Devlet Öcalan'a çok şey borçlu...

Önceki yazımdan devam edeyim...

Kürtler olarak yaşadığımız paradoksların, gelgitlerin nedeni Öcalan değil. Asıl nedeni bağlı olmak, kabullenmekle birlikte, Öcalan'ı tam anlayamamak, özellikle de paradigmaya yabancı kalmak ve uygulamada zorlanmak...

Aynı biçimde olmasa da devlette belli bir zorlanma yaşıyor. Ancak daha yakından izliyor ve nasıl işine geliyorsa öyle de uyguluyor. Bugün AKP hükümetinin bile 'toplum ve demokrasi' tabanlı adımlarının birçoğunda Öcalan'ın etkisi var. Öcalan'ın geliştirdiği projeleri kendine uyarlıyor ve böylece yenilenme/güncellenme olanağını bulmuş oluyor...

Yani Kürtler kadar, devlet de hükümet de Öcalan'a çok şey borçlu...

Öcalan'ın Kürt toplumunda yarattığı düşünsel, ruhsal, sosyal, siyasal ve kültürel değişimlere baktığımızda bu çok daha iyi anlaşılır...

* * *
Öcalan, Kürtleri mevcut devletten değil, 'devlet kurma' hedefinden uzaklaştırdı. İktidar hırsını kırdı, eğitti. Özellikle demokrasiyi bir iç talep haline getirdi. Siyasetin yönünü/yüzünü iktidar hedefine değil; topluma, toplumun kendi içine, temel yapısal sorunlarına çevirdi... 'Devletten bekleme' yerine toplumun ihtiyaç duyduğu düşünüş ve yaşayış biçimlerini kendi emeği, uğraşı, öz örgütlülüğüyle yaratması bilincini geliştirdi. 'Talep etmeye' koşullanmış toplumsal refleksi, 'talep ettiğini' kendi yaratan, bunun arayışı içinde olan bir kültüre dönüştürmeye çalıştı.

Bu özelliğiyle 'devlet-toplum' çelişkisinin yarattığı siyasal sürtüşme ve bu sürtüşmenin karşıtlaşmış çatışmalı halini yumuşatırken, 'devlet-toplum (özelliklede Kürtler) arasında belli bir denge kurmuş oldu... Bu denge Kürtlerin ve Türklerin aynı zeminde bulunabilme/barınabilme koşulunu yarattı. En önemli sonucu ise, Devleti 'düşman' gören, yıkılmasını arzulayan siyasal görüş ve pratiğin değişmesi oldu.

İçeriği eleştirilmek ve değişimi istenmekle birlikte (demokratikleşmek gibi), genel olarak 'devlet', 'Cumhuriyet', 'laiklik', 'bayrak' ve 'sınırlar' gibi temel karakterler Kürtler için de meşrulaştı, kabul gördü...

Bu özlü değişim, Kürt sorununu bir iç sorun; ülkenin iç dinamikleriyle ve tamamen barışçıl yollarla çözülecek bir sorun, demokratikleşme sorunu haline getirdi.

Halkları olduğu gibi, siyasal aktörleri de 'yakınlaştırdı'. Şiddet seçeneğini bir ölçüde etkisizleştirdi, daha doğrusu tarafların kolay tercih edemeyeceği, tercih etseler bile sonuç alamayacağı bir konuma çekti...

* * *

Öcalan'ın geliştirdiği tüm bu değerler, düşünsel, siyasal değişim sadece Kürtler için büyük anlam taşımıyor; demokratik çözüm için 'DEVLETE ZAMAN VE ZEMİN YARATMAK anlamına da geliyor.

Daha da önemlisi devletin değişmesi, demokrasiye, demokratik hak ve özgürlüklere duyarlı hale gelmesi için itici, 'özendirici' güç olarak öne çıkıyor...

Devletin soluklanmasını sağladığı gibi; onunda kendi içine dönerek, savaş ve şiddetin yarattığı tüm kirli/karanlık odakları, gizli yapılanmaları, özel örgütlenmeleri dağıtmasına imkan yaratmış oluyor...

Görüldüğü gibi devlet, gerçekten de Öcalan'a çok şey borçlu...

Ve Öcalan'ın katkısıyla oluşmuş olan siyasal toplumsal şartlar, Kürt sorununun çözülmesi, demokrasinin gelişmesi için son derece uygun...

Cumhurbaşkanı Gül, 'fırsatlar kaçırıldı' dese de, inanmayın!

Demokratik bir Türkiye ve toplum için çok şey yapılabilir... Bunun için, Öcalan'daki değişimi ve bu değişimin yarattığı muazzam olanakları görmek büyük ilerlemeler sağlar.

Ayrıca karşıtlaştırıcı, kutuplaştırıcı algılayış ve siyasal tutumdan- bir arada yaşamak ve sorunları birlikte çözmek fikrine geçiş sağlanabilirse sorunlar aşılır.

* * *

Ancak öyle görülüyor ki, devlet/hükümet cephesinde böyle bir arayış/istek pek yok. Olsa bile güçlü değil... Öcalan'ın büyük katkılarıyla oluştuğu belli olan zemini 'tasfiye zemini' olarak kullanma isteği, arayışı çok daha belirgin...

Buna karşın Öcalan, 'mümkün olduğunca bu süreci (çözüm için uygun süreci) uzun tutmaya çalışıyorum' diyor, buna istekli gözüküyor...

Bir hücrede ağır, olumsuz koşullarda tutulan, üstüne üstlük teşhiri ve tecridi için her şey yapılan biri için büyük özveri doğrusu...

Sonuç olarak biz Kürtlerin de devletin de anlama, doğruyu uygulama sorunları var.

Farklı nedenlerle ve farklı biçimlerde de olsa var...

Devlet anlasa, asıl o zaman 'güzel şeyler olacak...'

Kürtler anlayabilse çok şey değişecek, işler çok daha kolaylaşacak!

Buna da izninizle sonraki yazımda değineyim...

delil-karakocan@hotmail.com