Türkiye partisi- Selahattin Erdem
Hiç kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti yasalarına göre kurulmuş olan her parti bir Türkiye partisidir. Yasal olarak bu böyledir. Ancak işlevsel açıdan ve toplumsal düzeyde de böyle midir? Böyle olmayacağı açıktır. 'Ben Türkiye partisiyim' demekle Türkiye partisi olunmaz. 'Ben demokratik partiyim' demekle de demokratik parti olunmaz. Demokratik bir Türkiye partisi olabilmek için Türkiye'deki bütün toplumsal kesimleri kucaklayabilmek, her alanda örgütlenebilmek ve tüm ezilenlerin sesi, sözcüsü, savunucusu olmak gerekir.
Elbette bu, her şeyden önce demokratik bir zihniyeti gerektirir. Bununla birlikte herkese hitap eden ve etkileyen demokratik bir programın olması gerekir. Son olarak da her yerde ve her kesim içinde örgütlenmek, parti organlarında her kesime dengeli bir tarzda yer vermek gelir. Demokratik Türkiye partisi ancak böyle olunur.
Şimdi BDP'nin önünde böyle bir sınav, görev vardır. Demokratik siyasette yeni bir çıkış yapabilmesi de bu görevi başarmasına bağlıdır. 'Ben demokratik bir Türkiye partisi olacağım' diyor. O halde zihniyet, program ve örgüt alanlarında bunun gereklerine sahip olmalıdır. Ve bu konuda hitap etmek istediği tüm ezilen kesimleri ikna etmeli, inandırmalıdır.
Hem demokratik, hem de bütün Türkiye'nin partisi olabilmek için, elbette buna uygun bir zihniyete sahip olmak gerekir. Var olan zihni engelleri aşarak, gerçek demokratik zihniyette derinleşmek gerekir. Hem demokrasiyi bilmek ve hem de inanmak gerekir. Bir de bu temelde üsluplu ve korkusuzca bir mücadeleyi sabırla yürütmek gerekir.
Tartışmalardan anlaşılıyor ki, bu konuda engel oluşturan korkular var. Bunlar da anlayış yanlışlığından kaynaklanıyor. Örneğin, bir sol demokratik parti Kürt Özgürlük Hareketi'yle tam bir işbirliği yaparsa Kürtlerin kuyruğuna takılmış sayılacağından korkuyor. Örneğin, BDP içinden bazı çevreler, eğer demokratik bir Türkiye partisi olunursa Türkiye içinde erinip kaybolunacağından korkuyor. Bunların en azından demokrasiyi anlamayan dar ve yüzeysel düşünceler olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Dahası, eğer giderilmezlerse milliyetçiliğin etkileri olarak bile değerlendirilebilir.
Düşünelim bir kere, Kürt sorununun demokratik siyasi çözümünü savunmadan, Kürt sorununun çözümünü öngörmeden Türkiye'de nasıl demokratik olunur? Kürt sorununun demokratik çözümünün de Kürtlerle, Kürt özgürlük ve demokrasi hareketiyle ilişki ve işbirliğini gerektirdiği açıktır. Kürt sorununu Kürtsüz nasıl çözeceksin? Diğer yandan, demokratik bir Türkiye partisi haline gelmek Kürtleri niye eritsin, Kürt kimliğini ve kültürünü niye yok etsin? Demokrasi kimliklerin ve kültürlerin özgürlüğünü gerektirmez mi? Dil, kültür ve kimlik özgürlüğünü esas almadan demokrasi nasıl var olur? Besbelli ki bu tür anlayışlar son derece dar ve hatalıdır. Fakat bu dar ve hatalı zihniyetler Türkiye demokratik siyasetinin örgütlenmesi ve birliği önünde çok ciddi engeller oluşturmaktadır. Demek ki, öncelikle var olan zihni engelleri aşmak gerekiyor.
Demokratik bir zihniyet, elbette yeterli bir demokratik programa ulaşırsa partileşme yolunda ilerler. Demokratik bir program da Türkiye'deki tüm ezilenlerin çıkarlarını savunmak, sorunlarının demokratik çözümünü öngörmek ve bunları asgari müşterekte birleştirmek durumundadır. BDP elbette sıradan ve renksiz bir parti değildir, kendini radikal demokrat olarak tanımlıyor. O halde, başta Kürt sorununun çözümü olmak üzere tüm sorunların çözümünü radikal demokratik çizginin gereklerine göre öngörmelidir. Yani demokratik diyaloğu ve mücadeleyi bir çözüm yöntemi olarak esas almalıdır.
Yine BDP programı, Türkiye'deki tüm ezilen kesimlerin haklarını ve çıkarlarını savunmayı öngörmelidir. Radikal demokrat çizgi ve demokrat Türkiye partisi olmak bunu gerektirir. Elbette en öne barışın sağlanmasını, yani Kürtlerin haklarını savunmayı ve Kürt sorununun çözümünü alabilir. Çünkü Kürt sorunu Türkiye'de barışın ve demokratikleşmenin baş sorunudur. Ancak böyledir diye sadece bu sorununun çözümüyle de kendini sınırlandırmamak gerekir. Başta Kürt barışı olmak üzere en geniş bir iç barış öngörülmelidir. Başta Kürtlerin hakları olmak üzere doğru bir sıralamayla diğer ezilen halkların ve azınlıkların, başta Aleviler olmak üzere tüm dinsel ve mezhepsel grupların, başta işçi ve memurlar olmak üzere tüm çalışan emekçi kesimlerin, kadınların, gençlerin, aydın ve sanatçıların, orta kesimlerin haklarını savunmak öngörülmelidir. Yine içte ve dışta tekelci baskı ve sömürüye karşı durma ve mücadele etme esas alınmalıdır.
BDP eğer bir demokratik Türkiye partisi olmak istiyorsa, bütünlüklü ve içerikli bir gerçek demokrasi programını ortaya çıkarmalıdır. Radikal demokratik çizginin izini taşıyacak olan böyle bir program etrafında toplayabileceği en geniş demokratik çevreleri birleştirmelidir. Ancak günümüzdeki demokrasi mücadelesi açısından bu da yetmez. Kendisini böyle bir programa sahip bir parti olarak örgütlerken, aynı zamanda antitekel, barış ve demokrasi ilkelerine dayalı en geniş bir ittifakı ve birliği de öngörmelidir. Partide birleştiremediği demokratik kesimlerle çatı partisi birliği yapabilmeyi, seçim ve mücadele ittifaklarını oluşturabilmeyi mutlaka öngörmelidir.
Demokratik zihniyet ve programla birlikte elbette örgüt de önemlidir. Örgüt iki yönden kendini hissettirir. Birincisi, yönetim organlarında her kesimin dengeli ve yeterli temsili, demokratik paylaşımın uygulanmasıdır. Farklı kesimlerin çıkarları doğrultusunda yeterince çalışma yapılmaz ve yönetim organlarında yer verilmezse, sadece programa madde olarak koymak bir anlam ifade etmez, kitleleri çekici ve harekete geçirici olmaz. O nedenle ayrıntılı çalışma ve yönetimde yer verme mutlaka gerekir. İkincisi de, irili-ufaklı Türkiye'nin tüm kent ve kasabalarında örgüt çalışması yapıp parti örgütleri kurmaktır. Yani Türkiye sathına yayılmaktır.
Şubat başındaki olağanüstü kongre, BDP'nin böyle bir yapı kazanıp siyasal çıkış yapabilmesi için büyük bir şanstır. Tüm ezilenlerin bu yönlü büyük bir ihtiyaç hissetmesi ve beklentisi de vardır. Demokratik siyaseti tasfiye planlarını ve yürütülen saldırıları boşa çıkartmanın en etkili ve sonuç alıcı yolu da budur. Kongrede başaran BDP, demokratik zaferin önünü açacaktır.
Kaynak:www.gundem-online.net
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
