Kullanıcı Girişi

CAPTCHA
Aşağıdaki basit hesabın sonucunu yazın. Bu siteye spam (çöp) yollanmasına karşı bir tedbirdir.
4 + 12 =
Solve this simple math problem and enter the result. E.g. for 1+3, enter 4.

Köxüz'den Yazılar E-Grubu'na Katıl!

Üye olursanız yazılar adresinize otomatik olarak gelir.

Üye olmak için aşağıdaki boşluğa mail adresinizi yazın "Tıkla ve Katıl" tuşunu tıklayın. 


Google Groups
koxuzden-yazilara katıl
E-Mail:
Bu grubu ziyaret et

 

Louise Michel

M. Şehmus Güzel kullanıcısının resmi
louise-michel.jpg

Paris Komünü’ne pek çok kadın katıldı. Sadece eşlerine, sevgililerine, baba ve kardeşlerine yardımcı olarak, sadece yemek yaparak, bakım ve onarım işleriyle ugraşarak değil. Elde tüfek, boyundan kemere fişeklik, kemerinde dönemin en etkili patlayıcıları, birer savaşçı olarak da.

Bunlardan biri de günümüzde bile ismi unutulmayan Louise Michel’dir. Bunun birçok nedeni var elbette.

Louise 1850’lerde geldiği Paris’te öğretmen olarak çalıştı. Ama dönemin İmparatoru Napolyon’a (Bonapart’ın yeğeni ve bu nedenle Victor Hugo’nun ona „Küçük Napolyon“ diyerek alay ettiği) „bağlılık yemini“ etmeyi reddettiği için meslekten çıkarıldı. Bunun üzerine günümüzde „Küçük Türkiye“ ismi verilen Paris’in 10. Arrondissement’ında (ilçesinde), belediye binasının arkasındaki minik sokaklardaki özel ilkokullarda ders verip ekmek parasını kazandı.

Louise edebiyata, bilhassa şiire meraklıdır. Ve ihtilalcidir. Yoldaşları arasında Jules Vallès, Eugène Varlin gibi geleceğin Komün yöneticilerini buluyoruz...
Paris Komünü’nün alevini yakanlardan biridir. Bugün gerçek ve sahte ressamların fink attığı mekanda, place du Tertre’de ve çevresinde, Louise, Versailles ordusunun korkak askerlerine akıllarına bile getiremeyecekleri dersler verir. Bunlar silahlı ve uygulamalı derslerdir... Mayıs 1871’de, tarih kitaplarındaki „kanlı hafta“ günlerinden birinde, Clignancourt Kapısı taraflarında silah elde çarpışırken ve tam bir cepheden diğerine geçerken bir kurşunla yere çakılır Louise. Öldü sanılır. Ölmez Louise...

Yargılanır ve Yeni Kaledonya’ya sürgün edilir. 1880’e kadar Fransa’nın çok uzaklarındaki bu sömürgesinde birçok Komünarla birlikte, herkes kendi küçük evinde ve kimi zaman ortak işler de yaparak yaşar. Louise Michel diğerlerine oranla ve zamanına göre çok ilerdedir; çünkü hem Fransa sömürgeciliğini sorgular ve kınar. Hem de Yeni Kaledonya halkının, Kanakların, gelenek ve göreneklerine saygı gösterir, ve bilhasa Kanakların dilini öğrenir. Kanak halkıyla kaynaşır. Onların yaşam biçimini benimser. Doğaya saygılı davranır. Henüz çevreci veya yeşil denilmeyen akımın ilk teorisyeni diyelim mi? İsterseniz denebilir. Louise için önemli olan insanın yaşadığı çevreye saygılı olmasıdır. Louise o günlerde çok yazar: Şiirler yazar. Anılarını yazar. Victor Hugo ve Georges Clémenceau başta birçok siyasetçi ve edebiyatçıya mektup yazar.

Yeni Kalenodya’daki Komünarların birkaçı bir yolunu bulup bir gemiye atlayarak Yeni Zelanda’ya, Avusturya’ya doğru firar edecektir. Daha sonra Komünarlar için af yasası çıkınca, hayattta kalanlar Paris’ te buluşacaktır. Louise’in 1880’de Paris’e dönüşü Saint-Lazare Garı’nda o zamana kadar görülmemiş büyük bir gösteriye sahne olacaktır. Karşılamaya gelenler arasında 1850’lerden beri tanıştığı ve sürgün yıllarında düzenli mektuplaştığı Victor Hugo da vardır. Bilmiyorum Clemenceau da gelmiş miydi? Gelmemişse, hata etmiştir.

Louise o günden itibaren Fransa’yı adım adım dolaştı, gittiği her yerde ihtilali anlattı... Yorulmaz ihtilalci 9 Ocak 1905’te, bir dizi konferans vermek üzereyken bulunduğu Marsilya’da ölümle buluştu. Louse bu, ölüme pabuç bırakacak değildi elbette. O kapıyı da tekmeleyerek açtı ve bugüne kadar geldi. Daha da yürüyecek Louise. Levallois’da yatıyor şimdi. İsmi birçok okulda, birçok otobüs ve metro durağındadır... Parisliler Louise’i asla unutmadılar.

Hakiki ve sıkı kadın yönetmen Solveig Anspach Louise’in Yeni Kaledonya’daki yıllarını bir filmde anlatıyor: Louise Michel La Rebelle (Louise Michel, İsyankar) bu cumartesi, 6 Mart 2010’da France 3 televizyon kanalında saat 20.35’te meraklılarına sunuluyor. Önümüzdeki çarşamba’dan itibaren ise sinema salonlarında izlenebilecek. Bu cumartesi gecesi başka işiniz yoksa bu filmi kaçırmayın derim. Eğer bu sevimli ve gerçek ihtilalci kadın hakında daha çok bilgi isterseniz kendi yapıtlarını ve/veya yaşamının uzun bir dönemini onun üzerine yaptığı araştırmalara adayan Xavière Gauthier’nin (Bilim kadını Mireille Boulaire’in kod adıdır) La Vierge Rouge (Kızıl Bakire) isimli yapıtını tavsiye ederim (Paris-Max Chaleil Yayınları, 1999). Aynı yazar kadın ihtilalcinin Mémoires’ını (Anılar’ını) ve Lettres’i (Mektupları’nı) de düzenleyip yayınladı. Onlar da okunabilir. Gerçek bir kadın ihtilalcinin yaşamını ve yaşadıkarını öğrenmek ve yararlı derslerle geleceğimizi hazırlamak umuduyla.