Barajsız seçilmişler mi? Atanmışlar mı?
Belçika'da polis Kürt hareketinin kurumlarına baskın düzenliyor.
AKP hükümeti bu gelişmelerden çok memnun. Dışişleri Bakanı memnuniyetini belirten açıklamalar yapıyor.
Hem açılım, hem Kürt halkına her yerde baskı.
Ne olacak? Kürt halkı bu hamleyle gerileyecek.
Yıllardır bunun beş beteri icraatlarla saldırdınız, ne elde ettiniz?
Koskoca Kürt sorunu bütün ağırlığıyla önümüzde dururken bu coğrafyanın bütün halklarına yeni bir aldatmaca.
'Laftan sözden anlamayan Kürtler var, onlara müdahale ediyoruz.'
Onları copluyoruz. Onları gözaltına alıyoruz. Onları hapse atıyoruz.
Televizyon yayını yapmaları dahi suç.
Hani herkes dağdan inilmesini istiyordu. Hani silah kullanılmasa bütün sorunlar çözülürdü.
Televizyon da mı silahlı?
Kürt halkına her şey suç. Televizyon kurmak suç. Parti kurmak suç. Anadilini kullanmayı istemek suç. Köyünün adını istemek suç. Çocuk olup taş atmak idamlık suç.
Kürdün bir tek heykel gibi durması serbest.
Bir de şu Kürt halkına ne derdi olduğu, ne istediği sorulsun değil mi?
O yok işte. Devlet hiç Kürdü muhatap alır mı?
Adamın biri arkadaşına şikayet ederek anlatıyormuş. 'Yahu' diyormuş, 'Benim hanım benden her gün bin lira istiyor biliyor musun?' Arkadaşı çok şaşırmış. 'Yapma ya' demiş, 'Her gün bin liraya neler alınmaz, her gün bin lira olur mu hiç?' 'Eee' demiş arkadaşı, 'Her gün bin lirayı ne yapıyor eşin?' 'Bilmem' demiş arkadaşı, 'Hiç vermiyorum ki!'
Türkiye Cumhuriyeti devleti aynı bu fıkrada olduğu gibi her yere feveran ediyor, 'Kürtler benden durmadan hak istiyor' diye, ama sorun şu: Devlet Kürt halkının istediği hiçbir hakkı tam anlamıyla vermiyor ki.
Bütün bunun sonucu olarak da büyük bir çatışmayla karşı karşıya kalıyoruz. Çünkü Kürt halkı hakkını istiyor.
Bu halk milyonlarca.
Bu halkın çok büyük acıları var. Onur Öymen'in hatırlattığı gibi, bu halkın anneleri çok ağladı.
Belçika'da baskın yapmışlar! Bu halk ne baskınlar, ne yangınlar, ne katliamlar görmüş. Ona pabuç bırakır mı?
Bir kere de Kürt halkının siyasi temsilcilerinin istediğini yap ey Tayyip Erdoğan.
Seçim barajını kaldır.
Hani hep Avrupa'ya özeniyorsun ya. Bir kere de tekniğini değil de, böyle bir ahlakını al Avrupa'nın.
Bir kere de böyle Avrupalı ol, Avrupa Birlikçi ol.
Hep Avrupa'nın baskın yapma tekniklerini alma bir kere de düşük baraj ahlakını al.
Korkma ahlakın hemen bozulmaz.
Baraj konusunu Tayyip Bey'e soruyorlar: 'Seçim barajının inmesine Türkiye henüz hazır değil' buyuruyor.
Vay be, Sayın Erdoğan'a bak. Tam bir Kemalist gibi konuşmuş. Türkiye toplumu şuna hazır değil, buna hazır değil söyleminin asıl sahipleri Kemalistlerdir. Halk cahildir, neyi seçeceğini bilmez değil mi?
Meğer bizim Tayyip Bey'de ne Kemalist cevher varmış.
Kendisi baraj dışında halkımıza çok güveniyor ama. Herhangi bir mesele çıktığında referanduma gidebileceğimizi de söylüyor. O durumlarda halkımızın sağduyulu davranacağından emin. Hatta referandum metodunu çok sık uygulama taraftarı.
Referandumlarda olgunluk gösterebilen halk nedense barajın kaldırılmasına hazır değil.
Barajlar kalkarsa, Allah korusun halkımız sel gibi yanlış taraflara akabilir.
Bu ne büyük riyakarlık.
Tayyip Bey seçilmişlere gerekli saygının gösterilmediğini söylüyor hep. Atanmışlardan şikayet ediyor her zaman ama onun istediği seçilmişler 'barajlı seçilmişler'.
Barajsız seçilmişleri kendisi de istemiyor.
Barajsız seçilmişleri kabul etmeden, barajlı seçilmişler bu memlekette hak etiği saygıyı kimseden göremez.
HAKAN ÖZTÜRK
hakanozturk1871@gmail.com
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
