Kullanıcı Girişi

CAPTCHA
Aşağıdaki basit hesabın sonucunu yazın. Bu siteye spam (çöp) yollanmasına karşı bir tedbirdir.
8 + 1 =
Solve this simple math problem and enter the result. E.g. for 1+3, enter 4.

Köxüz'den Yazılar E-Grubu'na Katıl!

Üye olursanız yazılar adresinize otomatik olarak gelir.

Üye olmak için aşağıdaki boşluğa mail adresinizi yazın "Tıkla ve Katıl" tuşunu tıklayın. 


Google Groups
koxuzden-yazilara katıl
E-Mail:
Bu grubu ziyaret et

 

Murat Akıncılar ve "Demokratik Açılım"

Faysal Özçift kullanıcısının resmi

Murat Akıncılar 4 Ekim 2009 tarihinde “Devrimci Karargâh” adlı örgüte yapılan polis operasyonuyla gözaltına alınıp “Terör örgütü” üyesi olma savıyla aylardır tutuklu bulunuyor… Yargılanacağı dava, 23 Şubat'ta İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayacak.

Murat Akıncılar’ı Harb-İş eğitim uzmanı olarak çalıştığı dönemde işçi hareketi ve sendikal mücadele ile ilgili yaptığı sunumlarda, verdiği eğitimlerde tanıdım. Onu tanıdıkça çok yönlü entelektüel birikimine tanık oldum... Ancak bu birikimini aktarırken mütevazı kişiliğini koruduğunu da gördüm. Onu her daim gülümseyen yüzü ve dost canlısı yapısıyla, insana değer veren, güven veren özelliğiyle tanıdım.

Aylardır mahkemeye çıkarılmadan tutuklu bulunan Murat Akıncılar UNIA Sendikası Politik Sekreterliğini yapıyordu. O aynı zamanda, sosyalist bir yazar, Marksist bir akademisyendi. Özgür Üniversite’nin öğretim üyeliğini yapmıştı. Akıncılar bir dönem HADEP Parti Meclisi üyeliğini de yapmıştı. Son dönemlerde yapılan Çatı Partisi tartışmaları ve Demokrasi için Birlik Hareketi Koordinasyonu içinde yer alıyordu. Demokratik Dönüşüm adlı derginin de yazarları arasında yer alıyordu... Murad AKINCILAR’ın bir başka özelliği de hem Türkiye’deki değişik sosyalist çevrelerin birlikte mücadele etmesini savunuyor, hem de Türkiye Sosyalist hareketiyle Kürt Halkı’nın eşitlik ve özgürlük mücadelesinin birlikteliği yönünde çaba harcıyordu…

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’ndan (ITUC) sendikal hak ihlalleriyle ilgili 09 Aralık 2009 tarihinde Başbakan Erdoğan’a gönderilen mektupta Murat Akıncıların sağlık sorunlarından da söz edilmektedir. ITUC Genel Sekreteri Guy Ryder gönderdiği mektupta Murat Akıncılarla ilgili şu ifadeleri kullanıyor: “9 Ekim ve 23 Kasım tarihlerinde, ITUC, İsveç sendikası UNIA’nın sekreteri Murat Akıncılar’ın terörizm suçlamalarıyla gözaltı ve tutuklamasına karşı protesto etmiştir. Murat Akıncılar hala kötü koşullarda ve yalıtılmış bir şekilde tutuklu bulunmaktadır. Aynı zamanda sağlık sorunları yaşamaktadır. Tutukluğu sırasında geçici olarak görme kaybı yaşamıştır. Ameliyat edilse de, bir gözünü kurtarmak mümkün olmamıştır.” (DİSK Nakliyat-İş İnternet sitesi)

Kimsenin yazıp-çizdiğinden, düşüncelerinden dolayı yargılanmayacağı, cezalandırılmayacağı ve benzeri söylemler eşliğinde “demokratik açılımdan” söz edildiği bir süreçte tam tersi uygulamaların hızlandığına tanık oluyoruz. Hakkını arayan bütün ezilenler, düşüncesini açıklayan, örgütlenen insanlar bazen “terörist”, bazen “şeytan” olarak damgalanmakta devlet terörüyle psikolojik ve fiziki saldırılarla sindirilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci-sosyalist güçlerin yayın organlarına baskınlar yapılmakta çalışanları gözaltına alınıp tutuklanmakta, linç edilmeleri için ortam hazırlanması dâhil bütün baskı araçları planlı ve sistematik olarak uygulanmaya devam edilmektedir... Keyfi uygulamalar ve baskılar yakın geçmişte KESK’e de yönelmişti. Konfederasyon genel merkezi basılmış arama yapılmış 31 üye ve yönetici gözaltına alınmış bunlardan 22’si yaklaşık altı ay tutuklu kalmış 19–20 Kasım 2009 tarihlerinde tahliye edilmişti. Haftalardır soğuk kış koşullarında özlük hakları için direnen TEKEL işçileri “ideolojik davranmakla, yan gelip yatmakla suçlandılar. En son aralarına “PKK’lı ve şeytan karıştığı” ifade edildi. Ayrıca bu ayın sonunda dağıtılacaklarına dair defalarca tehdit edildiler.

Egemenler arası çekişme ve çatışmalar derinleşirken, darbe planları ortalıkta uçuşuyor, karşılıklı restleşmeler ve şantaj politikaları sürüyor... Ancak egemen güçler kendi aralarında çatışmalı olsalar da özellikle Kürtlere karşı tam bir uyum içinde darbe ve tasfiye planlarını harfiyen uygulamaya devam ediyorlar. Kürt halkının oyarıyla seçilmiş belediye başkanı ve siyasetçiler kelepçeleniyor, Nazi kamplarını andıran görüntülerle sıraya diziliyor, gözaltına alınıp tutuklanabiliyorlar… En son gözaltı furyası iki gün önce yaşandı… Çeşitli illerde 131 BDP üye ve yöneticisi daha gözaltına alındı… Yine taş atan çocuklara uygulanan vahşet sürüyor. Çocuklar onlarca yıl hapis cezalarıyla cezalandırılmaya devam ediliyorlar. Kayıplar ve faili meçhul cinayetler açıkça ört pas ediliyor. Kamu oyununun yakından izlediği Hrant Dink davası adeta komediye dönüştürülüyor, insanlarla dalga geçiliyor.

Şüphesiz ki her dönemde böylesi baskı ve zulüm politikasının uygulandığından söz edilebilir. TC tarihinden örnekler verilebilir... Gerçek şu ki sisteme karşı muhalif olanların, sosyalistlerin, bilim insanlarının, yazar-çizerlerin, sanatçıların bu ülkede payına düşen baskı ve zulüm olmuştur. Muhaliflerin ikinci adresi hep cezaevleri ve işkencehaneler olmuştur.

Ancak yeni olan şey, bu baskı ve zulüm politikasının “demokratik açılım” adı altında uygulanıyor olmasıdır.

“Terörle mücadele” ve “demokratikleşme” adı altında yapılan söz konusu baskı ve keyfi uygulamaların en son örneklerinden biri de Murat Akıncıların gözaltına alınıp aylardan beri tutuklanmış olmasıdır. Murad AKINCILAR’ın tutuklanması, keyfi ve haksız bir uygulamadır. Emekten, ezilenlerden yana olan, yazan-çizen, düşüncesini açıklayan herkes için açık bir tehdittir. Eşitlikten, özgürlükten ve demokrasiden yana olan herkes, Murat Akıncıların serbest bırakılmasını talep etmelidir. Bu talep aynı zamanda o bireyin veya çevrenin inandığı değerlere sahip çıkması demektir.