Skip to the navigation
.
Skip to the content
.
Köxüz Sitesi bundan sonra http://www.koxuz.net/anasayfa/ adresinde devam edecektir.
Anasayfa
Son Gelenler
Köşe Yazıları
Bloglar
Forumlar
Yorumlar
Kitaplar
Galeriler
Kontak
Linkler
Ana Sayfa
»
Anasayfa
quantum teorisi
Görüntüle
Düzenle
links
Başlık:
*
Kategoriler
Blogçular:
*
- Lütfen seçiniz -
Adnan Fırat'ın Yazıları
Ajenazad'ın Bloğu
Ali Aydın Çiçek'in Yazıları
Ali Ekber'in Notları
Ali Madenkuyu'nun Yazıları
aramalzan ağ günlüğü
Çatı Partisi tartışmaları
Çağdaş'ın Bloğu
Özgür Ünveren'in Yazıları
Basın Takip Merkezi
Celali'nin Not Defteri
Cihan Erdoğan'ın Not Defteri
Ciwan Amed'in Bloğu
Coşkun Edip Soykan'ın Bloğu
Daryo'nun Bloğu
Dünya'nın Bloğu
Düzgün Tosun'un Bloğu
Demir'in Bloğu
Diyarbekir Kalesinden Notlar'ın Bloğu
Diyarbekir Kalesinden Notlar'ın Bloğu
Eylemin Bloğu
Ferhat'ın Bloğu
Fikret Şedal'ın Yazıları
Fikriye'nin Bloğu
Fırat Alxas'ın Bloğu
Gün Zileli'nin Bloğu
Gündemden Yansıyanlar
George Batzas'in Bloğu
Hidayet'in Penceresi
Köxüz'ün Seyir Defteri
Kendal Kurdi'nin yazıları
Lojbat'ın Bloğu
Lolan'ın Bloğu
Mehmet Güneş'in Bloğu
Meral Çiçek'in Yazıları
Meral'in Bloğu
Metin Aydın'ın yazıları
Mihdi Perincek'in Bloğu
Minarşist'in Bloğu
munzurdersim'in bloğu
Musa Bilik'in Bloğu
Muzaffer'in Bloğu
Ozan Tahir'in Bloğu
Parazitin Bloğu
Rexne Gulan'ın Bloğu
Rozsa'nın Not Defteri
Rıza Aydın'ın Not Defteri
S. Hatspanian'ın Vartaşen Hapishanesi Mektupları
Salih Kadim'in Bloğu
Salih Kadim'in Bloğu
Sami Görendağ
Selami'nin Bloğu
Sema Güler'in Bloğu
Sema Güler'in Bloğu
Serkan Engin'in Yazıları
Stratejik Araştırmalar Merkezi
Suat'ın Yazıları
Suavi İleri'ın Bloğu
Toplum ve Tarih
Umut Aaron ağ günlüğü
Yuksekova Defteri
Zaferin Bloğu
Zehra'nın Bloğu
Zeynep Tozduman'ın Bloğu
Şenel Karataş'ın Yazıları
İsmail Cömertoğlu'nun Bloğu
İsmail Yıldız'ın Yazıları
Bölümler-Konular:
*
Gündem
-"Barış Süreci"
-"Kürt Sorunu"
-Anayasa Tartışmaları
-Avrupa Birliği
-Çatı Partisi Tartışmaları
-Büyük Ortadoğu Projesi
-İnsan Hakları
Politika
-Türkiye Politikası
-Ortadoğu Politikası
-Dünya Politikası
Ekonomi
-Dünya Ekonomisi
-Türkiye Ekonomisi
Sınıflar ve Partiler
Sosyal Hareketler
-Ulusal Hareketler
-Barış Hareketi
-İşçi Hareketi
-Çevre Hareketi
-Kadın Hareketi
-Gençlik Hareketi
Kültür ve Sanat
-Plasitk Sanatlar
-Sinema - Tiyatro
-Edebiyat
-Müzik
Dosyalar
-Hrant Dink Cinayeti
-Şemdinli
Linkler
Bilim ve Teknik
-Doğa Bilimleri
-Toplum Bilimleri
Yaşam - Günlük Hayat
-Medya
-Spor
Felsefe
Köxüz'den Yazılar
-Köxüz'ün Temel Metinleri
-Köxüz'den Mektup
-Köxüz Redaksiyonundan
-Köxüz'den Yorumlar
-Köxüz'ün Künyesi
Okurladan Yankılar
Lütfen yazınızın yer alacağı bölümü seçiniz.
Ana Metin:
*
Aşağıdaki makaleler, bana bir arkadaşımdan merakıma karşılık olarak geldi. Bu makalelerin kaynakları isimler düzeyinde ne yazık ki gösterilmemiş ama TÜBİTAK hatırlanmış sadece. Belki site içinde diğer meraklılar için faydalı olabilir hem de sitede bir konuda en azından makale olmuş olur, birlikte okuruz diye buraya koydum. xerab zeman <strong>QUANTUM TEORİS</strong>İ Einstein’ın ünlü E=mc2 formülü bize, madde ve enerjinin birbirinin devamı ve birbirine dönüşebilen şeyler olduğunu gösterir. Yani formülün karışık ve sıkıcı bilimsel kalıbını es geçersek, sade bir dille şöyle de diyebiliriz: Madde, aslında enerjidir, enerji de madde. Madde yada enerji, hem parçacık, hem de dalga özelliği taşıyan atom altı parçacıklardan oluşur. Bu, her canı istediği zaman kafasına göre takılamasa da, enerjinin belli durumlarda bu iki davranış özelliğini de gösterebiliyor olması demektir. Heisenberg bu ikili davranışı “Belirsizlik ilkesi” ile formülleştirirken, bize bir parçacığın hızının ve konumunun aynı anda belirlenemeyeceğini gösterdi. Madde altı parçacığın hızını belirlemeye çalışırken konumu, konumunu belirlemeye çalışırken ise hızı değişiyordu. Bir başka deyişle, “gözlemci”nin yaptığı seçim, yani neyi gözlemlemeye ve ölçmeye çalıştığına göre, doğrudan gözlemin sonuçlarını belirliyordu. Bir fotoğrafçının, 1 yaşındaki bir bebeğin resmini çekmeye çalışması gibidir durum. Bebeğin pozunu ayarlayıp tekrar makineye hamle ettiğinde bebeğin konumu değişir, fotoğrafçının hızı, bebeğin pozunu bozma hızına asla yetişemez : ) Hele ki gözlenenin, bir bebekten kat be kat daha hızlı hareket eden atom altı parçacıklar olduğunu düşünürsek, belirsizlik ilkesi biz sade vatandaşlara bir şeyler ifade etmeye başlayabilir. Evren bunu elbette gıcıklığına yapmıyor. Gözlemci gözlemlemeye başlayınca, aslında bir seçim yapar ve bahsi geçen atom altı parçacık, dalga özelliği yerine parçacık özelliği gösterir. Bakan yoksa, kendi içinde her türlü olasılığı barındırır ve hepsini aynı anda gerçekleştirme potansiyeline sahip olarak, varlığını sürdürür. Gözlemcinin müdahalesi ortamın şartlarını değiştirdiğinde, olasılıklardan birinin gerçekleşmesi için diğer olasılıkların çökmesine neden olur. Yani bizim üç boyutlu dünyamıza göre, gözlenene kadar tüm parçacıklar bütün olasılıkları içerir (dalga özelliği), ama gözlemlediğimizde, dalga özelliğinin kapsadığı diğer tüm olasılıklar çökerek, olasılıklardan en uygun biri (parçacık özelliği) bizim gerçeğimiz olarak algılarımıza ulaşır. Çok mu karışık? Peki o halde... Örnek olarak bir taşın havaya atılmasını düşünelim. Beklendiği üzere ve klasik mekanik kurallarına göre, taşın gerisin geri yere düşmesi gerekir değil mi? Çünkü en uygun olasılık budur. Oysa taşı oluşturan atom altı parçacıkların, onu havada yükselmeye devam ettirme, düşerse de yere çarpınca top gibi zıplatma olasılıkları da mevcuttur. Ama bu olasılıklar pratikte bize yarar sağlamadığı gibi, üstüne üstlük kafa karıştırıcı olduğundan taş yere düşer. Sonuç: Taşı atarsın, serbest düşme kanunu ve yer çekimi kanunu adlarındaki kapı gibi bağlayıcı mekanik kanunlara uyma eğilimi göstererek, yere düşer. Bu mekanik kanunlar, taşın fırlatıldıktan sonraki olasılıkları içinden en uygun olanını, yani yere düşmesi olasılığını ön plana çıkartıp diğerlerini göçertmiştir Kuantum fiziğine göre maddenin ya da enerjinin bu dalga özelliği “bir ihtimal daha var o da düşmek mi dersin” terennümüyle bizim duyularımızla bir nevi dalga geçer yani. Burada taş, sayılamayacak kadar çok parçacıktan oluşan bir sistem olarak düşünülebilir. Tek tek parçacıklar için, bu tüm olasılıkları içeren dalga durumu geçerlidir. Ama aynı parçacıklar, oluşturdukları sistemler içinde dalga işlevlerini gizleyip, klasik mekanik kurallarına uyumlu halde gösterirler. Bu ne demektir? Olasılık var evet, ama biz günlük hayatta ve 3 boyutlu dünyamızda, tüm olasılıkları aynı anda üst üste yaşamayız. İyi de olur aslına bakarsak. Taşın, 3 boyutlu dünyamızdaki algılarımızı çorba etmemesi açısından, diğer olasılıklarını gerçekleştirmemesi yararlıyken, yine de başka olasılıkların var olduğunu bilmek güzeldir. Hele ki taşın düşmesi kadar katı mekanik kurallara bağlı olmayan sistemler söz konusu olduğunda... Özellikle canlı sistemlerde, işin içine yaratıcı evrensel zeka denen tepkisel faktör de dahil olduğundan, durum daha karmaşık gibi görünmesine rağmen, bizim lehimize olabilir. Zaten lehimize olmayacaksa ve ne faydası olduğunu bilmiyorsak ne işimiz var ki kuantum fizikle? Bilimsel buluşlara karşı nankörlüğümüz işte bu noktada başlıyor. Teflon da tava olarak hayatımıza girmeseydi ve pratik yarar sağladığını görmeseydik, umurumuzda olur muydu? Olmazdı. Aynı hesap. O halde, taşı boşverip, bu defa canlı bir sistemden örnek verelim: 15 yaşlarında canlı sistem örneği bir insan yavrusu olarak, sizin bir fizik sınavına hazırlandığınızı düşünelim. Siz de fiziki olarak hoş bir tip olmanıza rağmen, bunun fizik sınavına bir hayrı yok, biliyoruz. Kısacası, realite şudur: Fizik dersinde durumunuz kritik ve yarın da sınav var. Birinci olasılık: Sınava çalışacaksınız. Çalışırken, okuduğunuzun bir kerede kafanıza girmesini talep etmek, sizin hayrınıza bir niyettir ve niyetinizle realitenizi etkileyebilirsiniz. Çok özel başka bir etken yoksa, yani bütünün hayrı ile çatışan bir durum söz konusu değilse, bu talep evren tarafından kabul görecektir. Böylece aylardır öğrenemediğiniz konuları, bir kere okuyunca şıp diye öğreneceksiniz ve “olasılık” sınavdan iyi not almanızla sonuçlanacak. Diyelim ki çalışmadınız. Hala sınav saatine kadar bir sürü olasılıklar var. Ama çalışmadığınız için, sınav yapılırsa iyi not alma olasılığınız, daha kafadan “çöken olasılıklar” kategorisine girdi, haberiniz yok. İkinci olasılık: Sınavın iptalini talep etmenizin de ertesi gün yaşayacağınız günü ve sonucu değiştirmesi olasıdır. Şimdi bir sınav iptali olasılığımız var. Ancak sizin hayrınıza olacak bu olasılığın talebi, bakalım bütünün hayrına mıdır? Belki sınıftaki inekler, sınavın iptali olasılığını istemiyorlar ve gece bir yandan sınava çalışırken bir yandan da “Allahım yarınki sınavdan yüksek not alayım” diye dua ederek, ertesi gün yapılacak “sınav” olasılığını besliyorlar? Olur mu olur. Bu durumda çalışkan öğrencilerin, sınava çalışmış olması faktörü, sizin dua ve niyetle sınavın iptalini gerçekleştirme olasılığının, diğer olasılık yani sınavın paşa paşa yapılması olasılığı yönünde çökmesine bile neden olabilir. Tüm sınıfın sizin sınav iptali olasılığınızın gerçekleşmesi için dua etmesine ikna edilmesi durumunda, olasılığın gerçekleşme yönü belki yön değiştirebilir. Yine de, sınav sorularını hazırlamayı unutması, fotokopi makinesinin çalışmaması, hocanın hasta olup okula gelmemesi olasılıkları haricinde, hocanın sizin oluşturduğunuz bütüne dahil olmaması gerçekliği karşısında, sakata gelmemek için tedbiri elden bırakmayıp çalışmak en iyisi. Görüldüğü üzere canlı organizmalar gibi sistemlerde olasılıkları etkileyen faktörler daha çok ve değişken ama “diğer” olasılıkların gerçekleşme ihtimali de bununla doğru orantılı. Peki bunun bizimle ne alakası var dersek, teknolojik ilerlemelerimiz fazla olmasa da içsel olarak biz bu yeni realiteye millet olarak hazırız. Bir durum karşısında mevcut koşullara göre en belirgin ve olası sonucu bilir, ama aynı zamanda başka olasılıkların da potansiyel olarak var olduğunu göz ardı etmeyiz. Göle maya çalan Nasreddin Hoca buna örnektir. Koskoca gölün maya tutmayacağını bilmesine rağmen niye “ya tutarsa?” desin ki yoksa? Teorik olarak, sokaktaki vatandaşımız quantum fiziği hakkında tek kelime bilmese de, evrenin bu yeni yeni anlaşılmaya başlanmış bilimsel kuralının, bizlere başka olasılıklar da sunduğunu bilirler. Sonuçları büyük olasılıkla kötü olacağı baştan belli bir durum karşısında “Biz Türküz, bize bir şey olmaz.” deriz rahatlıkla. Bu inançla Aidsli bir hayat kadınıyla korunmadan ilişkiye gireriz. Türk olmayı, farklı bir boyutta doğal bir koruma olarak algılayabilme yeteneğimiz ve buna inancımız sonsuzdur.Tüpün gaz kaçırıp kaçırmadığını çakmakla kontrol ederiz. Ateşin normal koşullarda gaz ile reaksiyona gireceğini bilsek de, bir ihtimal girmeyeceği olasılığına açığızdır. Alkollü araba kullanırken, arabanın yolu bildiğini iddia ederiz. Arabanın bizim denetimimiz olmadan da gidebilme ihtimali, arabanın kuantum boyutunda potansiyel olarak mevcuttur çünkü. Tuttuğumuz takım maçı kazandığında, düğünlerde havaya kurşun sıkarız. Kurşunların boş kovanlarının yağmur gibi başımıza geri yağacağı ihtimaline karşılık, yerçekimi ve havanın sürtünme kuvvetine kafa tutarak uzayın sonsuzluğuna doğru ilerlemeye devam edebilecekleri olasılığına açıktır zihnimiz. Tedbir konusundaki zayıflığımızın dengesini, tevekkül dozunu arttırarak kurabileceğimize de yürekten inanırız. Yani görüldüğü üzere, zihin gücüyle kendi realitemizi yaratabileceğimiz bir bilinç durumuna potansiyel olarak hazırız. Tek sorun henüz bunu kolektif bilince projekte edemedik o kadar. Ama yakındır. Bize bir şey olmaz diyoruz ve hayrettir ki genelde de olmuyor. Öldürmeyen Allah öldürmüyor, felaket ihtimalleri arasında slalom yaparak yaşayıp gidiyoruz işte. Olanlar ise, yani sarhoşken birilerini ezenler, seken kurşunla vurulanlar, aidse yakalananlar ve kendilerini havaya uçuranlar istatistiki olarak küçük bir azınlıkta kalıyor. Azınlık değillerse bile yarattığımız zihinsel gerçeklikte, bunları gerçekleşmiş olmalarına rağmen algılamıyoruz. Kafa karıştırıcı değil mi? Zaten kuantum fiziğinin kendisi de öyle. Eski Yunan’da bundan 2500-3000 yıl önce kadar önce oluşturulan ve pozitifizm olarak şekillenen materyalizm, beş duyuyla algılanan her şeyi; var, gerçek, pozitif, fizik ve tabii kabul ediyordu.Doğal olarak da beş duyu ile algılanamayan her şeyi; sanal, negatif, fizik ötesi ve suni kabul ediyordu. Bu da idealizmin temelini oluşturdu... Aslında maddeyi ya da ideayı temel almak gibi görünen bu süreç, sonunda dünyayı tanımlamanın olmazsa olmaz araçları gibi algılandı ve uzun süreden beri de bu böyle sürüyor. Bu arada Uzak Doğu ve Hindistan ‘da Buda’nın, Çin’de Tao’nun ve İslam dünyasında tasavvufun bakış açısı hep reddedildi ya da anlaşılamadı. Ne zamana kadar? Yine pozitif bilim kendi araçları ile vurulana kadar... Veya fizik o ana kadar Newton Fiziği idi. Sınırları vardı ve tartışılmazdı. Fizik evrende yapı, moleküller ve atomlardan oluşuyordu. Atom en küçük parçaydı. Bölünemezdi, parçalanamazdı.Oysa atom bölündü, parçalandı hatta altında daha binlerce küçük parçalar bulundu. Elektronlar, nötronlar, protonlar ve devam eden süreçte quarklar, tysonlar, nötrinolar vb. gibi bir sürü yeni parçacık...Ve fizik; Kuantum Fiziği (parçacık fiziği) denilen bir dalını, biraz daha büyütmek ve en az Newton Fiziği kadar dikkate almak ve önemsemek zorunda kaldı. İşte o zaman, birden bire o kadar çok şey değişti ki... Bundan 50 yıl önce metafizik diye bildiğimiz pek çok şey fiziğin konusu içine giriverdi... Şu girişen fotonlar, kapalı kutular, kediler, olasılıklı yörüngeler.. Elveda pozitivizm yani...Bence bu bir gerçeği çok net ortaya koydu. Fizik ve Metafizik salt birbirinin karşıtı, alternatifi ya da anti tezi değildi. İkisi de bir paranın iki yüzü gibi tek ve aynı olan; yazı ve tura gibi bir bütünü oluşturan parçaların, farklı olarak algılanması, kavranması gibiydi. Bir yumak ipin iki farklı ucundan tutup çözmek gibi...İşte burada kozmik sürecin kavranması daha da karışır gibi oldu. Çünkü bugün Kuantum Fiziğinin söylediği pek çok şey, eski metinlerde, Tao’ da, Budha’da, Nesimi’de, Ömer Hayyam’da, ya da Hallac-ı Mansur’da vardı. Hem de Yunus’ ta bulduğu şekli ile çok daha sade ve netti. Bu ise ilahi denilen metinlerin yeniden irdelenmesi ve tek gerçek denen -bilimsel gerçeklerin - yeniden inşasını gerekli kılıyordu. Eski sözlü edebiyatın bazı satırları bizi uyarmaya yeter miydi acaba?Mesela bir masal giriş tekerlemesi; "Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal, pire berber iken ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken..." Ben bunların hepsinden bir parça almışımdır kendimi yaparken. Ama yinede ben kendimin şeyhiyim, tekkemde “alem” benim. Hayyam ve Yunus dile getirişteki sadelik ve sevgideki önceliklerinden, lirik oluşlarından belki de, Mevlana ve Hallaç-ı Mansur kavrayışlarından felsefenin yakaladıkları noktalarından. Beni çeken hamken pişmek, yanmak, olmak “Olan”la “bir” olmak. varken hiç olmak, hiçlikte varlığı bulmak "illa" ve "ahad" olmak... Ben genelde İlahi kitapları referans olarak göstermekten kaçınırım. İş oraya geldiğinde oradaki düşüncem Tevrat, İncil, Kuran yokken Hz İbrahim nasıl buldu varlık sebebini, Hikmeti diye bakarım. Nasıl buldu? Bence bilimsel metodla “gözlemle” ve sonra da şunu dedi “yok olanı batıp gideni sevmem!” yani “la uhubbul afilin” "huvel matlub","huvel merzuk","huvel mahbup"...Yani her batan günün ardından ufka bakarken romantik iç geçirmelerin dışında bir şeyler yaşamak önemlidir.Bize verilmek istenen mesajı anlamak çabasında olmalıyız. Yoksa ne gülün ne de bülbülün hiç bir anlamı olmayacak.Yada bizim varlığımızın sebebi O ‘nun güzelliklerini bir de bizimle görmek ve şuurlu varlıklara göstermek istemesidir. O gizli bir hazineydi ve bilinmek, görünmek istedi. Fizik buna big bang derken.Her şey ona ayna olduğu için güzeldir ve O‘nunla anlam kazanır.İlahi zekanın esma-i ilahi tabir edilen isimlerinin şu kainat denen aynalar toplamında tecellisidir aslında her şey. Gerçeklikleri sadece Güneşe karşı ateş böceğinin ovunuşu kadardır.Yani biz anlamlıysak sadece ve sadece asıl anlama asıl manaya yaklaştığımız ölçüde anlamlı olacağız. Benlik denen ve ilahi özellikleri taşır gibi görünen bu karmaşık 'şey' aslında bize sadece karanlık bir gecede yolumuzu bulmamız için verilmiş bir yardımcıdır.O ve ben, yaratılan ve yaratan biz ve diğerleri hep bu boyuta bu şuurluluğa mahsus şeyler bence çünkü biz düalist bir evrende yaşıyoruz. Fakat Kuran'ı zaman üstü yapan unsurları bilince de, yeri gelince aktarmayı seçerim."La ilahe illallah" ne demek sizce yada yıllarca bize bunun tercümesi için ne dediler? <strong>KUANTUM FİZİĞİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ</strong> Kuantum dünyasına girmek isteyen kişi, makro-âleme ilişkin bütün mantık, sezgi ve bilgilerini bir kenara bırakmak zorunda. Çünkü bu iki âlem tamamen farklı ve burada taneciklerin, Güneş etrafında dönen bir gezegenden farklı olarak, izlediği belli bir yol ve işgal ettikleri belli bir konum yok. Tanecikler aynı anda birçok yerde bulunabilirler. Klasik fizik geçmişte Batıdaki "evren" görüşüne cevap verebiliyordu. Zira ne makro kozmos, ne mikro kozmos kavramları oluşmuştu. Atom, proton, kuvark, galaksi veya evrensel çekim gibi konular söz konusu değildi. Modern fizikteki gelişmeler ise, birbirinden çok farklı iki dünyanın birlikte varolduğunu ve varlıklarını birlikte devam ettirdiklerini ortaya koydu. Bir yandan bizi çevreleyen bildiğimiz dünya: taşlar, ağaçlar, yıldızlar, kısacası makroskopik ölçekteki evren (bu evren klasik fizik tarafından tanımlanmıştı zaten). Diğer yanda, kuantum fiziğinin kanunları ile târif etmeye çalıştığımız atomların ve atom altı taneciklerin mikroskobik dünyası. Her ne kadar makroskobik dünya da atom ve taneciklerden oluşuyor ise de, kuantum dünyasına girmek isteyen kişi, makro-âleme ilişkin bütün mantık, bilgi ve sezgilerini bir kenara bırakmak zorunda. Çünkü bu iki âlem tamamen farklı ve burada taneciklerin, Güneş etrafında dönen bir gezegenden farklı olarak, izlediği belli bir yol ve işgal ettikleri belli bir konum yok. Tanecikler aynı anda birçok yerde bulunabilirler. Yani ölçeğin farklılaşmasıyla maddenin davranışı oran değil, mahiyet açısından değişim gösteriyor. Büyük ölçekli madde ile küçük ölçekli madde arasındaki bu ikiye bölünmeyi anlamak kolay değildir. Klasik ve kuantik alanlar arasındaki sınırı çizen esrarengiz bölgede anlaşılmayan bazı şeyler vardır. Bu karanlık no man's land bölgede ne olmaktadır ki, tabiat kanunları ve dünyanın algılanması böyle birden değişime uğramaktadır? Dışarıdaki insanların gözünde kuantum fiziği esrarını koruyor. Fakat bilim adamlarına göre hiçbir teori bu kadar faydalı olmasa gerek: nesnelerin rengini, atomların stabilitesini, yıldızların enerjisini ve tüm kimyasal reaksiyonları açıklama imkanı veren kuantum fiziğidir. Hiçbir teori bu denli sınanamamıştır. Hiçbiri bu denli geniş bir alanı kapsamamaktadır (en küçük boyutlardan büyük ölçekteki bazı kuantik olaylara kadar, süper iletkenlik gibi). Katı hal fiziği, nükleer fizik, tanecik fiziği, elektronik, kimya ve diğerlerinin kuantik özellik gösterdiği artık biliniyor. Ve özellikle, hiçbir teori bu denli teknik uygulama doğurmamıştır. Aslında günlük hayatta çeşitli kuantik nesnelerden yararlanıyoruz: lazerler, transistörler, bilgisayarlar gibi. Sezgilerin kâr etmediği kavramlar: Fakat bütün başarılarına rağmen kuantum fiziği yeni tartışmaları da beraberinde getirmektedir. İki sebepten dolayı: birincisi, kuantum fiziği kuantum dünyası ile klasik dünya (gözle görülen bizim dünyamız) arasındaki eksik halkayı tamamlamak istemektedir. İkinci olarak, kuantum fiziği soyut ve sezgilere aykırı kavramları söz konusu eder. Bu kavramlar kuantum fiziğinin yorumlanmasını özellikle hassas bir konu haline getirir. Bilim adamları her gün bu kavramlarla karşı karşıya geliyorlarsa da, artık onlar da bir "kuantik sezgiye" sahip olmuşlardır. Bu teoriyi konunun dışındakiler için böylesine çetin yapan husus ise, halihazırdaki kavramlarla ifade edilemeyen, güçlü matematiksel bir formalizme dayanmasıdır. Bazılarına, onu vulgarize etmenin imkansız olduğunu söyleten budur. Fakat vulgarize etmek gerektiğinde, sağduyu ve bilimsel mantığı şok eden nesneler ve durumlar işin içine girmektedir ve bunlar bizim günlük tecrübelerimizle çelişmektedir. Kuantum fiziği ne dalga ne tanecik tanır. Sadece, bazı dalga özelliklerine ve bazı tanecik özelliklerine sahip tek bir nesneler kategorisi tanır (dalga-tanecik ikilemi). Burada bir sebep daha ortaya çıkmaktadır: bu kuantik nesnelerin görüntü şeklinde tahayyül edilmesi imkansızdır. Bunlar belli belirsizdir, sınırları ve özellikleri durmadan değişmektedir. İzledikleri belli bir yol yoktur. Çözümlenemez şekilde birbirine karışabilirler ve aynı anda birçok yerde ve birçok halde bulunabilirler. Süper pozisyon (birçok hâlin aynı anda birlikteliği) sadece kuantumun bir özelliğidir. Kuantumdaki birçok garipliğin kökeninde süper pozisyon prensibi bulunmaktadır. Bunun anlamı şudur: bir atomun, bir taneciğin veya diğer bütün kuantik sistemlerin karakteristik özellikleri onun "hâli" olarak adlandırılan şeyi oluştururlar. Bir sistem için birçok mümkün hâl söz konusu olduğunda, bu hâllerin toplamı da (yani aynı anda hepsinin birlikte varolma durumu) aynı şekilde mümkün bir hâldir: bu taktirde sistem hâllerin üst üste çakışması (aynı anda beraberliği) durumunda demektir. Bu temel prensip sayesindedir ki, bir tanecik aynı anda birçok pozisyonu (konum) işgal edebilir veya bir atom bir enerjiler süper pozisyonunda bulunabilir. Zorluk, diğer dünyaya, bizim makroskopik dünyamıza geçildiğinde başlamaktadır. Çünkü hallerin süper pozisyonu (üst üste konumlanması) bizim klasik evrenimizde düşünülemeyen kuantik bir istisnadır. Kimse bir nesneyi (meselâ bir kalemi) aynı anda iki yerde, veya bir arabayı aynı anda iki viteste giderken görmemiştir, göremez de. O halde, bir enerji halleri süper pozisyonunda bulunan bir atomun enerjisini ölçmeye çalıştığımızda ne olmaktadır? Bu süper pozisyon asla belirlenemeyecek, sadece onu teşkil eden enerjilerden biri ölçülecektir. Tıpkı bir sihirli değnek darbesi gibi, ölçme girişimi, hâllerin süper pozisyonunun, bir hal hariç, kaybolmasına yol açacaktır. Peki bu hangisidir? Kuantum fiziği bu soruyu cevaplamak istemiyor. Buna karşılık, süper pozisyonu oluşturan bütün haller içinde ölçülecek kesin hal tahmin edilemediğinden, kuantum teorisi her hâli ölçme ihtimali vermektedir. İşte kuantum fiziği bu anlamda "ihtimalci" ve "non-determinist" olarak nitelendirilmektedir. Klasik fizikte ise, bir sistemin geleceği prensipte her zaman belirlenebilir kabul edilmektedir. Burada, süper pozisyon prensibini daha iyi anlayabilmek için şöyle bir örnek verebiliriz: Kanatları a,b ve c şeklinde adlandırılmış olan üç kanatlı sabit bir vantilatörün çalışmaya başladığını düşünelim. Kanatların dönme hızı yavaş yavaş artacaktır. Başlangıçta herhangi bir noktadan (bu, gözlem yaptığımız ve vantilatöre göre sabit bir referans nokrası olabilir) her bir kanadın geçme hızını ve anını ölçebiliriz. Bu sırada kanatların her biri müstakil ve ayrı birer parça olarak görülmektedir. Fakat hızın maksimum olduğu anda artık tek tek kanatlardan değil, daire şeklini almış bir görüntüden söz edilebilir (parçacık/dalga ikilemi) ve bu durumda belli bir anda söz konusu noktadan hangi kanadın geçtiğini bilemeyiz. Her üç kanadın geçme ihtimali aynıdır, deriz. Hatta yüksek dönme hızından dolayı, belli bir 't' anında bu nokta üzerinde her üç kanadın da (neredeyse aynı anda) bulunabileceğini düşünebiliriz. Ayrıca, teorik olarak elimizle kanatlardan birini tutmak istediğimizde (bu, kuantum fiziğinde ölçme işlemine karşılık gelmektedir) dairevî şekil hemen ortadan kalkar ve elimize tek bir kanat gelir (bu, sadece ölçüm veya gözlem yaptığımızda bilinebilir olma özelliğidir ve yukarıda sözünü ettiğimiz sihirli değnek durumudur). Fakat hangi kanadın geleceğini önceden sala bilemeyiz. Peki herhangi bir anda dönme olayına müdahale ettiğimizde elimize gelen herhangi bir kanadın, mesela "a" kanadının çok kısa bir zaman sonra, bir sonraki denemede gelmemesi, yani başka bir kanadı tutmak için ne yapmamız gerekir? İşte klasik fizikten farklı olarak bu sorunun cevabı "hiçbir şey"dir. Çünkü kanatlar çok süratli dönmektedir ve elimizin hızı ile kanadınki karşılaştırılamayacak kadar farklı olduğundan elimizle istediğimiz an istediğimiz kanadı tutma yeteneğinden yoksunuzdur (klasik ölçme cihazlarıyla kuantik âlemi ölçmenin imkânsızlığı). Şimdi buradan hareketle atom altı dünyasındaki kütle ve hız ölçülerini düşünelim. Tanecik boyutlarının, ağırlıklarının ve bunların yaptığı periyodik bir hareket için gereken zaman dilimlerinin çok, çok küçük, buna karşılık bu taneciklerinin hızlarının çok yüksek olduğu (örneğin, klasik bilgilere göre, bir elektronun atom çekirdeği saniyede bir milyon tur atması gibi) atom altı dünyasını anlamak istediğimizde vantilatör örneği, buradaki olayların biraz daha akla yakın hale gelmesini sağlayabilir. İşte kuantum fiziğinde mesele, ölçüm için iki ayrı âlemi (ölçme cihazı ile atom altı partikülleri) bir araya getirmekten kaynaklanmaktadır. Bu iki ayrı âlem arasındaki devasa boyut ve hız farkından dolayı, aslında ölçüm sonucunu aldığımız an, ölçüm yaptığımız andan daha sonraki ve her şeyin hemen değiştiği bir andır. Cihazın gösterdiği ölçüm sonucu, gösterdiği ve bizim okuduğumuz ana ait değildir. Çünkü ölçmeye çalıştığımız partikülün hızı ve konumu her an değişmektedir. Çünkü 1028 gram düzeyindeki kütlelerin söz konusu olduğu atom altı dünyasında 1023 saniye mertebesindeki zaman aralıklarında (doğrudan) gerçek ölçüm yapmak mümkün değildir.1927'de Alman fizikçi Werner Karl Heisenberg tarafından "dalga paketinin redüksiyon prensibi" olarak tarif edilen, sistemin bu şekilde bir haller süper pozisyonundan tek bir hale sıçraması için bu ölçme esnasında ne olmaktadır? Kuantik ile klasik, gözlenen nesne ile ölçme cihazı arasındaki sınır hangi düzeydedir? Nihayetinde söz konusu nesne atomlarından ve taneciklerinden yapılır. Aslında bu hamur çok su götürmektedir. Bazıları dalga paketinin tek bir hale indirgenmesini (redüksiyon) gözleme, gözlemciye, hatta Amerikalı fizikçi Eugene Wigner'in yaptığı gibi, şuura atfetmektedir. Sayıları az olmayan diğer bilim adamları ise esas rolün tesadüfe verilmesinden pek tatmin olmuş değiller. Kendi ifadesiyle,"Tanrının zar attığı" düşüncesini reddeden Einstein bile kuantum fiziğinin henüz olgunlaşmadığını, daha derin ve determinist bir temel teori bulmak gerektiğini düşünüyordu. "Tanecik" deney süreci dışında da mevcut mu? :Ölçümün getirdiği sıkıntı karşısında Amerikalı fizikçi Hugh Everett radikal bir cevap önerdi: bir haller süper pozisyonunun tek bir hâle indirgenmesi söz konusu değildir; fakat her biri farklı bir evrende (veya farklı boyuttaki âlemde) olmak üzere bütün mümkün hâllerin gerçekleşmesi söz konusudur. Aslında bu "bir çok âlem" teorisinin de doğrulanması mümkün değildir. Çünkü sayısız paralel evrenin kendi aralarında iletişim yoktur.Teorinin kurucu babalarından olan Danimarkalı fizikçi Niels Bohr daha temkinli, pragmatik ve aynı zamanda derinlemesine bir konu benimsemişti. Ona göre, dalga paketinin indirgenmesi, ölçülecek kuantik sistem ile, mecburen klasik kabul edilen ölçüm cihazı arasıda mutlak bir sınır varsayıyordu. Yani sağlıklı bir ölçüm mümkün olmalıydı. Burada ölçüm ayrıcalıklı bir rol oynamaktadır, çünkü taneciğin özelliklerini sadece ölçüm belirlemektedir. Ölçüm dışında bu özellikler tarif edilmiş değildir. Bu noktadan hareketle söylenebilir ki, bizatihi tanecikten bahsedilmemelidir, çünkü taneciğin deney dışında da "var" olduğu kesin değildir. Düşünün ki, herhangi bir cihazla taneciklerin dünyasında ölçüm yapacaksınız. Sonuçta bu cihaz da atom ve taneciklerden yapılmış olduğundan, ölçüm zorlaşacak, hata ihtimali artacaktır. Çünkü ölçmek istediğimiz partiküller ve hareketleri cihazın her noktasında zaten mevcuttur. Yani cihaz, ölçüye tartıya gelmeyen kendi değişim oranından daha küçük ölçekteki partikül ve hareketleri ölçmek istemektedir ki, belki kendi değişimi ölçmek istediğini örtmekte, gölgelemektedir. Bir kamyonu kantarda, bir karpuzu manav terazisinde tartmak kolaydır. Kuyumcu terazisi birkaç gram (hatta miligram) ölçeğinde altınları tartacağından daha hassas olması gerekir. Kütle spektrometresi ise bir çeşit atom terazisidir. Fakat atomu oluşturan nükleon (proton, nötron) ve elektronların tartılması, hareketlerinin, konum ve hızlarının ölçülmesi giderek imkansızlaşmaktadır. Kuantum kavramları üzerinde 30'lu yıllara kadar süregelen zengin ve hareketli tartışmalar zamanla bırakıldı. Denklemler iyi yürüyordu, geriye kılı kırk yarmak kalıyordu. Özellikle de kuantik-klasik geçişiyle ilgili problemler konusunda. Fakat onlarca yıl boyunca bir arpa boyu kadar bile mesafe kat edilmedi. Buna rağmen 1935'le birlikte, Kuantum Mekaniği'nin kurucularından Erwin Schrödinger bu gizemli "dalga paketinin indirgenmesi" fikrinin saçmalığını vurguladı. Mantığını sonuna kadar zorlayarak meşhur "düşünce deneyi"ne baş vurdu (bu noktada Karl Popper'in de katkıları oldu). Bu deneye göre, sıkıca kapatılmış bir kutuya hapsedilmiş bir kedi tahayyül ediyordu. Kutuda ayrıca radyoaktif bir atom ve zehir yayan bir cihaz bulunuyordu. Radyoaktif atom bozunduğunda, öldürücü düzenek harekete geçiyor, zehir kutuya yayılıyor ve kedi ölüyordu. Ortamlarının kurbanı kuantik sistemler: Fakat radyoaktif bozunma (desintegration) kuantik bir olaydır: yani bozunma ölçülmedikçe atom "bozunmuş ve bozunmamış" bir haller süper pozisyonundadır.Şu halde kutuda zehir-atom ikilisiyle kedi-cihaz sistemi, "bozunmuş atom-ölü kedi" ve "bozunmamış atom-canlı kedi" şeklindeki iki halin süper pozisyonunda bulunmaktadır. Ve biz kutuyu açıp bakmadığımız müddetçe her iki hâli bir bakıma aynı anda mevcut düşünürüz. Kısacası, ölçüm gerçekleştirilmedikçe, kedi hem ölü hem diridir (bir futbol maçının sonucunu öğrenmediğimiz sürece zihnimizde sürekli üç ihtimalin dolaşması gibi). Aslında bu deney pek mâkul bulunmadı, çünkü bir kediyi bir tanecikten temelde ayıran husus anlaşılmadıkça gösterilmesi de zordur. Bu her zamanki "kuantik-klasik sınırı" problemidir. Bu durumda hem teori hem de deney cephesinde gelişme kaydedilmesi için 80'li yılları beklemek gerekecekti. 1982'de Los Alamos (ABD) Millî Laboratuarı'ndan araştırmacı Wojciech Zurek daha önce ileri sürülmüş fakat geliştirilmemiş, basit fakat dâhiyane bir fikri yeniden ele aldı: buna göre bir ölçümde dalga paketinin indirgenmesine yol açan şey, sistemin çevresiyle (cihaz) olan etkileşimdir. Daha genel olarak kuantik nesneler çevrelerinden asla tam olarak izole değildirler. Bundan, sistemle karşılıklı etkileşime giren her şey anlaşılır: cihaz, hava molekülleri, ışık fotonları. Öyle ki, gerçekte kuantik kanunlar nesneye ve onu çevreleyen ortamdan oluşan bütüne uygulanmalıdırlar. Zurek çevreyle olan bir çok etkileşimin sistemin kuantik girişimlerinde çok hızlı bir bozulmaya yol açtığını gösterdi. Makroskobik bir nesnede meselâ bir kedi atomlardan her birinin çevresinde, kendisiyle etkileşim yapan diğer bir çok atom bulunmaktadır. Bütün bu etkileşimler, neredeyse aniden kaybolan bu yüzden de bütüne tesir edemeyen ve kendinin varlığını bizim gördüğümüz şekliyle devam ettirmesini sağlayan bir kuantik girişimler paraziti meydana getirir. İşte kuantum fiziğinin bizim ölçeğimize uygulanamama sebebi: sistemler asla izole değildir (kedi ise kuantik ölçeğe göre çok büyük bir nesne olarak makroskobik ölçekte kendisini çevreleyen ortam içinde izole bir şekilde görülür, ve çevrenin onun üzerindeki etkileri bu ölçekte yapılan ölçüm sırasında ihmal edilecek kadar önemsiz kalır. Meselâ kedinin ağırlığını ölçerken tüylerin üzerindeki su buharı moleküllerini göremediğimiz gibi, bunların kedinin ağırlığına olan etkilerinin de ihmal edilecek kadar küçük kabul edilir). Fakat atom altı dünyasında ölçüm yaparken atomların birbirini etkiledikleri ve tek tek hiçbir atomun asla bir kedi gibi izole olamadığı gerçeğiyle karşılaşırız. Bu fenomen fizikte "dekoherans" olarak adlandırılır, çünkü bu, kuantik hâllerin koheransının (aralarındaki ahengin) bozulmasıdır. Bir bakıma ölçek küçüldükçe, atom-altı etkileşimler artacağından, sistemlerin yapı ve fonksiyon sürekliliğinin sağlanması zorlaşmaktadır; bu da açıkça ortaya koymaktadır ki, trilyon kere katrilyon adet atomdan müteşekkil, hem de canlı özelliği gösteren kedi gibi bir varlığın, düzenli işleyen bir sistem olarak devamlılığı ancak her şeye Kadir , Hay, Kayyum, Alim ve Rahim bir kuvvet Sahibi'nin yaratma ve yaşatmasıyla mümkündür (hem de makroskobik ölçek için kalınlaşmış ülfet ve ünsiyetimizin direnemeyeceği ölçüde). Dekoheransın hızı sistemin bütünlüğüyle doğru orantılı olarak artar: 1027 tanecikten meydana gelen bir kedi 10-27 saniyede dekohere eder; yani kedinin kendi formunun bozulma (ve tekrar aynı formu kazanma) zamanı çok çok küçüktür. Bu durum hem neden asla aynı anda hem diri hem ölü kedi göremediğimizi açıklar, hem de dekoheransın gözlenme zorluğunu. Bizim zamanı, maddeyi ve hâdiselerin en küçük kesirleriyle ölçme ve takip etme yeteneğimiz yaratılış gayemize uygun olarak belli bir sınıra kadardır. İşte bundan dolayı, meselâ bizim bir huzme şeklinde gördüğümüz ışık yayılımı, aslında birbirini ışık hızıyla takip eden foton paketçiklerinden yani aralarında madde ve zaman kesikliği bulunan kuantlardan başka bir şey değildir. "Her nefis (her an) ölümü tadıcıdır (veya tadıp durmaktadır)" anlamı da verilen âyet-i kerimenin işârî mânâlarından birisi acaba, ölçemeyeceğimiz kadar küçük zaman dilimlerinde ölüp diriliyor olduğumuz mudur? Aslında ülfetten dolayı gibi bize basit gelse de, makroskobik ölçekte bir sistemin varlığını sürdürmesi, çok küçük zaman dilimlerinde gerçekleşen dengeleme halleriyle 1027 atomun her an (ölçülebilecek en küçük an) kediyi "kedi" formunda sürdürecek şekilde bir arada olması çok zordur. Çünkü bir atom için değil, 1027 atom için her an birçok hal söz konusudur. Ehl-i keşfin, melekut âleminin hakikatini anlatmak istercesine, "dağılmaya teşne eşya, rahmet eli çekilse nasıl bir arada durabilir?" anlamındaki sözleri belki de bu hakikati ifade etmektedir. Geçmişte Batı'nın düşünce dünyasında belli bir ağırlığı olan "Tanrı her şeyi yarattı sonra kendi haline bıraktı, O detaylara karışmaz ve tabiata müdahale etmez" şeklindeki çarpık anlayış, yine Batı üniversitelerinde gerçekleştirilen çalışmalarla yerini, tam ve küllî tevhid hakikatinin görülmesine, yüksek bir tevhid inancının gelişmesine müsait bir zemine bırakıyor. Son söz: bilimler geliştikçe tevhid hakikati kendini daha parlak bir şekilde gösteriyor ve gösterecek. Kuantik bilgi :Yakın zamanda yapılan diğer teorik araştırmalar klasik ve kuantik evrenleri uzlaştırma çabalarını destekliyor. California Teknoloji Enstitüsü'nden Murray Gell-Mann (1969 Nobel Fizik ödüllü) ve Santa Barbara Üniversitesi'nden James Hartle dekoheransın zamanda geri dönüşümsüz olduğunu gösterdiler. Meselâ bir tas kahve içinde erimiş bir şeker parçasının yeniden oluştuğu asla görülmez. Böylece zamanın yönü bulunur (geçmişten geleceğe), halbuki o zamana değin kuantum fiziğinde olaylar geri dönüşümlü kabul ediliyordu. Paris IX Üniversitesi'nden Profesör Roland Omnés ise, kuantik şekilde tecelli eden kanunların garipliklerine rağmen (mümkün hâllerin çokluğu vs.) bizim ölçeğimizde tek, determinist ve mükemmelen normal görünen fenomenleri spontan bir şekilde nasıl meydana getirdiğini göstermeye, özellikle canlı sistemlerin en küçük atom-altı birimden itibaren nasıl organize olduğuna, kâinattaki madde ve hadiselerin mikro-âlemden itibaren bizim algılama ölçeğimize hitap edecek şekilde nasıl yaratıldıklarına cevap getirmeye çalışıyor. Bu yüzden moleküler biyoloji bugün daha da küçük alanlara nüfuz ediyor ve neredeyse atomik biyolojiye dönüşme eğilimi taşıyor. Sonuçta, dekoherans teorisi fizikte yeni bir dönüm noktası kabul ediliyor. Fakat çözüm çok yakın değil. Meselâ fizikçiler, bir çakıl taşının neden sert olduğunu, suyun neden normal şartlarda 100 0C'de kaynadığını anlamak için katrilyonlarca tanecik üzerinde hesap yapmak gerektiğini söylüyorlar. Atom-altı dünyasını tarif etmek için makroskopik dünyada kullandığımız bilimsel mantık ve sağduyuyu aynıyla uyarlamanın doğru olmadığını, maddenin kütlesi, boyutu, dolayısıyla hızının ve hareket tarzının değişmesiyle, makroskopik fizik kanunlarının da köklü değişikliğe uğradığını, daha doğrusu makro-âlemi anlamak için bunların kullanılamayacağını görüyoruz. Demek ki, makro-âleme inildikçe buradaki sanat, mimarî ve işleyiş de hassas hale gelmekte, incelmekte, ilâhî kudret bu âlemde bir başka şekilde tecelli etmektedir. Bugünün bilim adamları laboratuarlarda öğrenmektedirler ki, kâinatta tek bir atom, tek bir atom içinde tek bir atom-altı parçacık bile hesapsız ve başıboş değildir. Maddenin künhündeki kudret cilvesinin ihtişamını gördüğümüzde, Allah'ın her an her şeyi kendi takdiriyle var kılıp idare ettiğine, kâinatta O'nun ilim, kudret ve hakimiyetinin tecelli alanı dışında küçük bir yerin ve ân'ın bile kalmadığına olan inancımız teyit olunuyor. Geçmişte ve bugün Batı'nın düşünce dünyasında belli bir ağırlığı olan "Tanrı her şeyi yarattı sonra kendi haline bıraktı, O detaylara karışmaz ve tabiata müdahale etmez" şeklindeki çarpık anlayış, yine Batı üniversitelerinde gerçekleştirilen çalışmalarla yerini, tam ve küllî tevhid hakikatinin görülmesine, yüksek tevhid inancının gelişmesine müsait bir zemine bırakıyor. Son söz: bilimler geliştikçe tevhid hakikati kendini daha parlak bir şekilde gösteriyor ve gösterecek. <strong> ***</strong> 3. bin yılın başında "Bilgi Çağı" deyince, artık 20 yy. başındaki 'bilgi' ve 'Bilim' kavramlarından daha farklı şeyler düşünülmeye başlandı. Yeni Çağın Bilim'i artık materyalist, determinist, ve mekanistik olmaktan daha çok; spritüel, holistik ve mistik bir anlayışa büründü. Büyük ölçüde Kuantum fiziği ve izafiyet teorisinin katkıları ile sağlanan bu değişim, diğer bilim dallarında da görülen buna benzer gelişmelerle de desteklenmek suretiyle tüm dünyada geçerlik kazandı. Şimdilerde zaman ve uzay (mekan) kavramlarına bakış, neden sonuç ilişkisinin kavranışı, madde ve enerji anlayışlarının değerlendirilmesi çok farklı bir hal aldı.Tam değişimi 1950 lerde başlayan bu yeni bilimsel anlayış, insanın evreni ve kendisini algılayışını ve inançlarını derinden sarsmış, onları yeni temellere göre oluşan değişik bir anlayışa sürüklemiştir. Fakat burada kast edilen "bilgi" yalnızca kültürel yada teknolojik anlamda değil, insanını iç gelişimini sağlayan değiştirici güce sahip, tüm sınırlandırmaların ötesinde özgürleştirici bir bilgidir. Evrendeki tekliği ve birliği kavramaya yönelik olan bu anlayış biçimi, ruhsal kökenli bilgilerden, modern bilimsel yaklaşımlara, kadim ezoterik öğretilerden modern çağın psişik yaşam uygulamalarına dek uzanan çok geniş bir bilgi birikiminin sonucunda şekillenmiş esnek ve yenilenmeye açık, anonim bir dünya görüşü halinde kendisini dışa vurmaktadır. Yeni Çağ 21.yy daki dünya insanlık realitesinin toplu olarak büyük ve köklü değişimler yaşayacağı bir çağ olma özelliği taşıdığını ispatlamıştır. Değişim ve gelişimin sürekliliğini sağlayan şey tartışmasız olarak bilgidir. Yani insanı değiştiren ve geliştiren bilgidir. Bilgiler yenilenmedikçe anlayış ve zihniyetlerin değişmeyeceği bilinmelidir. Bu nedenle Yeni Çağ'a Bilgi Çağı'da denmektedir.İçinde yaşadığımız kaçınılmaz değişim süreci, en tutucu insanlar tarafından bile görmezlikten gelinemez bir boyuta ulaşmıştır.Bu gün insanlık toplumsal, ekonomik, zihinsel, duygusal ve ruhsal yönlerden baskı altında. Sağlığımız ve bağışıklık sistemimiz oldukça istikrarsız bir denge içersinde ve karşı karşıya bulunduğumuz rahatsızlıklar bizi, yaşamın amacı ve yönü hakkında her şeyi köklü biçimde değerlendirmeye zorluyor. Yaşam bizden kim değil ne olduğumuzu fark etmemizi ve keşfettiğimiz farkındalığımızla kendisine anlam katmamızı beklemektedir. ***
Girdi biçimi
Filtered HTML
Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
Full HTML
Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi
Attached Images
Existing Image:
None
"Over troubled water..." (Açılış)
"Sussss.."
"Unut"
090908-Güler Zere-vm.widec.jpg
0je.png
1.jpg
1.jpg
1.jpg
105-141.jpg
11 Eylül vePolitik İslamÜzerine Kapak
1234r.jpeg
15- 16 Haziran.jpg
155.JPG
16.jpg
166137_1_Gorzfrei.jpg
1960-che-1.jpg
19ocak2010s.jpg
1mayis77_(1).jpg
200-386.jpg
2000degundem-kapak200.jpg
2009-12-04---Kapak---Sosyal.jpg
2010-09-12 - Kapak- 12 eylul uzerine yazilar v2.jpg
21 İtfaye.jpg
250-369.jpg
250-392.jpg
26.JPG
2_temmuz_2009_istanbul.jpg
4- ikinci kapıdan mezarlığa giriş yapılıyor.JPG
400px-Krähe_65(loz).JPG
41e591d8-yilmaz-guney.jpg
490-250.jpg
6-7 eylül.jpg
6-7_eylul_1955.jpg
6-7_eylul_55_tank.jpg
800px-Ziggurat_of_ur.jpg
Abdullah Öcalan - Kapitalist Modernite ve Demokratikleşme - Kapak
abidin'in...jpg
abidin-dino.jpg
abidin-he...jpg
abidinözp...jpg
abidinözp...jpg
acilim_aydinlar_yorum.jpg
afganistan_secimsandik_essek_asker.jpg
afis-kumkapi-14mart2010.jpg
afis_cozum.jpg
ahmedarif_nazimhikmet.jpg
ahmed_arif_1.jpg
Ahmet Türk.jpg
ahmetaltan_hasancemal.jpg
ahmetarif.jpg
ahmetturkemineayna.jpg
ahmet_turk_3_kongre.jpg
ahmet_turk_grup_toplantisi5.jpg
Akatça dilinde çivi yazısı ile yazılmış olan 282 maddelik Hammurabi Kanunları...
AKP ve güleni bitirme planı.jpg
Albayrak
albayrak1200.png
Aleviler-kapak400.jpg
Ali Yetkin
alidehri.jpg.jpg
alidehri.jpg.jpg
alter-eco-ekim2010.jpg
Amatör Kalem Vuruşları (1)
Amatör Kalem Vuruşları (2)
Amatör Kalem Vuruşları (3)
amedkadin_forumuleyla.jpg
ankkongre.jpg
anneannem.jpg
apo_aturk_talabani.jpg
ara-gazetesi-çžktž.jpg
arac_er_asker.jpg
aram_tigran_cumbus.jpg
Arif Damar.jpg
arif+damar.jpg
Asiti-Baris.jpg
asiye-turhalli.jpg
asker_yuruyus_jandarma.jpg
avni-ozgurel-01.jpg
AVrupa Birliği Üzerine Yazılar - Demir Küçükaydın - Derleme - Kapak
Avrupa Merkezcilik Üzerine Yazılar
avrupabarisgrubu_basin.jpg
aydinlar_liberal.jpg
aydin_erdem.jpg
Aydın Dinçoğul
Ayhan Bilgen.jpg
ayhanbilgen_barismeclisi.jpg
ayna_turk_1eylul.jpg
Ayrılık-kuytu
Az Kaldı! - Türkiye'nin Linç Yapılmış ya da Linç'e Kalkışılmaş İdari Bölgeler Haritası
azizvatanresmi.jpg
azizvatanresmi.jpg
Azınlıklar Konusundu Yazılar
Aşiti - Barış
Çatı Ankara.jpg
Çatı Partisi Tartışmaları.jpg
Çtı Partisi Girişimi.jpg
Ömrümüzün taş çicekleri resim sergisi.jpg
Özgür Basın Susturulamaz.jpg
Özgür Gündem'e Yazılar (1992-92) Kapak
Özgürlük(Korkoro).jpg
Üçüncü Köxüz Sitesi
özgürlük ne zaman anne.jpg
Banksy!.jpg
Bansky'den
baris guvercini.jpg
barisgrubu_karsilama_ani.jpg
barisgrubu_otobus2.jpg
baris_kizi.jpg
Barış Gurubu.jpg
Barış İçin Vicdani Red Platformu.jpg
Barışın Tarihi.jpeg
basbug_dursuncicek.jpg
Bayram Balcı-Livan.jpg
bayramlar-kapak200.jpg
başkan ve hatice ana.JPG
büyük ortadoğu projesi ve sosyalist strateji
BDP'ye operasyon.jpg
bdp_logo.jpg
Belalı sularda: Ship to Gaza, sizi gözüm gibi sakınırım.
Berivan.jpg
Beşikçi Eleştirisi - Kitap Kapağı
Bill Of Rights
Bir Özgürlük Tutsağı Manuşyan.jpg
Bir Devrimcinin Teorik ve Politik Otobiyografisi
Bir yaşam.jpg
Birinci Dünya Barış Günü.jpg
Birlik mi Rekompozisyon mu Kapak
birlik-mi-kapak-on-yuz.jpg
Bizim Köy
bop-on-kapak.jpg
Buzu Kıran Yolu Açan
bıji kürd u kurdistan
canli_bomba_pelsin.jpg
canyucel.jpg
catipartisiilktoplantisi.jpg
catipartisiilktoplantisi.jpg
cati_partisi.jpg
cati_partisi.jpg
cati_partisi.jpg
cati_partisi_girisimi.jpg
Celali Söylenceler Kapak
Celali Soylenceler Kapak.jpg
Celali Soylenceler Kapakv2.jpg
Celali-Soylenceler-Kapak400.jpg
Celali-Soylenceler-Kapak400.jpg
cerkesler_kitap.jpg
Ceylan'dan Bize Kalan: Şahmeran
CHP-logo.jpg
chp_meclis_pankart2.jpg
Cingeneler.jpg
cizre-bohtan-beyi-bedirhan-direnis-ve-isyan-yillari-onkapak.jpg
Cumhuriyet_LR.jpg
Dağların ezgileri.jpg
Dönüşü olmayan yol.jpg
Dün Halep'çe, Bugün Kelepçe
Dünyanın Halleri Üzerine Denemeler
Demokratik Cumhuriyet.jpg
demokratik_acilim_kapatma.jpg
Denemeler
denemeler-kapak.jpg
denizesaldiri.jpg
denizesaldiri.jpg
Derleme 2009 - Murat Çakır
Dersim+ Barajlar.jpg
Dersim- Sabiha Gökçen.jpg
dersim-zorunlu iskan1.jpg
dersim-zorunlu iskan1.jpg
dersimkatliami1.jpg
devletulus.jpg
devletulus.jpg
Die Linke: Bir Başarı Hikayesi mi? kapak
Dikilmesi mümkün "İzmirli ırkçılar" heykel tasarımı
dilacarKucuk.JPG
dilekkurban.jpg
Dilsiz dengbej.jpg
dink_goktas_kitap.jpg
Dipnot Dergisi Üçüncü Sayı Kapak
Dipnot.jpg
Dipnot.png
disk_suleyman_celebi.jpg
Diyarbakır -TÜYAP.jpg
diyar_demokrasi_platformu1.jpg
Djembe
DK_MME_KapakKucuk.jpg
DK_MME_KapakKucuk_0_0.jpg
dogan-akhanli.jpg
Doğan Akhanlı
DSC04737.JPG
DSC04737.JPG
dtp_eylemi.jpg
dtp_logo.jpg
dtp_operasyon_tepki1.jpg
ecevit_baykal_ataturk.jpg
ecevit_baykal_ataturk.jpg
edip_cansever.jpg
ejder-kapani-46.jpg
ekinbelleten-1991.jpg
emmeline-pankhurst1.jpg
emper ve ırak umut.jpg
emperyalizm ve dünyanın katli
emperyalizm ve dünyanın katli(ırak)(yağlıboya resim)
emperyalizm ve umut(yağlıboya resim)
erdogan_akhanli_yazar.jpg
ergani.jpg
ermenhaf.jpg
Ermeni Sorunu Üzerine Yazılar - Kapak
Ermeni Soykırımı ve Toplumsal sorumluluk - Broşür Kapağı
Ermeni-Soykirimi-Koln.jpg
ermeniler_goc_tren.jpg
ermeniler_goc_tren.jpg
ermeniler_soykirim_ciftciyan.jpg
ermeni_saykirim1.jpg
ermeni_tehcir.jpg
ermeni_tehciri_tren.jpg
ermeni_tehcir_TE.jpg
ernesto_che_guevara_x1.jpg
etha-20100708-envali-metruke-00_ext.jpg
Evrim ALATAŞ..jpg
evrim_alatas.jpg
evrim_alatas_amed.jpg
Eyüp Sultan Konuşması
Ezidilik.jpg
Ezidilik.jpg
Ezilenlerin Pedagojisi.jpg
fahri petek.jpg
fahri-pet...jpg
Ferhat Tunç-söyleşi.jpg
Ferit öngören.jpg
fft23mm135497.jpg
fileme.jpg
filizkocali_gunluk.jpg
friedrich-nietzsche-paul-ree-lou-andreas-salome.jpg
Gayda-Istanbul-Gayda-Istanbul-CD__20246271_0.jpg
GÖÇMENLER.jpg
gösteri.jpg
gözler bakışlar
Gözler ve Bakislar(yağlıboya resim)
güler zere.jpg
Günay- Gerilla.jpg
Günay-Murat Karayılan.jpg
Günümüz anti-demokrat kemalist evlerini bu kadar farklı ve bu kadar baştan çıkarıcı yapan nedir?
Günlük Gazetesi Çok Dilli Manşet
Geçiş Programı Üzerine Kapak
Gece Kelebeği.jpg
gecmisle_hesaplasma_kitap.jpg
gencaygursoy_husnuondul.jpg
gencdal_ceber_kursun.jpg
gerilla_bahar.jpg
gerilla_cozum_avrupa.jpg
gerilla_durbun.jpg
GetAttachment.aspx.jpg
GetAttachment.aspx.jpg
GetAttachment.aspx.jpg
Globalızatıon
grupyorum.jpg
guler-zere.jpg
GulerZere-hstn20090708-51.jpg
guler_zere_afis.jpg
gunluk_22agustos.jpg
gunluk_24_04_2010_s.jpg
gunluk_kapatma_kocali.jpg
gunluk_logo.jpg
gzerehapis.jpg
Hafız Esad.jpg
Haiti.jpg
Hakan Akçura-söyleşi.jpg
hakantahmaz_ayseltugluk.jpg
hakkari_cumhuriyet_yuruyusu.jpg
Halil Savda
Halil Uysal.jpg
Halil Uysal.jpg
haliluysaldag_1_.jpg
haliluysaldag_1_.jpg
Hasan_Cami_-_Fas.jpg
hasan_cemal_apemusa.jpg
hasan_cemal_ismetb.jpg
Hatalı Mantık
Hayat Atölyesi.jpg
Hüseyin Çelebi.jpg
Hüznün Akordu
hdinkcadde.jpg
Her dağın gölgesi Deniz'e düşer.jpg
Hevjin.jpg
hewler_gazeteci_osman.jpg
hicri_arapfoto.jpg
Hikmet Kıvılcımlı Elazığ Cezaevinde Mahalli Kürt Kıyafetiyle
Homofobi.jpg
honduras.jpg
Hrant için.jpg
Hrant ve 1915.jpg
Hrant- Doğum günü.jpg
ibadet_inanc.jpg
idamlar-iran.jpg
ihd_tihv_fincanci_turkdogan.jpg
ihsanfetahiyan_iran_idam.jpg
ihsanfetahiyan_pjak_iran.jpg
ilan.jpg
ilkmeclis_anayasa.jpg
ilmanifesto_manset.jpg
images.jpg
imrali_salon.jpg
ingmar_bergman_yonetmen_s.jpg
islam ve sol.jpg
istanbul_baris_mitingi_kitl.jpg
işçiler ve önderleri-1(yağlıboya resim)
işçiler ve önderleri-2(yağlıboya resim)
işçiler ve önderleri-2.jpg
işçiler ve önderleri.jpg
Jamanak.jpg
James_Joyce.jpg
James_Joyce.jpg
Jan Valtin.JPG
Jan Valtin.thumbnail.JPG
Jî bo Hefîz Ebdûlrıhman û rojmanegeriya cîhané/ Hefiz Abdulrahman ve Dünya basın emekçileri için
jitem_belge_jandama.jpg
Jı bo bıdarvekırına xortên Kurd...( İdam edilen Kürt gençleri için...)
Jın,Jiyan,Azadi/ Nisa,Heyat,Hürriyet/ Kadın,Yaşam,Özgürlük
Kadri Gökdere
Kadın Soruşturması.jpg
Kadın Soruşturması.jpg
kadına bakış
Kadına Bakış(yağlıboya resim)
Kapak - Emvali Metruke
Kapak---Ocalana-Mektuplar.jpg
kapak-onyiloncesi400.jpg
kapak.jpg
kapak.jpg
kapak300.thumbnail.jpg
kapaksanat.jpg
kapak_0.jpg
karayilanbasin5.jpg
karayilan_filizkocali.jpg
kardelen.jpg
kardesist.jpg
Kasabalılar-Kapak
katliam_halepce.jpg
kawa-nemir.jpg
kayit-olunmamis-soykirimistanbul-eylul-1955-vasilis-kiratzopulos.jpg
Kaypakkayakapak
Kayıt dışı bir isyan.jpg
kazimkoyuncu.jpg
Küçük İskender.jpg
Kültür Üzerine Yaazılar - Kapak
Küreci Anması Afiş
kürt'lük
KCK-Karayılan
Kelepce.jpg
kelepce1.jpg
KemalistEvler.jpg
Kemalizm Stalinizm ve Türk Solu - Kapak
Kemalizm Stalinizm ve Türk Solu - Kapak
Kemalizm ve Askeri Bürokratik Oligarşi Üzerine Yazılar Kapak
keyman_gulec.jpg
kilaman.jpg
kilisecami.jpg
komplokapakkucuk.jpg
koxuz-duz-golgeli.gif
kresim.jpg
kultur-kapak.jpg
Kurban.jpg
kurdocul1.jpg
Kurt-Hareketi-kapak200.jpg
kurttvleri_medtv.jpg
Kıvılcım Gazetesinde Yayınlanmış Yazılar
Kıvılcımlı Üzerine YŞazılar Kitabı Kapağı
Kıvılcımlı Sempozyumunda Servet Ziya Çoraklı Bildiri Sunarken
Kızıl Afiş
La prison.jpeg
latchodromez01.jpg
Latin Amerikanın Kesik Damarları.jpg
Lawij / Hida/ Ağıt
Lawij.JPG
Lenin
levi_straus.jpg
Levon Ekmekciyan
lewis_hine_phot_nyc_empire.jpg
liberation_tigers_of_tamil_eelam.gif
logo.gif
logo.png
louise-michel.jpg
Ltte_emblem.jpg
luqman_ahmed_.jpg
LWtc0504.jpg
maden-iscileri-destek.jpg
maden_iscileri_yeralti.jpg
Madimak.jpg
Madteos Sarkisyan.jpg
Mahmut Baksi.jpg
Manifesto_benedict_xvi.png
Manukyan
manusyan kitap.jpg
manusyan.jpg
manusyan_resim.jpg
Marksisit Demokrasi Teorisine Katkı
Marksizm 2010 Afis
Marksizmde Yapı ve Özne Sorunu - Kapak
Marksizmin Marksist Eleştirisi Kapağı Küçük
Marksizmin Marksist Eleştirisi İkinci Basık - Kapak
Marksizmin ve Sosyalizmin Sorunları Üzerine Yazılar - Kapak
Mascha kaleko.jpg
Matruşka'larda Tarih Bulmak..
mayin.jpg
mayin.jpg
mayžs68-a...jpg
Medya.jpg
Mehmet Güler-KCK.jpg
mehmet_uzun.jpg
mehmet_uzun.jpg
Mem û Zîn
Metin Küreci anması
metin2.jpg
metinyegin_01.jpg
Mevsimlik işçiler.jpg
michel_foucault.jpg
mindit.png
MSF+Logo.jpg
msf.jpg
msflogo.jpg
muma.jpg
Mumia Ebu Cemal
musa_anter.jpg
Musa_anter_.jpg
muzsesleri.jpg
muzsesleri.jpg
Necdet Adalı.jpg
Newroz
Newroz.jpg
Newroz.jpg
Newroz.jpg
newroz_250x0.jpg
news.gif
newspapers_medya.jpg
nisanyan1.jpg
nisanyanevi.jpg
nobel_liderler_s.jpg
Nure- Nora.jpg
olume-kil-payiermeni-soykirimindan-kurtulmus-birinin-anilari-hampartsum-citciyan.jpg
Omayra.jpg
Ongözlü Köprü.jpg
Onnik ve oğlu ara.jpg
op-denklem.jpg
Orhan Pamuk
Oscar Wilde.jpg
otekitarih-seyhsait1.jpg
Otobiyografi-Kapak.jpg
otobiyografik-yazilar-kapak.jpg
ozevin_ozdemirler.jpg
ozgurgundem_site_sansur.jpg
Paramaz Darağacında
Penguen'in yaptığı ve -ne yazık ki- asla yapmayacağı kapak
Penguen- Irkçı Kapak.jpg
pera_spor_klubu_taksim_standinda.jpg
Perperok.../ Kelebek...
Perperok.jpg
peternorman_atlet.jpg
picasso.jpg
picture-1
picture-10
picture-11
picture-12
picture-13
picture-14
picture-15
picture-16
picture-18
picture-19
picture-2
picture-20
picture-21
picture-22
picture-24
picture-25
picture-26
picture-27
picture-28
picture-29
picture-3
picture-30
picture-31
picture-32
picture-33
picture-4
picture-5
picture-6
picture-7
picture-8
picture-9
pinar.png
PKK.jpg
Porén te/ Saçların
Poren te- Saçların.jpg
Q04.jpg
qijikares2ğğ.jpg
Qijıka Reş.jpg
qırıka reş.JPG
reklamin_dili_b.jpg
Rekompozisyonkk.jpg
Rekompozisyonkk.jpg
resim.jpg
Resim2.png
Roj TV.jpg
Roj Tv.png
roni.jpg
Rosa - Özgürlüğün Bedeli
Rosa Luxemburg, Özgürlüğün Bedeli
Rosa Luxemburg.jpg
Sacayak dergisi Sayı 8
Sacayak dergisinin 11. sayısı
Sacayak, Sayı 3
Sacayak, Sayı 4
Sacayak, Sayı 6
sacayak2.jpg
Sacayak_Sayi10_Sayfa 1_5cm.jpg
Sacayak_Sayi12_Kapak.jpg
Sacayak_Sayi_05_Kapak.jpg
Sacayak_Sayi_09_Kapak.jpg
Saidi Kurdi-Son Derviş.jpg
saitfaik.jpg
sakine ana.jpg
salihzezgin.jpg
Sarkis Çerkezyan.jpg
Sarkis H-1.JPG
Sarkis ve Doğan
sarkis.jpg
Sarmaşık.jpg
sartre.jpg
savunma_kapitalistuygarlik.jpg
Sayı 54
sazai sarıoğlu.jpg
Sazak'ın Dikenleri
süryaniler.jpg
senci.jpg
senci.jpg
Serhedo ve Gerilla
serif_gencdal_kandil_s.jpg
serturkm.jpg
sevahir_bayindir_yarali.jpg
Sevan nişanyan.jpg
seyit rıza.jpg
Sezen Aksu-Kürt Açılımı.jpg
Shantel.jpg
Ship to Gaza: I have eyes only for you!
sol_cati_partisi2.jpg
Sor (kırmızı)
sorayayi_taslamak.jpg
Sosa.jpg
Sosyalizm Nedir? Kitap kapağı
stalin.jpg
Surp Giragos Ermeni Kilisesi.jpg
SURP%2~1.JPG
suryaniler_toplumu.jpg
sylvia-plath.jpg
Sırrı Süreyya Önder.jpg
taraf-gazetesi.jpg
tas-atan-cocuk.jpg
Taş Atan Çocuklar
Taşhoran Kilisesi.jpg
Türk Solu'nun İzinden Gittiği Gelenek: Naziler
Türkiye: 98 - Almanya: 0
tbmklein2.jpg
Tehcir.jpg
tersinden kemalizm.jpg
Teslim Ol!
thumb4073.jpg
Tigran Zaven photo.jpg
Tigran Zaven photo.jpg
Tigran Zaven, Digran Zaven
Toplum ve Kuram.jpg
Toplum_ve_Kuram.jpg
toprak_empati.jpg
Troçki.jpg
tuncboyaciyan.jpg
Turkey-ruins-FE05-wide-horizontal.jpg
Uçurtma Gerilla.jpg
ucuncu-koxuz1024.jpg
ugurkaymaz_cocuk.jpg
uludere-8mart.jpg
Unbenannt-2.jpg
van_mazot_iskence.jpg
Varlik Vergisi Kitap Kapagi
varlikver400.jpg
Vedat Kurşun.jpg
vedatturkali.jpg
vedat_kursun_azadiya_welat.jpg
Veysi sarısözen.jpg
Walter Benjamin.jpg
wwwresimmaxnet-top-oynayan-horozlar.jpg
x-golgeli
Xmas beginning and traditions
Yabancı
Yanılsama(yağlıboya resim)
Yargıtay neden mi Pınar'a düşman?
Yargıtay Neden mi Pınar'a Düşman?
yasamagaci136.jpg
yasamagaci136.jpg
yasarjem1.jpg
yasarkemal.jpg
yazar_migirdic.jpg
Yaşam Ağacı Derneğinin Afişi
Yeni Kıbrıs Partisi.jpg
yilmaz-guney-.jpg
yilmaz-guney.jpg
yukselgenc_nukhetsirman.jpg
yusuf.jpg
zarakolu_onderoglu.jpg
Zeki_Okten_by_ozgurcanakbas.jpg
Zeyneb_Celaliyan.jpg
Zeyneb_Celaliyan.jpg
Zeynel Ergin.jpg
zeynep_celaliyan2.jpg
zeynep_celaliyan2.jpg
Ziya gökalp lisesi.jpg
Şerzan Kurt.jpg
Şivanê_Kurmanca_kapak_as.jpg
İçerden.jpg
İdam Edilen Ermeni Sosyalistler
İHD ve TİHİV.jpg
İHD.jpg
İkince Köxüz sitesinin görünüşü
İkinci Köxüz Sitesi
İlk Köxüz sitesinin görünüşü
İslamda Kayıp Gerçek - Kapak
İttihat et.jpg
Choose an image already existing on the server if you do not upload a new one.
-or-
Upload Image:
Image title:
The title the image will be shown with.
Related Links
Links are stored as part of the
links management feature
. Monitoring and dead link detection are centrally managed from there.
To add more links, just click "Preview" to add another blank row. To remove a link from this article, just blank out its URL field or check the Delete box.
If you blank out the title but leave the URL, then the system will suggest a title for you. The Weight allows you to determine the order in which links are displayed; lower numbers float to the top.
URL
Başlık
Ağırlık
Sil
-5
-4
-3
-2
-1
0
1
2
3
4
5
-5
-4
-3
-2
-1
0
1
2
3
4
5
Günlük iletisi:
Diğer yazarların sizin düşüncelerinizi anlaması için burada yaptığınız eklemelerden veya değişikliklerden bahsedin.
Yazarlık seçenekleri
Yazan:
Misafir
için boş bırakın.
Yazıldığı tarih:
Biçimi:
2008-02-21 18:14:43 +0000
. Zaman olarak gönderme zamanını kullanmak için boş bırakın.
Yayınlama seçenekleri
Yayında
Ana sayfaya yükselt
Listelerin üzerinde kalıcı
Yeni sürüm yarat