BDP’ye Operasyon Ve Çatı Partisi…
BDP bu sabah itibari ile BDP’ye yapılan operasyonlarla devletin ve askeri bürokratik oligarşinin bütün pislikleri ayyuka çıkmış oldu bir nebze.
Açılım süreci olarak adlandırılan ama perdenin arkasında Kürt özgürlük Mücadelesini tasviye olan sürecin tıkanması ile Öcalan’nın barış guruplarını çağırarak özelde AKP hükümetinin genel itibari ile de Askeri bürokratik oligarşinin elindeki tasfiye planını bir çırpıta yırtıp çöpe atmış oldu. Yırtıp atılan bu tasfiye planına karşı Askeri bürokratik oligarşi tekrar ipleri eline almak için Kürt Özgürlük Mücadelesinin siyasal kanadına yüklenerek bir nebze pozisyonunu korumaya çalıştı.
Bir yandan gelen barış guruplarının geliş tarzına ve kitlesel olarak karşılanmasına öfkelenen Askeri bürokratik oligarşi ve onun taşeronu pozisyonundaki AKP hükümeti yıllardır başaramadığı Kürt-Türk çatışmasına da zemin hazırlayacak olaylara girişti. En basit bir ifade özgürlüğüne dahi tahahümül gösteremez duruma geldi. Irkçı saldırıları körükleyerek adeta boşa çıkarılmaya çalışılan tasfiye planına karşı pozisyonunu korumaya yeltendi sürekli.
Fıratın Doğusun da bir türlü tedavüle koyamadığı tasfiye planı Fırat’ın batısında yaratabileceği bir Kürt-Türk çatışması ile devreye koyacağının hesaplarını yapmaya çalıştı. İzmir, Çanakkale, Altınova gibi yerlerde Kürtlere saldırı furyası başlattı.
Ve en son DTP’nin kapatılması ile ipleri yeniden eline aldığının mesajlarını sürekli topluma enjekte etmee çalıştı. DTP ‘nin kapatılması ile Kürtleri Demokratik siyasal mücadeleden uzaklaştırığını düşünen Askeri bürokratik kast Öcalanın DTP’lilerin mecliste BDP ile devam etmesi gerektiğini söylemesi ile tekrar ipleri elinden kaptırmış oldu.
Öcalanın Haburdan sonra yapmış olduğu bu ince hamleler adeta hükümetin ve bu bürokratik oligarşinin afallamasına neden oldu. Kürtleri meclisten ve demokratik siyasetten uzaklaştırarak onları Fıratın doğusuna hapsetme planları bir türlü tutmadı.
Tutmayan bu planlara karşı osmanlıda oyun çoktur dercesine adeta plan üstüne plan devreye sokuyor bürokratik yapı.
En son bu sabah itibari ile eski DTP lileri PKK’nin siyasal örtütlenmesini sağladığı idda edilen KCK operasyonu ile siyasal mücadeleden uzak tutmanın hesaplarını yapıyor.
Bu operasyonların kanımızca üç nedeni vardır.
Birincisi ergenekon iddianemesiyle azda olsa ayyuka çıkan pisliklerin devlet içerisinde bellli güç dengelerinin değişmesine neden olmasıdır. İpleri elinden bırakmak istemeyen bir askeri bürokratik oligarşi ona karşı ise sermayenin hertürlü dolaşımını ve TÜSİAD gibi liberal oluşumlarıda arkasına alan kanatların iç hesaplaşmasının faturasını Kürt özgürlük mücadelesi üzerinden yapmalarıdır.
Bir ikinci neden ise Habur süreciyle başlayan Kürt mücadelesinin radikalleşmesi ve giderek büyümesine engel olabilmek için ve Kürt Özgürlük Mücadelesini dağa hafsetme hesaplarıdır. Liberallerin ve ulusalcıların saldırısına açık hale getirmek. Yani dağa hapsolmuş bir Özgürlük Mücadelsine liberal Kürt- Türk cenahın daha rahat saldırabilmesinin önünü açmak.
Üçüncü bir neden ise DTP’nin kapatılması ile kapatılan DTP lilerin daha büyüyerek Radikal Demokrat bir çizgide siyasal mücadele katılması olasılığı. Yani Öcalanın ısrarla üzerinde durduğu radikal demokrat kesiminde içinde yer alacağı bir “Çatı partisi” olabilecek BDP partisi.
Burda ayrıca bir parantez açmak gerekiyor. Çatı partisi oluşumunun bir sinek vızıltısı kadar dahi olsa bu süreçe müdahale gücünün olmaması durumu. 7 yıldır ismi ortaya atılan ve son bir yıldır üzerinde tartışılan bu oluşum bu yaşanan süreçe hiçbir şekilde müdahale edebilme gücünü kendinde görememiştir.
Özgürlük Mücadelesinin Demokratik Cumhuriyet paradigmasını desteklemek ve ona sahip çıkarak mücadeleyi yükseltmek yerine bunu görüntü itibari ile öyle olduğunu göstererek geçiştirme durumuna düşmüştür. Ankarada ki büyük toplantıdan sonra aslında boşa çıkan bu yeni oluşum Demir Küçükaydın’ın deyimiyle tam bir “Bitkisel hayata “ girmiştir bu süreçte.
Birkaç ağır ameliyat geçiren bir hasta gibi adeta komaya giren bu oluşum sürece müdahalede bulunamadığı için sürekli kabuslar görmektedir. Bu hasta artık yanan insan cesetleri görür durumdadır. Sokak ortasında öldürülen Kürt gençlerini görmektedir. Ama onlara müdahale edecek ne bir paradigması vardır nede bu paradigmayı oluşturan Özgürlük hareketine destek verecek güç.
Onun içindir ki Demir Küçükaydın’ın tabiri ile solunum cihazlarına takılı hasta gibi duran bu oluşumun artık fişinin çekilmesi gerekiyor.
Fişi çekilirse eğer hastayı bu ızdıraptan kurtarmış olacağız.
Çatı partisi oluşumu bu iradeyi gösterirse muazzam bir davranış göstermiş olacaktır. Peki kendisini fes eden bir oluşum ne yapacaktır diye sorarsanız bu koşullarda yapması gereken en iyi işi yapıp BDP’ye katılmalıdır. BDP’ye katılarak Özgürlük Mücadelesinin üzerinde son dönemlerde ağırlığı hissedilen ve devletinde tam istediği olan Liberal güc kırılmış olacaktır. Hem kendisi radikalleşecektir hemde radikalleşmeye doğru bir seyir izleyen özgürlük mücadelesine güç katmış olacaktır.
Kısır tartışmaları bir yana bırakmanın tam zamanı ve bu “Çatı Partisi hareketi” için son şanstır.
Tayfun Şen’in yazısının başlığında sorduğu “BDP Çatı olur mu?” nun cevabı: Evet...
Özgürlük Mücadelesi buna acıktır ve her zaman hazırdır. Yeter ki Sosyalistlerden böyle bir irade ortaya koyulsun.
24.12.2009
- Ferhat Berkpınar ağ günlüğü
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
