Zaloğlu olamadı zavallı oldu

Ey Dersimli kardeşler, siz sanırdınız ki, bu Kılıçdaroğlu'nun kınında Hz. Ali'nin Zülfikar'ı yatmaktadır. Bir çektiğinde Yezid ordusundan bin kelle alacak sandığınız kılıç, bilin ki, Zülfikar değildir. Kılıçdaroğlu, Zülfikar'ı kuşanmamıştır. Belindeki kılıç tahta kılıçtır.

Kimimiz de, bu Kılıçdaroğlu'nu Zaloğlu Rüstem sanmıştır; şöyle bir yekinip, 'Öymen gereğini yerine getirsin' dediğinde, ense kulak yerinde Pehlivan Öymen'in yerle yeksan olacağını düşünmüştür; bir 'genel af ilan edüp, zından kapularını açtırdım' diye gürlediğinde, zındancıbaşıların helak olup, cümle kalebend mahkumun dışarı uğrayacağını hayal etmiştir. Lakin olmamıştır; Kılıçdaroğlu Zaloğlu olamamış, Zavallı olmuştur.

Bunlar hazin tablolardır. Vaktiyle dirsekleri masaya dayanmaktan havlanmış ceketinin düğmelerini her kapı açıldığında ilikleyip, yerinden hoplamaya alışmış Bürokrat siyasetçi, 'Ebedi Şef' karikatürü Baykal'ın önünde şu sıralar 'hazırolda' duruyor. Ve o bilmiyor ki, bu İttihat Terakki devamcısı partide, 'ihtiyar Milli Şefi' deviren Ecevit, bugün bilmem kaçıncı yılını yaşadığımız 12 Mart darbesine başkaldırararak bu işi başarmıştır; 'Şef'in önünde düğme ilikleyerek değil.

Şimdi medya bu hazin manzara hakkında yazılarla dolup taşıyor. Kılıçdaroğlu, artık 'yaşayan bir siyasi mevta' halindedir.

Adama yazık olmuştur.

Ama onun hakkında 'nasıl bilirsiniz?' diyerek erken namaza duranların iki yüzlülüğü de muhteşemdir. AKP yanlısı medya köşebazları, Kılıçdaroğlu'nun azarlanmasını, parti başkanı tarafından istiskal edilmesini dillerine doluyorlar. Amaçları, bir 'genel affın' karşısında ilk önce ve Öcalan'ın özgürlüğünü bir tehlike sinyali haline getirerek duran kişinin, AKP'li ağır top Arınç olduğunu gizlemek; Öcalan'ın 'çözümün önündeki en büyük engel AKP' saptamasını doğrulayan bu 'aculluğu' unutturmak...

Ben iddia ediyorum ki, AKP, ordu şefleriyle yaptığı bütün gizli kapaklı toplantılarda, onları 'seçimlerden sonra bir af' vaadiyle yatıştırmaktadır. Bu vaad bu gizli kapaklı toplantılardan Silivri'deki Ergenekoncu ve darbecilerin kulaklarına gitmekte, böylece onların uğradıkları 'zulüm' karşısında isyan edip, 'konuşmaları' engellenmekte, ranzadaki 'yatışlarının' bir tür 'vatan vazifesi' olduğu hissi yaratılmaktadır.

Öyle bir durum ortaya çıkmıştır ki, devlet, kendi kendisi için bir 'genel af' çıkartmak zorundadır. Baykal, giderek daha yüksek sesle, astların yaptıklarından ta Genelkurmay Başkanına kadar uzanan bir sorumlular ve suçlular listesini ilan etmeye başlamıştır. Onun bu kimilerine göre 'beklenmedik' çıkışı, Ergenekon ve darbe soruşturmalarını 'çıkmaza' sokmak için atılmış en ciddi adımdır. Baykal paşalara, paşaların ordusuna ve darbe teşebbüslerinin içinde olduğuna dair pek çok belirti ortaya çıkan kendi partisine bir 'af' çıkartabilmek için, adım adım yürümekte, ustalıklı hamlelerle hedefi gözlemektedir.

Bizim 'tahta kılıçlı', 'Zavallı Rüstem', bu kaneviçe gibi örülmüş 'kurtarma' planına uymayan bir 'acullukla', Yüksel Genç'in hatırlattığı, o Kürt coğrafyasındaki efsunlu havanın da etkisiyle, ağzından laflar kaçırmıştır.

Bu hem Baykal'ın, hem de Erdoğan'ın çoktan akıllarında şekillendirdikleri 'devleti kurtarma' uzlaşmasında manasız bir gedik açtığı içindir ki, projenin 'düşman kardeşleri' AKP'liler ve CHP'liler hep bir ağızdan 'Tahta kılıç Zavallı Rüstem'i azarlamışlardır. Her ikisi de, böyle bir 'af' işinin, devleti kurtarma operasyonu olduğunu gizlemek için de, yine anti-PKK silahını ateşlemiş, 'ne affı, af olursa Öcalan özgür olur, Öcalan özgür olursa, bizlere ne olur?' türünden bir vodvil manevrası yapmışlardır.

'Canım varsın onlar paşaları kurtarmak için af ilan etsin, böylece bizimkiler de cezaevinden çıkmış olur' diyen bir dostuma, 'sakın ha, dedim, böyle umutlara kapılma, onlar vaktiyle sol için ayrı, Kürtler için ayrı yasalar çıkarmışlardır, müebbedlik solcular zından kapısından çıkarken, Kürt yurtseverleri hücre pencerelerinden onları, el sallayarak uğurlamışlardır.'

'Dolaylı af' Kürdün işine yaramaz. Devlet, işlenen tüm suçları, karşılıklı olarak saptamalı, karşılıklı bir af süreci, akan kardeş kanını adaletle yıkamalı...

Bu büyük iştir ve bilelim ki 'tahta kılıç Zavallı Rüstemler' böyle işlerin altından kalkamazlar. İslamı 'laiklik' adı altında Hanefi tekeline alanların yanında 'yanaşmalık', büyük Dersim halkının evladını işte böyle, hoş olmayan hallere düşürmüştür.