerin bir tür ekonomik talep sözcüsü gibidir.

Burada sosyalist bir işçi sınıfının diğer ezilen sınıf ve kesimlere sahip çıkmasından değil; her kesimin ekonomik koşullarındaki kötüleşmeye bağlı olarak, kendini tüm sınıflardan bağımsız gören bir kesimin, bir tür 'hayırsever' sahiplenişi ile karşı karşıya buluruz.

Kapitalizmin durumunu kötüleştirdiği her sınıf ve kesimin yanındadır Türk sosyalizmi. Onlara bıkmadan usanmadan kapitalizmin kötülüklerini anlatır.

Naif biçimde, kapitalizmin kötülüklerini anlattığı bu kesimlerin sosyalizme meyledeceğini düşünür.

Çünkü bu sınıf ve kesimler, işsiz kalarak, ücretleri düşürülerek, evsiz bırakılarak kapitalizmin kötülüğünü bizzat görmekte ve yaşamaktadırlar.

Terslik şuradadır ki, iş seçimlere geldiğinde tüm bu sınıf ve kesimlerin, bizzat kapitalizmin sürdürülmesinden yana partilere oy vermesi karşısında ortaya çıkan çaresizliktir.

Bunu da açıklayabilir kuşkusuz; seçimler çare değildir, amaç devrim ise! Bir gün seçimlerden de umudunu keseceklerin, devrime yöneleceklerine ilişkin bolca literatürde örnek bulunmaktadır.

İşçi sınıfının ekonomik mücadelesinden sadece ve sadece bu mücadelenin siyasallaştırılmasından; iş, aş, yoksulluk taleplerinin politik eksen haline getirilmesinden sosyalizm değil, ekonomist siyaset çıkar.

Sosyalist politika, tüm sınıfların mücadele alanından çıkarılabilir.

Bunu bize en yakınımızda olanlar gösterdi ve göstermeye devam ediyor.

Türkiye'nin ekonomik anlamda en kötü koşullarına sahip insanlarının, nasıl olup da demokrasi mücadelesinde en ileri noktada durabildikleri, kendilerine iş, aş vadetmeyen bir partiye oy verdikleri gibi canları pahasına nasıl arkasında durdukları, kendi başına ekonomizmin yadsınmasıdır.

Bunu Türk sosyalizmi kadar liberal demokrasi için de anlaşılmaz buluyor.

Türk sosyalizmi, özgürlük hareketini 'ulusal' hareket deyip, ulusal özelliklerin ancak bu tür sahiplenişi getirebileceği yanılgısına düşüyor. Ve onunla arasına niteliksel bir fark koyuyor. Onlar 'Kürtlerin' haklarını savunurken siyasallaşıyorlar; Türk sosyalizmi de işçi sınıfının haklarını savunarak siyasallaşacak!

İşçi sınıfının hakları siyasal mücadele alanına girmek için bu kadar mı engel, sorusu ortada duruyor kuşkusuz.

İşçi sınıfının koşullarından çıkarılacak bir siyasal mücadele hattının, sendikalist bir politikanın ötesine gitme şansı yoktur. Onun içindir ki, Türk sosyalizmi en gerici sendikalarla aynı eksen üzerinde eylemler yapabilirken, özgürlük hareketi birlikte bir eyleme yönelik elli bin türlü sorun ortaya çıkarır.

En milliyetçi sendikal sloganları benimsemekte duraksamaz ama iş özgürlük hareketine geldiğinde, teori ve politikada bin bir türlü farklılık bulup çıkarır ortaya.

İşçi sınıfının siyasal mücadele hattı ve amaçları, bütün sınıfların siyasal mücadele alanından çıkarsanabilir.

Türkiye'deki sınıfların siyasal mücadele alanını, demokrasi mücadelesi belirlemektedir.

Sosyalizm, işçi sınıfına, demokrasi mücadelesine nasıl yaklaşması gerektiği noktasından bir politik perspektif sunmak zorundadır.

Demokrasi mücadelesine devrimci demokrasi içinden mi katılacaklar, yoksa demokrasi mücadelesini iş, aş, yoksulluk sorunlarıyla geri plana itecekler?

Birincisi sosyalist politikadır; ikincisi, değişik versiyonlarıyla ekonomizm...

tyfnsen@yahoo.com

türk sosyalizmi sorunu

merhabalar tayfun ŞEN ,yazdıklarınızın çoğuna katılıyorum,ama şöyle bir durum var:türk sosyalizmi varmıdır ve gücü nedir?kimlerdir bu sosyalistler,TKP Mİ,TKİP Mİ,EMEP Mİ,ÖDP Mİ ve şimdi sayamadığım ESP ,HKP...Mİ yani türk sosyalizmi bunlar mıdır ve ne yapmaktadırlar,yöntemleri nelerdir,işçi sınıfına ve diğer toplumsal kesimleri gidiş ve ilişki kuruş yöntemleri nelerdir,sizin anlattıklarınızdan kapitalizm sınırları içinde hakların korunması ve sorunlarının dile getirilmesi üzerinden ilişkilenme içinde oldukları ve bunun ekonomizm olduğunu anlıyoruz ,benim merakım bunun dışındaki siyasallaşma sorunu sizin de dediğiniz gibi özgürlük hareketi ile ilişkilenme buna bir örnek ama bu kadar parça parça kendi tekkelerinin müritleri olanlar nasıl bu işçi sınıfını ve diğer katmanları siyasallaştıracak ki,ayrıca legal siyaset alanını küçümseyen ama bir o kadar dernekler ,gazete büroları,sendikalrda grup olarak varolma şeklinde sürdürmeye çalıştıkları gözününe alındığında ve kitlelerin çoğunun illegal örgütlenmelere korkarak baktığı bir noktada insanları örgütleme ve siyasallaştırmayı nasıl başaracaklar,sosyalizmi dinsizlik olarak algılayan,çöküp giden baskıcı bir sistem olarak bilen,stalinin türki cumhuriyetler üzerindeki baskıcı yönetimi olarak bilen bir halka sosyalizmi nasıl anlatacaklar örgütlenme yolu ve yöntemleri nasıl olacak ki insanları sizin de sözünü ettiğiniz özgürlük hareketinin sorunları noktasında siyasallaştırabilsinler legal parti geleneği bu ülkede yaygın ve kurumlaşmış,yani halk buradan sisteme müdahale ettiğini düşünüyor veya onların öyle düşünmesi zamanla sağlanmış,yani illegaliteye bu kültürlenme yüzünden sıcak bakmıyor korkuyorlar,işkenceler,kayıplar bu ülkenin gerçeği ve önder sosyalist,devrimci, demokrat partilerin çoğu legal siyaseti dernekler üzerinden örgütlemeye çalışıyor ve sendikalarda varolmaya çalışıyorlar LEGAL SİYASET ALANINDA BİR PARTİYE TEK PARTİYE VARILMAK ZORUNDA asgari bir PROGRAM(DEMOKRASİ PROGRAMI OLAN)bir parti kurulmalı ve bütün bu kendisine sosyalist,devrimci demokrat diyen yapılar girmeli ve legal siyaset alanını bütünsel olarak yürütmelidir,hiç kimse diğerini beğenmiyor ne oportünistliği kalıyor ne reformistliği,bu kadar zor mudur tek parti tek bir asgari demokrasi programı çerçevesinde birlikte mücadele etmek insanın aklına bunlar devrim olmasın diye yanyana gelmiyor sorusu geliyor,çünkü yanyana gelinir ve gerçekten halkın ezilen kesimlerinin örgütlenmesi için mücadele edilirse iktidar olma durumuna yaklaşılacak acaba iktidarsızlığın iktidarını kendi tekkelerinde sürdürmek mi daha fazla tatmin sağlıyor bunu anlamış değilim legal partide herkes bir program etrafında çalışıp gerçek bir kitle örgütlenmesi için çalışsa bunda başarılı olacağını düşünüyorum neden istemiyorlar yarın devrim olmayacak bunu herkes biliyor o halde geleceğe taşınabilecek bir halk örgütlülüğü bırakmak her devrimcinin komünistin görevi olmalıdır,özgürlük hareketi bunu azçok yapmış durumda ,yine yapıların kendi gözbebekleri kendilerinde kalsın ama bu halkada yazıktır ,devrimci ve komünistlerin işbilmezliklerinden bu halk çekmektedir,halk acı çekiyor acı acı acı....

türk sosyalizmi ya da adına ne derseniz deyin silahlı örgütünden silahsızına bu yapının bütünü cılız muhalefet örgütüdür iktidarlaşma örgütü değil benim çıkarsamam bu 30 YILLIK 20 YILLIK ÖRGÜTLER BUNLAR NEDEN KİTLESELLEŞEMEDİLER HİÇ KİMSE SORMUYOR ÖZELEŞTİRİ VERMİYOR;sürekli yeniliyorlar ama yenilgiyi kabul etmiyorlar;ölümün şehadet ajitasyonuyla nereye kadar yol alınacaktır,evet devrimciler ölüyor,ama kitleselleşme yok örgütlenme yok yani devrimcilerin ölümü halkı örgütlemiyor,evet büyük eylemler vardır,adanmışlık vardır,ama bunlar halklaşmaya yetmemiştir,bir yerlerde yanlışlık yapılmaktadır,hatta bu yiğitlik olarak tanımlanan eylemler halklaşılamadığı için ağır bedelller olarak önümüzde durmaktadır

saygılarımla

coşkun edip SOYKAN