Askeri Cezaevinde Yaşananlar,Aydınlatılmalıdır /Röportajlar -1
Askeri Cezaevinde Yaşananlar,Aydınlatılmalıdır/Röportajlar- 1
I.BÖLÜM
Birkaç ay önce yapmış oldugum ''Kışlalarda etnik ayrımcılık ve intiharlar'' adlı araştırmada Bir husus dikkatimi çekmişti.Ayrımcılıga ugrayanların yada intihar edenlerin ettirilenlerin bazılarının yolları,askeri cezaevlerinde geçmişti.Askeri cezevlerini anlatırlarken ses tonlarında dahi bir değişikligi hisedebiliyordum.Cezaeviyle ilgili sorular sorarken,gözlerine çaresizlikle birlikte Hüzün çöküyordu.Aynı üniformayı giyen askerlerin birbirleriyle paylaşamadıkları neydi?Askeri cezaevlerinde işkencenin nedenlerini öğrenmek herkesin hakkıdır.
Askeri kışlalar başlı başına-apoletlilerin biçtiği misyona göre ''terbiye ve törpüleme'' merkeziyken,neden askeri cezaevlerine ihtiyaç duyulmuştu.Kışlalarda yapamadıklarını askeri cezaevlerinde sistematik bir işkenceylemi yapmaya çalışıyordular? İşkenceye ugrayanlarla sohbet etmek, onlara bazı sorular yöneltmek isterken.Aynı zamanda askeri cezaevlerinde gardiyanlık yapan,işkenceyi uygulayan askerlerlede bunu yapmak isterdim.İşkenceyi askeri tutsaklara uygulatan Tsk dır.Onun bir politikası oldugu aşikardır.Fakat bunu uygulayan askeri gardiyanların duygu ve düşünceleride önemli.Çünkü bu çalışmayı yaparken işkenceci olarak askeri cezaevi gardiyanlarını değil,bu politikanın asıl sahiblerini afişe etmek yerinde olur.Şimdiye kadar ulaşamadım.Bu çalışmayı okuyup,söylemek istedigi olanlar,kontaga gecerlerse mutlaka yer veririm.
Gecen günlerde İnan SUVER adında bir genc vicdani reddini deklere etti.Vicdani red deklarasyonunun içinde askeri cezaevinde geçen günlerinede atıfta bulunmuştu.
Askeri cezaevinde neler oluyor ondan ögrenelim dedik.
1.-Önce seni tanımak istiyoruz?
1977 Van doğumluyum.24 yıldır istanbulda yaşıyorum evliyim.iki kızım bir oğlum var. Halen istanbulda ikamet ediyorum.
2.-Ne zaman askere alındınız?
23 temmuz 2001 yılında.
3.-Meydan okurcasına reddinizi deklare ettiniz.Sizi bu kadar bezdirten neler olmuştu?
Erken evliliğim ve ikiz çocuğumun olması. Erken yaşta onların sorumluluğu ilen bastırmış olduğum isyan duygularımın patlaması diyebilirim.
4.-Askerlik yaptırdıkları zaman zarfında,etnik kimliğinizden dolayı bir ayrımcılıga ugradınızmı?
Askeri birliğimde hic bir kötü muammele baskı ayrımcılık görmedim. Aksine herkes den özel ve farklı muamele görüyordum. Fakat mahkemeler de ve ceza evi idaresince sözlü olarak söylenmesede ayrımcılığın farkındaydım. Şunu belirtmek isterim ki kürtlere karsı içten içe bir saygı duyduklarını da hissediyordum,yani o dönemde.
5.-Askeri cezaevine neden girdiniz?
Üst üste firar lar ediyor ardından bir gün sonra veya 1 hafta sonra teslim oluyordum. Yani onları ciddiye almadığımı göstermek istiyor,yıldıracağımı sanıyordum. Hakim, doktor, bölük komutanları hepsinede benden size asker olmaz diyordum. onlarda beni anlıyor fakat bunun mümkün olmadığını söylüyorlardı. geriye tek seceneğim kalıyordu. Mükerrer firar sucundan, cürüğe ayrılmak. Bunun içinde ceza yatmam gerekiyordu.
6.-Hangi askeri cezaevinde yattınız?Cezaevinin mimari yapısını ve iç işleyişini biraz anlatırmısınız?
İzmir Şirinyer askeri cezaevinde.Ara koridorları labiret seklinde,tam emin değilim.8, 10 havalandırma sı ve 18 koğuşa sahip. 1,2 ,3 koğuş tecrit koguşlarıydı.4, 5,6,7 de subaylar ve işkenceye dayanmış pes etmemiş sindirilmemiş idarece torpil gecilmiş koguşlardı.
7.-Askeri cezaevinde uzun süre kaldınız.Biraz askeri cezaevinde yaşadıklarınızı anlatırmısınız?
İlk cezevine girdiğimde bir arkadaşa sordum.''Burda dayak varmı?'' Verdiği cevap burası şirinyer burada dayak her yerde var.Bir ara denetlememi ne oldu, o zaman bizi bir kaç gün dövmediler . Gardiyanlar bizi dövemeyince bir birlerini dövüyorlardı.Cezaevinde özellikle üç şeyi yapmamam için cevremdeki arkadaşlar hep beni uyarıyordu.Birincisi sakın Traj olmak için verdikleri jiletleri eksik verme,iki sayımlarda hata yapma.Üçüncüsü ise bilerek-bilmiyerek komutanların suratına bakmayacaksın.Ben ilk daha cezaevine girdigim andan itibaren bana farklı yaklaşmaya başladılar.Genelde ilk günlerde nöbet tutturmazdılar.Ama bana ilk geldiğim gün dört saat nöbet tutturdu.
Bize o kadar dayak atıp baskı yapılırdı ama birşeye çok dikkat ederlerdi.Oda sağlıgımızdı.Zorla yemek yedirirdiler.Yemekleri ise kokmuş-kalitesizdi ama yine de yemek zorundaydık.Çünkü yemegi çöpe atmamız,geri vermemiz yasaktı.Wc ye dahi atamıyorduk çünkü logar hergün kontrol edilirdi.Birgün bir ekmek parçası bulunmuştu logarda.6-7 gardiyan koğuşa girdiler saatlerce copladılar bizi. Gardiyanlar bizlere kimin attıgını soruyordu.Kimse kabullenmiyordu.En sonun da bir Diyarbakırlı arkadaş çıktı ''ben attım'' dedi.Coplamayı kestiler.O arkadaşıda tecrite attılar.Ardında logara götürdüler.Başını zorla logara sokup o ekmegi yedirdiler.
Kerem adında bir arkadaş vardı.Dört yıl siyasi nedenlerden dolayı hapis yatmış.
Askere almıstılar onu.Kışlada buna çok baskı yapmışlar en son dayanamamış silahı ile bir askeri rehin almış.Gelen rütbeliye derdini anlatmış ama kurtulamadı askeri cezaevinde.jilet kaybolmuştu.Saatlerce yine dövdüler bizi.En son keremin yatagında çıktı.Ama o kabul etmedi.Sonra arkadaşlarla kendi aramızda karar aldık,ben kabullenecektim.Biri kabulenmese günlerce sürerdi bu işkence. Ben kabullenince gardiyanlar '' niye lan deli'' dediler.Bende ''unuttugumu söylemiştim.Askeri cezaevinin gardiyanları beni biraz kafadan''sakat'' buluyordular.
Nedenide o dönemde en çok dayak,işkence gören bendim.
İşkence Yapanın Akıllı,İşkence Mağdurunun İse ''Deli'' Sayıldığı Mekan, Askeri Cezaevleri,(?)
Evet öyle görüyordular.Askeri cezaevinde banyoya bile emirle giderdik.Herşey emirle zaten.Banyoda sağa dön,sola dön,koltuk altı kaldır,etek indir,kapı koluna uzan,içeri gir.Suyu aç,sabunlan,durulan çık.Herşey emirleydi,baş kaldıramazdık.Ve Banyoda suyun altında coplanırdık.
Sıradan nedenlerden dolayı bile dayak atarlardı.Gardiyanlar saatlerce süren coplamalarda yorulduklarında,kendi arkadaşlarına ''gel lan sen devam et''derdi
Dayak işkence esnasında duvarlar kandan yada herhangibi bir şeyden lekenirse.İşkence seyansı bittikten sonra hemen duvarları temizlemeye başlardık.Acımızı hisetmeden,gözyaşlarımızı bile silmeden başlardık duvarları temizlemeye.
Yoksa burası neden pis diye tekrar döverlerdi.Adanalı bir gardiyan vardı.Bazen tek girerdi koğuşa.Bizimle konuşurdu.İyi biriydi.Kendi teselli verirdi bize.Derdiki,''sabredin bir aya kadar biz göreve gelecez,sizi bu kadar dövmeyecez.''
8.-Askeri Cezaevinin içinde mahkum koğuşunda,mahkumlarda nöbet mi tutuyor dediniz.Neden?
Nöbet tutturmalarının bir çok nedeni var.Mahkumların bir çogu deyim yerindeyse piskopat yada piskolojileri bilerek bozulturmuş.İkinci nedeni intihar vakalarının önüne geçmek.Ben bile onca işkence ve baskıyı gördükten sonra ilk ay kendimi nasıl öldürebilirim diye düşündüm.Ayagımı kırmayı veya kendimi yakmayı düşündüm.Bir defasında gazeteleri elbiselerimin içine koydum ama yakamadım.Üçüncüsü herkes bir nedenden dolayı gelmiş,normal askerliğini yaparken nöbet tutmamış ama orda nöbettutururken şunu söyluyor orda nöbet tutmadınız ama burda size tuttururuz.İntikam alıyorlar.Dördüncü nedeni ise mahkumlar arasında askeri cezaevi yönetimine ispiyonculuk yapanlar var. Nöbet tutturarak onların da can güvenliklerini sağlama alıyorlar.Kimse onları öldürmesin.
9-) Saydığınız kurallar içinde Jiletleri eksik vermemeden bahsettiniz? O neden?
Kendimizi jiletlemiyelim diye.Şahit olduğum bir olayı size anlatayım.Aydın güler adında (ismini tam hatırlamıyor olabilirim.istanbullu romen asıllı bır arkadaştı) kendini jiletledi.Vucudunun her tarafı kan içindeydi,kendini parcalamıştı.Başcavuş geldi,ne dedi biliyormusun?'''A....koy....çocuğu ne kolunu-baçagını kesiyorsun,vur gırtlagınada geber.Çok çok bir rapor yazarım bir köpek kendini keserek intihar etti diye.''Çocuk kuzu gibi oldu.Aldılar teçrite götürdüler.Birkaç kişi görmüştü onu anlatıyordular.Fena durumdaymış her gün saatlerce dayak atıyormuşlar.Gece canı sıkılan gardiyan,çocugu dövsünler diye hücresinin kapısını dahi kiletlemiyordular.
10.-Neden işkence yapıyordular,amaçları neydi?
Ceza evi müdürü şöyle acıklıyordu.''Benim sizi burada dövdürmekten işkence ettmek ten keyif aldığımı sanmayın, size iyi davran dığımız dönemlerde, ceza evinde boş yatak kalmamıştı. Mevcut 250 aşmıştı 6 ay gibi sürede.Giden 1 hafta sonra aynı suçtan geri geliyordu.Şimdi bu dayaklardan sonra ben yine gelirim diyen varmı aranızda?''diye sorardı.Yani,cezamız bittikden sonra askerliğimizi yapmamız ve bir daha suç işlememek için korkutmak caydırıcı olmak istiyordu.
11.-Hangi işkence çeşitlerine maruz kaldınız,bir mahsuru yoksa anlatabilirmisiniz?
Farklı dönemlerde ceza yattım. Ilk 2002 sonlarıydI,4 ay kaldım. ve ciddi bir şekilde işkence gördüm.Yani 120 gün içersinde bir gardiyanın yüzüne bakamadım, yasaktı. Duvara dönerdik dikkat sesleri ilen.Yani hem ellerimiz kanayıncaya, hem ayaklarımız şişinceye kadar coplanır, hemde psikolojik olarak işte baş eğme sesli tekmil vermemiz sayımlarda gırtlağımız yırtılıncaya kadar bağırmamız. Çalıştırılmak zorla bu çalışmalar coplanıyorduk.Mesela koğuşta ranza ve masaları bezle silmezdik. Toz kalıyordu diye ellerimizle sildirtirdiler ve her 10 dakikada bir temizlik yaptırırdılar. Tabi dışarıdada calıştırılırdık yani günümüzün 4/3 dayak ve calışma ile gecerdi. Hakaret,küfür,spor eğitim adı altında işkence,saçlarımızın kazınması,faullerin cok yukarılarda olması, ziyaretcilerimiz ile aramızda iki ayrı tel ve 50 60 cm aralık olmasına rağmen, iki askerin basımızın önünde bizi dinlemeleri, bazen onları da sert uyarmaları, bizi onların gözleri önüde başımız eğik, dövüyor olmaları gibi.
2005 yılında girdiğimde ise ikinci kez, daha farklıydı.Ceza evi yönetimi iç idareyi coğu koğuşlarda mahkumlarca sağlıyordu yani müeebetle-ağır cezalarla yargılanan kişileri kullanıyordu.ilk verdikleri koğuşta beni, tehlikeli bulup hemen almışlardı. Mümesiillere karsı geliyordum,defalarca dayak atılmasına rağmen.Bu durumda oradaki mahkumlar cesaretlenmiş mümessil korkusunu kırmaya baslamışlardıki,o koğuştan alındım. Yaşlılar koğuşu denen daha rahat bir koğuşa verilmiştim.Oradada, 4 gün aclık grevi yaptım.Nedenini sordular birşey diyememiştim.Sadece burdan cıkmak istiyorum diyordum.Onlarsa sen suç işlemişsin cezanı cekiyorsun diyorlardı. o gün nasıl olduysa kendime bilen daha önce söylemediğim sözler cıkmıstı ağzımdan. Ben suç işlemedim bu işlediğim firarları,suç kabul etmiyorum askerliğe inanmıyor ve askerlik yapmak istemiyorum demiştim.Okuyarak birilerinin teşviki ile değil içimden vicdanımdan gelmişti o ses.Üsteğmen,''yarın düşman gelip ananı bacını elinden alınca ne yapacaksın ''demişti.Bu kadar basit olmalarına şaşırmıstım.Bende ''Zaten alan almış memleketini, diğer şekilde alıpda ne yapsınlar bu kadar aç işsizi nasıl doyursunlar''demiştim.Sonrasında deterjan içtim intihara teşebbüs yani, tecritteydim ailem gelmiş benim ceza evinde olmadığımı istanbula gönderildiğimi söylemişlerdi. Ailemin inanmayıp ısrarı ilen beni görştürdüler. Tabi ailem tanıyamamıs görünce ürkmüşlerdi beni.Annem o günü hala unutamıyor.Beni maymuna benzetmiş.ilk mahkememde 13 ay ceza almam gerekirken tahliye edildim.
12.-Sizin askeri cezaevinde kaldınız dönemde,müdür kimdi ismini hatırlıyormusunuz?
Piyade albayıydı,oktay diye hatırlıyorum soy adını unuttum. Zaten onu haftada veya 15 günde bir kere pazartesi sabahları görürdük.
13.-Önceleri neden askeri cezaevinde yaşadıklarınızı kimseye anlatmıyordunuz?
Son yıllarda orduya karsı olan korku az biraz kırılmış gibi, fakat öncesinde yani 80 li 90 yılları bırakın da 2001 de 2005 de bilen kimse ordu aleyhinde konuşamazdı.Bir kaç yıldır, ki ordu içinde ki pislikler yazılıp konusuluyor. 12 eylül sonrası halk iyicene sindirilmişti.Kirli savaşı da bahane ederek binlerce köy yakmış milyonlarca insanın köylerinden kovmuş binlerce faili mechuller milyonlar işkenceden geçmiş bir ülkede, yani işkence zulüm heryerde iken, korkuları onları körleştirmeye götürmüştü. Önce ne mutlu türküm diyecek sonrada görmedim duymadım bilmiyorum diyeceksin diyen toplum, haliyle inanmak da istemiyor,yada inanmamayı istiyordu.Birde ne yapabilirim ki en iyisi sesiz kalmak, diyen bir toplum. yada sistemin yarattığı marka delisi tv hastası magazin meraklısı bananeci toplum.Samimice düşünüp de,ya olurmu nöbette uyudu diye de bu işkence yapılmaz ki, sen abartıyorsun diyen bir toplum.Yani 7 yıl boyunca anlattıklarıma sadece bir kaç kişi inanabildi. Yaşamım boyunca yalandan korkup kaçmış biri olarak, yalancı durumuna düşmek istemedim.. Sustum.
14.-İşkencenin etkilerini günlük yaşamınızda hisediyormusunuz?
Elbette ki hissediyorum.Çok cabaladım, fakat kendimi yenileyemiyorum.Farkındayım her gerceğimin.Dışarıdan desteğe ihtiyaç duyuyorum. ilk yıllar cok kötüydüm yeşil reçeteli ilaçlar kulanıyordum. ilaclar beni sarhoşlastırıyor du.Sonra kestim aniden bu sefer daha fena olmuştum. Ya düşünebiliyormusun istanbuldaki bütün cincileri-hocaları dolaştırdılar. Hatta birinde gitmeyeceğim, dediğimde ''bak cinlerin istemiyor seni rahatsız eden cinlerindir gitmeni istemeyen onlardır ''diye zorla götürülmüştüm.Cinci de, ''bendeki cinlerin yıllardır içimde örgütlenip coğaldıklarını,kolay kolay cıkamayacağını söylemişti'' Bu yüzdende 5,6, ay bana kurandan ayetler okuyayacağını söylemişti. içme suyunu da para ile satıyordu.Hemde 20 kuruşluk suyu 50 kuruşa. O kadar sıra vardıki saatlerce bekliyor 2,3 tane su içiyorduk.Her kes deli gözü ile yada cinli gözü ile bakıyor, ciddiye almıyordu beni. aşırı ilgisiz dim en yakın cevremden insanlar ölüyor,banene diyebiliyordum.Şimdiler de ise tek sıkıntım yalnızlık.Yani korkuyorum işe gitmediğim günler evden dışarı cıkmıyorum,calışma zorunluluğum olmasa aylarca dışarı cıkmak istemiyorum.Yeni insanlar tanımak istemiyorum.Nedendir bende bilmiyorum,fakat cok ürkek ve asırı dürüst zararsız olabilme cabası sıkıntısı yasyorum.insanlar benden uzaklaşıyor. Hep sıkıntı lı konulardan bahsediyormuşum, onları bunaltıyormusum.Psikolojilerini bozuyormusum.Yani bunalımlı biriymişim.Öyle diyorlar.Aşırı duygusalllaştığımın farkındayım.Aşırı derecede bunama, unutkanlık,sayma ölçme tizliği, yani evimdeki her seyin ölçüsünü bilirim kalem kc cm, masa kac cm, tavan yer arası,sandaleye kac cm yukarda, gibi aklıma gelen her seyi ölçerim.Nerdeyse matematik profösürü olacağım.Çevremde aşırı temizlik hırsı bardağı defalarca yıkar, olmadı tekrar deterjanlar yıkarım. Bu yüzden de alkole bağlandım bir dönem şimdilerde ondanda kurtuldum. Bir şeylerden kurtulurkenden bir şeylere bağlanarak oldu, düzelmemdeki başarım.Herkesin merak edip dikkatini cekiyor ben ise buna bağlıyorum. Fakat şunuda cok iyi öğrendimki inançlı bir insan daha dirençli ve daha az etkileniyor.Ne kadar inançlı iseniz o kadar sağlam sınızdır der isek, orada kalmış kişilerin bir coğunun daha beter durumlarda olabildiğini tahmin ediyorum.
15.-Şimdi nelerle ugraşıyorsunuz?
Her şeyden önce bir babayım,elbette calışmak onların gecimini temin etmek için bir şeyler yapmam gerekiyordu.Hiç bir resmi belge sahibi olamayan, karanlık çökmeden evinde olmak zorunda kalan, sürekli evini taşımak zorunda olan, akrabalarından tüm cevresinden uzak durmak zorunda kalan biri olarak, zorlandım tabi.Meslek olarak, tek secenek olan şehirlerin dağları, inşaatlara sığındım. inşaatlarda calısıyorum. Kimi zaman evime 200 metre olan inşaatlarda günlerce dışarı çıkmadan calıştım, orada yatıp kaldım.
16.-Eklemek yada son olarak belirtmek istediğiniz bir husus varmı?
Bir subaya söyle demiştim.''Bu gün savaşlar bire bir muharabe seklinde olmuyor, adam düğmeye basıyor senin silah fabrikanı havaya ucuruyor yada yüksek teknoloji ile füzeleri ile savasıyor. Seni ticari-siyasi ilişkiler ile kıstırıyor.Bu kadar askere ne gerek var?''diye.YanıtI, ''haklısın ama, pkk ve iltica tehdidine karsı bu kadar asker ve uzun askerlik süresi olmalı''demişti.O an kullanıldığımızı cok daha iyi anlamıştım. Pkk ile savaş olmaz saydı, askerlik belki olmayacak yada cok kısa süre olacaktı. Pkk ile savası bitirmek istemeyenin de,ordu olduğunu da düşünerek, bu ülke nin insanlarının bir birine kırdırılarak.Ordu; bakın ben bir şeyler yapıyorum. ben olmasam seriat gelecek, ben olmasam ''eşkiya'' artacak gibi nedenlerle halkı uyutup, saygınlığını elde etmek istiyordu.Bu yüzdende devlete karsı silahlı bi güc olmasa dahi, belkide kendi askerini kendine karsı savaştırmanın yolunu arayacaktı.Savaş olacak tıki, ordu paşaları, daha rahat kazanıp daha saygın olacaktı .Savaşı kendileri yaratıyordu ve bizlerde askerler olarak kukla oluyorduk.Onların elinde kulanılıyorduk bizleri birbirimize öldürtüp kendi varlığını sürdürmek istiyordular.Savaş içinde olmayan askerleride, ordu gücünü korkusunu bir ömür unutamasın,ordudan korksunlar diye sindirme amacı ile ağır disiplin adı altında eziyordu.
10 yaşında ikizlerim, 11 yaşında birde kızım var. Fedakar mı fedakar bir de eşim. Onlarla ilişkilerim cok iyi her imkanlarını ve sevgi yide dahil yeterince verdim. 2 yıl da 3 okul değişmelerine rağmen her okulda okulun en başarılı cocukları oldular. Tırnaklarımı hatta organlarımı ayırsalar yaşarım, onlarsız yasayamam. Kahraman olabilme gibi bir derdim de yok.Ona rağmen, cokda meraklı değilim ceza evinde hor görülmeye kıcımı acıp kontrol ettirmeye aylarca coplanmaya. en sevdiklerim elimden alınsa dahi, yılarca hapis kalsam dahi, sırf bu oyunu bitirmek isteyen vicdani redci arkadaşlarımın yanında olup, onlarla beraber coğalıp bu oyunu bozmak için.Ordunun bu zulmüne başkaldıracağım, onun askeri olmayacağım.Türk,Kürt,Laz her ne olursa her kim olursa olsun, bu oyunu, biraz dikkatlerini verip fark etsinler korkmasınlar... RED etsinler istiyorum.
Metin AYDIN (Vicdani Redçi)
ILETİŞİM: kurd.vicdani.red.insiyatifi@gmail.com
- Metin Aydın ağ günlüğü
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
