Skip to the navigation
.
Skip to the content
.
Köxüz Sitesi bundan sonra http://www.koxuz.net/anasayfa/ adresinde devam edecektir.
Anasayfa
Son Gelenler
Köşe Yazıları
Bloglar
Forumlar
Yorumlar
Kitaplar
Galeriler
Kontak
Linkler
Ana Sayfa
»
Anasayfa
Büyük Ortadoğu Projesi ve Sosyalist Strateji - H. Gerger, R. Zarakolu, E. Kürkçü, D. Küçükaydın
Görüntüle
Düzenle
Sürümler
links
Başlık:
*
Kitap Yazarları:
*
- Lütfen seçiniz -
Abdullah Öcalan'ın Kitapları
Demir Küçükaydın'ın Kitapları
Gönderilen Kitaplar
Köxüz Dergileri
Kıvılcımlı'nın Kitapları
Murat Çakır'ın Kitapları
Sacayak Dergileri
Sait Çetinoğlu'nun Kitapları
Verjine Sıvazlıyan'ın Kitapları
Gövde:
*
<p>Önsöz<br /> Elinizdeki bu derleme, 26-27 Şubat 2005 tarihinde Hamburg’ta yapılan, <i>“ABD’nin “Büyük Ortadoğu Projesi”ne Karşı İşçi Sınıfının ve Halkların Stratejisi Ne Olmalıdır?”</i> konulu sempozyumda sunulan bildiriler ve yapılan konuşmalara dayanmaktadır. Onların derli toplu <span style=""> </span>biçimidir.</p> <p class="MsoNormal">İlk plan, sempozyuma sunulan bildiriler, yapılan konuşma ve tartışmaların tam bir dökümünün yayınlanmasıydı. Ne var ki, gerek teknik, gerek maddi ve gerek biçime ilişkin nedenlerle bu tasarı değiştirildi.</p> <p class="MsoNormal">Sempozyum’a konuşmacı olarak davet edilenlerin sunacakları bildirileri yazılı olarak yollamaları istenmişti, ancak konuşmacıların bir kısmı, işlerinin çokluğu ve politik aktivitelerinin yoğunluğu nedeniyle bunu yapamadı ve bildirisini doğrudan sözlü olarak sundu.</p> <p class="MsoNormal">Sempozyumda yapılan tartışmalar, irticalen yapılan konuşmalarda sık sık görülen ifade ve anlam bozukluklarıyla maluldü<span style=""> </span>ve düzeltilmesi gerekiyordu. Bant kayıtlarında ise<span style=""> </span>akustik olarak söylenenlerin anlaşılamadığı yerler bulunuyordu. Ayrıca dinleyicilerin yaptığı konuşmaların önemli bir bölümü de Sempozyumun konusuyla doğrudan bir ilişki içinde bulunmuyordu.</p> <p class="MsoNormal">Bu durumda, sempozyumun tam bir protokolünü yayınlamak gereksiz bir şişkinliğe, eksikliklere ve zor okunup anlaşılmaya yol açacaktı.</p> <p class="MsoNormal">Bunun üzerine Sempozyum’daki konuşmacıların Sempozyumda yaptıkları konuşma ve bildirilere dayanarak genişletecekleri metinlerden oluşan bir derlemenin daha özlü ve geniş perspektifli olacağı düşünüldü.</p> <p class="MsoNormal">Sempozyum konuşmacılarına Sempozyumda yaptıkları konuşmaların bant çözümleri bu derlemeye yazacakları yazıya temellik etmesi ve hatırlatıcı olması için verildi. Konuşmacıların bir kısmı, bu çözümler de ellerinin altında olarak, bu derleme için görüşlerini yazdılar; bir kısmı da Sempozyum’a sundukları bildirileri aynen veya bazı değişikliklerle tekrar verdiler.</p> <p align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;">*</p> <p class="MsoNormal">Önsözler, eldeki kitabın veya yazının, orada savunulan görüşlerin nasıl oluştuğunu anlatırlar. Bu durumda, bu kitaba kaynaklık eden Sempozyum’un neden ve nasıl yapıldığından kısaca da olsa söz etmek gerekmektedir.</p> <p class="MsoNormal">2003 yılının sonlarından itibaren, Türkiye’de alışılmış sol dergilerden farklı bir çizgi izleyecek; başta Kürtlerin mücadelesi olmak üzere, demokrasi mücadelesini öne çıkaracak bir dergi için, farklı sosyalist ve demokrat eğilimlerden kişilerin içinde bulunduğu bir girişim başlar.</p> <p class="MsoNormal">Bu girişim çerçevesinde hazırlıklar sürerken, çıkacak derginin dayanacağı politik ve programatik çizgiyi belirlemek üzere bir taslak metin oluşturulması gereği ortaya çıkar. Bu dergi girişimi içinde bulunanlardan Demir Küçükaydın, elinizdeki derlemede <i>“Ortadoğu İçin Demokrasi Manifestosu”</i> başlığıyla yer alan metni, çıkarılması planlanan derginin bildirisi ve yazarlarına çağrı metni taslağı olarak sunar.</p> <p class="MsoNormal">Ne var ki, bu metin, dergi girişimcilerin bir kısmının direnişiyle karşılaşır. Bu direnişin iki farklı kaynağı bulunmaktadır.</p> <p class="MsoNormal">Metin, alışılmış ulus ve ulusçuluk tanımlarının dışına çıkarak, ulusçuluğun ve ulusların iki farklı biçimini birbirinden ayırmakta; dile, dine, etniye, tarihe dayanan gerici ulusçuluğa karşı ilk burjuva devrimlerinin ve Ekim Devrimi yıllarına kadar olan dönemde işçi hareketinin dayandığı demokratik ulus ve ulusçuluk anlayışına geri dönmektedir. Bu ise sosyalistler arasında bugün egemen ve <span style=""> </span>yaygın ulus ve ulusçuluk anlayışıyla bir kopuşmayı ve ona karşı tavır almayı gerektirmektedir. Bu nedenle, Türk solundan gelen bazı girişimciler eski ulusçuluk anlayışına bağlı kalarak sunulan taslağa karşı çıkarlar.</p> <p class="MsoNormal">İkinci neden, ABD’nin Irak işgalinin Kürt Ulusal Hareketi içindeki dengeleri değiştirmesi ve aynı gerici ulus anlayışına güç vermesiyle ilgilidir. ABD’nin Irak’ı işgali ile birlikte, bölgedeki dengeler değişmiş, Kürt özgürlük hareketi içinde, o zamana kadar ayrı bir bayrak açacak cesaret ve gücü bulamayan Kürt burjuvazisinin ağırlığı ve kendine güveni artmıştır. Bu da Öcalan ve PKK’nın dil, din, etni, soya dayalı milliyetçilikten kopuşma ve Orta Doğu çapında bir demokratik cumhuriyet oluşturma programına karşı direnişi güçlendirmiştir. Bu elbet aynı zamanda, aşılmaya çalışılan dile, dine, etniye dayalı milliyetçiliğin geri dönüşü anlamına da geliyordu. İşte bu eğilim ve akım da dergi girişiminde bulunan Kürt ulusal hareketi içindeki kişilerde de yankısını buluyor ve söz konusu bildiri taslağına karşı çıkılıyordu.</p> <p class="MsoNormal">Ne var ki, bu karşı çıkışlar teorik ve politik açık bir eleştiri biçiminde değildi; suskunluk; hiçbir şey yapmama, katkıda bulunmama, işleri yokuşa sürme biçimindeydi. İşin ilginci, bir dergi çıkaracak maddi ve teknik olanaklar ve ilişkiler esas olarak bildiri taslağına karşı çıkan bu iki eğilimin elinde bulunuyordu. Onlar için de böyle bir derginin çıkması ve hatta bildiride ifadesini bulan eğilimle eşit koşullarla iş birliği yapılması bile, karşı oldukları anlayış ve programın güçlenmesine hizmet etmek olacağından, dergi projesi fiilen son buldu.</p> <p class="MsoNormal">Dergi projesi son buldu ama, bu dergi projesinin ebelik yaptığı, çıkacak derginin çağrısı ve <span style=""> </span>bildiri taslağı olan <i>“Ortadoğu İçin Demokrasi Manifestosu”</i>, bizzat kendisinin ve kendisinde savunulan politikaları savunan bir yayının yayınını olanaksız kılan gelişmenin (ABD’nin müdahalesi ve sonuçları) gösterdiği gibi, bütün aciliyetiyle var olmaya devam ediyordu.</p> <p class="MsoNormal">Bir dergi için çağrı taslağı olarak ortaya çıkan Program, bir kere doğduktan sonra, onun kendi mantığı ve kendi dinamikleri harekete geçmiş bulunuyordu. Bu metni okuyanlar bu program doğrultusunda bir şeyler yapmaları gerektiğini düşünüyorlardı.</p> <p class="MsoNormal">Böylece ilk dergi projesinin bittiği noktada, bu sefer ilk dergi projesindeki taslağı temel olarak alanlar bütün kısıtlı olanaklarına rağmen metnin ve programın içeriğine ve doğruluğuna güvenerek ikinci kez bir dergi girişimi başlattılar. Tabii bu kez daha net bir programla ama neredeyse hiçbir maddi, teknik olanak bulunmadan ve son derece sınırlı ilişkileriyle.</p> <p class="MsoNormal">İşte bu dergi girişimde yer alanlardan Hamburg’ta yaşayanlar, hem dergi çıkarabilmek için bir gelir elde etmek; hem de Dergide savunulacak program ve politikanın kendisini tanıtmasına ve tartışılmasına olanak sağlamak amacıyla, yukarıda sözü edilen sempozyumu düzenlemeye karar verdiler. Çünkü, dayandıkları metin aynı zamanda ABD’nin <i>“Büyük Orta Doğu Projesi”</i>ne karşı bir projeydi ve kendini en iyi de bu bağlamda ortaya koyabilirdi.</p> <p class="MsoNormal">Sempozyumun daha geniş bir katılımla çok daha geniş bir yelpazeden katılımcılarla yapılması planlanıyordu. Ne var ki maddi olanakların kısıtlılığı buna olanak tanımıyordu. Ayrıca ilk dergi projesinin çıkışını engelleyen eğilimlerin başka benzerleri de yine aynı nedenlerle bu sempozyuma katılma önerisine olumsuz cevap veriyorlardı. Böylece katılanlar, abdestinden emin olup söyleyecek sözü olanlardan ibaret kalıyordu.</p> <p class="MsoNormal">Bu arada, Sempozyumu örgütleyenlerin içinde bulunduğu ikinci dergi girişimi, bir süre sonra, Kürt hareketi içindeki gerici milliyetçiliğin güçlenmesinden rahatsız olan ve buna karşı mücadele etmek gerektiğini düşünen bir kesimin bir girişimi ile rastlaştı. Hedeflerin yakınlığı iş birliği olanak ve gerekliliğini ortaya çıkardı. Böylece düşünülen dergi için, teknik, maddi olanaklar ve ilişkiler alanındaki müthiş açığı kapamak mümkün alacaktı. Tekrar dergi hazırlıklarına başlanmış hatta bir büro bile aranmaya başlanmıştı.</p> <p class="MsoNormal">Ancak bu sırada, Kürt hareketi içindeki<span style=""> </span>muazzam savrulma etkisini göstermeye başlamıştı. Kürt harekete içinde olup bu dergi projesinde iş ve güç birliği yapılanlar, bu savrulmaya karşı mücadele edebilmek amacıyla, en azından bir süre için, güçlerini ve dikkatlerini dergi projesinden çekmek zorunda kaldılar. Böylece tekrar başlangıç noktasına geri dönülmüş oluyordu. Bu sefer de, ABD’nin Irak İşgalinin yarattığı kaymanın kendisi değil, ona karşı mücadele kaygısı olsa da, yine de bu işgalin bir sonucu olan kayma, ikinci kez, bu karşı programın ve bu program doğrultusunda bir derginin çıkmasını engellemiş oluyordu.</p> <p class="MsoNormal">Hasılı, ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi’nin doğrudan sonuçları bu projeye karşı projenin, gün yüzüne çıkmasını ve bu proje-program doğrultusunda bir yayın çıkmasını bile engellemiş oluyordu. Bu karşı projenin basılabilmesi, kendini duyurabilmesi bile ABD’nin projesine karşı bir mücadele konusuydu.</p> <p class="MsoNormal">Bu anlamda, Demir Küçükaydın’ın Sempozyuma sunduğu bildirinin bir eki olan “<i>Ortadoğu İçin Demokrasi Manifestosu</i>” başlıklı, başlangıçta bir dergi bildirisi ve çağrısı olarak düşünülmüş metinin elinizdeki derlemede yayınlanabilmiş olması bile, ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi’nin sonucu olarak ortaya çıkan engellemelere ve güçlendirdiği gerici milliyetçiliğe karşı, dolayısıyla bizzat bu projeye karşı, küçük de olsa bir ve ilk başarı sayılabilir.</p> <p class="MsoNormal">Çünkü bu sempozyumu yapmayı ve bu derlemeyi yapmayı mümkün kılan gelişmelerin kaynağında bu metin bulunmaktadır. Bu program-metin olmasaydı, ne sempozyum, ne dergi girişimi ne de bu derleme olabilirdi. Öte yandan var olan alternatifsizliğe bir alternatif arayışları; bu yönde bir dergi çıkarma girişimleri; ABD’ye karşı neler yapılacağını sempozyumlarda tartışan sosyalistler olmasaydı, ne o metin ortaya çıkardı ne de onu yayma ve basma girişimleri. Bu diyalektik sürecin ürünüdür elinizdeki kitap ve bizzat bu süreç üzerinde diyalektik bir etkisi de olacaktır</p> <p align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;">*</p> <p class="MsoNormal">Bu derlemeye kaynaklık eden Sempozyumu hazırlayanlar Sempozyumun çağrı bildirisinde niçin böyle bir konu seçtiklerini ve niçin böyle bir formülasyona gerek duyduklarını şöyle ifade etmişlerdi. Bu amaçlar bu derleme için de geçerliliğini koruduğundan aynen aktaralım:</p> <p class="MsoNormal"><i>“Sosyalizm ve işçi hareketi daha doğarken, dünya burjuvazisine karış nasıl bir program ve stratejiyle yani hangi güçlere dayanılarak mücadele edilebileceği sorusunu sormuştu bir yeni doğmuş çocuğun ilk haykırışı gibi. Bugün bu yaklaşım unutulmuş bulunuyor.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Strateji ve program tartışmaları, bir bakıma sosyalist ve işçi hareketinin dinamizminin ifadesi olduğu kadar, o dinamizmi ve onun gelişimini de besler. En tutkulu tartışmalar, en büyük teorik kazanımlar hep bu tartışmalar bağlamında olur.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Ne var ki, 1920’lerin ortasından beri, dünya sosyalist hareketinde artık bir program ve strateji tartışması yaşanmamaktadır. 1968 yükselişi bu tartışmaları kısa bir süre için canlandırdıysa da, hareketin kendisi gibi, bu tartışmalar da kısa soluklu bir canlanma olarak kaldı.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Strateji tartışmasının bu yok oluşu, aynı zamanda uluslar arası bir işçi hareketinin ve uluslar arası bir teorik tartışmanın yok oluşuyla at başı gitmiştir. Elbette son duruşmada, işçi ve sosyalist hareketin canlanışını nesnel koşullar belirler, ama öznel çabalar olmadığı sürece, koşulların olgunluğu çürümeyle de sonuçlanabilir.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>İşte bu sempozyum sosyalist ve işçi hareketinde yeniden bir strateji ve program tartışması başlatma yönünde mütevazı bir girişim olmayı amaçlamaktadır.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>O, gerçekteki taraflılığı gizlemenin bir aracı olan sözde nesnellik ardına gizlenmeden, sorunu işçiler ve halklar açısından tartışacağını açıkça ortaya koymakta, sözü edilen, artık unutulmaya yüz tutmuş geleneğe bağlamaktadır.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>İşçi hareketi ve sosyalist hareket program ve stratejisini bir ülkenin ya da bir bölgenin çıkarları açısından ve onunla sınırlı olarak tartışamaz. Her ne kadar konu, ABD’nin belli bir bölgeye ilişkin bir projesi ise de, buna karış strateji tüm dünyanın işçilerinin ve sosyalistlerinin tartışması gereken bir sorundur. Öte yandan bu projenin kendisi zaten dünya çapındaki bir projenin bir parçası olarak ifade edilmiştir.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Sempozyumun adındaki “Orta Doğu”, sadece “Orta Doğu”nun işçileri ve halklarının yapacağı bir tartışmayı değil, Tüm dünya işçileri ve halklarının yapacağı bir tartışmanın konusunu belirlemektedir.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Bugün sorunu işçi hareketinin stratejisi olarak tartışmanın kendisi, böyle bir paradigma değişikliği bile, fiili bir strateji değişikliğidir aynı zamanda.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>ABD’nin onlarca yıl sürecek bir savaş dediği bu bir tek dünya imparatorluğu kurma savaşı karşısında sol diye bilinen işçi ve sosyalist hareketin yazını incelenirse, bir strateji tartışmasının neredeyse hiç bulunmadığı görülür. Bütün yazın neredeyse ABD’nin tutarsızlıklarını, planlarının iç yüzünü vs. açıklamaya yöneliktir. ABD’yi uluslar arası hukuku çiğnemekle veya birleşmiş milletleri dinlememekle eleştirmenin, aslında sorunu ABD veya diğer emperyalist ülkeler açısından tartışmak anlamına geldiği bile unutulmuştur.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Hatta en muhalif bilenenler bile neredeyse ABD’ye böyle davranmasının kendi lehine olmayacağını anlatan, akıl verir bir üslupla yazmaktadırlar.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Bütünsel bir strateji yokluğunda, ABD’nin gerçek niyet ve saiklerini açıklamanın ve ifşa etmenin, onun ne kadar kötü ve dünya halklarının düşmanı olduğunu göstermenin kendisi gizli olarak, biricik stratejinin gerçekleri açıklamak olduğu varsayımını içerir. Halbuki ABD’nin niyetlerinin ve kendisinin ne olduğu hiç de bilinmez değildir. Bütün bu yazın, ABD’nin planlarına karşı aslında gerçekleri açıklama gibi bir acınacak bir stratejiden başka silahı olmadığını itiraf etmek demektir.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>İşte en azından bu sefil duruma son verebilmek için, gerçek bir strateji tartışması başlatabilmek için, küçük bir başlangıç olmaktır bu sempozyumun amacı.<o:p></o:p></i></p> <p align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;"><i>*<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Strateji tartışması yapanlar için, düşmanın ve hedeflerinin kötülüğü veridir. Onun tutarsızlıklarına karşı mücadele edilmez, o tutarsızlıklar eğer onu zayıflatıyorsa onlar yararlanılacak vuruş noktalarıdır.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Bu nedenle strateji tartışması yapanlar, düşmanlarının kötülükleri ya da zaaflarıyla vakit kaybetmezler; kendilerinin ne yapması gerektiğini tartışırlar. Kendilerinin ne yapacağını tartışmaları ise her şeyden önce kedi zayıflıklarını açıkça ortaya koymayı ve onlara karşı mücadeleyi gerektirir.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Hemen anlaşılacağı gibi, ezilenler açısından bir strateji ve program tartışmasının bizzat kendisinin onlar üzerinde iyileştirici bir etkisi vardır. O daha baştan, öznenin kendi zayıflıklarını ortaya koymasını ve ona karış mücadeleyi gündeme getirir. Bir strateji tartışmasında düşmanın kötülükleri ya da tutarsızlıkları değil; ona karşı mücadele edenlerin tutarsızlıkları, zaafları, sınırlılıkları ve bunlarla nasıl mücadele edileceği sorun edilir.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Bu elbette düşmanın gücü ve yetenekleri, hedefleri ve araçları hakkında doğru bir resme sahip olunması çabasını gereksiz kılmaz. Ama böyle bir yaklaşım içinde, düşmanın tutarsızlıkları veya aptallıkları değil, onun gücü ve üstünlükleri üzerine tartışılır.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Kendi zaafları ve sınırlılıklarını; düşmanının gücü ve üstünlüklerini tartışan bir aksanın sol basında hiç görülmemesi bile, işçi hareketinin ve sosyalist hareketin bir strateji tartışmasına ne kadar uzak kaldığının ve aslında gizil olarak sadece burjuva rasyonalizminin ön kabullerine dayanan, karşı tarafın kötülüğünü anlatma stratejisine bağlı olduğunun bir kanıtıdır.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>İşçi hareketi bu yaklaşımdan kurtulmadıkça en küçük bir yükseliş gösteremez. Zaten hareketin bir yükselişine her zaman, onun kendi hatalarını ve zaaflarını hiç korkmadan sergilemesi; düşmanının yetenekleri ve üstünlüklerini hiçbir komplekse kapılmadan incelemesi eşlik etmiştir.<o:p></o:p></i></p> <p align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;"><i>*<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>İşte böyle bir yaklaşımla bir başlangıç olarak, teknik sınırlılıklar nedeniyle Türkçe olarak yapılacak bu tartışmaya üçü Türkiye’den biri Almanya’dan dört tartışmacı ve sunucu katılacaktır.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Elbette her şeyden önce Dünya İşçi Sınıfı ve Dünya Halkları açısından tartışılacağından, sorunu bu açıdan tartışacağı düşünülen konuşmacılar seçildi.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Konuşmacıların Türkiye sosyalist hareketinden olması, konunun sadece şu veya bu ülkenin işçileri veya halkaları açısından tartışılacağı anlamına gelmemektedir. Bu bütünüyle dil engelleri ve ilişkilerin sınırlılığı gibi teknik nedenlerle yapılmış bir seçimdir.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Sempozyum için şöyle bir işleyiş düşünüldü. Önce davetli konuşmacılar, yeterli bir sürede tezlerini anlatacaklar. Davetli konuşmacılara bir de sempozyumun sonunda tekrar, tartışmalar ışığında görüşlerini toparlayıp ifade etmeleri için söz verilecek. Bu ilk ve son konuşma sürelerini, onlara da danışarak belirlemek istiyoruz. İlk Konuşmalar için yarımşar saat veya kırk beşer dakika, son konuşmalar için de on beş dakika ile yarım saat arası bir süre düşünülmektedir.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Arada kalan zaman ise, ilk konuşmalar bittikten sonra, söz hakkı isteyenler arasında eşit olarak paylaştırılacaktır.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Tartışmalar iki gün boyunca uzun ve yoğun tartışmaları gerektireceğinden, yorgunluğu kısmen olsun azaltmak için, aralar verilecek; hararete ve açlığa karşı yiyecek ve içecek çeşitleri bulundurulacaktır. (...)<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Sempozyuma sorunu işçiler ve halklar açısından tartışmak isteyen herkes davetlidir.<o:p></o:p></i></p> <p class="MsoNormal"><i>Sempozyum Hazırlama Girişimi”</i> <i>(“ “<b>ABD’nin “Büyük Ortadoğu Projesi”ne Karşı İşçi Sınıfının ve Halkların Stratejisi Ne Olmalıdır?” Konulu Sempozyuma Çağrı</b>”</i>)</p> <p align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;">*</p> <p class="MsoNormal">Moderatörlüğünü Rafet Temur’un yaptığı Sempozyuma yaklaşık olarak yüz kadar dinleyici katıldı. Katılımcılar ve konuşmacılar genel olarak sempozyumdan memnun ayrıldılar.</p> <p class="MsoNormal">Sempozyum yaklaşık olarak öngörülen biçimde yapıldı. İlk gün konuşmacılar tezlerini yarımşar saatlik birer sunuşla anlattılar. Sonraki bölümde dinleyiciler görüş, eleştiri ve sorularını aktardılar.</p> <p class="MsoNormal">İkinci gün de önce kısaca, bir önceki gün yapılan tartışmaların ışığında konuşmacılar daha kısa süreli olarak görüşlerini açma olanağı buldular. Daha sonra yine dinleyiciler söz aldı ve son olarak tekrar konuşmacılara sözlerini bağlamaları için söz verildi. Konuşmaların tamamı ayrı ayrı ses ve video ile kaydedildi.</p> <p class="MsoNormal">Sempozyum öncesinde sempozyuma sunulmak üzere verilen bildiriler ve kaynaklar e-mail ile konuşmacılara, ilgi duyanlara ve duyabileceklere iletildi. Önceden verilen bildirilerin fotokopisi yapılarak önceden dinleyici ve katılımcıların bilgisine de sunuldu.</p> <p align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;">*</p> <p class="MsoNormal">Peki, üzerine bu sempozyum yapılan ABD’nin Türkiye’de <i>“Büyük Ortadoğu Projesi”</i> adıyla bilinen projesi nedir?</p> <p class="MsoNormal">Bunu da kısaca belirtmek gerekiyor.</p> <p class="MsoNormal">Eğer İnternet’te bir arama motoruna <i>“Büyük Ortadoğu Projesi”</i> veya onun kısa biçimi olan “<i>BOP</i>”u Türkçe’de yazarsanız, karşınıza BOP üzerine ve ona karşı yazılmış büyük bir yazılar yığını çıkar. Ama bu yazılarda “şu proje nedir?” diye birinci elden bir kaynak aradığınızda neredeyse hemen hemen hiçbir kaynak bulamazsınız. Tek bulacağınız bilgi, 2004 yılının haziran ayında yapılan G8 zirvesinde böyle bir projenin Amerika tarafından ortaya atıldığıdır.</p> <p class="MsoNormal">“Bu projenin orijinal metni nedir, somut bir alıntı var mıdır?” diye araştırdığınızda çok daha garip bir durumla karşılaşırsınız: BOP üzerine yazan hiçbir yazar bu projenin otantik kaynaklarına ve metnine dayanmamaktadır. BOP’un şu veya bu olduğuna dair bir yorumda bulunmakta veya daha önce yapılmış bir yorumu ele almakta ve sonra da o anladığı biçimiyle BOP’u eleştirmekte veya savunmaktadır.</p> <p class="MsoNormal">Bu da insanı “acaba, gerçekten BOP diye bir şey var mı?” diye düşündürmektedir?</p> <p class="MsoNormal">Böyle bir kuşkuya düşüp, BOP’un İngilizce veya Almanca karşılıkları olan veya olabilecek kelimeleri yazıp da internete baktığınızda, neredeyse karşınıza hemen hemen hiç bir şey çıkmadığını görürsünüz. Hasılı ne İngilizce’de ne de Almanca’da <i>Büyük Ortadoğu Projesi</i> diye tanımlanacak bir konu ve bunun etrafında oluşmuş bir literatür ya da tartışma<span style=""> </span>bulamazsınız.</p> <p class="MsoNormal">Türkiye’de böyle heyecanla tartışılan ve devlet partisinden Politik İslamcılara, Faşistlerden Sosyalistlere kadar hemen hemen herkesin karşı çıktığı bu proje konusunda başka dillerde pek bir kaynak olmaması şu soruyu sormayı gerektirir: “Acaba bu, gerçek resmi adlandırılması başka olan, Türkiye’de dile ve ağza kolay gelecek şekilde böyle adlandırılmış bir proje olmasın?”</p> <p class="MsoNormal">Gerçekten de, bu Projenin görüşülüp karar bağlandığı söylenen ABD’nin <i>Georgia</i> Eyaletinde <i>Sea Island</i>’da yapılan hatta Tayyip Erdoğan’ın da bir kısmına katıldığı G-8 zirvesi ile ilgili bir araştırma yaptığınızda, bu zirvede ABD’nin Orta Doğu’da “<i>ekonomik ve siyasi<span style=""> </span>reform amaçlı</i>” bir plan sunduğu görülür. Bu plan, toplantıdaki bir çok gündem maddesinden biridir. İşte Türkiye’de üzerinde hemen hemen hiçbir kaynak gösterilmeden yorumlara göre tartışmalar yapılan ve her politik akımın karşı çıktığı <i>“Büyük Ortadoğu Projesi”</i> bu planın Türkiye’deki <b>popüler</b> adıdır.</p> <p class="MsoNormal">Ancak, BOP veya Büyük Ortadoğu Projesi diye diğer dillerde doğru dürüst bir kaynak bulunmamasının nedeni sadece onun resmi adının değişik olması değildir. Aslında söz konusu <i>Sea Island</i>’da yapılan G-8 zirvesine sunulan <b>taslak</b> ile <b>karar</b> arasında da <b>önemli bir fark</b> bulunmaktadır. Projenin kapsamı son kararda değiştirilmiştir ve <b>Avrupa’nın Kuzey Afrika ve Akdeniz’in güneyindeki ülkelerle yürüttüğü ilişkiler de projeye dahil edilmiştir</b>. Böylece bu proje yeni biçimiyle, sadece “büyük” ya da<span style=""> </span>“genişletilmiş” Orta Doğu’yu<span style=""> </span>değil, Kuzey Afrika’yı da, en azından Akdeniz’e kıyısı olan ülkeleri de, ki bu pratik olarak Arap ülkeleri de demektir, kapsamaktadır.</p> <p class="MsoNormal">Projenin gerçek adı şudur:</p> <p class="MsoNormal">“<i>Partnership for Progress and a Common Future with the Region of the Broader Middle East and North Africa – <b>Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgelerinin Ortak Geleceği ve Gelişmesi için Ortaklık</b></i>"</p> <p class="MsoNormal">Bu metnin sekizinci maddesinde belirtilen bir metin ise “<i>Reformlar İçin Destekleme Planı</i>” başlığını taşıyor. Ve Beyaz sarayın bu metni de projenin bir parçası oluyor.</p> <p class="MsoNormal">Demek ki Türkiye’de Kısaca <i>Büyük Orta Doğu Projesi</i> adıyla anılan proje aslında orijinal adıyla <i>Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika</i>’yı kapsamaktadır. G-8 Zirvesinde onaylanmıştır. Bu metnin sekizinci maddesinde belirtilen ABD’nin “<i>Ortadoğu İçin Partnerlik</i>” ile ilgili metni de bu projenin bir parçasıdır ve “<i>Reformlar İçin Destek Planı</i>” başlığını taşımaktadır.</p> <p class="MsoNormal">Bu Projenin kuzey Afrika’yı da kapsayarak G-8 zirvesinden çıkan halinin Türkçe’sini bulamadık ama, bu zirveye sunulan ABD taslağının bir Türkçe tercümesi bulunmaktadır. Bu tercüme <i>El Hayat</i> dergisinin 13. Şubat.2004 tarihli sayısında yayınlanan metinden yapılmıştır ve <i>El Hayat</i> dergisinde metin <i>“Büyük Ortadoğu Girişimi Taslak Metni”</i> adıyla yayınlanmıştır. Türkiye’de muhtemelen <i>“Büyük Ortadoğu Projesi”</i> diye adlandırmanın kaynağında da bu <i>El Hayat</i> dergisinin yayını bulunmaktadır.</p> <p class="MsoNormal">G 8 Zirvesinde Proje’de yapılan belli başlı değişiklik, tartışmalı noktaların yumuşatılması, özellikle tepkiler ve Fransa’nın itirazları göz önüne alınarak demokratikleşmenin dışardan dayatılamayacağı gibi ifadelerin eklenmesi ve Güney Akdeniz’in projeye dahil edilmesidir.</p> <p class="MsoNormal"><i>“Genişletilmiş”</i> ya da <i>“Büyük”</i> diye çevrilen kavram, projenin büyük olduğu değil, Ortadoğu’nun büyük bir versiyonu anlamına gelmektedir, diğer bir ifadeyle<span style=""> </span>“Büyük” sıfatı, Projeye değil, Orta Doğu’ya aittir. Genişletilmiş yerine Türkçe’de “Büyük” kullanımı bu yanlış anlamaya uygun ifadeye yol açmaktadır. Bu genişletilmiş Ortadoğu, Cebelitarık’tan <span style=""> </span>Çin ve Hindistan hududuna kadar olan alanı kapsamakta Pakistan’ı da içermektedir. Yani Brezinsky’nin “<i>Büyük Satranç Tahtası</i>”nın en önemli iki ayağı bu projenin alanına girmektedir. Kuzey Afrika veya Akdeniz’in Güneyi, yani diğer Arap ülkeleri eklenerek ikinci defa genişletilmiştir, bu iki genişleme sonucunda coğrafi olarak proje, tamı tamına Klasik Akdeniz-Ortadoğu ve Pers (İran) uygarlık alanlarını kapsamaktadır. Çin ve Hint uygarlık alanlarının sınırlarına uzanmaktadır.</p> <p class="MsoNormal">Geçmişte ilk neolitik devrimden kapitalizmin doğuşuna kadar neredeyse dünya tarihinin kaderinin belirlendiği bu bölge, bugün yine bölgenin dünyadaki muazzam stratejik önemi nedeniyle gelecekteki kaderinin belirleneceği yer olacaktır.</p> <p class="MsoNormal">Dolayısıyla tarih son derece hayati, insanlığın geleceğine ilişkin bir önem kazanmaktadır. Sadece, <i>“yaşayanların üzerine kabus gibi çöken”</i> bir geçmiş olarak, yani sosyolojik bir olgu olarak değil; bu geçmişin bilgisi ve onun yorumlanışı, yani sosyoloji olarak da. Yani sadece yaşanan ve yaşanmış Tarihin kendisi değil, Tarih bilimi. Diğer bir deyişle, toplumun evriminin yasalarının bilgisi, diğer adıyla Tarihsel Maddecilik, kısa adıyla Marksizm.</p> <p class="MsoNormal">Dolayısıyla bölgenin geleceği ile geçmişinin kavranması arasındaki bu derin içsel bağ nedeniyle, bölgenin dolayısıyla insanlığın kaderi ve Marksizm arasında o kaybolmuş gibi görünen bağ, tekrar bir netlik kazanmaktadır.</p> <p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p> <p align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;">*</p> <p class="MsoNormal">Peki, ABD’nin bu projesi karşısında, Türkiye’de gerçek iktidar gücünü elinde bulunduran bürokratik oligarşinin stratejisi ve projesi nedir?</p> <p class="MsoNormal">Kısa bir süre önce Türkiye’nin Genel Kurmay Başkanı Özkök, ana konusu bu olan, her sözcüğü seçilmiş konuşmasında bu strateji ve projeyi açıkladı. Özkök’ün konuşması, Türkiye’nin egemeni Bürokratik ve Askeri oligarşinin, ABD’nin bölgeyi değiştirme ve yeniden dizayn etme planına karşı bir karşı proje özelliği taşımaktadır.</p> <p class="MsoNormal">Askeri ve bürokratik oligarşinin ABD’nin Projesine karşı tek cevabı, Güçlü bir ordunun ve devlet cihazının varlığı, bu gücün korunması durumunda da, bu gücün Türkiye’nin stratejik yeri nedeniyle ABD’nin planlarına karşı kendi konumunu koruyabileceği ve ABD’yi kendisiyle uzlaşmaya zorlayabileceğidir.</p> <p class="MsoNormal">Bu proje hiç de öyle başarısızlığa mahkum bir proje olarak görülmemeli. Bu strateji daha önce de benzerleri görüldüğü gibi, bazı uluslar arası gelişmeler ve Türkiye’deki demokratik güçlerin zayıflıklarını korumaları sonucu pek ala başarıya ulaşabilir ve bu askeri bürokratik oligarşi, egemenliğini daha uzun yıllar sürdürebilir.</p> <p class="MsoNormal">Unutmamalı, bu Askeri ve Bürokratik oligarşi, Sümer’lerden, Roma ve Bizans’tan, Osmanlı’dan beri gelen bölgenin devletçilik geleneğinin en has ürünüdür. O binlerce yıllık tarih boyunca nice badirelerden geçmiştir. Yakın tarihten bir kaçını hatırlamak yeter.</p> <p class="MsoNormal">Osmanlı İmparatorluğu çökmüş, Anadolu’da silahlı halktan başka bir şey olmayan çeteler bir direniş başlatmıştı. Ankara’daki Millet vekillerinin “<i>Şeytan de oluruz Bolşevik de</i>” dediği zamanlardı.</p> <p class="MsoNormal">Ama Sovyetlerin ayakta kalması ve Batılı ülkelerin Sovyetlere karşı bir denge olarak; Sovyetlerin de yaşayabilmek için diğer Emperyalist ülkelere karşı tarafsız bir alan olarak Ankara’daki Osmanlı paşalarını desteklemesi, bu binlerce yıllık bürokratik kastın egemenliğini aynen sürdürmesinin yolunu açmıştı. Padişahsız bir padişahlık rejimi olan Cumhuriyet Bonapartist bir darbeyle kurulmuş; Şeyhülislama Diyanet İşleri adı verilmiş; bu resmi devlet dinine laiklik denmiş ve gücü Osmanlı Meclisi Mebusan’ı veya Birinci Büyük Millet Meclisi (Üçüncü Meşrutiyet) kıyısına bile yaklaşamayan, atanmayla seçilen milletvekillerinden oluşan bir Meclis, bu ayıbı örtecek bir “Asma yaprağı” işleviyle donatılmıştı.</p> <p class="MsoNormal">Benzeri İkinci Dünya Savaşından sonra aynen tekrarlandı. İsmet Paşanın çok partili hayata geçiş manevrası bu egemenliği sürdürmek için yapılmış çok akıllıca bir hamleydi. Yine Sovyetlere karşı dengelere oynayan bürokratik oligarşi, gerçek iktidarı elinde tutarak, bir meclis ve çok partili hayata geçiş makyajlarıyla bütün bir soğuk savaş döneminde egemenliğini garantiye almış oldu.</p> <p class="MsoNormal">Bu günün dünyasında da ABD ile Avrupa, Rusya ve Çin arasındaki çelişkiler bu Bürokratik oligarşiye belli bir hareket alanı sağlamaktadır. Güç dengelerindeki değişiklikler bunların yanı sıra bu oligarşinin yapacağı, tıpkı İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaptığına benzer kimi makyajlar ile pek ala bu kritik dönemi aşıp, egemenliğini ve gücünü gelecekteki on yıllara yaymasını mümkün kılabilir.</p> <p class="MsoNormal">Yani Türkiye’nin egemeni olan Bürokratik oligarşi de kendisi açısından bir strateji tartışması yapmaktadır. Ve daha fazla güç ve stratejik konumu ve bu gücü pazarlık unsuru olarak önermektedir.</p> <p class="MsoNormal">Türkiye’nin ve Bölgenin halkları, ABD’nin ve çürümüş bürokratik ve diğer oligarşiler karşısında kırk katır mı kırk satır mı durumunda kalmaya devam etmektedir. Bu açmazdan kurtuluşun yollarının ne olduğunu ezilenler açısından tartışmak için elinizdeki kitapla küçük bir başlangıç yapılmak istenmektedir.</p> <p class="MsoNormal">Bu vesileyle, bu kitabın hazırlanmasına vesile olan Hamburg’taki Sempozyumu örgütleyen<span style=""> </span>Hazırlama Girişimi’ne; Bantların çözümünde yardımcı olan arkadaşlara ve yazılarıyla bu derlemeye katkıda bulunanlara teşekkürü borç biliriz. Onların bu katkıları olmasaydı, elinizdeki bu kitapta olmazdı.</p> <p class="MsoNormal">02 Mayıs 2005 Pazartesi</p> <p><i>Ne var ki, 1920’lerin ortasından beri, dünya sosyalist hareketinde artık bir program ve strateji tartışması yaşanmamaktadır. 1968 yükselişi bu tartışmaları kısa bir süre için canlandırdıysa da, hareketin kendisi gibi, bu tartışmalar da kısa soluklu bir canlanma olarak kaldı.</i></p> <p><i>Strateji tartışmasının bu yok oluşu, aynı zamanda uluslar arası bir işçi hareketinin ve uluslar arası bir teorik tartışmanın yok oluşuyla at başı gitmiştir. Elbette son duruşmada, işçi ve sosyalist hareketin canlanışını nesnel koşullar belirler, ama öznel çabalar olmadığı sürece, koşulların olgunluğu çürümeyle de sonuçlanabilir.</i></p> <p><i>İşte bu sempozyum sosyalist ve işçi hareketinde yeniden bir strateji ve program tartışması başlatma yönünde mütevazı bir girişim olmayı amaçlamaktadır.</i></p> <p><i>O, gerçekteki taraflılığı gizlemenin bir aracı olan sözde nesnellik ardına gizlenmeden, sorunu işçiler ve halklar açısından tartışacağını açıkça ortaya koymakta, sözü edilen, artık unutulmaya yüz tutmuş geleneğe bağlamaktadır.</i></p> <p><i>İşçi hareketi ve sosyalist hareket program ve stratejisini bir ülkenin ya da bir bölgenin çıkarları açısından ve onunla sınırlı olarak tartışamaz. Her ne kadar konu, ABD’nin belli bir bölgeye ilişkin bir projesi ise de, buna karış strateji tüm dünyanın işçilerinin ve sosyalistlerinin tartışması gereken bir sorundur. Öte yandan bu projenin kendisi zaten dünya çapındaki bir projenin bir parçası olarak ifade edilmiştir.</i></p> <p><i>Sempozyumun adındaki “Orta Doğu”, sadece “Orta Doğu”nun işçileri ve halklarının yapacağı bir tartışmayı değil, Tüm dünya işçileri ve halklarının yapacağı bir tartışmanın konusunu belirlemektedir.</i></p> <p><i>Bugün sorunu işçi hareketinin stratejisi olarak tartışmanın kendisi, böyle bir paradigma değişikliği bile, fiili bir strateji değişikliğidir aynı zamanda.</i></p> <p><i>ABD’nin onlarca yıl sürecek bir savaş dediği bu bir tek dünya imparatorluğu kurma savaşı karşısında sol diye bilinen işçi ve sosyalist hareketin yazını incelenirse, bir strateji tartışmasının neredeyse hiç bulunmadığı görülür. Bütün yazın neredeyse ABD’nin tutarsızlıklarını, planlarının iç yüzünü vs. açıklamaya yöneliktir. ABD’yi uluslar arası hukuku çiğnemekle veya birleşmiş milletleri dinlememekle eleştirmenin, aslında sorunu ABD veya diğer emperyalist ülkeler açısından tartışmak anlamına geldiği bile unutulmuştur.</i></p> <p><i>Hatta en muhalif bilenenler bile neredeyse ABD’ye böyle davranmasının kendi lehine olmayacağını anlatan, akıl verir bir üslupla yazmaktadırlar.</i></p> <p><i>Bütünsel bir strateji yokluğunda, ABD’nin gerçek niyet ve saiklerini açıklamanın ve ifşa etmenin, onun ne kadar kötü ve dünya halklarının düşmanı olduğunu göstermenin kendisi gizli olarak, biricik stratejinin gerçekleri açıklamak olduğu varsayımını içerir. Halbuki ABD’nin niyetlerinin ve kendisinin ne olduğu hiç de bilinmez değildir. Bütün bu yazın, ABD’nin planlarına karşı aslında gerçekleri açıklama gibi bir acınacak bir stratejiden başka silahı olmadığını itiraf etmek demektir.</i></p> <p><i>İşte en azından bu sefil duruma son verebilmek için, gerçek bir strateji tartışması başlatabilmek için, küçük bir başlangıç olmaktır bu sempozyumun amacı.</i></p> <div align="center"><i>*</i></div> <p><i>Strateji tartışması yapanlar için, düşmanın ve hedeflerinin kötülüğü veridir. Onun tutarsızlıklarına karşı mücadele edilmez, o tutarsızlıklar eğer onu zayıflatıyorsa onlar yararlanılacak vuruş noktalarıdır.</i></p> <p><i>Bu nedenle strateji tartışması yapanlar, düşmanlarının kötülükleri ya da zaaflarıyla vakit kaybetmezler; kendilerinin ne yapması gerektiğini tartışırlar. Kendilerinin ne yapacağını tartışmaları ise her şeyden önce kedi zayıflıklarını açıkça ortaya koymayı ve onlara karşı mücadeleyi gerektirir.</i></p> <p><i>Hemen anlaşılacağı gibi, ezilenler açısından bir strateji ve program tartışmasının bizzat kendisinin onlar üzerinde iyileştirici bir etkisi vardır. O daha baştan, öznenin kendi zayıflıklarını ortaya koymasını ve ona karış mücadeleyi gündeme getirir. Bir strateji tartışmasında düşmanın kötülükleri ya da tutarsızlıkları değil; ona karşı mücadele edenlerin tutarsızlıkları, zaafları, sınırlılıkları ve bunlarla nasıl mücadele edileceği sorun edilir.</i></p> <p><i>Bu elbette düşmanın gücü ve yetenekleri, hedefleri ve araçları hakkında doğru bir resme sahip olunması çabasını gereksiz kılmaz. Ama böyle bir yaklaşım içinde, düşmanın tutarsızlıkları veya aptallıkları değil, onun gücü ve üstünlükleri üzerine tartışılır.</i></p> <p><i>Kendi zaafları ve sınırlılıklarını; düşmanının gücü ve üstünlüklerini tartışan bir aksanın sol basında hiç görülmemesi bile, işçi hareketinin ve sosyalist hareketin bir strateji tartışmasına ne kadar uzak kaldığının ve aslında gizil olarak sadece burjuva rasyonalizminin ön kabullerine dayanan, karşı tarafın kötülüğünü anlatma stratejisine bağlı olduğunun bir kanıtıdır.</i></p> <p><i>İşçi hareketi bu yaklaşımdan kurtulmadıkça en küçük bir yükseliş gösteremez. Zaten hareketin bir yükselişine her zaman, onun kendi hatalarını ve zaaflarını hiç korkmadan sergilemesi; düşmanının yetenekleri ve üstünlüklerini hiçbir komplekse kapılmadan incelemesi eşlik etmiştir.</i></p> <div align="center"><i>*</i></div> <p><i>İşte böyle bir yaklaşımla bir başlangıç olarak, teknik sınırlılıklar nedeniyle Türkçe olarak yapılacak bu tartışmaya üçü Türkiye’den biri Almanya’dan dört tartışmacı ve sunucu katılacaktır.</i></p> <p><i>Elbette her şeyden önce Dünya İşçi Sınıfı ve Dünya Halkları açısından tartışılacağından, sorunu bu açıdan tartışacağı düşünülen konuşmacılar seçildi.</i></p> <p><i>Konuşmacıların Türkiye sosyalist hareketinden olması, konunun sadece şu veya bu ülkenin işçileri veya halkaları açısından tartışılacağı anlamına gelmemektedir. Bu bütünüyle dil engelleri ve ilişkilerin sınırlılığı gibi teknik nedenlerle yapılmış bir seçimdir.</i></p> <p><i>Sempozyum için şöyle bir işleyiş düşünüldü. Önce davetli konuşmacılar, yeterli bir sürede tezlerini anlatacaklar. Davetli konuşmacılara bir de sempozyumun sonunda tekrar, tartışmalar ışığında görüşlerini toparlayıp ifade etmeleri için söz verilecek. Bu ilk ve son konuşma sürelerini, onlara da danışarak belirlemek istiyoruz. İlk Konuşmalar için yarımşar saat veya kırk beşer dakika, son konuşmalar için de on beş dakika ile yarım saat arası bir süre düşünülmektedir.</i></p> <p><i>Arada kalan zaman ise, ilk konuşmalar bittikten sonra, söz hakkı isteyenler arasında eşit olarak paylaştırılacaktır.</i></p> <p><i>Tartışmalar iki gün boyunca uzun ve yoğun tartışmaları gerektireceğinden, yorgunluğu kısmen olsun azaltmak için, aralar verilecek; hararete ve açlığa karşı yiyecek ve içecek çeşitleri bulundurulacaktır. (...)</i></p> <p><i>Sempozyuma sorunu işçiler ve halklar açısından tartışmak isteyen herkes davetlidir.</i></p> <p><i>Sempozyum Hazırlama Girişimi”</i> <i>(“ “<b>ABD’nin “Büyük Ortadoğu Projesi”ne Karşı İşçi Sınıfının ve Halkların Stratejisi Ne Olmalıdır?” Konulu Sempozyuma Çağrı</b>”</i>)</p> <div align="center">*</div> <p>Moderatörlüğünü Rafet Temur’un yaptığı Sempozyuma yaklaşık olarak yüz kadar dinleyici katıldı. Katılımcılar ve konuşmacılar genel olarak sempozyumdan memnun ayrıldılar.</p> <p>Sempozyum yaklaşık olarak öngörülen biçimde yapıldı. İlk gün konuşmacılar tezlerini yarımşar saatlik birer sunuşla anlattılar. Sonraki bölümde dinleyiciler görüş, eleştiri ve sorularını aktardılar.</p> <p>İkinci gün de önce kısaca, bir önceki gün yapılan tartışmaların ışığında konuşmacılar daha kısa süreli olarak görüşlerini açma olanağı buldular. Daha sonra yine dinleyiciler söz aldı ve son olarak tekrar konuşmacılara sözlerini bağlamaları için söz verildi. Konuşmaların tamamı ayrı ayrı ses ve video ile kaydedildi.</p> <p>Sempozyum öncesinde sempozyuma sunulmak üzere verilen bildiriler ve kaynaklar e-mail ile konuşmacılara, ilgi duyanlara ve duyabileceklere iletildi. Önceden verilen bildirilerin fotokopisi yapılarak önceden dinleyici ve katılımcıların bilgisine de sunuldu.</p> <div align="center">*</div> <p>Peki, üzerine bu sempozyum yapılan ABD’nin Türkiye’de <i>“Büyük Ortadoğu Projesi”</i> adıyla bilinen projesi nedir?</p> <div>Bunu da kısaca belirtmek gerekiyor.</div> <p>Eğer İnternet’te bir arama motoruna <i>“Büyük Ortadoğu Projesi”</i> veya onun kısa biçimi olan “<i>BOP</i>”u Türkçe’de yazarsanız, karşınıza BOP üzerine ve ona karşı yazılmış büyük bir yazılar yığını çıkar. Ama bu yazılarda “şu proje nedir?” diye birinci elden bir kaynak aradığınızda neredeyse hemen hemen hiçbir kaynak bulamazsınız. Tek bulacağınız bilgi, 2004 yılının haziran ayında yapılan G8 zirvesinde böyle bir projenin Amerika tarafından ortaya atıldığıdır.</p> <p>“Bu projenin orijinal metni nedir, somut bir alıntı var mıdır?” diye araştırdığınızda çok daha garip bir durumla karşılaşırsınız: BOP üzerine yazan hiçbir yazar bu projenin otantik kaynaklarına ve metnine dayanmamaktadır. BOP’un şu veya bu olduğuna dair bir yorumda bulunmakta veya daha önce yapılmış bir yorumu ele almakta ve sonra da o anladığı biçimiyle BOP’u eleştirmekte veya savunmaktadır.</p> <p>Bu da insanı “acaba, gerçekten BOP diye bir şey var mı?” diye düşündürmektedir?</p> <p>Böyle bir kuşkuya düşüp, BOP’un İngilizce veya Almanca karşılıkları olan veya olabilecek kelimeleri yazıp da internete baktığınızda, neredeyse karşınıza hemen hemen hiç bir şey çıkmadığını görürsünüz. Hasılı ne İngilizce’de ne de Almanca’da <i>Büyük Ortadoğu Projesi</i> diye tanımlanacak bir konu ve bunun etrafında oluşmuş bir literatür ya da tartışma bulamazsınız.</p> <p>Türkiye’de böyle heyecanla tartışılan ve devlet partisinden Politik İslamcılara, Faşistlerden Sosyalistlere kadar hemen hemen herkesin karşı çıktığı bu proje konusunda başka dillerde pek bir kaynak olmaması şu soruyu sormayı gerektirir: “Acaba bu, gerçek resmi adlandırılması başka olan, Türkiye’de dile ve ağza kolay gelecek şekilde böyle adlandırılmış bir proje olmasın?”</p> <p>Gerçekten de, bu Projenin görüşülüp karar bağlandığı söylenen ABD’nin <i>Georgia</i> Eyaletinde <i>Sea Island</i>’da yapılan hatta Tayyip Erdoğan’ın da bir kısmına katıldığı G-8 zirvesi ile ilgili bir araştırma yaptığınızda, bu zirvede ABD’nin Orta Doğu’da “<i>ekonomik ve siyasi reform amaçlı</i>” bir plan sunduğu görülür. Bu plan, toplantıdaki bir çok gündem maddesinden biridir. İşte Türkiye’de üzerinde hemen hemen hiçbir kaynak gösterilmeden yorumlara göre tartışmalar yapılan ve her politik akımın karşı çıktığı <i>“Büyük Ortadoğu Projesi”</i> bu planın Türkiye’deki <b>popüler</b> adıdır.</p> <p>Ancak, BOP veya Büyük Ortadoğu Projesi diye diğer dillerde doğru dürüst bir kaynak bulunmamasının nedeni sadece onun resmi adının değişik olması değildir. Aslında söz konusu <i>Sea Island</i>’da yapılan G-8 zirvesine sunulan <b>taslak</b> ile <b>karar</b> arasında da <b>önemli bir fark</b> bulunmaktadır. Projenin kapsamı son kararda değiştirilmiştir ve <b>Avrupa’nın Kuzey Afrika ve Akdeniz’in güneyindeki ülkelerle yürüttüğü ilişkiler de projeye dahil edilmiştir</b>. Böylece bu proje yeni biçimiyle, sadece “büyük” ya da “genişletilmiş” Orta Doğu’yu değil, Kuzey Afrika’yı da, en azından Akdeniz’e kıyısı olan ülkeleri de, ki bu pratik olarak Arap ülkeleri de demektir, kapsamaktadır.</p> <div>Projenin gerçek adı şudur:</div> <p>“<i>Partnership for Progress and a Common Future with the Region of the Broader Middle East and North Africa – <b>Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgelerinin Ortak Geleceği ve Gelişmesi için Ortaklık</b></i>"</p> <p>Bu metnin sekizinci maddesinde belirtilen bir metin ise “<i>Reformlar İçin Destekleme Planı</i>” başlığını taşıyor. Ve Beyaz sarayın bu metni de projenin bir parçası oluyor.</p> <p>Demek ki Türkiye’de Kısaca <i>Büyük Orta Doğu Projesi</i> adıyla anılan proje aslında orijinal adıyla <i>Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika</i>’yı kapsamaktadır. G-8 Zirvesinde onaylanmıştır. Bu metnin sekizinci maddesinde belirtilen ABD’nin “<i>Ortadoğu İçin Partnerlik</i>” ile ilgili metni de bu projenin bir parçasıdır ve “<i>Reformlar İçin Destek Planı</i>” başlığını taşımaktadır.</p> <p>Bu Projenin kuzey Afrika’yı da kapsayarak G-8 zirvesinden çıkan halinin Türkçe’sini bulamadık ama, bu zirveye sunulan ABD taslağının bir Türkçe tercümesi bulunmaktadır. Bu tercüme <i>El Hayat</i> dergisinin 13. Şubat.2004 tarihli sayısında yayınlanan metinden yapılmıştır ve <i>El Hayat</i> dergisinde metin <i>“Büyük Ortadoğu Girişimi Taslak Metni”</i> adıyla yayınlanmıştır. Türkiye’de muhtemelen <i>“Büyük Ortadoğu Projesi”</i> diye adlandırmanın kaynağında da bu <i>El Hayat</i> dergisinin yayını bulunmaktadır.</p> <p>G 8 Zirvesinde Proje’de yapılan belli başlı değişiklik, tartışmalı noktaların yumuşatılması, özellikle tepkiler ve Fransa’nın itirazları göz önüne alınarak demokratikleşmenin dışardan dayatılamayacağı gibi ifadelerin eklenmesi ve Güney Akdeniz’in projeye dahil edilmesidir.</p> <p><i>“Genişletilmiş”</i> ya da <i>“Büyük”</i> diye çevrilen kavram, projenin büyük olduğu değil, Ortadoğu’nun büyük bir versiyonu anlamına gelmektedir, diğer bir ifadeyle “Büyük” sıfatı, Projeye değil, Orta Doğu’ya aittir. Genişletilmiş yerine Türkçe’de “Büyük” kullanımı bu yanlış anlamaya uygun ifadeye yol açmaktadır. Bu genişletilmiş Ortadoğu, Cebelitarık’tan Çin ve Hindistan hududuna kadar olan alanı kapsamakta Pakistan’ı da içermektedir. Yani Brezinsky’nin “<i>Büyük Satranç Tahtası</i>”nın en önemli iki ayağı bu projenin alanına girmektedir. Kuzey Afrika veya Akdeniz’in Güneyi, yani diğer Arap ülkeleri eklenerek ikinci defa genişletilmiştir, bu iki genişleme sonucunda coğrafi olarak proje, tamı tamına Klasik Akdeniz-Ortadoğu ve Pers (İran) uygarlık alanlarını kapsamaktadır. Çin ve Hint uygarlık alanlarının sınırlarına uzanmaktadır.</p> <p>Geçmişte ilk neolitik devrimden kapitalizmin doğuşuna kadar neredeyse dünya tarihinin kaderinin belirlendiği bu bölge, bugün yine bölgenin dünyadaki muazzam stratejik önemi nedeniyle gelecekteki kaderinin belirleneceği yer olacaktır.</p> <p>Dolayısıyla tarih son derece hayati, insanlığın geleceğine ilişkin bir önem kazanmaktadır. Sadece, <i>“yaşayanların üzerine kabus gibi çöken”</i> bir geçmiş olarak, yani sosyolojik bir olgu olarak değil; bu geçmişin bilgisi ve onun yorumlanışı, yani sosyoloji olarak da. Yani sadece yaşanan ve yaşanmış Tarihin kendisi değil, Tarih bilimi. Diğer bir deyişle, toplumun evriminin yasalarının bilgisi, diğer adıyla Tarihsel Maddecilik, kısa adıyla Marksizm.</p> <p>Dolayısıyla bölgenin geleceği ile geçmişinin kavranması arasındaki bu derin içsel bağ nedeniyle, bölgenin dolayısıyla insanlığın kaderi ve Marksizm arasında o kaybolmuş gibi görünen bağ, tekrar bir netlik kazanmaktadır.</p> <div> </div> <div align="center">*</div> <p>Peki, ABD’nin bu projesi karşısında, Türkiye’de gerçek iktidar gücünü elinde bulunduran bürokratik oligarşinin stratejisi ve projesi nedir?</p> <p>Kısa bir süre önce Türkiye’nin Genel Kurmay Başkanı Özkök, ana konusu bu olan, her sözcüğü seçilmiş konuşmasında bu strateji ve projeyi açıkladı. Özkök’ün konuşması, Türkiye’nin egemeni Bürokratik ve Askeri oligarşinin, ABD’nin bölgeyi değiştirme ve yeniden dizayn etme planına karşı bir karşı proje özelliği taşımaktadır.</p> <p>Askeri ve bürokratik oligarşinin ABD’nin Projesine karşı tek cevabı, Güçlü bir ordunun ve devlet cihazının varlığı, bu gücün korunması durumunda da, bu gücün Türkiye’nin stratejik yeri nedeniyle ABD’nin planlarına karşı kendi konumunu koruyabileceği ve ABD’yi kendisiyle uzlaşmaya zorlayabileceğidir.</p> <p>Bu proje hiç de öyle başarısızlığa mahkum bir proje olarak görülmemeli. Bu strateji daha önce de benzerleri görüldüğü gibi, bazı uluslar arası gelişmeler ve Türkiye’deki demokratik güçlerin zayıflıklarını korumaları sonucu pek ala başarıya ulaşabilir ve bu askeri bürokratik oligarşi, egemenliğini daha uzun yıllar sürdürebilir.</p> <p>Unutmamalı, bu Askeri ve Bürokratik oligarşi, Sümer’lerden, Roma ve Bizans’tan, Osmanlı’dan beri gelen bölgenin devletçilik geleneğinin en has ürünüdür. O binlerce yıllık tarih boyunca nice badirelerden geçmiştir. Yakın tarihten bir kaçını hatırlamak yeter.</p> <p>Osmanlı İmparatorluğu çökmüş, Anadolu’da silahlı halktan başka bir şey olmayan çeteler bir direniş başlatmıştı. Ankara’daki Millet vekillerinin “<i>Şeytan de oluruz Bolşevik de</i>” dediği zamanlardı.</p> <p>Ama Sovyetlerin ayakta kalması ve Batılı ülkelerin Sovyetlere karşı bir denge olarak; Sovyetlerin de yaşayabilmek için diğer Emperyalist ülkelere karşı tarafsız bir alan olarak Ankara’daki Osmanlı paşalarını desteklemesi, bu binlerce yıllık bürokratik kastın egemenliğini aynen sürdürmesinin yolunu açmıştı. Padişahsız bir padişahlık rejimi olan Cumhuriyet Bonapartist bir darbeyle kurulmuş; Şeyhülislama Diyanet İşleri adı verilmiş; bu resmi devlet dinine laiklik denmiş ve gücü Osmanlı Meclisi Mebusan’ı veya Birinci Büyük Millet Meclisi (Üçüncü Meşrutiyet) kıyısına bile yaklaşamayan, atanmayla seçilen milletvekillerinden oluşan bir Meclis, bu ayıbı örtecek bir “Asma yaprağı” işleviyle donatılmıştı.</p> <p>Benzeri İkinci Dünya Savaşından sonra aynen tekrarlandı. İsmet Paşanın çok partili hayata geçiş manevrası bu egemenliği sürdürmek için yapılmış çok akıllıca bir hamleydi. Yine Sovyetlere karşı dengelere oynayan bürokratik oligarşi, gerçek iktidarı elinde tutarak, bir meclis ve çok partili hayata geçiş makyajlarıyla bütün bir soğuk savaş döneminde egemenliğini garantiye almış oldu.</p> <p>Bu günün dünyasında da ABD ile Avrupa, Rusya ve Çin arasındaki çelişkiler bu Bürokratik oligarşiye belli bir hareket alanı sağlamaktadır. Güç dengelerindeki değişiklikler bunların yanı sıra bu oligarşinin yapacağı, tıpkı İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaptığına benzer kimi makyajlar ile pek ala bu kritik dönemi aşıp, egemenliğini ve gücünü gelecekteki on yıllara yaymasını mümkün kılabilir.</p> <p>Yani Türkiye’nin egemeni olan Bürokratik oligarşi de kendisi açısından bir strateji tartışması yapmaktadır. Ve daha fazla güç ve stratejik konumu ve bu gücü pazarlık unsuru olarak önermektedir.</p> <p>Türkiye’nin ve Bölgenin halkları, ABD’nin ve çürümüş bürokratik ve diğer oligarşiler karşısında kırk katır mı kırk satır mı durumunda kalmaya devam etmektedir. Bu açmazdan kurtuluşun yollarının ne olduğunu ezilenler açısından tartışmak için elinizdeki kitapla küçük bir başlangıç yapılmak istenmektedir.</p> <p>Bu vesileyle, bu kitabın hazırlanmasına vesile olan Hamburg’taki Sempozyumu örgütleyen Hazırlama Girişimi’ne; Bantların çözümünde yardımcı olan arkadaşlara ve yazılarıyla bu derlemeye katkıda bulunanlara teşekkürü borç biliriz. Onların bu katkıları olmasaydı, elinizdeki bu kitapta olmazdı.</p> <div>02 Mayıs 2005 Pazartesi</div> <p> </p>
Girdi biçimi
Filtered HTML
Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
Full HTML
Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi
Attached Images
Thumbnail:
Existing Image:
None
"Over troubled water..." (Açılış)
"Sussss.."
"Unut"
090908-Güler Zere-vm.widec.jpg
0je.png
1.jpg
1.jpg
1.jpg
105-141.jpg
11 Eylül vePolitik İslamÜzerine Kapak
1234r.jpeg
15- 16 Haziran.jpg
155.JPG
16.jpg
166137_1_Gorzfrei.jpg
1960-che-1.jpg
19ocak2010s.jpg
1mayis77_(1).jpg
200-386.jpg
2000degundem-kapak200.jpg
2009-12-04---Kapak---Sosyal.jpg
2010-09-12 - Kapak- 12 eylul uzerine yazilar v2.jpg
21 İtfaye.jpg
250-369.jpg
250-392.jpg
26.JPG
2_temmuz_2009_istanbul.jpg
4- ikinci kapıdan mezarlığa giriş yapılıyor.JPG
400px-Krähe_65(loz).JPG
41e591d8-yilmaz-guney.jpg
490-250.jpg
6-7 eylül.jpg
6-7_eylul_1955.jpg
6-7_eylul_55_tank.jpg
800px-Ziggurat_of_ur.jpg
Abdullah Öcalan - Kapitalist Modernite ve Demokratikleşme - Kapak
abidin'in...jpg
abidin-dino.jpg
abidin-he...jpg
abidinözp...jpg
abidinözp...jpg
acilim_aydinlar_yorum.jpg
afganistan_secimsandik_essek_asker.jpg
afis-kumkapi-14mart2010.jpg
afis_cozum.jpg
ahmedarif_nazimhikmet.jpg
ahmed_arif_1.jpg
Ahmet Türk.jpg
ahmetaltan_hasancemal.jpg
ahmetarif.jpg
ahmetturkemineayna.jpg
ahmet_turk_3_kongre.jpg
ahmet_turk_grup_toplantisi5.jpg
Akatça dilinde çivi yazısı ile yazılmış olan 282 maddelik Hammurabi Kanunları...
AKP ve güleni bitirme planı.jpg
Albayrak
albayrak1200.png
Aleviler-kapak400.jpg
Ali Yetkin
alidehri.jpg.jpg
alidehri.jpg.jpg
alter-eco-ekim2010.jpg
Amatör Kalem Vuruşları (1)
Amatör Kalem Vuruşları (2)
Amatör Kalem Vuruşları (3)
amedkadin_forumuleyla.jpg
ankkongre.jpg
anneannem.jpg
apo_aturk_talabani.jpg
ara-gazetesi-çžktž.jpg
arac_er_asker.jpg
aram_tigran_cumbus.jpg
Arif Damar.jpg
arif+damar.jpg
Asiti-Baris.jpg
asiye-turhalli.jpg
asker_yuruyus_jandarma.jpg
avni-ozgurel-01.jpg
AVrupa Birliği Üzerine Yazılar - Demir Küçükaydın - Derleme - Kapak
Avrupa Merkezcilik Üzerine Yazılar
avrupabarisgrubu_basin.jpg
aydinlar_liberal.jpg
aydin_erdem.jpg
Aydın Dinçoğul
Ayhan Bilgen.jpg
ayhanbilgen_barismeclisi.jpg
ayna_turk_1eylul.jpg
Ayrılık-kuytu
Az Kaldı! - Türkiye'nin Linç Yapılmış ya da Linç'e Kalkışılmaş İdari Bölgeler Haritası
azizvatanresmi.jpg
azizvatanresmi.jpg
Azınlıklar Konusundu Yazılar
Aşiti - Barış
Çatı Ankara.jpg
Çatı Partisi Tartışmaları.jpg
Çtı Partisi Girişimi.jpg
Ömrümüzün taş çicekleri resim sergisi.jpg
Özgür Basın Susturulamaz.jpg
Özgür Gündem'e Yazılar (1992-92) Kapak
Özgürlük(Korkoro).jpg
Üçüncü Köxüz Sitesi
özgürlük ne zaman anne.jpg
Banksy!.jpg
Bansky'den
baris guvercini.jpg
barisgrubu_karsilama_ani.jpg
barisgrubu_otobus2.jpg
baris_kizi.jpg
Barış Gurubu.jpg
Barış İçin Vicdani Red Platformu.jpg
Barışın Tarihi.jpeg
basbug_dursuncicek.jpg
Bayram Balcı-Livan.jpg
bayramlar-kapak200.jpg
başkan ve hatice ana.JPG
büyük ortadoğu projesi ve sosyalist strateji
BDP'ye operasyon.jpg
bdp_logo.jpg
Belalı sularda: Ship to Gaza, sizi gözüm gibi sakınırım.
Berivan.jpg
Beşikçi Eleştirisi - Kitap Kapağı
Bill Of Rights
Bir Özgürlük Tutsağı Manuşyan.jpg
Bir Devrimcinin Teorik ve Politik Otobiyografisi
Bir yaşam.jpg
Birinci Dünya Barış Günü.jpg
Birlik mi Rekompozisyon mu Kapak
birlik-mi-kapak-on-yuz.jpg
Bizim Köy
bop-on-kapak.jpg
Buzu Kıran Yolu Açan
bıji kürd u kurdistan
canli_bomba_pelsin.jpg
canyucel.jpg
catipartisiilktoplantisi.jpg
catipartisiilktoplantisi.jpg
cati_partisi.jpg
cati_partisi.jpg
cati_partisi.jpg
cati_partisi_girisimi.jpg
Celali Söylenceler Kapak
Celali Soylenceler Kapak.jpg
Celali Soylenceler Kapakv2.jpg
Celali-Soylenceler-Kapak400.jpg
Celali-Soylenceler-Kapak400.jpg
cerkesler_kitap.jpg
Ceylan'dan Bize Kalan: Şahmeran
CHP-logo.jpg
chp_meclis_pankart2.jpg
Cingeneler.jpg
cizre-bohtan-beyi-bedirhan-direnis-ve-isyan-yillari-onkapak.jpg
Cumhuriyet_LR.jpg
Dağların ezgileri.jpg
Dönüşü olmayan yol.jpg
Dün Halep'çe, Bugün Kelepçe
Dünyanın Halleri Üzerine Denemeler
Demokratik Cumhuriyet.jpg
demokratik_acilim_kapatma.jpg
Denemeler
denemeler-kapak.jpg
denizesaldiri.jpg
denizesaldiri.jpg
Derleme 2009 - Murat Çakır
Dersim+ Barajlar.jpg
Dersim- Sabiha Gökçen.jpg
dersim-zorunlu iskan1.jpg
dersim-zorunlu iskan1.jpg
dersimkatliami1.jpg
devletulus.jpg
devletulus.jpg
Die Linke: Bir Başarı Hikayesi mi? kapak
Dikilmesi mümkün "İzmirli ırkçılar" heykel tasarımı
dilacarKucuk.JPG
dilekkurban.jpg
Dilsiz dengbej.jpg
dink_goktas_kitap.jpg
Dipnot Dergisi Üçüncü Sayı Kapak
Dipnot.jpg
Dipnot.png
disk_suleyman_celebi.jpg
Diyarbakır -TÜYAP.jpg
diyar_demokrasi_platformu1.jpg
Djembe
DK_MME_KapakKucuk.jpg
DK_MME_KapakKucuk_0_0.jpg
dogan-akhanli.jpg
Doğan Akhanlı
DSC04737.JPG
DSC04737.JPG
dtp_eylemi.jpg
dtp_logo.jpg
dtp_operasyon_tepki1.jpg
ecevit_baykal_ataturk.jpg
ecevit_baykal_ataturk.jpg
edip_cansever.jpg
ejder-kapani-46.jpg
ekinbelleten-1991.jpg
emmeline-pankhurst1.jpg
emper ve ırak umut.jpg
emperyalizm ve dünyanın katli
emperyalizm ve dünyanın katli(ırak)(yağlıboya resim)
emperyalizm ve umut(yağlıboya resim)
erdogan_akhanli_yazar.jpg
ergani.jpg
ermenhaf.jpg
Ermeni Sorunu Üzerine Yazılar - Kapak
Ermeni Soykırımı ve Toplumsal sorumluluk - Broşür Kapağı
Ermeni-Soykirimi-Koln.jpg
ermeniler_goc_tren.jpg
ermeniler_goc_tren.jpg
ermeniler_soykirim_ciftciyan.jpg
ermeni_saykirim1.jpg
ermeni_tehcir.jpg
ermeni_tehciri_tren.jpg
ermeni_tehcir_TE.jpg
ernesto_che_guevara_x1.jpg
etha-20100708-envali-metruke-00_ext.jpg
Evrim ALATAŞ..jpg
evrim_alatas.jpg
evrim_alatas_amed.jpg
Eyüp Sultan Konuşması
Ezidilik.jpg
Ezidilik.jpg
Ezilenlerin Pedagojisi.jpg
fahri petek.jpg
fahri-pet...jpg
Ferhat Tunç-söyleşi.jpg
Ferit öngören.jpg
fft23mm135497.jpg
fileme.jpg
filizkocali_gunluk.jpg
friedrich-nietzsche-paul-ree-lou-andreas-salome.jpg
Gayda-Istanbul-Gayda-Istanbul-CD__20246271_0.jpg
GÖÇMENLER.jpg
gösteri.jpg
gözler bakışlar
Gözler ve Bakislar(yağlıboya resim)
güler zere.jpg
Günay- Gerilla.jpg
Günay-Murat Karayılan.jpg
Günümüz anti-demokrat kemalist evlerini bu kadar farklı ve bu kadar baştan çıkarıcı yapan nedir?
Günlük Gazetesi Çok Dilli Manşet
Geçiş Programı Üzerine Kapak
Gece Kelebeği.jpg
gecmisle_hesaplasma_kitap.jpg
gencaygursoy_husnuondul.jpg
gencdal_ceber_kursun.jpg
gerilla_bahar.jpg
gerilla_cozum_avrupa.jpg
gerilla_durbun.jpg
GetAttachment.aspx.jpg
GetAttachment.aspx.jpg
GetAttachment.aspx.jpg
Globalızatıon
grupyorum.jpg
guler-zere.jpg
GulerZere-hstn20090708-51.jpg
guler_zere_afis.jpg
gunluk_22agustos.jpg
gunluk_24_04_2010_s.jpg
gunluk_kapatma_kocali.jpg
gunluk_logo.jpg
gzerehapis.jpg
Hafız Esad.jpg
Haiti.jpg
Hakan Akçura-söyleşi.jpg
hakantahmaz_ayseltugluk.jpg
hakkari_cumhuriyet_yuruyusu.jpg
Halil Savda
Halil Uysal.jpg
Halil Uysal.jpg
haliluysaldag_1_.jpg
haliluysaldag_1_.jpg
Hasan_Cami_-_Fas.jpg
hasan_cemal_apemusa.jpg
hasan_cemal_ismetb.jpg
Hatalı Mantık
Hayat Atölyesi.jpg
Hüseyin Çelebi.jpg
Hüznün Akordu
hdinkcadde.jpg
Her dağın gölgesi Deniz'e düşer.jpg
Hevjin.jpg
hewler_gazeteci_osman.jpg
hicri_arapfoto.jpg
Hikmet Kıvılcımlı Elazığ Cezaevinde Mahalli Kürt Kıyafetiyle
Homofobi.jpg
honduras.jpg
Hrant için.jpg
Hrant ve 1915.jpg
Hrant- Doğum günü.jpg
ibadet_inanc.jpg
idamlar-iran.jpg
ihd_tihv_fincanci_turkdogan.jpg
ihsanfetahiyan_iran_idam.jpg
ihsanfetahiyan_pjak_iran.jpg
ilan.jpg
ilkmeclis_anayasa.jpg
ilmanifesto_manset.jpg
images.jpg
imrali_salon.jpg
ingmar_bergman_yonetmen_s.jpg
islam ve sol.jpg
istanbul_baris_mitingi_kitl.jpg
işçiler ve önderleri-1(yağlıboya resim)
işçiler ve önderleri-2(yağlıboya resim)
işçiler ve önderleri-2.jpg
işçiler ve önderleri.jpg
Jamanak.jpg
James_Joyce.jpg
James_Joyce.jpg
Jan Valtin.JPG
Jan Valtin.thumbnail.JPG
Jî bo Hefîz Ebdûlrıhman û rojmanegeriya cîhané/ Hefiz Abdulrahman ve Dünya basın emekçileri için
jitem_belge_jandama.jpg
Jı bo bıdarvekırına xortên Kurd...( İdam edilen Kürt gençleri için...)
Jın,Jiyan,Azadi/ Nisa,Heyat,Hürriyet/ Kadın,Yaşam,Özgürlük
Kadri Gökdere
Kadın Soruşturması.jpg
Kadın Soruşturması.jpg
kadına bakış
Kadına Bakış(yağlıboya resim)
Kapak - Emvali Metruke
Kapak---Ocalana-Mektuplar.jpg
kapak-onyiloncesi400.jpg
kapak.jpg
kapak.jpg
kapak300.thumbnail.jpg
kapaksanat.jpg
kapak_0.jpg
karayilanbasin5.jpg
karayilan_filizkocali.jpg
kardelen.jpg
kardesist.jpg
Kasabalılar-Kapak
katliam_halepce.jpg
kawa-nemir.jpg
kayit-olunmamis-soykirimistanbul-eylul-1955-vasilis-kiratzopulos.jpg
Kaypakkayakapak
Kayıt dışı bir isyan.jpg
kazimkoyuncu.jpg
Küçük İskender.jpg
Kültür Üzerine Yaazılar - Kapak
Küreci Anması Afiş
kürt'lük
KCK-Karayılan
Kelepce.jpg
kelepce1.jpg
KemalistEvler.jpg
Kemalizm Stalinizm ve Türk Solu - Kapak
Kemalizm Stalinizm ve Türk Solu - Kapak
Kemalizm ve Askeri Bürokratik Oligarşi Üzerine Yazılar Kapak
keyman_gulec.jpg
kilaman.jpg
kilisecami.jpg
komplokapakkucuk.jpg
koxuz-duz-golgeli.gif
kresim.jpg
kultur-kapak.jpg
Kurban.jpg
kurdocul1.jpg
Kurt-Hareketi-kapak200.jpg
kurttvleri_medtv.jpg
Kıvılcım Gazetesinde Yayınlanmış Yazılar
Kıvılcımlı Üzerine YŞazılar Kitabı Kapağı
Kıvılcımlı Sempozyumunda Servet Ziya Çoraklı Bildiri Sunarken
Kızıl Afiş
La prison.jpeg
latchodromez01.jpg
Latin Amerikanın Kesik Damarları.jpg
Lawij / Hida/ Ağıt
Lawij.JPG
Lenin
levi_straus.jpg
Levon Ekmekciyan
lewis_hine_phot_nyc_empire.jpg
liberation_tigers_of_tamil_eelam.gif
logo.gif
logo.png
louise-michel.jpg
Ltte_emblem.jpg
luqman_ahmed_.jpg
LWtc0504.jpg
maden-iscileri-destek.jpg
maden_iscileri_yeralti.jpg
Madimak.jpg
Madteos Sarkisyan.jpg
Mahmut Baksi.jpg
Manifesto_benedict_xvi.png
Manukyan
manusyan kitap.jpg
manusyan.jpg
manusyan_resim.jpg
Marksisit Demokrasi Teorisine Katkı
Marksizm 2010 Afis
Marksizmde Yapı ve Özne Sorunu - Kapak
Marksizmin Marksist Eleştirisi Kapağı Küçük
Marksizmin Marksist Eleştirisi İkinci Basık - Kapak
Marksizmin ve Sosyalizmin Sorunları Üzerine Yazılar - Kapak
Mascha kaleko.jpg
Matruşka'larda Tarih Bulmak..
mayin.jpg
mayin.jpg
mayžs68-a...jpg
Medya.jpg
Mehmet Güler-KCK.jpg
mehmet_uzun.jpg
mehmet_uzun.jpg
Mem û Zîn
Metin Küreci anması
metin2.jpg
metinyegin_01.jpg
Mevsimlik işçiler.jpg
michel_foucault.jpg
mindit.png
MSF+Logo.jpg
msf.jpg
msflogo.jpg
muma.jpg
Mumia Ebu Cemal
musa_anter.jpg
Musa_anter_.jpg
muzsesleri.jpg
muzsesleri.jpg
Necdet Adalı.jpg
Newroz
Newroz.jpg
Newroz.jpg
Newroz.jpg
newroz_250x0.jpg
news.gif
newspapers_medya.jpg
nisanyan1.jpg
nisanyanevi.jpg
nobel_liderler_s.jpg
Nure- Nora.jpg
olume-kil-payiermeni-soykirimindan-kurtulmus-birinin-anilari-hampartsum-citciyan.jpg
Omayra.jpg
Ongözlü Köprü.jpg
Onnik ve oğlu ara.jpg
op-denklem.jpg
Orhan Pamuk
Oscar Wilde.jpg
otekitarih-seyhsait1.jpg
Otobiyografi-Kapak.jpg
otobiyografik-yazilar-kapak.jpg
ozevin_ozdemirler.jpg
ozgurgundem_site_sansur.jpg
Paramaz Darağacında
Penguen'in yaptığı ve -ne yazık ki- asla yapmayacağı kapak
Penguen- Irkçı Kapak.jpg
pera_spor_klubu_taksim_standinda.jpg
Perperok.../ Kelebek...
Perperok.jpg
peternorman_atlet.jpg
picasso.jpg
picture-1
picture-10
picture-11
picture-12
picture-13
picture-14
picture-15
picture-16
picture-18
picture-19
picture-2
picture-20
picture-21
picture-22
picture-24
picture-25
picture-26
picture-27
picture-28
picture-29
picture-3
picture-30
picture-31
picture-32
picture-33
picture-4
picture-5
picture-6
picture-7
picture-8
picture-9
pinar.png
PKK.jpg
Porén te/ Saçların
Poren te- Saçların.jpg
Q04.jpg
qijikares2ğğ.jpg
Qijıka Reş.jpg
qırıka reş.JPG
reklamin_dili_b.jpg
Rekompozisyonkk.jpg
Rekompozisyonkk.jpg
resim.jpg
Resim2.png
Roj TV.jpg
Roj Tv.png
roni.jpg
Rosa - Özgürlüğün Bedeli
Rosa Luxemburg, Özgürlüğün Bedeli
Rosa Luxemburg.jpg
Sacayak dergisi Sayı 8
Sacayak dergisinin 11. sayısı
Sacayak, Sayı 3
Sacayak, Sayı 4
Sacayak, Sayı 6
sacayak2.jpg
Sacayak_Sayi10_Sayfa 1_5cm.jpg
Sacayak_Sayi12_Kapak.jpg
Sacayak_Sayi_05_Kapak.jpg
Sacayak_Sayi_09_Kapak.jpg
Saidi Kurdi-Son Derviş.jpg
saitfaik.jpg
sakine ana.jpg
salihzezgin.jpg
Sarkis Çerkezyan.jpg
Sarkis H-1.JPG
Sarkis ve Doğan
sarkis.jpg
Sarmaşık.jpg
sartre.jpg
savunma_kapitalistuygarlik.jpg
Sayı 54
sazai sarıoğlu.jpg
Sazak'ın Dikenleri
süryaniler.jpg
senci.jpg
senci.jpg
Serhedo ve Gerilla
serif_gencdal_kandil_s.jpg
serturkm.jpg
sevahir_bayindir_yarali.jpg
Sevan nişanyan.jpg
seyit rıza.jpg
Sezen Aksu-Kürt Açılımı.jpg
Shantel.jpg
Ship to Gaza: I have eyes only for you!
sol_cati_partisi2.jpg
Sor (kırmızı)
sorayayi_taslamak.jpg
Sosa.jpg
Sosyalizm Nedir? Kitap kapağı
stalin.jpg
Surp Giragos Ermeni Kilisesi.jpg
SURP%2~1.JPG
suryaniler_toplumu.jpg
sylvia-plath.jpg
Sırrı Süreyya Önder.jpg
taraf-gazetesi.jpg
tas-atan-cocuk.jpg
Taş Atan Çocuklar
Taşhoran Kilisesi.jpg
Türk Solu'nun İzinden Gittiği Gelenek: Naziler
Türkiye: 98 - Almanya: 0
tbmklein2.jpg
Tehcir.jpg
tersinden kemalizm.jpg
Teslim Ol!
thumb4073.jpg
Tigran Zaven photo.jpg
Tigran Zaven photo.jpg
Tigran Zaven, Digran Zaven
Toplum ve Kuram.jpg
Toplum_ve_Kuram.jpg
toprak_empati.jpg
Troçki.jpg
tuncboyaciyan.jpg
Turkey-ruins-FE05-wide-horizontal.jpg
Uçurtma Gerilla.jpg
ucuncu-koxuz1024.jpg
ugurkaymaz_cocuk.jpg
uludere-8mart.jpg
Unbenannt-2.jpg
van_mazot_iskence.jpg
Varlik Vergisi Kitap Kapagi
varlikver400.jpg
Vedat Kurşun.jpg
vedatturkali.jpg
vedat_kursun_azadiya_welat.jpg
Veysi sarısözen.jpg
Walter Benjamin.jpg
wwwresimmaxnet-top-oynayan-horozlar.jpg
x-golgeli
Xmas beginning and traditions
Yabancı
Yanılsama(yağlıboya resim)
Yargıtay neden mi Pınar'a düşman?
Yargıtay Neden mi Pınar'a Düşman?
yasamagaci136.jpg
yasamagaci136.jpg
yasarjem1.jpg
yasarkemal.jpg
yazar_migirdic.jpg
Yaşam Ağacı Derneğinin Afişi
Yeni Kıbrıs Partisi.jpg
yilmaz-guney-.jpg
yilmaz-guney.jpg
yukselgenc_nukhetsirman.jpg
yusuf.jpg
zarakolu_onderoglu.jpg
Zeki_Okten_by_ozgurcanakbas.jpg
Zeyneb_Celaliyan.jpg
Zeyneb_Celaliyan.jpg
Zeynel Ergin.jpg
zeynep_celaliyan2.jpg
zeynep_celaliyan2.jpg
Ziya gökalp lisesi.jpg
Şerzan Kurt.jpg
Şivanê_Kurmanca_kapak_as.jpg
İçerden.jpg
İdam Edilen Ermeni Sosyalistler
İHD ve TİHİV.jpg
İHD.jpg
İkince Köxüz sitesinin görünüşü
İkinci Köxüz Sitesi
İlk Köxüz sitesinin görünüşü
İslamda Kayıp Gerçek - Kapak
İttihat et.jpg
Choose an image already existing on the server if you do not upload a new one.
-or-
Upload Image:
Image title:
The title the image will be shown with.
Related Links
Links are stored as part of the
links management feature
. Monitoring and dead link detection are centrally managed from there.
To add more links, just click "Preview" to add another blank row. To remove a link from this article, just blank out its URL field or check the Delete box.
If you blank out the title but leave the URL, then the system will suggest a title for you. The Weight allows you to determine the order in which links are displayed; lower numbers float to the top.
URL
Başlık
Ağırlık
Sil
-5
-4
-3
-2
-1
0
1
2
3
4
5
-5
-4
-3
-2
-1
0
1
2
3
4
5
Ağırlık:
-15
-14
-13
-12
-11
-10
-9
-8
-7
-6
-5
-4
-3
-2
-1
0
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
Verilen seviyedeki sayfalar önce ağırlıklarına sonra başlıklarına göre sıralanır.
Günlük iletisi:
Diğer yazarların sizin düşüncelerinizi anlaması için burada yaptığınız eklemelerden veya değişikliklerden bahsedin.
Yazarlık seçenekleri
Yazan:
Misafir
için boş bırakın.
Yazıldığı tarih:
Biçimi:
2011-09-26 19:57:10 +0000
. Zaman olarak gönderme zamanını kullanmak için boş bırakın.
Yayınlama seçenekleri
Yayında
Ana sayfaya yükselt
Listelerin üzerinde kalıcı
Yeni sürüm yarat