‘Hepimiz Katiliz’

‘Kan var bütün kelimelerin altında

Yaprağını dökecek ağaç yok burada

Ama ışık sökebilir olanca renklerini’

Cemal Süreya

Bir ‘İnsan’diye bayağı ünlü bir roman vardır.Yunanlı anarşist Panagulas’ın hayatını anlatan.Bu romanın bir bölümü yine ünlü yönetmen Costa Gavras tarafından Z diye bir fim olarak çekilmiş ve bütün dünya da ilgi görmüştü.

Panagulas, Papadapulos’a süikast düzenler ve yaralı olarak yakalanır.Dünyanın en ağır zulm ve işkencelerinden geçirildikten sonra idama mahkum olarakargılanmaya başlanır.Panagulas idama mahkum edilir asılacağı günleri beklerken dünyada yükselen kamuoyu baskısı sonucu serbest kalır.Kısa bir süre sonra tekrar peşine düşerler.O artık İtalya’da mültecidir.Papapendreou,Merkuri,Costa Gavras ve bir çok muhalif gibi sürgündedir.Eh işte olan başka birşey olur albaylar cuntası devrilir.Muhalifler teker, teker dönerler.Cuntacılar içeride bu kez mağdurlar tanık olarak mahkmeye çağrılırlar.Bir çoğu eften püften şeylerle ifade verip geçiştirmek isterlerken.Panagulas çetin ceviz çıkar.

İşaret parmağını sallayarak mahkeme heyetine bağırır.

’Bana kim idam verip beni kim hücreye tıktırmıştı.’

Şapşallaşan heyet biri birine bakarak.

’Biz’derler.

Peki benim öldürmek istediğim Papadapulos’u darbeci olarak yakalayıp yargılayanlar kimler.

‘Sen tanıklık yapacakmısın,yapmayacakmısın?’

Sorusuna o tekrar bağırarak

‘Soruma cevap istiyorum’

‘Evet o da biziz.’

Derler.

Yahu kardeşim siz kimsiniz? Dediğinde stadyumda gülüşmeler başlar.

Söz hakkı alan Papadapulos bütün Yunan halkının huzurunda Panagulas’ı tebrik etmek istiyorum der.

Uzun,uzadıyamı anlattım.Bilmem ama bir mizansene bakın bundan kaç ay önce aynı yargıçlar ellerinde kalem AKP’yi kapatmak için turlar düzenliyordu.Top son anda taçtan döndü.Mağdur olan başbakan mağduriyetinin şemsiyesi altına sığınıp kahramanlık edebiyatıyla hep ikmale kalıp sınıf geçemeyen muhalefeti de tepeleyerek büyük ve şaşalı bir güçle iktidar koltuğuna oturdu.Onun mu,bunun mu? Obama’nın mı planlarıydı.ötesini berisini detaylarını derinliklerini öğrenmeğe hacet

yok.Kan dursun,Hepimiz kardeşiz,milletler bahçesiyiz dedi.İyi de dedi.Gelecekler,geliyorlar silahlar susacak dedi

Herkes umutlandı.Bu iyi huylu bir umuttu aynı zamanda.Arka bahçelerde herşey yolunda diğe düşündü.Bütün iyimserler.

Gelenler,gelmeye başladı.

Kelimenin en kırık,en cılız ve en mahcup yanıyla bile bakıldığında bir tufan oluşuyordu Kürt diyarlarında.. Yirmi sekiz defa baş kaldırıp,yirmi sekiz defa kılıçtan geçirilenler yirmi dokuzuncu ayaklanmanın ardından barışıyorlardı.

Galiba.

Sevindiler,sınırlara yığıldılar.

Ne yapsalardı?

Doraklarını,nanlarını,çökeleklerini de aldı getirdiler.

Sürgünlere çıkıp,telef oldukları bu yolları bu kez sevinmek için paralıyorlardı. Bir Halk sözü var.

‘Mağdur olup iktidar olanın zulmü en kötü zulümdür’

Ayakları postallı,apoletli apoletsiz generaller bas bas bağırdılar.Bir avuçtular. Olsun ama egemendiler.Kendilerine göre apoletsiz bir general ordusu da oluşturmuşardı çoktan.

Start verildi.

Kürtlere alenen sevinmek te yasak.

Başbakanda güzel ifade etti.

‘Gidin evinizde sevinin’

Dedi.

Bir asıra yakındır evlerinde ağlayanlara bir gün bile sokakta sevinme hakkı yoktu.

İzninizle yine başa bu kez de Z filmine dönmek istiyorum.Sokaklara dökülen kitlelerin arasına karışan kontralar,iş başındadır.Bombalar patlar.Sonu belirsiz bir kaos başlar.Eli baltalı,tüfekli Dosteyeviski romanlarında ki saralı tipleri gördükçe ürperirsiniz.

Millet vekili seçilip mecilisin altını üstüne getiren Panagulas’ın sonu yaklaştı dediğinizde .Panagulas öldürülür.....Donarak seyredersiniz.

Cenazesini kendi katilleri büyük bir devlet töreni düzenleyerek kaldırırlar.

Erkan oradadır.

Biri, birlerinin soğuk ablak,donmuş,sahte suratlarına baktıkalarında sanki yine zafer kazanmış edalarındalar.

Filmin sonunda güya generaller tutuklanıp,adları soyadları sorularak savcılık geçidinden geçerler gibi gözükürken,Aslında o anda darbenin

Olduğunu anlarsınız tabi biraz zekiyseniz.

Şu an sanki farklı bir mizansen mi?Metropollerde linçler yaşanırken,Kontralar,ayağı postallılar ortalığı taru mar ederken.

Başbakan işaret parmağını sallayarak ‘porovakasyon yapıyorsunuz’dedi.

Yargıç kılıklı devlet önce başbakanı almıştı karşısına bu defa da başbakanın işaret parmağıyla her daim mağdur olan kürtleri aldı karşısına.Bağıra,bağıra hem de alenen siyaset yaparak DTP’yi kapattı.

Toplumun vicdanın da nufus etmiş,dervişane barış arayan Ahmet Türk’ü de siyasetten men ettí.
Odaları batsın ardı arkası gelmiyor.'Kozmik oda'bilmem ne planlama odası,savaş harp oyunları ve oyuncaklarıyla hergün günüzümü işgal ediyor habire bizi korkutarak.

Peki ne istiyorlar?

Bu toz duman ortamından beklentileri ne?

Kelimeler yine kifayetsiz kalıp,anlam gücünü yitiriyor.

Yine kan ve yine göz yaşı kapıya dayandı.

O egemen,bu egemen ihtişarlarla,paranın egemenliği altındaki göz yaşı bana tarihten bir Kızıl Derili Ata sözünü hatırlattı.

‘Son ırmak kuruduğunda,son ağaç yok olduğunda,son balık öldüğünde,beyaz adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak’

Bir bakın ne ırmaklar kaldı,ne onca tarih.Barajları konvoylar halinde inşa ederek bir kadim tarih,bir hafıza silinmek isteniyor.

Kan ve göz yaşı galiba barajlar altında gizlenecek.

Tahkimat sırıklarıyla örülen maden ocakların da dehlizin derinliklerindeyiz.

Fransa Cezayir’i işgal ettiğinde Jean Paul Sarte eline Cezayir bayrağı alarak sokaklara çıktı.

Hepimiz Katiliz dedi.

Biz ne diğelim şimdi.Hepimiz Katil değilmiyiz?

cihanerdogan10@hotmail.com