AKP oyunu ve çatı partisi -Adil Bayram

AKP'nin ABD destekli yalancı açılım politikası ürünlerini vermeye devam ediyor. 'Kürt sorununu çözeceğiz' denilerek DTP ve Kürtlere karşı yürütülen operasyon Avrupa ülkelerine de taşırılmış bulunuyor. Fransa ve İtalya, ardından Belçika ve Almanya'da da Kürtlere yönelik operasyonlar yapılıyor. Malum çevreler ve hem de kendilerine milliyetçi diyenler, 'Kürt vatandaşlarına' yönelik Avrupa polisinin yaptığı operasyonları, 'PKK'ye karşı Avrupa kıskacı' sözleriyle neşe içinde veriyor.

Belli ki AKP oyunu dışarıda da sürüyor. AKP DTP'yi kapatır da Avrupa devletleri yapamaz mı? İtalya, Fransa ve Belçika da Kürt demokratik kurum ve derneklerini basıyor. AKP Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un milletvekilliklerini düşürüp Kürt belediye başkanlarını tutuklar da Avrupa devletleri yapamaz mı? Onlar da 1994'te kapatılmış olan DEP'in milletvekilleri Remzi Kartal ve Zübeyir Aydar'ı tutukluyor. AKP, içinde gazetemizin de yer aldığı özgür basını sürekli basıp baskı altında tutar da Avrupa devletleri yapamaz mı? Belçika da en çok dil ve lehçede yayın yapan ve Kürtler tarafından en çok izlenen ROJ TV'yi basıp dağıtıyor.

Burada AKP hükümeti ile Avrupa devletlerinin yaptıklarının birbirinden farklı olmadığından öteye, bunların birbirinden bağımsız olduğu düşünülebilir mi? Düşünülemeyeceği açıktır. Belli ki İçişleri Bakanı Beşir Atalay, 'İnşallah PKK de tasfiye olacak' derken, kendi yaptıklarıyla birlikte Avrupa devletlerinin yapacağını da bilir ve onlara güvenirmiş.

Burada anlaşılması gereken önemli husus şu: Acaba bu operasyonların yapılmasını Avrupa devletlerinden AKP mi istiyor, yoksa ABD, NATO ve Avrupa devletleri kendileri yaparak AKP'ye 'sen de yap' mı diyor? İşte bu sorunun cevabı önem taşıyor. Çünkü yapılan bu operasyonlar esas olarak barışa ve Kürt sorununun çözümüne karşı yapılıyor. Çünkü bu operasyonlar ülkemizdeki çatışmaları tahrik ediyor. 'Barış olmasın, Türk-Kürt savaşı daha da artsın' istiyor.

Bunun ülkemizin geleceği açısından ne kadar büyük ve ciddi bir tehlike oluşturduğu açıktır. Ne yazık ki AKP yönetimi altında Türkiye böyle çok tehlikeli bir sürecin içine çekilmiştir. Elbette bu temelde yaşanacakların acısını halk çekecek, kaybeden ülke olacaktır. Sonunda AKP de sıvışıp gidecektir.

Şimdi yaşanan bu tehlikeli olaylar karşısında ne yapmak gerekir? Elbette ben yurtsever, demokrat ve solcuyum diyenler açısından durup seyretmek olmaz. Yine yüzeysel bir temelde 'kınıyoruz' diyerek sözde eleştiri yapıp geçmek de yetmez. AKP'nin oynadığı bu tehlikeli oyunlara karşı ciddi ve sonuç alıcı siyasal girişimler içine girmek gerekir.

Bu yapılmazsa ne olur? Kürt halkının yürüttüğü bu demokratik direniş söz konusu operasyonlarla adım adım eritilebilir, zayıflatılabilir ve tasfiye edilebilir. Kürt halkı bu saldırılar altında güç yetiremeyip ezilebilir, direnme gücünü kaybedebilir. O zaman da Kürtlerin mevcut direnişini genel demokrasi hareketine dönüştüremeyenler, bunun önemini görüp gereğini yapamayanlar, bir daha böyle bir demokrasi gücünü bulamayabilirler.

O halde ne yapmak gerekiyor? Sol ve demokratik güçler açısından artık uyanmanın ve ciddi olmanın zamanı çoktan gelmiş de geçiyor. Bu büyük demokrasi gücü zarar görmeden onu sağlamca sahiplenebilmek gerekiyor. AKP'nin ve küresel efendilerinin oyun ve saldırılarına Kürt halkıyla birlikte 'dur' diyebilmek gerekiyor.

Elbette bunun biricik yolu da birleşmek ve birlikte aktif mücadele etmektir. Bunun için en geniş demokratik güçlerin birliğini yaratarak ortak-birleşik bir demokrasi hareketini mutlaka oluşturmaktır. Böyle bir birliği yaratmanın yöntem ve araçlarını bulmaktır. Bunun en makul örgütsel aracı, tüm demokratik güçlerin içinde yer alacağı bir çatı partisi olmaktadır. Çünkü ancak bir çatı partisi AKP'ye karşı halkın demokratik siyasi gücünü harekete geçirebilir. Ancak bir çatı partisi, farklı ideolojik görüşteki güç ve örgütleri bir siyasal harekette birleştirebilir.

Mademki AKP ve küresel efendileri ülkemizin bu değerli demokratik gücüne böyle vahşice saldırıyor, o zaman buna karşı gerçek demokratların tutumu da kesinlikle böyle olmalıdır. Bu oyuna karşı birleşik demokrasi hareketi yaratılarak karşılık verilmelidir. Kürt halkıyla bu temelde kardeşleşilmeli ve birleşilmelidir.

İşte 12 Mart Askeri Darbesi'nin kırkıncı yılına giriyoruz. Kırk yıl önce devrimci gençliğin yaktığı demokrasi meşalesi bugün de yanıyor ve halkımızın elinde taşınıyor. Kırk yıldır yürütülen demokrasi mücadelesinin artık hak ettiği siyasal güce kavuşturulması gerekiyor. 12 Mart darbesine karşı kahramanca direnen Denizler'in, Mahirler'in, İbrahimler'in anısına doğru sahip çıkmak da bunu gerektiriyor.

Herkes iyi biliyor ki, bu büyük direnişçiler de bunu istiyorlardı ve birlikten yanaydılar. Hatta askeri darbeden sonra giderek birleşmişlerdi. Şimdi bunu güncelleştirmek ve demokratik birliği yaratmak hayati önem taşıyor. İşçiler ve halk da bunu istiyor. Mevcut ortam bunun için önemli imkan ve fırsatlar sunuyor.

O halde tüm bunları değerlendirerek AKP oyunlarına karşı demokratik siyasetin birliği mutlaka yaratılabilmelidir. Büyük şehitlerin anısına 12 Mart darbesinin kırkıncı yılına böyle bir cevap verilmelidir.

Kaynak: Günlük gazetesi