Hükümet Hesaplaşıyormu?Yoksa ABD Politikasınımı Uyguluyor?
Bugün kü;Ordu ve hükümet arasında sürtüşmeyi açıklamak için, başa dönüyorum ve olaylara geçmişe dayalı bir hesaplaşmanın ve ABD emperyalizmin bir politikasının sonucu olarak değerlendiriyorum.
1-Türk militer devletinin kuruluş aşaması öncesi başlayan Osmanlı İmpratorluğunun yıkılmasından yana olan 1908 Jön Türk devrimine önderlik eden İttihat ve Terakkici anlayışı!
2- Osmanlı İmparatorluğunun devamından ve İslam dinine ve halifeliğe dayalı tarikatlarlarla sürmesinden yana olan anlayış! Bu iki anlayışın geçmiş Osmanlı devletinde ki, hesaplaşmanın ve sürtüşmenin devamının günümüze taşınması olarak bakıyorum. Çünkü her iki anlayışda Osmanlı devletinden sonra kurulan Türk militer devletinin içinde düşünce olarak yerlerini korumuşlardır.
Her dönemde; Emperyalizm için önemli olan faktör kendi politikalarının hayata geçirilmesidir. Kendisine hangi taraf daha yakın ise, uygun haldeyse onu desteklemesi ve yeni politikalara göre hükümetin iktidara seçilmesidir. Emperyalizmin çıkarlarını kim uyguluyorsa iktidarda söz sahibidir demektir. Bugün kü; AKP hükümeti de ABD emperyalizmin politikaları sonucu hükümet ve iktidar olmuştur.
ABD emperyalizmi; eski askeri darbe ve cunta ihracı dönemini kapatmıştır!Çünkü; askeri darbe ve cunta ihraçları ile başı ağrımış ve uluslar arası kamuoyunda tepki almıştır.
Artık kendi çıkar poitikasına uygun sivil hükümetleri destekleyerek onu iktidar yaparak politikaları bu şekilde uygulamaya çalışmaktadır.
AKP hükümetide bugün ABD emperyalizminin Orta-doğu ve Asyada (Büyük Orta-doğu projesi) BOP için, veya (Genişletilmiş Orta-doğu ve Asya) projesi için, ılımlı İslam politikasını hayata geçirecek tek uygun hükümet ve iktidardır. Ben olaylara böyle bakıyor ve bu doğrultuda izniniz olursa? böyle değerlendirmek istiyorum.
1- Osmanlı imparatorluğunun yıkılış aşaması öncesi; her iki grubun bir dünya görüşü ve anlayışının olduğunu görürüz.
a) Osmanlı İmparatorluğun devamı ve İslam ağırlıklı tarikatlara, halifelere göre yönetilmesidir. Osmanlı imparatorluğunun politikaları o dönemde Alman emperyalizmi ile çakışmakta birlikte savaşa girme doğrultusunda hareket etmişlerdir.
b)İttihat Terakkiciler ve (Jön Türkler) ise, kapitalizmin gelişmesinden, (Cumhuriyet), devrimleri ile Osmanlı imparatorluğunun bitişi ve yerine sözde moderen toplumun kurulmasını burjuva devrimlerini savunurlar. 1908 (Jön Türk) devrimide Osmanlı İmparatorluğuna karşı başlatılmış ilk ayaklanma ve burjuva devrimine doğru bir adımdır. Tabii ki, başarıya ulaşamamış bir ayaklanmadır.
Tabii Jön Türkler ise, (Kemalistler) Mustafa Kemal de bu harekatın içindedir. Bu harekatı İngiliz emperyalizmi örgütleyerek geliştirmiştir! Osmanlı İmparatorluğunun Birinci dünya paylaşım savaşı; ile beraber Alman emperyalizmi ile birinci paylaşm savaşına katılması ve yenilmesi savaş suçlusu sayılmıştır. Artık; Osmanlı İmparatorluğunun sonu da gelerek bitişi ve tükenişi yaşamıştır.
Öyle olmasa bile, dünyada kapitalist-emperyalist çağın başlaması ile beraber İmparatorluklara izin verilemezdi. Bu kapitalist-emperyalizmin doğası ile bağdaşmazdı.
Avrupa ülkelerinde Avusturya İmparatorluğu, Polonya İmparatorlukları kendi kendini fesh ederek imparatorluklarına son vermişlerdi.
Osmanlı İmparatorluğu ise, en güçlüsü en eskisi olduğundan direniyordu. Ama birinci dünya paylaşım savaşı ile beraber Alman emperyalizmi ile birlikte hareket ederek yenilmesi ile beraber! İngiliz emperyalizmin içten desteklediği örgütlediği İttihat Terakki ( Kemalist) hareket güçlendirerek Osmanlı imparatorluğunu askeri darbe ile yıkarak yerine Türk militer (Cumhuriyeti)ni kurmuş oldular..
2- 1923’de kurulan Türk militer devlet (Cumhuriyet)i Osmanlı devletinin askeri darbe ile üstüne inşa edilmiş oldu. Bu bir ne burjuva devrimiydi! Nede emperyalizme karşı zafer kazanmış bir devlet olarak kurulmadı. Tam tersine Osmanlı impratorluğunun yenilgisi ve yok olması bitişi üzerine askeri darbe ile kurulan Türk militer devleti olarak inşa edilmiştir.
Çünkü kapitalist devrimi uygulayacak ne gelişmiş kapitalistler nede burjuvazisi vardı. Sadece iman gücünde dayanan askeri(militer) devletin öncüsü Kemal harekatı ve yandaşları vardı. Yani burjuva devrimini gerçekleştirecek güçler yoktu. Böyle oluncada askeri darbe ile kurulan militer Cumhuriyet oluşmuştur.
İngiliz emperyalizmin tercihi ise; Osmanlı imparatorluğun elinden petrol bölgeleri olan (Musul ve Kerkük)ü almaktı.
1918’de bu amacına kavuşmuş oldu. Musul ve Kerkük sesiz sedasız Osmanlı devletinin ve asker Kemalistlerin bir tepkisi dahi olmadan! Musul, Kerkük; İngiliz emperyalizmine peşkeş çekilmiştir.
1923’de kurulan Türk militer (Cumhuriyet)i sözde halifeliğe ve dine dayalı devlete karşı olacaklarını söylemişlerdi.
Ama kurulan oluşturan ilk Türk militer (Cumhuriyet)in meclisine baktığımızda molları ve dincileri görürüz. Her ne kadar da sözde (Cumhuriyet) devleti olarak halifeliğe karşı gibi gözükmüş olsada! İktidar ve meclis mollalar ve gericilerleden oluşmuştur. Osmanlı’dan sonra değişen tek şey ise sadece askeri darbe ile kurulan Türk militer (Cumhuriyet)i adı olmuştur.
Bundan sonra kurulan Türk militer devletinde ne Osmanlı devletinin kanunlarına nede kadrolarına dokunulmuş yani bir devrim olmamıştır. Osmanlı döneminde gerici yasalar aynen sözde (Cumhuriyet) döneminde de işlevliğini korumuş ve sözde (Cumhuriyet) ne Laik olmuş,nede şeriata karşı demokrat olmuştur.
Başta; bu coğrafya üzerinde yaşayan halkların hakları askıya alınmıştır. Kürt, Ermeni, Laz, Çerkez ulus ve azınlık, milliyetlerin hakları askıya alınarak asmile ederek herkesin Türk ve İslam olarak yaşamasına izin verilmiştir!
Bunun içinde zor yöntemi kullanılmıştır. Bugüne kadar hala Kürt sorunu çözülmemiştir! Ermeni sorunu çözülmemiştir! Rum (Yunan) sorunu, Kıbrıs sorunu sonradan eklenerek çözülmemiştir. 26 yıldır Kürt halkına karşı imha ve yok etmek için süren bir savaş vardır.
Türk ve müslümanlar dışında her kese yasalar kapatılmıştır. Topraklar üzerinde yaşayan ne Kürtler, ne Ermeniler, ne Lazlar nede Çerkezlerin hakkı için tek kelime yasalar içinde geçmemiştir. Dinlerde öyle olmuştur; ne Hiristiyanlardan, ne ortadokslardan ne Alevilerden, ne Şafilerden, ne Yezidilerden, ne Süryanilerden nede başka mezhepler için tek kelime yasalara geçmemiştir.
Türk militer devlete göre; her kes Türk, herkes müslüman olarak!Nüfus cüzdanlarına yazılmıştır. Türk militer devleti tarafından Alevi halkına karşı bir baskı zulüm uygulanmış! Alevi inancını yok etmek içinde zorla baskıyla müslüm yapılmış ve Alevi köylerine camii yapılmıştır.
3- Türk militer devleti; uzun süre tek partili dönemi yaşamıştır. Kemalistler ve (Atatürk) tarafından CHP kurularak tek partili dönem yaşanmıştır.
İkinci paylaşım savaşı süreci; sonrası 1946 lar dan sonra ABD emperyalizmi ile başlayan flört ilişkileri sonrası NATO’ya girilmesi ve sonrasında ABD emperyalizmin çıkarları için Kore’ye asker gönderilerek ABD’nin emrinde savaşa girmiştir. Burda Türk askerlerin öldüğü ve kayıpların ve gazilerin sayısı oldukça kabarıktır.
1950’de CHP den ayrılanlar tarafından! Demokrat partinin kurulması ve ilk seçimlerde Demokrat partinin birinci parti olarak iktidar olmuştur. Buda şunu göstermiş uzun süre tek partiye dayalı politikalarla ülke yönetilmesi halkın tepkisine neden olarak Demokrat partiyi seçmiştir.
Demokrat partinin iktidar olması ile başlaya serüven CHP’yi ve orduyu içten içten hayıflandırmıştır.
Her fırsat da Demokrat partiye ve Başbakan Adnan Menderese karşı eleştiriler ve suçlamalar sonunda 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin zeminlerini hazırlamıştır.
Burda bu konu ile ilgili bir parentez açarak bu politikaya açıklık getirmek istiyorum. ’’Türk sol hareketlerin hemen hemen hepsi Türk militer (Cumhuriyet)in kuruluşunu emperyalizme karşı kazanılmış bir zafer ve burjuva demokratik devriminin yarım kalmış şekilde yorumlar ve söylerler! 1923’de kurulan militer cumhuriyeti ilerici bir hareket olarak yorumladılar.’’
Bu yanlış yorumlamalar Türk solun da Kemalizmle işbirliğini görürüz! Ve her dönemde seçimlerde CHP solun desteğini almış ve solcular tarafından desteklenmiştir.
Ne yazık ki, bu yalış yorumlamalar 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin orduda ki, ilerici solcu subayların yaptığını söylerler.
27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrası bir takım demokratik haklar getirdiğini söylerler. Şimdi burada durmak lazım; dünyada hiç bir ordunun yaptığı askeri darbe ilerici ve demokratik olamaz ve olmazda.
Emperyalist –kapitalist çağda burjuva yasalarını korumakla yükümlü bir askeri darbe nasıl ilerici ve demokrat olabilir?
ABD emperyalizmine bağlı bir ülke de ve emperyalizmin desteklediği 1960 askeri darbesini arkasında ABD emperyalizmi olmasa! 1960 askeri darbesini onaylar destek verirmiydi?
12 Mart askeri muhtırası ve parlamentonun fesh edilmesi! Denizlerin idamını askeri mahkemelerde yargılayan ve idam edenler. Mahirleri Kızılderede ağır silahlarla imha eden askeri darbe değilmiydi? Yine devrimcileri, demoraktları, Kürtleri, işkenceden geçirerek cezaevlerine sokan askeri sıkıyönetim ve faşist darbe değilmiydi? Yine askeri darbenin arkasında ABD emperyalizmi çıkmadımı?
1977’de Taksimde 1 Mayısı kana bulayanlar arasında CİA ve MİT çıkmadımı? Çorum olaylarında, Malatya olaylarında, Maraş olaylarında faşistler ve CİA-MİT çıkmadımı?
12 Eylül askeri faşist darbenin arkasında yine ABD emperyalizminin desteği ile yapılmadımı? Milyonlarca insan işkenceden geçerken ve onlarca devrimci idam edilmiş yüz binlerce devrimci cezaevlerine doldurulmuştur.
28 Şubat askeri muhtırasıda Sincan da ki, balans ayrı ile Fazilet partisinin ve Ebakan’ın Başbakanlıktan Fazilet partisini kapatılmasının arkasında yine ABD emperyalizmi ile Ordunun işbirliği olmadımı?
4-Yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi; her askeri darbenin, muhtıranın arkasında ABD emperyalizmi görülmüştür.
11 eylül saldırılarından sonra ABD emperyalizmi tüm islama karşı cihat çağrısı açmış ve terör örgütü olarak ilan etmişti.
Ancak islam alemi Amerika'ya karşı cephe oluturması ve islam ülkeleri ile arasının açılmasına neden olmuştu.
ABD emperyalizmi bu kararından vaz geçerek sadece radikal islama karşı olduğunu söylemiş bu politikasını yumuşatmıştır.
Fazilet partisi ve Erbakan da radikal görüldüğünden iktidardan alınmıştır. AKP ise, Amerikan emperyalizmi tarafından kurulan ve desteklenen ve iktidar ve hükümet yapılan bir partidir.
Yukarıda ve bir çok yazımda anlatığım gibi, ABD emperyalizmi Halen (BOP) ve Genişletilmiş Orta-doğu ve Asya projesinden vaz geçmiş değildir.
Bu politikalarını hayata geçirmesi içinde islam patentli ılımlı islam politikasını uygulayacak partiye ve hükümetlere ihtiyacı vardır. Bu partiler ve iktidarlar sayesinde ABD emperyalizmi islam ülkelerinde kan bulacaktır!
İşte AKP’de bunları en iyi uygulayan Amerikan emperyalizmin dediklerini emirlerini yerine getiren bir yönetimdir. Bundan ötürü AKP arkası sağlam olduğu için, Başbakan Erdoğan askere,orduya, Anayasa mahkemesine yargıçlara meydan okumaktadır.
Yani önceden ABD emperyalzimi, (asker) ve ordu ile bütünleşmişti! Artık askerlerle değil sivil hükümetlerle ilişkisini sürdürmektedir.
5- Devrimciler, Komünisitler, bu noktada uygulayacağı politikalar sınıf ve emekçi sınıflar için önemlidir. Devrimcileri, Komünist hareketleri Liberal burjuva politikasından ayıran yönü olmalıdır. Devrimci, komünistler devlet içinde hasaplaşmalara taraf olmaz ve olmamalıdır.
Bugün Taraf gazetesi ve ikinci cumhuriyet yanlısı politikalar doğrultusunda AKP orduya ve yargıya karşı çıkışları demokrasi mücadelesi olarak görülmektedir. Acaba öylemi?
Veya Kemalistler veya bazı demokrat geçinenler AKP hükümetinin yaptıklarını darbe veya irticanın devleti ele geçirmeye çalıştığını söylemektedirler bu bakış açısı doğrumu? Evet AKP devlet içinde hızla kadrolaşıyor! Ama devleti ele geçirme darbesi değil. Amerikan emperyalizmin desteğini alarak bu politikaları hayata geçirmeye çalışmaktadır. Yani Amerikan emperyalizmin politikları değişirse AKP’de değişecektir.
Yani devrimciler, komünistler taraf olamaz ve olmamalı! ne AKP den yana politikasını desteklemeli nede askerin ordunun Kemalistlerim politikasını desteklemeli!
Her ikiside emekçi sınıfların yararına politikalar olmadığı kesindir. Emekçi sınıflar için çürümüş, kokuşmuş, Türk militer devletini kurtarmak değildir. Devrimci komünistlerin görevi kapitalist sistemden ve Türk militer devletinden kurtuluşu göstermelidir.
Emekçi sınıflar için gerçek kurtuluş sınıf mücadelesi ve kendi iktidarı sosyalizmdir. Gerisi emekçi sınıfların önünde engeldir o engelleri aşarak iktidara sosyalizme giden yolda ilerlemektir...
Mehmet Özcan
- Zafer.53 ağ günlüğü
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
