"Çatı Partisi Girişimi" (DBH) BDP'ye Katılmalı ve Soldaki Diğer Girişimleri de Aynı Davranışa Çağırmalıdır

“Çatı Partisi Girişimi” ya da sonradan kendine verdiği adıyla “Demokrasi İçin Birlik Hareketi”, daha doğrusu bu girişimin içinde aktif olan kişi ve örgütler, şimdiye kadar fiilen Kürt hareketi ile veya DTP ile bir dayanışma girişimi olmaktan öteye gidemedi.

Aslında “Çatı Partisi Girişimi” tam bir yıl önce yapılan toplantıda daha doğamadan ağır bir yara almış ve bir düşük olmuştu.

Bu düşük o günden bu yana, bir küvezdedir, bir tür bitkisel hayat yaşamaktadır.

Bu hastanın iyileşmesi ve yeniden hayat bulması olanağı görülmemektedir.

Kimse bu komadaki hastanın ölümünün sorumluluğunu almak istemediği için fişini çekmemekte ve hasta bitkisel hayata devam etmektedir.

Her hangi bir canlanma şansı olmayan bu hasta bu komadaki haliyle başka beklentilerin bir aracı durumundadır.

Çatı Partisi Girişimi, başlangıçta, Kürt Özgürlük hareketinin içinde bulunduğu tecridi kırmak için, tüm demokratları, hatta demokratlarla bir arada olmaktan gocunmayan liberalleri de kapsayacak; Türkiye’nin batısında, orta sınıflar ve aydınlar arasında bir örgütlenme sağlayacak; diğer öznelerin içindeki demokratlarla (İşçiler, memurlar, aleviler, kadınlar, Romanlar, vs) ortak bir dil ve bağlantı kurmayı sağlayacak bir biçim olarak düşünülmüştü.

Bu gün gelinen noktada, bu bitkisel hayat yaşayan girişimin, bunları gerçekleştirme potansiyeli ve şansı yoktur. Gerçekleştirebileceği yönünde ne teorik, ne stratejik, ne politik, ne entelektüel, ne örgütsel, hiç bir ipucu sunabilmiş değildir.

Bunun nedenleri ayrı konudur ve bu konuda aylar boyunca yeterince yazdık. Burada önemli olan nedenleri ne olursa olsun, bu durumun tespitidir.

Bu girişim imdi pratik olarak, başlangıçta varoluş nedeni olan bu hedeflerden uzak, bambaşka beklentilerin bir aracı haline gelmiş bulunmaktadır.

Kimileri bunda örgütsüz sosyalistleri bir araya getirecek bir araç bulduğunu düşünmektedir.

Kimileri, Kürtleri “emek eksenli” bir politikaya çekmek için bir kanal veya araç görmektedir.

Kimileri, küçük örgütünün etkisini arttırmak için daha geniş ilişkiler ve hareket alanı sağlayan bir araç görmektedir.

Kürt Özgürlük hareket ise, bu durumu görmekle ve anlayanın anlayacağı diplomatik bir üslupla bunu belirtmekte ama aynı zamanda fazla mal göz çıkarmaz diye düşünüp, pratik işlevi fiilen kendisiyle dayanışma bildiri ve eylemlerine dönüşmüş bu girişimin bitkisel hayat yaşamasına ses çıkarmamakta ve fişini çekmemektedir.

Birçokları ise, varlığı ve yokluğu arasında bir fark görülmediğinden, dertsiz başıma dert almayayım diyerek fiilen yokmuş gibi davranmaktadır.

Bu dengeler ortamında, varlık sebebinden tamamen uzak başka beklentilerin bir aracına dönmüş olan bu girişimin, komadaki hali, kimse fişini çekmediği için, daha çok uzun süre devam edebilir. Bir ur gibi enerji ve zaman yiyerek bir süre daha yaşayabilir. Bu ise yeni girişimlerin, taze rüzgarların önünde bir engel oluşturur.

Bu durumda, “Çatı Partisi Girişimi” veya kendinin kendisine verdiği ismiyle “Demokrasi İçin Birlik Hareketi”nin komada yaşayışına son vermek en iyi çözüm olacaktır.

Can çekişen yaralı atları vururlar ki daha çok acı çekmesinler. Buna “merhamet vuruşu” denir kimi dillerde.

Beyin ölümü gerçekleşmiş hastaların suni yaşamasını sağlayan aletler kapatılır, buna “ölüm yardımı” denir.

“Çatı Partisi Girişimi” veya “Demokrasi İçin Birlik Hareketi” hiç olmazsa son bir gayretle bir hayatiyet belirtisi gösterip kendi fişini kendi çekebilir. Bu onun için olabilecek en doğru ve kahramanca davranış olacaktır.

Demokrasi İçin birlik Hareketi veya Çatı Partisi Girişimi, kendisini fesh etmeli, içinde bulunulan yeni aşamanın başında, Barış ve Demokrasi Partisi’ne katılmalı ve benzeri diğer girişimleri de (Örneğin Ufuk Uras’ın da içinde bulunduğu yeni parti girişimlerini) benzer şekilde davranmaya çağırmalıdır.

Bu katılım, örgütlerin kendi özgül programları ve yapılanmaları olmasını dışlamamaktadır. Zaten demokratik bir örgütte elbet farklı platformlar da olur.

Ve Kürt Özgürlük Hareketi kendisini bir Çatı Partisi gibi olacağını da daha önceden ifade etmiş bulunmaktadır.

İçinde bulunulan bu yeni aşamanın başında ve kritik anda böyle bir davranış; kendini fesh etme ve Barış ve Demokrasi Partisine katılmaya yönelik bir çağrının kendisi, başlı başına büyük bir politik eylem olur.

Elbette bu çağrı yankısız kalabilir ve bizzat Çatı Partisi Girişiminin kimi bileşenleri buna karşı çıkabilirler. Ama bu da sağlıklı bir arınma sağlar ve Türk Sosyalistleri içindeki Demokratik görevlerden kaçanlara ve liberallerin kuyruğuna takılanlara karşı, ciddi bir ideolojik ve politik mücadele verebilmek için somut politik bir temel de sağlar.

Önemli olan doğru noktada doğru bir tavır almaktır. Bunun meyveleri uzun vadede görülür.

Böyle bir tavır sadece Kürt Özgürlük Hareketinin bir “Türkiye Partisi”ne dönüşmesi için yeni ilişkiler ve olanaklar yaratmakla kalmaz; aynı zamanda Kürt Özgürlük Hareketi içindeki mücadelede, Ak Partisi veya Liberallerde değil, ezen ulusun ezilenlerinde bir müttefik aramak gerektiğini savunan, ama bu güne kadar yankısız kaldıkları için bir türlü güçlü bir pozisyona geçemeyen radikal demokratların elini de güçlendirir ve Kürt Özgürlük hareketinin daha ileri sıçramasının olanaklarını yaratır.

Şimdi Kürt Özgürlük Hareketinin mücadelesi yeni bir evreye giriyor. Kürt Özgürlük hareketi son birkaç ayda onlarca yılda alınamayan büyük mesafeleri kat etti. Artık bu hareketin bizzat kendisinin Türkiye’deki diğer ezilenlerle doğrudan ilişkiye geçip onları kazanma olanakları hiç olmadığı kadar olası görünüyor.

Büyük aşklar büyük nefretlerden doğar. Türkiye’nin ezilenleri, şimdiye kadar Özel Savaş Dairesinin Psikolojik Savaş sislerinin ötesinde Kürt Özgürlük hareketinin gerçek niteliği hakkında bir fikir sahibi olamadı. Ama şimdi bu sansür ve psikolojik savaşın yarattığı imaj yavaş yavaş kırılıp aşınmaya başlamaktadır.

Eğer Türkiyedeki ezilen kitleler nasıl kandırıldıklarını sezmeye başlarlarsa, bu Kürt Özgürlük Hareketinin bile toparlamakta güçlük çekeceği bir kendisine yönelik bir sempati dalgasına hatta devrimci bir kabarışa dönüşebilir.

Bu nedenle, Kürt Özgürlük Hareketi’nin. Türk ezilenlerini örgütlemeyi artık Türk solcu ve aydınlarından beklemeyi de bırakması, bizzat kendisinin bunları örgütlemesi için ne yapmak gerektiği sorusunu önüne koyması gerekmektedir. Kendisi bu soruyu sormasa da olayların gelişimi bu sorunu onun önüne koyacaktır.

Bunun için yapılması gereken ilk iş Kürt Hareketinin kendisinin Kürt hareketi Olmaktan çıkması, bir Demokrasi Hareketi Haline gelmesidir. Yani “Kürt Sorunu” nun muhatabı olma paradigmasından “Türk Sorunu”nu çözme paradigmasına geçmektir.

Yani Kürt hareketi de bur sıçrama yapmak, kendisi olmaktan çıkmak zorunda kalacaktır.

Eğer bunu yapamazsa, olaylarca hızla aşılır ve köklü bir demokratik dönüşüm olanağı yitirilir.

İşte böyle bir değişimin başında, Çatı Partisi Girişiminin kendi fişini çekmesi, şu komadaki yaşamına son vermesi ve Barış ve Demokrasi Partisi’ne girmesi; ve bütün demokrat ve muhalifleri oraya çağırması, Kürt Özgürlük Hareketine bu atılımlar için cesaret veren ve ufuk açan örnek bir girişim olur.

Demokrasi İçin birlik hareketi ölmediğini kanıtlamak istiyorsa kendini öldürmelidir.

Kendini öldüremiyorsa zaten ölmüş demektir. Fişi çekilebilir
Biz de bu yazıyla çekmiş olalım.
19 Aralık 2009 Cumartesi
Demir Küçükaydın
 

 

ne yapmalı.. ne yapmamalı

""Kürt Özgürlük hareket ise, bu durumu görmekle ve anlayanın anlayacağı diplomatik bir üslupla bunu belirtmekte ama aynı zamanda fazla mal göz çıkarmaz diye düşünüp, pratik işlevi fiilen kendisiyle dayanışma bildiri ve eylemlerine dönüşmüş bu girişimin bitkisel hayat yaşamasına ses çıkarmamakta ve fişini çekmemektedir.""

sayın demir küçükaydın...
merak ettim..,

"çatı partisi" veya benzer işleyişlerin sürekli sürüncemede gitmesini.. analiz etmeden ve "bazı" cesur tespitleri yapmadan..,
kürt özgürlük hareketinin bu "rahvan" demokrasi-birlik yürüyüşüne pragmatik yaklaştığını nasıl söyleyebiliyorsunuz..??

hep sürecini anımsamanız gerekir.. bu sürecin başındaki amaç aynı idi.. ve sene 1990 dı..
sol kruçeşme'den su dolduracağım diye tutturdu.. onuda beceremedi.., çeşitli "dal"lara ayrıldı..
bsa sonrası bsp olan bir kanal bu noktada birleşmeye en müsait yapı idi.. çok uğraşıldı..
ama.., buradaki "etkili"-"yetkili" arkadaşlar.., kendilerini gbkpg(dy) ile birleşmeye endekslediler.. olmayacak dua için amine kalktılar..
hedep içersinde olan "azçık" "diğerlerine" de "umut" olmaya kalktılar..
"sol"da birlik diye kazablankada.. "şenlikli" ama kürtlerle ne yapacağız kavgasını yaşadılar..
seçim ittifakı bilindiği gibi.., "kerhen" ve iğdiş yaşandı..

hal ve ahval böyle iken..
özgürlük hareketi nasıl ben yürüyorum gelen gelsin diyebilirdi ki..,
adamı topa tutarlardı alimallah..

19 yıl geçti...., halen aynıdır..
özgürlük hareketi.., bunu söyleyemez.. biz söylemeliyiz.. siz söylemelisiniz.. ama söylemekle olmaz.. katılmalısınız..

ve ilk sizden duymak isterim..
"ben artık btp liyim""

ben "hep" sürecinden beri böyleyim.. sizin söylediklerinizi de söyleme hakkına sahibim ama siz değilsiniz..

""Bu nedenle, Kürt Özgürlük Hareketi’nin. Türk ezilenlerini örgütlemeyi artık Türk solcu ve aydınlarından beklemeyi de bırakması, bizzat kendisinin bunları örgütlemesi için ne yapmak gerektiği sorusunu önüne koyması gerekmektedir. Kendisi bu soruyu sormasa da olayların gelişimi bu sorunu onun önüne koyacaktır.""

bunu pkk kuruluşundan beri yapmaktadır.. kemal pir ve haki karer simgesel örnektir ve "dhp"-(alternatif) çalışmaları da olmuştur..
dhp yi de bilirim.. siz bu işi beceremezsiniz diyen biriyim..
imralı sürecinde ilk kayış atanlar da bunlar oldu..
türkiye solu budur.. asla maya tutmuyor.. sorun tarihsel sürecinde ve teorik zeminlerindedir.. bunu görmeden.., bunu çözmeden.., açığa çıkartamadan.., hiç bir adım atılamaz..
bu anlamda.., pkk ye bu işi yüklemek abestir.. pkk sadece bu noktada ön açıcı olabilir ve oluyorda..
ötesine geçer ise.., daha büyük tepkilerin zemini yaratılır.. şöven teorik zeminler güçlüdür.. tarihsel yanlış teorik zeminler güçlüdür..

""Bunun için yapılması gereken ilk iş Kürt Hareketinin kendisinin Kürt hareketi Olmaktan çıkması, bir Demokrasi Hareketi Haline gelmesidir. Yani “Kürt Sorunu” nun muhatabı olma paradigmasından “Türk Sorunu”nu çözme paradigmasına geçmektir."""

siz bu anlatımla ne istediğinizin farkındamısınız.. klasik eleştirilerle aynı mantığa düşüyorsunuz..
"""kürt hareketi kürt hareketi olmaktan çıkacak--mış""""!!!!!
neden çıksın..,???

ülkeyi bırakın.., bölgedeki en önemli dinamik olan kürt halkını bir çizgide toparlamayı becermek için 30 yılını ve bedellerini ödemiş bir yaratıma kendini yok et yada ayağına kurşun sık diyorsunuz..
neden çıksın...????

kürtlerin varlığı üzerine kurulmuş 1923-25 konseptini işleten küresel güçler şimdi de bu dinamik üzerinden yeni konseptlerini oluştururken.., bu dinamik üzerinden bu konsepte alternatif olmayı becerebilmiş bir örgütsel yaratım.. bu işi bu dinamiği bıraksın mı..?? kime bıraksın..??

ayrıca..;
özgürlük hareketinin teorik açılımlarını biliyorsunuz.. açılımlar bir kürt ulus-devleti üzerine de değil.. türkiye kürdistanında yada bir başka ülke kürdistanında yada.., kürdistanda bir birleşik ulus-devlet de değil..
daha neyi bıraksın..???

kürtler de dahil tüm halkları ve toplumsal katmanları da içeren bir özgür toplum-özgür insan projeleri yok mu..??
bu sizin klasik sosyalizm anlayışınıza uymuyor diye neyi bıraksın.. bu sosyalizm anlayışını mı..??

""Yani Kürt hareketi de bur sıçrama yapmak, kendisi olmaktan çıkmak zorunda kalacaktır.""

yok böyle bir şey..,
tarih.., bazı dönemlerde bazı güçlere.., öncülük önderlik ve çözüm gücü olma olanağı tanır..

bölgede de bu aşamada bu misyon kürt halkındadır.. parçalanmış bir halk olma özelliğini görmüyorsunuz.. bu özelliğin tüm bölgede ortak bir özgürlük rüzgarı yarattığını da görmüyorsunuz..
kendinizi türkiye ile sınırlamaktasınız..

kürtleri bırakan sadece türkiye.., demokrasi ve devrim sürecini bırakmaz.. bölge ve de küresel bir devrimci dalganın üstünde yürümeyi de bırakır..

pkk bunu 70 li yıllarda hasbelkadar fark etmişti.. ama klasik teorik zeminlerden dolayı.., önceliği bir sosyalist kürdistanda gördü..,
ana zemini doğru yakalamasının getirdiği avantaj ve süreci yürütebilme becerisi ile daha ötesini de görme zorunluluğu yaşadı..

özgürlük hareketi..;
sadece kürt ulusal hareketi değildir yada sizin değiminiz ile..; kürt özgürlük hareketi değildir.. bu onun ana dinamiğidir..

""O zamanlar ADYÖD iki eğilimden oluşuyordu. DDKO ve Dev-Genç’in birleşmesinden oluşuyordu. Ben hem Dev-Genç’e hem DDKO’ya üyeydim. Gönlüm her ikisinden yanaydı. Biz ikisini birleştirmiştik. İki tarafı birleştirme, kardeşliği ve özgürlüğü esas aldığımı, böyle bir eğilimde olduğumu biliyorlardı. Birisi daha sonra küçük burjuva milliyetçiliğine kaydı. Diğeri de milliyetçiliğe kaydı. Diğer taraf da “biz Kürtlerle birarada yapamayız” diyordu. Sonunda ben ortada kaldım. Ama gönlüm her ikisinin birleşmesinden yanaydı. Daha sonra Kemal Pir ve Haki Karer’le birlikte Kürdistan’a geçtik. Kemal Pir ve Haki Karer benim iki halkı birarada tutmak istediğimi gördükleri, bildikleri için benimle beraber hareket ettiler. Biz bilinen tarihi Mart çıkışını yaptık. Mart 1976. "" (a. öcalan)

"""Kırk yıldır bunun mücadelesini veriyorum. Böylece Kürdistan’da çok geliştik ancak Türkiye boyutu gelişmedi. Türkiye boyutunu daha sonra Ergenekon ele geçirdi. Mahirlere, Denizlere saygım vardır. Ben onlara saygı duyuyorum. Deniz de Mahir de Kürtlerin varlıklarını ve haklarını kabul ediyorlardı. Deniz idam edilirken bile -bu çok zor bir şeydir idam edilmek– bundan hemen önce “benim mücadelem Kürt ve Türk halklarının kardeşliği mücadelesidir” demiştir. Aynı şekilde de Mahir de “Kürtler vardır, Kürt sorunu inkâr edilemez. Kürtlerin bütün hakları kabul edilip verilmelidir” diyordu. Ben bunu Mahir’in kendi ağzından duydum. Bunu söylemek büyük cesaret istiyordu. Biliniyor Mahir de vuruldu. Vurulduğunda da bunları söylemişti. Herkesin bunlara saygı duyması gerekir.”"" (aynı yerden alıntı)

alıntıları okumanızı tavsiye ederim..
siz daha bu hareketi bile tam bilmiyorsunuz.. yada bilmek istemiyorsunuz..

zaten başından beri bu işi yapmaya çalışıyor..
bu noktada varsa eksikleri elbette tartışılmalıdır.. ama kürt halkını örgütleyebilmesi ve bu çizgi temelinde politikleştirmesini terk et diyemezsiniz.. bunu anlamayı bırak yorumlamak bile istemiyorum..

belirtim..
kemal pir ve haki karer'in yaptığını yapın.. siz de katılın..

katılın ki.., içinde yol gösterin..

suat