türk-kürt savaşı ya da kadın ve gençlik aydınlanması

bu makale ilk önce sayın rexne'ya yaptığım bir yorumdan sonra belirmişti. Koxüz'de yer alan diğer makaleler (özellikle kürt kökenli yazarlar) açısından bir tehlikeye işaret ediliyor ve öznelerin (kadın ve gençlik) halleri ortaya konuyordu. şimdi bu makale olası muhtemel bir çatışma veya savaşın öznelerinin ne olduğuna dair olup, onları bilmeye yöneliktir. öyleyse bu olgular ve özneler kendi tarihleri açısından ele alınmalı ve bilinçleri de sosyolojik olarak bir değerlendirmeyi hak etmektedir. yani bu olgular karşısında elden geldiğince tarafsız kalınmalıdır. ama bir kere bilince çıkarıldıktan gayrı, harekete taraf olmak, eylemi kusursuz kılma çabası olarak anlamlı olacaktır. tıpkı sayın öcalan'ın dediği gibi kemalizme de bir olgu olarak, etkilenimlerden uzak durarak bakılmalıdır. biz de çapımızca bu konuda birşeyler söyleme ihtiyacındayız.
her şeyden önce tarafımız her zaman ezilenlerin yanıdır ama ezeni de ezileni de bilimsel (sosyoloji) alana çekmek bu bakımdan zordur ve üstelik bizler de ezen ulus devrimcileri olduğumuzdan iş daha da sorunlu hale gelmektedir. şükür bu zorluk siteye yabancı değildir ve az da olsa anlaşılabilir. şimdilik hareket halinde olan toplumsal öznelerin bilinçlerinin tarihsel olarak oluştuğu süreç bilince çıkarılmak istenmektedir. öyleyse bu bilincin şimdiki politik hallerine öncülük edenler konu dışı bırakılmak istenmiş ve toplumun geri kalanından soyutlanmıştır.
gerek türban meselesinde gerekse de kürt meselesinde türk tarafı; özellikle iki toplumsal özne ile öne çıkmakta ve kitlesel olmaktadır: türk kadını ve türk gençliği... her iki kesim de ulus/devletin gerici bir tanımı olan ulusculuk (kemalizm) savunucusudurlar ve gerçekten de onları var eden de budur.
türk kadını bütün dinlerin inanç alanında kalması gerektiği konusunda aydınlanmıştır ve bu uğurda yılmazlığını kanıtlamıştır. inanç alanında kalmak istemeyen kadınlara her türlü zoru reva görmekte ve aşağılamaktadır. onlar kemalisttirler çünkü aydınlanmaya kemalizm kanalından ulaşmışlardır. (ulus/devlet anlayışının iki farklı biçim ve evresi olduğu daha önce defaatle söylendi, tekrar etmeyelim.)
türk gençliği de öyledir onlar da aydınlanmanın bu gerici versiyonuyla da olsa tanışarak kemalizmle aydınlanmışlardır. bu aydınlanma türk kadını ve gençliğini eski inanç ve geleneklerden (üstyapıdan) kurtarmıştır onlar o yüzden türktürler ve bu türklüğe gelecek her saldırıda onlar en ön safta yerlerini alırlar. bu bakımdan konu anlaşılmaz değildir. şimdi gelelim kürt kadını ve gençliğine...
kürt kadını ve gençliği de benzer bir kanaldın aydınlanmıştır. bu kanal ulus/devletin (ulusalcılığın) ilk önce gerici bir versiyonu sonra da demokratik versiyonu olarak apoculuktur. apoculuk her dönem ağır basmıştır, pkk veya kongragel olduğu şu dönemlerde dahi bu iki özne tarafından özellikle savunuluyor oluşu; ayrıca dikkate değer bazı analizleri de gerektirmektedir. kişi kültüne karşı bu kadar eleştiri ve aşma denemelerinin olduğu çağımızda bu kişilikler hala sağlam olarak karşımızdadırlar. bunun tek bir açıklaması vardır: her iki kişi de bir ulusalcı aydınlanmanın kurucuları olmasıdır. o yüzden sık sık karşı karşıya getirilmiş, kıyaslanmış ve analiz konusu edilmişlerdir. (şimdilik bu kadarla yetinip kürt öznelere dönelim.)
kürt kadın ve gençliği de tarihten gelen antika uygarlıklardan kurtulmak istemişlerdir ve onlara bu yol ulusal bilinçlenme olarak görünmüştür. onlar da artık eski yapılardan kurtulmak için ulusalcı olmuş ve hatta bu uğurda mücadele eden gerillalara katılmakta bir beis görmemişlerdir. halbuki gerilla demek her an ölümle burun buruna bir yaşamı tercih demektir. genç kürt kadını bu sayede aydınlanma içindedir ve artık ne anababa baskısı ne de aşiret ve 'mahalle baskısı' hissetmemektedir. yani artık o bir birey/özne olmuştur ve önceki durumuna kıyasla toplum içinde kaybolmak/sıradanlaşmak yerine dikkate alınır olmuşlardır. artık kürt önderliği ne karar alırsa alsın onların kaderi ile kendi kaderini birleştirmişlerdir.
önümüzdeki süreçte çıkması muhtemel savaşımın özneleri bunlar olacaklardır, profilleri şimdi bilinebilir. geriye bağlaşıkları kalmıştır. buraya bakalım.
türk kadın ve gençliğinin en önemli bağlaşığı tarihsel tecrübesi, egemenlikten doğan devlet (bürokrasi ve militarizm) ve devlet ittifaklarıdır. kürt kadın ve gençliğinin bağlaşığı ise tarihsel tecrübesizliği, ezilmeye karşı oluşları itibariyle devrimci duruşları ve gerillaları, kısmen de gerillanın gözettiği uluslararası dengesidir. kürt aydınlanmasının tecrübesizliği bir dinamik olarak ele alınmaktadır çünkü onlar 'geç gelmenin faziletleri' içinde görülmektedir. (geç gelenin soluğu daha genç olduğundan taze ve dinamik olur.) kürt aydınlanması türk aydınlanmasına karşı daha faziletlidir çünkü artık onlar gerici ulusculuğu aşma potansiyellerine sahiptirler. onlar artık ulusun demokratik tanımını savunmaktadırlar ve böylelikle de ezenlerinin ulusculuğu karşısında ileri bir adım atmaktadırlar.
günümüzde bu hedef gerçekleşmezse ne olur veya bu süreç demokratik cumhuriyet olarak değil de kürtlere göre tanımlanmış bir cumhuriyetle noktalanırsa ne olur? ve daha yakıcı olarak bu tanımdan vazgeçilirse tavır ne olur, ona bakalım.
ulusal boğazlaşmaların sonu gelmez ama kürtler için eskiye nazaran daha hayırlı olur. çünkü onlar da ezenle siyasal olarak eşitlenir. (özerk ırak kürdistan'ında bu süreç çoktan başlamıştır) ama öte yandan insanlığın ileriye doğru yapacağı hamleler gittikçe zorlaşır. kürtler kendi sınırları içine kapatılarak köleleştirilir. (dediğimiz gibi bu bile kürtler için kabul edilebilir bir tercih olur ve desteklenmesini gerektirir.)
kürt kadın ve gençliğinin en önemli bağlaşığı olması gereken ezen ulus ezilenleri ve devrimcileri ise bu konuda aydınlanma yolundaki kürt kadın ve gençliğine soğuk bakmakta ve desteklememektedirler. aksine onlar gerici ulusculuğun bir bileşeni olduklarından kürtlerde de benzerlerini bulmakta ve onlarla dayanışmaktadırlar. bu konu da bilince çıkarıldığında anlaşılır hale gelmektedir.
ulusun demokratik bir şeklini savunanlar ise azalmaktadırlar belki ilerde güç kazanabilirler. bu konuda umutları diri tutan güç ve özneler hareket halindedirler ve devrimcinin ilkten yapması gereken şey: "gözleri önündeki hareketi" (marx) bulup açıklamak ve bilince çıkararak kuvveden fiile dönüştürmektir.