BDP Türkiye partisi olabilir mi? (1)
BDP, henüz yeni bir parti. Kısa bir geçmişi var. Hatta tam parti de değil. Bu nedenle demokratik Kürt hareketini, BDP'yi eksen alarak değerlendirmek, eleştiriyi buna oturtmak pek doğru olmayacak... DEP'den bu yana gelişen legal demokratik çizgiyi ve siyaset geleneğini merkez alarak değerlendirmek çok daha doğru olacak...
'BDP Türkiye partisi olabilir mi', 'Kimlik partisi görünümünden çıkabilir mi' sorularını da bu noktadan hareketle yanıtlamak yerinde olur.
* * *
'Türkiye partisi', genel anlamda 'Türkiyelileşme' amacından soyut değil... Güçlü bir 'Türkiyelileşme' isteği varsa ve bu, Türkiye zemininde demokratik Kürt hareketinin öncelikli hedefi/gündemi haline gelmişse bu başarılabilir...
Birçok kez yazdım, yakın geçmişte de 'Şimdi tartışalım: Nasıl bir parti?' , 'DTP de değişmeli mi?', 'Yeni parti için üç temel koşul...' 'Önü açık DTP'ye öneriler', 'Tehlike çanları çalmadan...', 'Kritik haftalar ve DTP'nin kredisi', 'DTP kongresi: Bu kez açılım olacak mı?' vb. konu başlıklı yazılarımda da 'Türkiyelileşme', 'değişim' ve 'genişleme' sorunlarını işlemeye çalıştım...
Değişim ve Türkiyelileşme, Türkiye partisi olma, elbette bir Öcalan projesi, Öcalan'ın formüle ettiği, ideolojik, düşünsel geri planını oluşturduğu, yorumunu yaptığı, hatta siyasal ilke ve kurallarını oluşturduğu bir konu... Özellikle son on yılda çok daha üzerinde durduğu, ayrıntılı işlediği; gerçekleşmesi için de sık sık güncelleyerek gündemde tuttuğu; Kürt legal demokratik hareketinin ise gerekli önemi vermediği, bir biçimde ötelediği bir husus...
* * *
'Türkiyelileşme' ve 'Türkiye partisi' olma konuları gündemde giderek daha çok ağırlık oluşturuyor. Özellikle mimarı Öcalan, daha sıklıkla işliyor.
İşte Fırat Haber Ajansı'nda (ANF) de yer alan önermelerinden bazıları:
'CHP ile solculuk olmaz. BDP'nin bu boşluğu doldurması gerekir. BDP'nin antifaşist tüm sol kesimleri, radikal demokratları kapsaması lazım. Demokrat Müslümanlar da yer alabilir.'
'BDP Türkiyelileşmeli, Türkiye'nin tüm sorunlarını ele alan bir perspektifle çalışmalarını yürütmelidir. Daha önce de söylemiştim, feminist çevreler, çevreciler demiştim. Çeşitli kesimlerden bahsetmiştim. BDP çok renkli olmalı, Türkiye'nin renkliliğini yansıtmalı. Ben bunun için üç ilkeden bahsetmiştim. (...) Bu ilkeler etrafında bir araya gelebilirler.'
'Üçüncü halka siyasal partidir. Bu, sadece Kürtlerin değil Türkiye'nin partisi olmalıdır. (...) Değişik çevrelerin, farklı görüşlerin bu parti içinde yer almasını önemsiyorum. Kendi düşünceleriyle, kendi gruplarıyla ortak ilkeler çerçevesinde olabilir. Siyasal parti içinde feminist grubun, feminist çevrelerin yer alması gerektiğini düşünüyorum. (...) Dürüst alevi kesimler de, alevi aydınlar da dahil.'
'BDP için şunu söyleyebilirim. Çevrecileri kadar değişik kesimlerden insanları içine katabilir, geniş yelpazede kendisini örgütleyebilmelidir. BDP kimlik partisi görünümünü aşmalıdır. Ülkenin genel sorunlarına daha duyarlı bir parti haline gelebilmelidir. O yüzden çok değişik kesimlerden insanları, çevreleri kendi içine katabilmelidir, perspektifi bu olmalıdır. Türklerin ve Kürtlerin birlikteliğine hayati derecede ihtiyaç var'
Yine aynı kaynaktan (ANF), KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zeki Şengali', 'DTP Türkiyelileşemediği için özeleştiri yapmalı' dediğini öğrenirken; Selahattin Erdem'in ise, 'gundem-online.net' de yayımlanan yazısında 'Şimdi BDP gerçekten demokratik siyaset yapan bir parti olabilecek midir? Sadece bir görüşü örgütlemeyi aşarak, tüm radikal demokrat, liberal demokrat ve İslami demokrat güçleri birleştirebilecek midir? Sadece hazır Kürt kitlesiyle yetinmeyi aşarak tüm Kürt toplumunu ve Türkiye'nin ezilenlerini harekete geçirmeyi ve birleştirmeyi başarabilecek midir? 'diye sorduğunu okuyoruz...
* * *
Demokratik Kürt siyaseti, siyasal aktör ve kurumlarının, Türkiyelileşme ve Türkiye partisi olma konularında eleştirilmesi ve bir biçimde özeleştiriye davet edilmesi, konunun önemseniyor olması bakımından elbette güzel ve umut verici bir durum...
Ancak genel Kürt hareketinin de, bu konuları (Türkiyelileşme ve Türkiye partisi olma) öncelikli görüp stratejik değer atfettiği pek söylenemez... Koşulların da bunda rolü oldu tabii ki. Ama o da bir biçimde Kürt siyasetsinin 'kimlik partisi' biçiminde örgütlenmesinde pratik fayda gördü ve demokratik Kürt hareketinin bu sorunu aşmamasında bir biçimde rol oynadı...
Yani mevcut durumdan DTP kadar, PKK'de sorumlu...
Bu eşit ağırlıktaki sorumluluk legal demokratik sahada, Kürt siyasal yapıları ve kadroları ortamında doğru yorumlanabilirse, BDP 'kimlik partisi' görünümünden çıkarak 'Türkiye partisi' haline gelebilir. 'Kürt hareketinin Türkiyelileşmesi konusunda önemli bir gelişme sağlayabilir. Bu mümkün...
Ancak önemli sorunlar, engeller var. Bunları bir sonraki yazımda açmaya işlemeye çalışacağım... Öncelikle Kürt demokratik hareketini (DTP'yi şimdi de BDP'yi) sürekli bir baskı, taciz ve gerilim ortamında, sürekli savunma halinde tutan devlet+iktidarın (AKP hükümetinin) bunu istemediği, Türkiyelileşme ve Türkiye partisi olma hedefinin karşısında olduğunu belirtmek gerekir...
Devlet, Türkiyelileşmiş bir Kürt hareketi, Türkiye partisi olmuş, Türkiye'nin genel sorunlarını gündemine almış bir BDP istemiyor...
Peki, başka kim ve neden istemiyor?
Sonraki yazımda değineceğim...
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
