Güney Afrika deneyiminden öğrenecek çok şey var
Güney Afrika'dan müzakere ve deneyim konferansımıza katılan ANC Temsilcisi ve Anayasa Yürütme Kurulu Üyesi Hassen Ebrahim barıştan önce, tam 20 yıl Afrika özgürlük ordusunda komutanlık yapmış. Evet yanlış duıymadınız biz Diyarbakır'daki konferansta 20 yıl gerillacılık yapmış ve sonrada müzakere sürecine etkin katılmış birini dinledik.
Ebrahim silahlı mücadelenin bitme vakti geldiği ve müzakere sürecinin başlandığı ilk söylendiğinde şaşırmış. Bunu beklemiyormuş. Çünkü özgürlük ordusu askeri açıdan en güçlü dönemlerini yaşıyormuş.
Ateşkeste işte bu güçlü dönemlerinde ilan edilmiş. Bunu birden kabullenmenin zor olduğunu belirtsede Ebrahim, 'Bütün sorunlarımız tartışma ve müzakere ile çözümlendi. Bunun vakti gelmişti' diyor.
Bu sürecin gelişmesindeki anahtarın Mandela olduğunuda ekliyor.
Ebrahim'in aktardığına göre, Güney Afrika hükümeti ilk adım olarak hep onların ateşkes ilan edip, silahlarını bırakmalarını istemiş. Onlar ise bu talebi her defasında reddetmiş. Hükümet daha sonra Mandela'ya gitmek zorunda kalmış.
Basının her daim 'terörist' dediği Mandela, hükümetin isteğini şu sözlerle geri çevirmiş: 'Sadece özgür insanlar müzakere yapar!' Bunun üzerine hükümet Mandela'nın koşullarını değiştirmiş.
Daha sonra taraflar aralarındaki güvensizliği kırmak için bir ara dönem süreci işletmişler. Müzakere sürecinin ilk başlarında çatışmalar ve yoğun şiddet ne yazık ki sürmüş. Halka ve militanlara karşı ciddi yönelimler yaşanmış. Hatta 1991 yılında ANC'nin ünlü lideri öldürülünce ipler kopma noktasına gelmiş. Ülke de tam bir kaos havası hüküm sürmüş.
O süreci Ebrahim, 'Biz konuşurken halkımız katlediliyordu' sözleri ile anlatıyor. Yönelimler üzerine müzakereyi bırakmaları için içte ve dışta baskılarla karşılaşmışlar. Bu baskılar ve yönelimlere karşın Mandela ortamı yatıştırarak sürecin liderliğini halka teslim ediyor.
Halk ona işaret edince de o müzakere sürecinin güçlendirilmesi kararını veriyor.
Bu durumu hassen Ebrahim şu sözlerle anlatıyor: 'Biz her suikaste diyalog ve müzakere ile yanıt verdik... Başladığımız yolu bitirmek durumundaydık...'
İlk müzakere konuları bir tür 'Ara dönem anyasası' oluyor. Bu ara dönem anyasası esasında bir 'Barış anlaşması.' Burada bir dizi eşitlik ve bağımsızlık maddesi yer alıyor. Sonrada 44 maddelik bağımsızlık maddesi sunuyorlar. Ardındanda hükümetle bir dizi sözleşmeler yapıyorlar. Bunlardan en önemlisi kazanımlarını güvenceye alacak olan Haklar sözleşmesi, diğeri Bölgesel eşitsiliği giderilmesi, bir diğeri kurumsal mekanizmalarını kurma güvencesi içeren sözleşmesi. Bu bağlamda o dönemde tam 11 kurumsal mekanizmaları bulunuyor.
Hakikatlerle yüzleşme ve adalet komisyonu ile Uzlaşı ve af komizyonu gibi çlışmalarda bu dönemde yapılıyor. O dönemde ülke içinde güven tedbirleri geliştirmek kadar ortak Güney Afrika kimliğinide tanımlamaya çalışıyorlar.
Bu ara dönem anayasası ile savaşı bitiyor ancak çözüm gelmiyor. Çözüm müzakerenin derinleşmesi ve yeni yasal düzenlemelerle büyük oranda sağlanıyor...
Hassen Ebrahim müzakere sürecinin ne çok zor olduğunu anlatan örneklerle aslında Kürtlerin yaşadığı pratiğede ciddi bir ışık tutuyor. Örneğin bir barış süreci başlatma ısrarında olduğunuz dönemlerde önünüzün akılalmaz olaylarla kesilebileceğine değiniyor.
Kendilerinden örnekle 1991'de -adını doğru hatırlıyorsam- politik liderleri Christiani'nin öldürülmesi ve halktan yüzlerce kişinin katledilmesi ile sonuçlanan olaylar dizisini hatırlatıyor. Böylesi bir olay başka yerde yaşansa idi kuşkusuz ortada müzakere falan kalmazdı.
Afrika'da da o risk ortaya çıkıyor. Bu katliamlar büyük tepki yaratıyor. Süreç durma noktasına geliyor. Bunun üzerine ANC hükümetle bir momerandum yapıp, görüşmeleri durduruyor. Ancak taraflar tüm köprüleride atmıyorlar. Karşılıklı olarak birkaç kişi üzerinden diyalog kanalını koruyorlar.
Bu tür zor durumlarda 'İnanç ve liderliğin vazgeçilmez ve belirleyici etkisine değinen Ebrahim, diaspora olarakta uluslar arası arenada hiçbir fırsatı kaçırmadıklarını, dünyayı sürekli olarak kendilerinden haberdar ettiklerini belirtiyor. 'İnsanları davanızın bir parçası yapın ve çözümsüzlüğü aşın' diyen Ebrahim, Mandela olmasa idi bir barış sürecinin mümkün olmayacağının altını sık sık çizerken, politik liderliklerinde önemine işaret ediyor.
Yukarda özetlemeye çalıştığım deneyim, bizler için kanımca oldukça öğretici bir ayna işlevi görüyor...
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
