Öyle mahzun bakma çocuk
"Bir çocukla uğraşırken iki duygu içindeyizdir.
Çocuk olduğu için sevgi.
Yarın büyüyeceği için saygı.”
Louis PASTEUR
Gözaltında kayıplar, faili meçhuller, köy boşaltmalar, toplu mezarlar, işkenceler gibi çeşitli acıların yıllardır yaşanmakta olduğu bu coğrafafyada yine kaç zamandır devam eden “TMK-Terörle mücadele mağduru çocuklar sorunu” da yaşanıyor.
Binlerce çocuğu ve ailelerini doğrudan etkileyen bu sorun, kimi duyarlı çevreler dışında geniş kitlelerce ya yeterince bilinmiyor ya da söz konusu çocuklar defalarca ifade edildiği üzre; çoğunlukla Kürt çocukları olduğu için, konu daraltılıp, önemi küçümsenmeye çalışılıyor. Bu çevreler ne yazık ki sorunun genel ve her ırkı, dini, milliyeti, sınıfı, ideolojiyi kapsayan bir “çocuk” sorunu olduğunu gözden kaçırıyorlar.
Başımızı kuma gömüp aslında kendimizi aldatıyoruz. Geçmişte yaşanmış ya da yaşanmakta olan olaylara karşı duyarsızlığımız nedeniyle vicdanen suçlu sayılabileceğimize yönelik bir korku, bir endişe midir bizi kör sağır ve dilsiz olmaya iten sebep.
***
TMK(Terörle Mücadele Kanunu) mağduru çocukların mağduriyetine dikkat çekmek, cezaevinde bulunan TMK mağduru çocukları hakkında kamuoyuna bilgi vermek, Mağdur çocukların seslerini duyurmak için „Çocuklar İçin Adalet Çağrıcıları” adıyla oluşturulan ve her kesimi kapsayan bir sivil girişim örnek bir çalışma sergiledi ve sergiliyor. Binlerce kişiden oluşan bağımsız inisiyatif hiçbir destek almadan özverili çalışmalarıyla sanki vicdanlarımızın derdini onlar taşıyor.
***
İşte orada kocaman gözleriyle bize bakıyor çocuk… Cezaevindeki çocuklarını ziyarete giden aileler, çocukların büyük bir baskı ve işkence altında olduğunu söylüyor. Aileler, “Biz ziyarete gittiğimizde çocuklarımızın yaralar içinde olduğunu görüyoruz. Onlara sorduğumuzda ise işkencelere maruz kaldıklarını, işkence sonrası vücutlarında açılan yaralara gardiyanlar tarafından tuz basıldığını dile getiriyorlar… „Yemeklerden çivi, iğne, taş çıkıyor. Heyet gelecek diye serilen nevresimler heyet gidince toplanıyor. Her cümle hakaretle başlıyor küfürle bitiyor” diyorlar.
Herşey devletin selameti için… Yargı yara almasın diye bizde dayaktan, falakadan, işkenceden sonra patlamış ayaklar tuzlu suda gezdirilir. Lezyonların izi silinsin diye, yaraya tuz basılır. Senin o körpe bedeninde de mi uyguladılar çocuk.
Hani bilinen şeydir et kokmasın diye tuz kullanılır… Sözümona demokrasi rejiminin tuzu da yargıdır… Ya tuz kokarsa?!
Bu konuyla ilgili yazıldı çizildi, basın açıklamaları yapıldı, mecliste soru önergeleri verildi… Hükümetin yaptığı ise tuz niyetine kanayan yaraya zaman basmak oldu…
***
“Hüznün ele verecek seni
Öyle mahzun bakma çocuk
Devletin ve milletin bekası zedelenir”
Biliyorsun değil mi? Senin o izbe zındanlarda yaşadıklarını unutmayacağın gibi, tarihin hafızası da unutmayacak çocuk. Tüm iyi günlerin şarkıları, gecenin ilk yıldızları şafağın ilk ışıkları vardır orada. Uykusuz geceler var, kitaplar, aşklar ve şiirler var. Gözlerdeki buğu, anlamdaki katmanlar var.
Hayatın tüm mağdurları var orda ve müzmin yoksullukları... Kokuşmuş aygıtların öncül ve ardılları, korkunun ecele faydasızlıkları var orda. Sende biliyorsun artık değil mi çocuk.
***
Hani bir toplumun en değerli varlığı o toplumun çocuklarıydı. Hani ona verilecek değer her şeyin üstünde olmalıydı…
Ortaokul sıralarında “devlet dersinde öldürülmüş” hücrelere atılmış, yaşından büyük cezalara mahkum edilmiş binlerce çocuk…
Yüreğimizin bir köşesinde bu oyunu bozacak bir avazımız bir şarkımız, bir şiirimiz olmalı… Vardır mutlaka.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
