TEKEL İşçilerinin Direnişi Üzerine
Tekel işçileri direnişinin 45. gününde Başbakan Erdoğan, Türk-İş heyetiyle görüştü. Görüşme sonrası yapılan açıklamalarda, TEKEL işçilerinin durumuna ilişkin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcının çalışma yürüteceği ve yapacakları çalışmayı Pazartesi Başbakan'a sunacakları ifade edildi.
TÜRK-İŞ Başkanı Mustafa KUMLU, Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşme sonrası: “45 gündür kadın-erkek Türk-İş'in önünde eylem yapan arkadaşların sıkıntılarını konuştuk, müzakere ettik, önümüzdeki hafta sonuna kadar hükümet çalışma yapacak, çalışma neticesine göre Başbakan'la tekrar görüşeceğiz, çalışmayı gördükten sonra eylem yapan arkadaşlarla görüşeceğiz.” açıklamasını yaptı.
Bilindiği üzere 26 Ocak tarihinde TÜRK-İŞ Genel Merkezi'nde bir araya gelerek Tekel işçilerinin durumunu görüşen TÜRK-İŞ, DİSK, HAK-İŞ, KESK, KAMU-SEN ve MEMUR-SEN 28 Ocak tarihinde Hükümetin TÜRK-İŞ yetkilileriyle yapacağı görüşme sonucunda Tekel işçilerinin sorunlarının çözümüne dair bir sonuç çıkmaması halinde 3 Şubat'ta 1 günlük dayanışma grevine gideceklerini açıklamışlardı...
Başbakan Erdoğan’ın TEKEL işçilerini kastederek ifade ettiği “Yan gelip yatarak para kazanma dönemi kapanmıştır” , “yetim hakkını yedirmem” sözleriyle, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, "Hükümetin burada hatası varsa, merhamet göstermesidir. Hükümet olarak vatandaşın parasını çarçur etme lüksümüz yok." demesi ardından bu görüşme yapıldı. Açıkça kölelik düzenini öngören örgütsüz ve güvencesiz çalışma yaşamını dayatan 4-C statüsü TEKEL işçilerince teşhir edilmesinden ve kamuoyu desteği sağlandıktan sonra bu görüşme sağlanabilmiştir... Yapılan görüşmede TEKEL işçilerinin özlük haklarıyla birlikte kamu kurumlarına aktarılmaları istendi...
4-C: Açık Kölelik Statüsü
Egemenlerin böl parçala yönet politikasının hayatın her alanında uygulandığı bir sır değildir. Emekçilerin çalışma yaşamında da bu yaklaşımın uygulandığı açıktır. İşçi sınıfının bir parçası olan kamu emekçilerinin farklı hukuki statülere bölünerek istihdam edildikleri biliniyor. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesine göre kamu hizmetleri; “memurlar”(4-A statüsü), “sözleşmeli personel”(4-B Statüsü), “geçici personel”(4-C Statüsü), ve “işçiler”(Özel Hukuk Statüsü) eliyle gördürülüyor. 657 sayılı kanun’un 5. maddesinde bu kanuna tabi kurumların 4. maddede yazılı dört istihdam şekli dışında personel çalıştıramayacağı da düzenlenmiştir.
Tekel İşçileri bu dört istihdamdan biri olan, (Devlet Memurları Kanununun uygulanmadığı) özel hukuk, toplu sözleşme-toplu pazarlık hükümlerinin uygulandığı “işçiler” statüsünden çıkarılarak, “geçici personel”(4-C) statüsüne mahkûm edilmek isteniyor. 657 sayılı kanununun 4-C maddesinde “geçici personel”: “Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Dairesinin ve Maliye Bakanlığının görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimseler” olarak tanımlanıyor.
Hükümet “merhamet göstererek” yılda 10 ay süreyle ve 600TL ücretle sendikasız ve güvencesiz çalışmayı dayattığı TEKEL işçisi 47 gündür direnerek bu köleliği kabul etmeyeceğini kararlılıkla gösteriyor. İşçilerin direnişi sonucunda ücretlerde 100 TL bir artış yapılırken çalışma süresi de 11 ay’a çıkarıldı. Hükümet büyük ihtimalle çalışma süresini ve ücreti biraz daha yukarı çekerek yeni bir teklifle Türk-İş’le uzlaşma yolunu arayacağa benziyor. Böylece hem dayanışma grevini ertelemeyi hem de becerebilirse işçi direnişini kırmayı düşünüyor.
TEKEL işçilerinin Abdi İpekçi Parkı’nda, itfaiye işçilerinin İstanbul Fatih Anıt Park’ta karşı karşıya kaldıkları şiddet, “daha çok demokrasi” arayışı iddiasındaki Hükümetin, çalışanların ekmek mücadelesi için sesini yükseltmesine tahammülü olmadığını bir kez daha gün yüzüne çıkarmıştır.
Güvencesizlik, örgütsüzlük, sefalet ücreti ve bunun adı olan 4-C statüsü işçileri açıkça köleleştiriyor: İşçiler bu hukuki statüyle çalışma süreleri ve ücretleri düşecek. İhbar ve kıdem tazminatı haklarını kaybedecekler. Fazla çalışma ücreti almayacaklar. 4857 sayılı yasaya göre işçi tanımına girmeyecekler ve toplu sözleşme haklarından yararlanamayacaklar. Ücretli izin hakları düşecek vb… TEK GIDA-İŞ sendikasına bağlı işçilerin yaşadığı mağduriyetin ve direnişin de nedeni budur.
TEKEL Direnişinin Zayıf ve Güçlü Yönü
TEKEL İşçilerinin direnişi, sınıflar mevzilenmesinden, ezilenlerin konumlanışından ve gücünden bağımsız değildir. Ezilenlerin dağınık ve farklı kulvarlarda yürüyen mücadelesiyle, ezenler ile ezilenlerin güçler dengesiyle, ilişki ve çelişkileriyle yakından ilgilidir. Tekel işçilerinin zaaflı ve güçlü yönlerini değerlendirirken, yaşanan güçler dengesini unutmadan, bu dengeyi zorlamak ve dönüştürmek gerekiyor.
2010 yılına direnerek giren Tekel işçileri 47 gündür kararlı ve örgütlü duruşlarıyla kışı bahara çevirmeye devam ediyorlar. Özlük hakları için, işleri ve ekmekleri için Türk-İş önünde çadırlar kurup soğuğa, yağmura, kar’a, ağır kış şartlarına göğüs geriyorlar. Sadece kış koşullarına dayanmıyorlar, aynı zamanda sendikal bürokrasiyi de zorlayarak direnişi sürdürüyorlar. Meşru mücadelenin ve direnişin dönüştürücü özelliğini pratikte yaşayan Tekel işçileri, daha şimdiden sınıf mücadelesinde önemli bir soluk ve çekim merkezi oluşturmayı başardılar.
Ancak TEKEL direnişinin zaaflı yönlerini de görmek gerekiyor. Bu zafiyet özünde devrimci güçlerin zafiyetidir. Sendikal önderliğin zafiyetidir. Bu zafiyetler sınıf mücadelesine ve işçilerin Kürt sorunu ve çözümüne ilişkin yaklaşımlarına ve söylemlerine de yansımaktadır. Yine sınıf düşmanı olan CHP ve MHP ile kurulan yakın ilişkilerde ve davranışlarda ifadesini bulan ideolojik politik gerilik de dikkatlerden kaçmamaktadır.
Buradan hareketle direnişe seyirci kalmak veya direnişi küçümsemek düşünülemez. Zaten ilerici, devrimci sosyalist çevrelerle Kürt halkının örgütlü güçleri de bu direnişin yanı başında- içinde yerini aldı. Direnişin uzun sayılabilecek bir süreden beri devam etmesinin dönüştürücü özelliğiyle, işçileri yalnız bırakmayan gece-gündüz kendileriyle birlikte direnen devrimci güçlerin yaşanan dönüşümdeki etkileyici özelliğini de atlamamak gerekiyor.
17 Ocak Pazar günü Ankara Sıhhiyede yapılan ve 100 bin işçinin katıldığı Türk İş mitinginde genel grev talebiyle önce kürsünün ardından da Türk İş Genel Merkezinin Tekel işçilerince işgal edilmesi direnişin dönüştürücü ve radikalleştirici özelliğini bir kez daha gösterdi...
Gelinen noktada mücadele başarıya ulaşsa da ulaşmasa da bu direnişin sınıf mücadelesinde önemli bir deneyim ve birikim oluşturduğu kesindir.
Önemli olan bu birikim ve deneyimi daha ileri bir bilinç ve örgütlülüğe taşımaktır. Bu anlamda KESK Genel Başkanı Sami Evren’in TÜRK-İş Konfederasyon binası önünde direnişteki Tekel işçilerine hitap ederken, “Tekel işçilerinin mücadelesinin ücret mücadelesi olmadığını, demokrasi mücadelesi olduğunu” vurgulamış olması önemlidir. Evren yaptığı konuşmada: “Tüm emek ve meslek örgütlerinin ortaya bir emek programı koymaları gerektiğini bu programın en yakıcı talepler başta olmak üzere emekçilerin nasıl bir ülke istediklerini ortaya koyan ve bunun için genel grev dahil geniş bir eylem planını da içermesi gerektiğini" söylemiş. (KESK internet sitesi)
Şüphesiz ki KESK başkanının ekmek ve demokrasi mücadelesinin kopmaz ilişkisine vurgu yapan sözleri doğrudur… Ancak ne yazık ki verili durumu ifade etmiyor. Bu yaklaşımın sözde kalmaması pratiğe geçirilmesi bütün Emek ve Demokrasi güçlerinin temel görevidir. Bu yaklaşımın mücadelenin ana ekseni haline getirilmesi, ciddi bir çalışmayı ve örgütlülüğü gerektiriyor… Özcesi bu yaklaşım tarzının dillendirilmesi yetmiyor, örgütlendirilmesi gerekiyor… Çünkü sadece TEKEL işçilerinin mevcut hakları ellerinden alınarak saldırıya uğramıyor. Emekçilere yapılan saldırılar, tek tek sendikal örgütlere değil, bütün işçi sınıfına yapılmaktadır. Sadece İşçi sınıfına değil aynı zamanda Kürt halkına ve örgütlü mücadelesine de yapılmaktadır… Dolayısıyla ezilenlerin taleplerinden oluşan bir program etrafında genel grev ve genel direnişi de içeren “geniş bir eylem planını” örgütlemek gerekiyor...
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
