sayın demir-sayın kürkçü tartışmaları.., müdahilller ve arada kaynayan gerçekler
(((Kamuoyunda "Çatı Partisi Girişimi" olarak bilinen siyasi arayış etrafında bir araya gelenler, 27-28 Haziran'da Ankara'da düzenledikleri "Demokrasi İçin Birlik Konferansı"nda bir politik ortaklık geliştirmenin imkanları ve biçimleri üzerinde tartıştılar ve aşağıdan geliştirilecek bir "Demokrasi İçin Birlik" hareketinin bir politik ortaklığı öncelemesi üzerinde bir mutabakata doğru ilerlediler. Ertuğrul Kürkçü'nün bu konferansın birinci günü yaptığı konuşmayı yayınlıyoruz . )))
Öncelikle bu toplantının tanımlanması üzerinde duracağım.. içeriğinde saklı asıl zeminler buradan ortaya çıkacaktır..
Toplantı “”demokrasi için birlik”” yani demokrasiden yana olan yada demokrasiye gereksinim duyan her kesimin ve bu kesimleri temsil eden politik yapıların “katılabileceği” bir toplantı bunu özellikle vurguladım.. sonrasında söylenenler ile bu toplantının tanımı arasındaki “derin” farklılığa ve “niyetlere” değineceğim..
Tekrar.., başka açıdan vurgularsak..,
Bu toplantı..; sosyalistlerin yada sosyalist ama sadece Marksistlerin ve de “devrim yolu nasıl örülür vs” toplantısı değil.., demokrasi için birlik toplantısı..
Hal böyle ise.., öncelikle toplantının tanımlanması ve içeriği netleştirilmelidir.. kimse.., demokrasi sadece işçi sınıfı için geçerlidir ve sadece işçi sınıfı dillendirir veya onun dili ile demokrasi talep edilir dememesi gerekir.. diyemez demiyorum.. derse..; toplantının tanımını, içeriğini ve hedefini netleştirmeli ve katılım için çağrılarda da kıstasların konması gerekir..
Örneğin aleviler örneğin ulusal sorunu olanlar, örneğin kadınlar ve bu alanlarla sınırlı temsilciler katılamaz denmelidir.. yani.., tüm bu sorunlar zaten sınıfın işidir ve de dilidir.. bu anlamda sizlerin kuşdili burada işe yaramaz denmelidir.. her bir bu ezilmişlik alanları yer aldıkları sınıf yapıları altında bu toplantıya katılmalıdır..
“Emeğin dili ile konuşmak” bu olsa gerek…!!! Başkaca bir anlamını bulamıyorum.. olduğunu iddia edenler zaten görüş belirtiyor..
Olayı bu ahvalde sunduktan sonra gelelim.. toplantının katılımcılarına.. ve söyleme..
(((.."Demokrasi İçin Birlik Konferansı"nda bir politik ortaklık geliştirmenin imkanları ve biçimleri üzerinde tartıştılar )))
Buradaki politik ortaklık söylemine takılacağım.. politik ortaklık nedir.. ??? daha doğrusu politik olan nedir ve nereye kadar-ne kadar politiktir..??
Emeğin dili dışında konuşmayı yeterince politik saymayan bir anlayışa göre ele alırsak.., örneğin.., ulusal sorun.., bu politikanın içinde bir olgudur.., kadın öyle vs.. öyle.., yani emeğin dili ile konuşanların politik bir duruşu olabilir.. bunun dışındakiler ise politika içindedir ama politik bir odak değildir.. bu anlamda da.., politik ortaklıklar da.., bu tüm vs.lerin toplamının ifadesi olan “emeğin dili” yani sınıfı esas alan ve bir programı olanlar politik yapı olmaktadır.. haliyle bu toplantıda.., “demokrasi için birlik” olarak tanımlansa bile politik ortaklık içermez.. siyasal talepler ve eylemlikler anlamında bir ortaklaşmayı içerir.. ve de.., bu oluşacak birlik de politik bir birlik değil demokrasi talepleri ile sınırlı bir politik içerikli birlik olur..
Kısaca bu noktada bir samimiyetsizlik söz konusudur.. toplantı çağrısı “demokrasi için birlik” demokrasiye gereksinim duyan her kesimin ve de politik yapılarında olabileceği bir toplantı.. örneğin sendikalar, kadın çevresi, ulusal çevreler liberaller vs. yer alabilir yani demokrasi isteyen her kesim sınıf vs.. buradan politik ortaklık çıkartmak demek.. hele ki emeğin dili gibi de bir kıstas koymak.. kendini sınıf partisi “sananların” dışında kalanların yedeklenme olayı olmaktadır..
Yine sormak zorundayım..; katılımcılar.. özgürlük hareketini ve de bdp yi bu anlamda bir politik hareket olarak mı görüyorlar!! Yoksa sadece bir ulusal hareket olarak mı görüyorlar.. ??
Ulusal hareket olarak görüyorlarsa.. emeğin dili sözü burada ne anlam ifade eder.. örneğin bu ulusalcı hareketin “emek sınıfı” dışında kalanları toplantıda ne yer ne içer..!!!! ağabeylerinin peşinde “politikleşmeye” mi gelecekler??
Sanırım.., sayın kürkçü ve hareketi de bu anlamda kendini.., elde olta balık avlamaya çıkmış “politikacı”.., sanmakta ve bazı katılımcıları da sazan sanmaktadır..
Sakın itiraz etmeyin giriş sözünü aşağıda sınıyorum..
((Bu oturumun başlığı "Nasıl bir demokratik birlik?" Ama ben aslında sabahki gündemde -"Nasıl Bir Demokrasi"- söz istediğimi düşünüyordum, o açıdan, ikisi zaten birbirinden o kadar ayrılamadığı için, biraz sabahtan kalma konulara da değinmek zorunda kalacağım.))
Öncelikle belirteyim.. sayın kürkçü içsel amacına göre baktığından toplantının başlığını ve de amacını da değiştirmektedir..
Çağrı “demokrasi için birlik” yani öncelikle bu 12 eylül sistemi ve işleyişine muhalif olan ve demokrasi isteyenleri çağıran bir toplantı.. öncelikle istekli olan olmayan ayrışacak ki “sonrasında başka şeyler” de konuşulacak…
Nasıl birlik sorusunu anlarım..zaten bu ilk konuşulacak bir şey.. ama sayın kürkçü peşinen bunun kırmızı çizgilerini çizmiş..
“Emeğin dili” ve politik ortaklık…; “sınıfçı” partiler ve bu anlamda politik kabul ettiklerimizle ortaklık diyor.. daha baştan bdp yi dışlıyor.. bdp sınıf partisi değil ve zaten istese de olamaz.. ayrıca olmak gibi bir politik duruşu da yok.. bdp ye göre kapitalizm karşıtı olmak ve toplumun her kesimini bu anlamda kucaklayan bir politik duruşa sahip, yani..; bdp de sadece emeğin dili yok.., işsizin-esnafın-vs.. katmanların, kadının dili, sosya-kültürel farklılıkların dili, Kürtçe-lazca-türkçe vs. bilumum diller var yada bunları kapsamak istiyor..
İşi baştan kaybetti.. kaybetmekle kalsa neyse..
İkinci çizgi.. nasıl bir demokrasi; söylemidir.. emeğin dili ve politik ortaklaşma diyorsan.. bu sosyalist demokrasi olacaktır.. burjuva demokrasisi olamaz sanırım.. emeğin dilinde..,
Olur diyenlerde var.. demokratik haklar anlamında burjuva sistem içi talepler denilebilinir.. o zaman da emeğin dili dediğinde.., bu talepleri emek dışı alanlardan doğru kendi dili ile dillendirmek isteyenlere de yer yok..
Kısaca oradan buradan “kıstaslar” sunarak dışladığının ya farkında ya değil.. değil ise bilgi-deneyimine yakışmamış farkında ise hiç yakışmamış…
(((Neresinden bakarsanız bakın gene bir fark var, fakat ben daha çok ortaya çıkan bağlama bakıyorum. Bu bağlamdan da doğrusu hoşnutum, çünkü demokrasi tartışmasını bir toplumsal bağlamda, toplumsal eşitsizliklerin kendisini ifade ettiği ve sonuca bağlandığı bir genel politik çerçeve olarak algılayan ve bunu emeğin, ezilenlerin, yoksulların, dışlananların, olduğu yerden yorumlayan bir yaklaşımın giderek genel geçer yaklaşımın yerini aldığını görmekten ötürü son derece mutluyum. Bunda küçücük de olsa bir payım olduğunu düşünüyorum. Kimilerine göre bu "ortalığı dağıtmak"tı. Ben ise bu müdahalelerin ne kadar derli toplu düşünmemize yardımcı olduğunu gördükçe, daha çok seviniyorum.)))
Hemen belirteyim.. sayın kürkçü payı ile ilgili bir..; alçakgönüllü davranıyor.. iki..; katkısını sunduğunu ve iş bitti sanıyor..
İkinci den başlayayım..; bu mantalite yeni olmamakla beraber.. kalan iyi niyetlileri de bozma anlamında yenidir.. bu tarzı ile sayın kürkçü ulusal sorun da dahil tüm sorunların kendi dili ile sol içinde ilişkilenmesini engelleme işlevindedir.. bsp den beri gelen ve ödp de kıvrılan ve şimdi tamamen bükülecek olan bu ekmek ve gül—ekmek ve özgürlük olurken özgürlüğü emeğin dili ile politik olarak sınırlamaktadır.. işaretlediğim yerdeki söylem de çok ilginç bir anlatım..
Demokrasi zaten nerede tartışılır..?? olmadığı ve eksik kaldığı her yerde.. burada aradan yumruk çıkarır gibi emeğin olduğu yer demek aynı mantalitedir.. elit aydın mantığıdır bu.. kadınların cinsel ezilmişliği ile ilgili bir belgesel yap ve bunu da topkapının harem dairesinde gala ile sun.. gibi oluyor..
Aslında ne iş yaptığının da farkında.. ki..; (((Kimilerine göre bu "ortalığı dağıtmak"tı. Ben ise bu müdahalelerin ne kadar derli toplu düşünmemize yardımcı olduğunu gördükçe, daha çok seviniyorum))) siz sevinirken neden biz hep üzülüyoruz..?? bozukluk bizde mi!! acaba..??
Hele alttaki söylem hepten garabet…
Şimdi bizim karşı karşıya kaldığımız, çözmeye çalıştığımız problem, karşımıza Kürt hareketinin tarihsel ilerlemesi tarafından çıkartıldı. Bu meseleyi karşımıza biz koymadık. Problemi biz tanımlamadık. Problem tarihsel olarak karşımıza çıktı. Kürt hareketi bu problemi getirdi önümüze koydu, bize dedi ki "bizimle tarihsel bir ittifakı, kalıcı, süregen bir yapı içerisinde kurmaya var mısınız?"
Anlatımı “tercüme” edersem yada “”şövenizm diline”” çevirirsem..
Hiç yoktan başımıza bir “problem” çıkarttılar.. aslında biz yaratmadık burjuvazi yaratmış da olabilir.. ama getirip bizim önümüze koydular.. dili dilimize huyu huyumuza benzemez.. keyfimiz bozuldu..
Bütün suç burjuvazide.., işi halledemedi özgürlük hareketi de “meseleyi” getirip önümüze koyuyor.. da.., neden bizim önümüze koyduğunu anlamış değilim.. sanki sosyalistlerin işi de..??
((Bu meseleyi karşımıza biz koymadık. Problemi biz tanımlamadık.)) zaten neyi karşımıza koyduk ki.., tek bildiğim işçi sınıfıdır.. onu hep da tkp-chp kapardı.. şimdi nerede bilmiyorum.. önümüze koyan da yok.. tekel diye bir sorunu getirip önümüze koydular.. tam sofraya oturacağız artık “sınıfdan kaçış” bitti derken bu sefer de sınıf kaçtı..
Demek “mesele”yi tarih yaratmadı “””kürt hareketi!!!””(ne demekse?) tarihsel ilerlerken??(nereye ilerliyordu?) problem yarattı!! Ve önlerine kotdu..??
Evet terbiyesizlik yapmışlar.. bunca ulvi işleri olan ve tek dil bilen bu sosyalistlerin önüne mesele çıkartıp, koyuyor.. problem yaratıyorlar..!!!
(((Şimdi bu sorunun cevabını tartışıyoruz. "Genellikle varız; fakat nasıl?" diye tartışıyoruz. Çünkü problemin, tarihsel mücadelelerine ne kadar saygı duyarsak duyalım, mantık mahkemesine sıra geldiğinde, herzaman doğru konulmuş olmayabileceğini düşünme hakkımız var.)))
Ne hakkıymış bu.. bu sorunun ateşi ile yananlar bağırırken.. bir kova su için bile bin dereden bahane uyduranların ne hakkı olabilir ki..??
(((Her zaman doğru konulmuş olmayabilir)))miş???? Neymiş yanlışı acaba?? Baştan söylense de biz de bilsek…
(((Mademki problem çözeceğiz, problemi çözmekte eşit hakka sahibiz.))))
Haklar aynı zamanda yükümlülükler de demektir.. hadi ”kürt harekti”” diyerek ötekileştirmekle zaten bir taraf olduğunu kabul ettin de.., karşıt olarak.., sistemin dışında.., bir başka.., taraf olmayı bırak.., hak sahibi olmanın zemini nedir..???
“Mesele”-“problem” ile ilişkin nedir.. sen yaratmadın.. sen bulup çıkartmadın.. işi önüne de almadın.. getirip önüne koymuşlar şikayetçisin..
Sen nesin..??? nerde hak sahibisin..?? yetmedi.., bir dizi bedellerle “çıkartıp” önüne koyanlara da itirazın var.. ((doğru konulmamış olabilir)) diyorsun.. haklısın.. sizleri adamdan sayıp getirip önünüze koyanlarda kabahat..
Tayyip daha “düzgün” ..; önüme koydular da demiyor bizim sorunumuz diyor ve senin gibi konuş biçimine itirazı var…. Sanırım bazı noktalarda “politik-ortaklığınız” var..!!!!
Tüm bu olumsuz duruşlar yetmiyor gibi birde ağabeylik pozları hiç çekilmiyor..
(((Şimdi gördüğümüz gerçek şudur: Türkiye'de yaşayan Kürtlerin temsilcileri kendilerinin esas olarak yoksulluk, çalışma, emek, dışlanma üzerine varolan milyonlarca insanın temsilcisi olduğunun farkındadırlar))
Kendi kendine “analizler” yapmış.. ne ilgisi var.. Kürtlerin derdi yoksulluk olsa idi.., işçi gibi.., nasıl emeğini satıp yaşam araçları alıyorsa.., bazılarının yaptığı gibi.., küresel güçlerin.. Kürtlere biçilen misyonuna evet derdi hırka-çorbayı da kapardı..
Hem Kürtler diyorsun, kürt hareketi diyorsun.. sonrada bu hareketin temsilcisine “sınıf partisi” misyonu yüklüyorsun.. madem öyle.., kitle ise kitle, hareket ise hareket gel katıl ne işin var ayrı parti ile..?? katıl akıl vermeye içinde devam et..!!!
Özgürlük hareketinin ne olduğu noktası ve sosyalizm anlayışını bal gibi biliyorsun..,. ama işi bdp üzerinden sadece kürt ulusal sorunu “meselesi-problemi” olarak muhatap alıp, da nerden çıktı bu ? koydunuz önümüze diyorsun.. arkasından da genel sosyalizm politik çizgisinde diyorsun.. yada geldiler “ben” getirdim diyorsun..
Adı üstünde ulusal sorun.. ve bu sorunun çeperi de içeriği de bellidir.. sorun..; bu “mesele-problem” nedir.., nerden çıktı, başımıza kim sardı gibi amerikanın yeniden keşfi değildir.. bunu kabullenip, ilişkilenmek hatta sahip çıkma sorunudur.. işi.., emek-ezilmişlik vs. gibi teranelerle ötelemenin anlamı yok.. emek-ezilmişlik vs. genel sistem değişim sorunlarıdır..
Ortada bir yangın var ve yakında harlayacak.. ne yapacaksınız beyler..
Üzümün çöpü armudun sapı işlerini bırakın..
Şimdi aşağıda sunacağım alıntı kürkçü gibi geçmişi olan deneyimli birine yakışmayan garabet içermektedir..
(((şimdi içinde yaşadığımız cumhuriyette demokrasiyi elde etmek, yani hakim olanın hakimiyetini sınırlamak ve bunun karşısına bir başka ağırlık koymak demek, sermayenin hakimiyetini kısıtlamak demektir. Sermayenin hâkimiyetini, sermayenin mülk sahipliği üzerindeki kudretini sınırlamadan sınırlamak mümkün olamayacağı için, bu bir sınıf mücadelesi olarak karşımıza çıkmaktadır.)))
Değişik ve yeni bir şey buldum havasında.., hamam tasına kaldırma kuvvetine uğramış metal cisim muamelesi yapıyor..
Sermayenin hakimiyetini sınırlamak..!!! bu işi çok “kesim yapıyor.. yapıyor ama yerine kendi hakimiyetini “koyuyor” yine bir başka örnek olarak.., sendikalar.., varlıkları ve işleyişleri ile ve yasalardaki düzenleme kazanımları ile.., sistemi her zorladıklarında sermayenin hakimiyetine bir sınır koyuyorlar.. tamam buna sınıfın savaşı diyorsun.. itiraz da etmiyorum.. ama (((içinde yaşadığımız cumhuriyette demokrasiyi elde etmek))) dediğinde bu sistemin değişimi anlamına da gelmiyor değil mi..
Aslolan var olan sistem içi düzenlemeler ise.., buna reformizm denir.. yok bununla birlikte asıl aslolan var olan sistem dışında erk odakları yaratmak ise.., bunu anlarım.. Kürtlerde bunu yaptıkları için bu kadar ciddiye alınıyor ve saldırıya uğruyor..
Genel anlatım içinde itiraz edilmeyecek sözler bunlar ama .., yukardaki anlatım ve içsel amaçlarla birleştirildiğinde içerik sırıtmaktadır..
Sen.; sistemin sınırlama ve hakimiyet alanı olan ulusal alandaki direnişleri sınıfsal bulma.. ve emek ile sınırla.., sonrada gel.., bu cumhuriyet içindeki “kazanımları” temel sınıf mücadelesi olarak yutturmaya kalk..
Kürtlerden çok şey öğreneceksiniz..
Kadın özgürleşmesi, yerinde halkın demokratik yönetsel organları özgürleşmenin sadece emek ile sınırlandırılmaması her dokuyu ciddiye alma.. bunları Kürtlerden öğrenmeniz sizi “ezebilir” ama ilim kürdistanda da olsa bulmanız gerekiyor anlaşılan..
(((O yüzden ben Kürt sosyalistlerinin, Kürt devrimcilerinin bu meselenin tamamen farkında olarak, şimdi vurguyu giderek artan bir şekilde emeğin hakları, emeğin mücadelesi, emeğin kurtuluşu, Türk ve Kürt emekçilerinin ortak mücadelesi eksenine yerleştirmeye gayret etmelerinden, bunu kavramsallaştırmalarından ötürü son derece memnunum.)))
Böyle bir şey de yok.. ne kürt devrimcisi var! Ne de kürt sosyalisti!! Olsaydı daha önce “emek ve dili” derdi.. yada siz fark ederdiniz.!! halen de böyle anlamlı!! Şeyler söylemiyor iştigal de etmiyorlar..
Sayın kürkçü Kürtlere kendince!! “don” biçiyor.. özgürlük hareketinin kendince sosyalizm anlayışı var ve etkin oldukları kitle ve sorun(“mesele-problem”) üzerinden bunu çoktan işletmeye başladılar bile..
Yine sayın kürkçü,, emeğin kurtuluşu ile bu cumhuriyet de “demokrasi mücadelesini” birbirine karıştırıyor..
Yetmiyor.. ülkede sadece Türkler ve Kürtler var sanıyor.. buda yetmiyor bunların emeçli olanlarından başkası ile de ilgilenmiyor..
(((Ben Kürt devrimcilerinin bu tarihsel hedeflerini unuttuklarını hiçbir zaman düşünmedim. Hiçbir zaman sınırsız, sınıfsız, milliyetsiz, devletsiz, bayraksız, birleşmiş bir dünya azminden başka bir azim bizi bir araya getiremezdi. O yüzden başkasının çağrısına değil onların çağrısına uyuyoruz. O yüzden desteğimiz onların yanında. O yüzden de bizim kuracağımız birlik bu temele, bu köke, bu tarihi hedefe, bu amaçlara, bu insani değerlere bağlı olacaktır.)))
Ne büyük hedef..!!! aslında elbette büyük ama böylesi bir “demokrasi için birlik” platformuna oldukça da değil tamamen bol gelen bir talep değil mi???cezaevinde.., yerim dar oynayamam bahanesindeki gelin gibi.., 15günden 1 aydan yukarı açlık grevi olmaz ise katılmayız diyenleri bilirim..
Yukarıdaki hedef ile aşağıdaki “yemin-billah” ne güzel uymuş…!!!!
((((Böyle olursa, bunun altına girmeyen, daha önce de söyledik 20 - 21 Aralık 2008'de, namerttir.)))
Yani böylesi bir yasal toplantıda ve de (((içinde yaşadığımız cumhuriyette demokrasiyi elde etmek))) dediğinde.. o “büyük hedef” (((Hiçbir zaman sınırsız, sınıfsız, milliyetsiz, devletsiz, bayraksız, birleşmiş bir dünya azminden başka bir azim bizi bir araya getiremezdi.)))) ile çelişmiyor mu.. sen önce küçüğünü becer ki.., büyüğünü beceren yolu aç.. derler adama..
1984-90 arasında izleyen konumunda kalma ve sonrasında ise,, “solu” birleştirme adı altında yapılan tüm işlevsellikler gözümün önünden geçiyor.. bu süreçlerde Kürtler hiç olmadı.. sol diye anılmadı da şimdiş ne hikmet ise.. sol diye anılmasa bile solak olarak “ilişkileniliyormuş-muş””
Aslında yine ayrıştırılıyor.. kürt ulusal direnişi başkalaşmaya zorlanıyor.. moleküllere ayrılmaya zorlanıyor.. emekçi Kürtler-burjuva-gerici Kürtler.. hatta Türkiye dışında kürt yok şeklinde ayrıştırılıyor..
Bir çuval keçiboynuzu çiğneyen sayın kürkçü.., sosyalizmi bile evresel halletti ama orta-doğu ve Kürtlerin durumu ile ilgili tek laf etmedi..
Doğru ya sadece önüne konan “meseleyi” nasıl itelerim hesabında..
Geleyim olayın bu noktaya gelişine..
Tartışma sayın demirin ithamı ile başlamıştı.. gizli ırkçı demişti ama yine işin özüne inmemişti.. şimdide de öyle.., sayın kürkçünün Marksist olmadığını ispatlamaya çalışıyor..
Ben işin bu yanı ile ilgili değilim.. çünkü sayın demirin de.., sayın kürkçününde marksizmi bana göre iyi-kötü olması açısından önemli değil.. her iki hali ile birbirlerinden farklı değillerdir..
Sayın demir marksizmi yeniden açtığını ve çağa çözüm olacak yanını açıkladığını söylüyor.. buna değer biçerim ama bu konu sanırım bu değil..
Gizli ırkçı ile bu eleştirisini bağlantılayamasam!! Bile.., aşağıdaki sözünün devamını halen bekliyorum..
((((Bu "Emeğin dilinde Buluşmak" sloganı ve davetinin, somut politik anlamına ise diğer bir yazıda girelim.
Demir Küçükaydın))))
Ben kendimce anlattım.. sanırım sayın demir de anlatmalıdır.. yoksa işin özü Marksizm içi tartışmalar arasında kaynayacaktır.. ve bu süreç dikkate alındığında çok önemlidir.. sistem Kürtlerle buluşan değil buluşmayan yada buluşma yerine kulağının arkasından dolaşarak gitme işini de mehter adımları ile yapan sol yaratıyor..
En sıkı çalışma Hadep sürecinde başladı aradan 15 sene geçti.. mehter takımı bile viyanaya en kötü 5-6 defa gider gelirdi.. altı üstü istanbul’dan amed!e gidilecek..
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun

kürtlerden öğrendiğimiz/öğreneceğimiz şeyler
sayın suat,
egeli marxist leninist bir türk işçisi olarak yukarıdaki yazınızın satıraralarında geçen bazı hususlara itirazım var.
1) "Kürtlerden çok şey öğreneceksiniz..
Kadın özgürleşmesi, yerinde halkın demokratik yönetsel organları özgürleşmenin sadece emek ile sınırlandırılmaması her dokuyu ciddiye alma.. bunları Kürtlerden öğrenmeniz sizi “ezebilir” ama ilim kürdistanda da olsa bulmanız gerekiyor anlaşılan.." demişsiniz
a) kadın özgürleşmesi derken kürdistandaki tüm kadınların özgürleştiğini mi kast ediyorsunuz? yoksa kkürt özgürlük hareketine önderlik eden siyasal örgütlenmenin içine yer alan kadınların kısmi "özgürleşmesinden" mi bahsediyorsunuz.yoksa kürdistan kadınlarının özgürleşemeseler bile ,kürt özgürlük mücadelesi sayesinde özgürleşmeyi öğreniyor mu demek istiyorsunuz .Neyi kast ettiğiniz tam olarak anlaşılamasa da her halukarda neyi kast ederseniz edin yanılıyrosunuz. çünkü bugün hiç bir adem evladı kürdistan kadının özgürleştiğinden veya özgürleşmeye başladığından bahsedemez. (daha dün batmanda çok sayıda kadının/kızın intihar ettiği,berdellerin, namus cinayetlerinin bitmediği, kadın hala insan bile sayılmadığı bir coğrafyanın kadınını ne çabuk özgürleştirdiniz böyle .) Kaldı ki sisin hem genel olarak hem de kadın bağlamında özgürlük anlayışınız 1789 ihtilalindeki özgürlük anlayışından hiç bir farkı yok. özgürlüğün bu tanımına biz burjuva liberal özgürlüğü diyoruz.ve verdiğiniz bu örnek maalesef bir türk marxist leninsit emekçisi olarak beni kürdistanda kadının özgürleştiği konusunda ikna etmeye yetmiyor. ayrıca biz komunistler kadın özgürlüğü kavramından sizin burjuva liberal anlayışınızdan çok daha farklı şeyler anlıyoruz. nedir bizim anlayışımız. Bu egemenlik ve iktidar açısından hayatın her alanında kadın üzerindeki her türden egemenlik anlayışından kurtulmasını savunuyoruz. kusura bakmayın ama bugün kürdistandan birkaç bilinçi kadının kürt özgürlük hareketi içersinde aktif olarak yer alması ve/veya örgütlerin kadına bu fırsatı sunma demokratlığı/liberalliği göstermiş olması kürt kadının (sosyalist) anlayışa göre özgürleştiği manasına gelmez. size öyle değerlendiriyosanız öyle olsun ama bu türden burjuva liberal açılımları komunistlerin önüne yeni ve özgün bir şey gibi koymayın.
b)halkın demokratik yerel yönetimi derken kast ettiğiniz şey kürdistan da belediyelerin bdp nin elinde olması mı?
ama abi bu zaten olması gereken şey. barcelona da ve bilbaoda aynı örnek var. hatta orda sadece belediyeler değil adamların yerel halk meclisleri var. ama buna rağmen biz ne buralarda ne de kürdistan halkın demokratik yönetimini göremiyoruz. çünkü biz halkın demokratik yönetiminden her türden idari birimin ve yapılanmanın sovyet tipi örgütlenmesini anlıyoruz.nedir bu? radikal demokrasidir.yeni seçilenlerin seçenler tarafından her an doğrudan geri alınabildiği tabandan davana denetimin ve kontrolün dinamik olarak her an çalıştığı bir süreçtir. bu süreçte söz, karar,yetki,uygulama doğrudan halkındır. pardon ama bana kürdistan beldelerinde böyle bir idare nin olduğunu iddia edemezsiniz. Haa halkın kendi arasındaki kendiliğinden örgütlenmesine örnek olacak gayri resmi sivil insiyatiflerin varlığından bahsediyorsanız o da çok normal çünkü burjuva liberal demokratik halk hareketlerinin olduğu her düzende bu türden sivil oluşumlar vardır. ama bunlar halkın demokratik yerel yönetiminin örneği midir?
söyleyin bakalım ,diyarbakır belediyesi tamamen kürtçe eğitim yapan bir özel okul açabiliyor mu? ya da böyle bir okulun açılışına önderlik edebiliyor mu? veyahut batman belediyesi küçücük batman yavrularının batman sokaklarda mendil satarak para kazanmaya çalışmalarının engellenmesi için halkın demokratik yerel yönetimi olarak ne yapmış? ne yapıyor? verdiğiniz bu örnek türk komunistlerinin sizden öğrenebileceği bir şey değil . kürdistandaki yerel yönetimlerin çok daha demokrat örnekleri var anadolunun diger yerlerinde. ama hepsi de eni topu burjuva liberal demokratıdır ,o kadar
c)"özgürleşmenin sadece emek ile sınırlandırılmaması " lafzı biz komunistlerin her devrimci dönemde son 300 yıldır duymaya alışkın olduğumuz için hiç bir mana taşımıyor. Biz Komunistler bu önermenin tamamen burjuva liberal bir talep olarak ortaya konan bu talebin sermayenin kendi hegemonyasını inşa sürecinde
halkın meşru rızasını almak için dile getirdiği ideolojik politik projenin temel çatısı olduğunu biliyoruz.biz buna burjuva hegemonyasının/iktidarının toplumsal kollektiv mutabakatı diyoruz. bu nedenle komunistler leninist ilke gereği ezilen bir ulusun demokratik özgürlükçü taleplerine koşulsuz destek verirken ama aynı zamanda o ulusun devrimci dinamikleri ile olması muhtemel bir siyasal birlik anlayışını emek temelinde inşa etmek istemelerinin yegane sebebinin o ulusun yeni kuracağı bir yerel veya genel yönetiminin/iktidarının/devletinin burjuvazinin eline geçmesine engel olma konusunda ezilen ulusun komunistlerine destek olmak arzusundandır.Ezilen ulusun özgürlük mücadelesi elbette sadece emek ile sınırlandırılamaz. ama benim egeli bir emekçi olarak ezilen ulusun herhangi bir siyasal örgütlenmesi ile ittifak yapmam gerekecekse ben bunu ezilen sınıfın emekçileri ile yapmak zorundayım. karşıma böyle bir siyasal yapı gelmiyorsa ben siyasal olarak ittifak yapmamam beni gizli ırkçı yapmaz. çünkü ben kürt halkının kendi kaderini kendisinin tayin etmesine ,kürt halkının ayrılıp bağımız bir devlet kurmasına karşı değilim ki. ayrıca destekliyorum da . ama benim desteğim bağımsız bir siyasi özne olarak bunu savunmaktan geçer o kadar. ben den siyasi biz özne olarak buyur gel ittifak yapalım derlerse kusura bakmayın ben kürt emekçilerinden ve onların sosyalist önderlikleeinden başka kürt siyasi oluşumları ile politik ittifak yapamam. ben karşımda ittifak yapabileceğim emek tabanlı sosyalist bir parti görmek isterim. şu anki hali ile bdp sosyalist bir parti midir? bdp gibi bir parti kurmayı mı öğreneceğiz biz kürtlerden? yoksa bağımsızlık ve özgürlük şiarı ile ulus devlet olurken sadece emek merkezli değil diğer "dokular" a da hitap etmemiz gerektiğini mi öğreneceğiz kürtlerden? iyi ama bu son söylediğim hususu biz niye kürtlerden öğrenelim ki ? 90 sene önce kendimiz bizzat uygulayarak öğrenmş bir durumdayız zaten. 90 senedir bırakın emeği bırakın işvereni bırakın diğer "dokular" ı allaha şükür topyekun sınıfsız imtiyazsız kaynaşmış bir kitleyiz abi zaten biz! bizim 90 sene önce "yunanı ,rumu,ermeniyi,kürdü,aleviyi,emekçiyi,köylüyü,vs ezerek" öğrendiğimiz bir şeyi kürtlerden yeniden öğrenmiş /öğrenecek olmak bizi niye ezsin ki abi?
d) bakınız. kürtler bize bir şey öğretmek istiyorsa ki biz de buna seve seve öğrenmeye razıyız ulusal kurtuluşçu burjuva liberal/ demokratik halk hareketini türkiye emekçilerinin ,yoksul köylülerinin, ezilen yoksul küçük burjuvazsinin , işsizlerinin, kadınlarının, vs gibi diger tüm "doku" larının devrimci sosyalist
iktidarına ulaştırabilmenin imkan dahilinde olduğunu öğretsin.
bu arzunun/olasılığın hayata geçme imkanı bugün kürt özgürlükçü hareketinin ve bu harekete önderlik eden politik kadrolarının subjektif iradesinde mevcuttur. yeterki bu irade proleter sosyalist bilincini ve tercihini ortaya koysun.
bana göre kürt halk uyanışı , kürtlerin ulus olarak kendi varlıklarını kabul ettirme süreci bitmiştir. amiyane tabirle kürt burjuva demokrat devrimi en azıdnan bağımsız siyasal bir güç olarak olmasa bile kürt milletinin kafasıdna ve vicdanında bitmiştir.şimdi mesele kürtlerin yola burjuva liberal temelde ayrılık projesi ile mi devam edeceği yoksa sosyalist temelde ayrılık veya birlik projesi ile mi devam edeceğidir.ama bizim kürtlerden öğrenmek istediğimiz şey şudur. kürtler dünya tarihinde ilk defa kendi demokratik devrimci mücadeleleri ile ulusal bağımsızlıkarını kazanırken aynı zamanda hem kendilerin hem de kendilerini ezen ulusun ezilenlerinin sosyalist iktidarını kuran bir ulus olduğunu bize öğretsinler veya öğretme arzusunu ortaya koysunlar yeter. biz öğrenciliğin bu biçiminden asla gocunmayız.ama bütün bunlar ilk olarak kürt özgürlük hareketine yön veren siyasal önderliğin tercih olarak sosyalizme yönelmesine ikinci olarak yasal siyasal gücün bu tercih doğrultusunda tüm türkiyenin sosyalist partisi olma konusunda ortaya koyduğu arzunun ciddiyetine ve üçüncüse de türk sosyalist hareketinin siyasal güçlerinin tamamen bu parti ile ittifak olma becerisine bağlı. işte tam da bu yüzden , bu becerinin beceri olarak anlam kazanabilmesi için, ittifakın sosyalist temelde olması gerektiği arzusuzunu dile getiriyouz.
2)"Böyle bir şey de yok.. ne kürt devrimcisi var! Ne de kürt sosyalisti!! Olsaydı daha önce “emek ve dili” derdi.. yada siz fark ederdiniz.!!" demişsiniz
abi pardon. siz nerden biliyorsunuz kürt devrimcisi kürt sosyalisti olmadığını. siz peygamber , müneccim, kahin falan mısınız. ?
ee peki bizim daha önce fark ettiğimiz roja welat lar ,rızgariler neydi?hade onlardan vazgeçtim ,bugün kürt özgürlük hareketinin önder siyasal güçleri ortaya çıktıkları günden bu yana neden kapitalizmi sorgulamaya devam edip aynı temelde de türkiye ye ve kürdistana özgün bir sosyalizmin imkanları için kafa patlatıyorlar. hocam , sizin karşınızda çocuk mu var allah aşkına didaktik bir üslubla kürt devrimcisi , kürt sosyalisti yok diye "atma" ihtiyacı duyuyorsunuz
3)"..buda yetmiyor bunların emeçli olanlarından başkası ile de ilgilenmiyor.. " diyorsunuz.
sayın suat, bir komunist liberal demokratik özgürlükleri özgürlük bağlamında değerlendirmez.toplumun ve toplumdaki her "doku" nun nihai kurtuluşunu/özgürlüğünü ancak kapitalizmden kurtulmakta bulur. istisnasız tüm "dokuları" kapitalizmden kurtaracak olan yegane "doku" ise emeğin iktidarıdır. emeğin iktidarının da en büyük sahibi emekçilerdir. bu yüzden komunistler için emekçi olanlardan başkası ile ilgilenmezler.
sizin komunistleri bu sebebten menfi olarak eleştiiryor olmanız ocak ayında erzruruma kar yağmasına kızmasına benziyor. bir "doku" ya "doku" kendine has özellliklerine göre hareket ettiği için yeremezsiniz. bir komunistin emekçilerden başkaları ile ilgilenmemesi doğasındandır. komunistin fıtratı budur. çünkü komunist diye istisnasız bütün "diğer dokuların" kurtuluşunu emeğin kurtululuşuna diyelektik olarak bağlayan adama/kadına denir. bu yüzden komunistin sadece emekçileri ve emeğin iktidarını düşünmesi demek içsel olarak aynı zaöanda toplumun tüm "diger dokularının" kurtuluşu demektir.
4). "kürt ulusal direnişi başkalaşmaya zorlanıyor.. moleküllere ayrılmaya zorlanıyor.. emekçi Kürtler-burjuva-gerici Kürtler.. hatta Türkiye dışında kürt yok şeklinde ayrıştırılıyor.."
sayın suat . komunistler mi kürtleri böyle bir başkalaşmaya ,molükellerine ayırmaya zorlanıyor.hocam çok özür diliyorum lütfen beni bağışlayınız ama düpedüz saçmalıyorsunuz.
bahsettiğiniz türden ayrışmalar tarihin son 300 yıllık döneminde tüm burjuva liberal/demokratik özgürlükçü hareketlerinde olmuştur ve olmaya devam edecektir.tarihin diyalektik akışı bize bu türden ayrışmaların sınıfsal temell, politik, ekonomik ,ideolojik esaslarının hem objektif hem de subjektif nedenlerini öğretmiştir.
ama vallahi de billahi de komunistlerin söylediğiniz türden ayrışmalarda suçu yoktur.komunistler bu tür ayrışmaların sebebi değil bilakis sonucudur.bu ayrışmalaradn dolayıdır ki komunistler gerici ezenlere karşı ilerici ezilenleri ezilenlerin iktidarı için örgütlemeye çalışırlar.yani ayrışmanın nedeni komunistler değil tarihin diyalektik cilvesidir. komünistlerin tarihin sınıfsal bir olgusu olarak sınıflı toplumlarda var olan emekçi (kürt) -burjuva (kürt) ayrışmasında emekçi kürt ile ittifak kurma arzusunu nasıl olur da komunistler kürtleri kürt, burjuva diye moleküllerine ayırmaya zorluyorlar gibi saçma sapan hiçbir bilimsel,sosyal ve ahlaki temeli olmayan bir şekilde red etmeye kalkarsınız anlamış değilim. önceki tartışmaın bir yerlerinde marxist değilim ama komunist benzeri bir laf etmiştiniz. bu ne biçim komunistlik aga ?
5) "Sayın demir marksizmi yeniden açtığını ve çağa çözüm olacak yanını açıkladığını söylüyor.. buna değer biçerim ama bu konu sanırım bu değil.."
abi size birşey söylüyeyim mi?
sayın demir küçükaydın "emeği savunmak ,işvereni savunmaktır " gibi anti marxizmin en rafine örneklerinden birini savunduğu sürece bırakın marxizmi açmayı bizim işçi soyunma odasının kapısını bile açamaz.
6)".. yoksa işin özü Marksizm içi tartışmalar arasında kaynayacaktır.. ve bu süreç dikkate alındığında çok önemlidir.. sistem Kürtlerle buluşan değil buluşmayan yada buluşma yerine kulağının arkasından dolaşarak gitme işini de mehter adımları ile yapan sol yaratıyor.."
abi işin özü marxizm içi tartışmalar arasında kaynamaz. marxizmde mutabakat sağlayamayacaksak birlikte bir demokratik cumhuriyet kurma işinden vazgeçin. siz biz olsak da olmasak da bir burjuva liberal cumhuriyet kuracaksınız zaten. bu konuda türk solundan ziyade artık türkiyenin burjuvazisi de size destek veriyor.bundan dolayı ve bu güvenle,bu konu da türk soluna ihtiyacınız olmadığını her zeminde belirtiyorsunuz zaten. ama her ne hikmetse yukarda ki alıntıda son cümlelerde de örtük bir temenni olarak da olsa, belirttiğiniz gibi türk solunun kürtlerle buluşmasını istiyorsanız sisin de sol bir adım atıp bu adımın da sosyalist bir adım olduğunu ispat etmeniz gerekiyor. kürtler demokratik cumhuriyeti sadece burjuva liberal bir ulus bağımsızlığı için değil de sosyalizme giden yolda devrimci demokratk bir aşama olarak değerlenirmek ve bu değerlendirmeye türk solunu da dahil etmek istiyorsa kendi solunun tanımı,çerçevesini ve bu solun sosyalist özünü bize göstermek zorundalar. sorunu bu bağlamda algılıyoruz. ve bu algımız bizi marxizm içi tartışmaya ve marxizim konusunda mutabakata zorluyor ister istemez.
yoldaşça saygılarımla
lojbat
agalar marabalarla muhatap olmaz..!!!!!
aspirin her derda devadır....
bu anlayışın sahibi olduğunuz başından belli..
kadının özgürleşmesini nasıl tanımlıyorsunuz bilmiyorum.. ama devrim ile özgürleşecek demek hastaya her sızlanmada aspirin vermeye benzer..
ben kürdistanda gelişen kadın özgürleşmesinden bahsediyorum ve bir şeyler öğrenin diyorum.. haliyle bu elit ve şöven sol mantalite bundan alınıyor..
ama aristodan bir şeyler öğrenin desem o kadar etkilenmezsiniz.. kürtlerden bir şeyler öğrenmek bu kadar kötümü??? bir yerleriniz mi eksiliyor..
(((ayrıca biz komunistler kadın özgürlüğü kavramından sizin burjuva liberal anlayışınızdan çok daha farklı şeyler anlıyoruz. nedir bizim anlayışımız. Bu egemenlik ve iktidar açısından hayatın her alanında kadın üzerindeki her türden egemenlik anlayışından kurtulmasını savunuyoruz.)))
herkes bir şeyleri savunuyor.. ama lafla peynir gemisi de yürümüyor.. bu cümlende ne var.. temenniden başka bir çey yok.. boş ve hamasi kelimeler o kadar..
beğen-beğenme.., öğrenme gereği duymayacağın kadar kürdü küçümse.. ama orada kadın partisi kadın gerilla ordusu ve kurumlarında kadın çoğalması gibi bir gelişme var
mardin gibi(kadın intifarları vs.) en geri bölgenin il merkezi dahil ilçelerdeki tüm adayları kadın ve seçildiler.. bunu başardılar.. ya sen "komünistler"de ne var..
fransayı incele.., paris komünü kahramanı kadındır simgesi de kadındır ama erk-ek yoldaşiları genel oy hakkı mücadelesinde kendi "haklarını kazanıop bırakmışlardır.. fransa da kadınların seçme seçilme halkarı 1945 dir.. git incele kürtlere de sorma incilerin dökülür internetten öğren bari..
kendini "biz komünistler" diye ayırmakla en iyi müslüman olduğunu sanabilirsin ama başkalarınında komünist olma hakkını elinden alamazsın.. ve senin.. "biz komünistler"" dediğin şey aslında.., ""siz marksistler""dir.. anımsatayım..
sana belediyeleri yerinde halkın demokratik örgütlenmesi olarak sunan olmadı.. sayın siz "komünist"..!
dünyadan bırak türkiyeden bir habersin.. aslında haberin var ama burjuva basının verdiği ile var..
son süreçdeki tutuklamaları sistem kck olarak veriyor ama alınanlar.. """demokratik halk meclisleri""" üyeleridir.. belediye yönetimi falan değil..
sen kürtlerden bir şey öğrenmeyecek kadar "ari"sin ama maşallah burjuvanın verdiği bilgilerle bana sopa sallıyorsun..
senin öğrenmek gibi bir talebin zaten yok ki kürtler bunda gereksiz kalsın!!!
sen öğrenimini bir tarikat talebesi düzeyinde ve içeriğinde yapmışsın.. ne sorgular ne de farkılı görüşleri dikkate alırsın varsa yoksa senin tarikatı vardır gerisi ise düşmandır kafirdir..
yarın kişisel bir şey yaşar başka tarikat ve peygamber ararsın.. senden sadece kımıl-süne zararlısı işlevi olur..
///önceki tartışmaın bir yerlerinde marxist değilim ama komunist benzeri bir laf etmiştiniz. bu ne biçim komunistlik ((((aga)))) ?/////
dilin bile çok .çirkin.. köprüaltı muhabbetinde değiliz kimseye aga diye hitap edilmez..
senin bunu anlayacak kapasiten de yok..
sen marksist olmayanların komünist olabileceğini bile düşünemezsin..
çünkü marksizmi bir din marksı allah lenini de peygamber sanıyor geri kalanları da kafir ilan ediyorsun.. ve yine marksist olduğunu söyleyen ama senin tarikatından olmayanları da.., sapkın ilan ediyorsun..
komünist olmanın kelime-i şahadeti
"elhamdürüllah marksistim" demek değildir..
mülkiyetsiz devletsiz-iktidarsız bir toplum istemektir..
ve bu mantık marks doğmamışken de vardı..
marks bu anlamda ortaya bir kuram sunan bunu paratiğe sokan bir kişidir..
agalık kendi özgün düşünce perspektifine sahip olma.., ve bununla ortaklaşabileceğin kişi-yapılarla ilişkilenme ve bir kollektizim oluşturma ise.., evet ben agayım..
ama sende bir marabasın.. çünkü sen değilsin..
kısaca.. sen benim muhatabım değilsin.. ve seni bundan öte yanıtlayamayacağım..ağalar marabalarla muhatap olmaz..
öfke baldan tatlıdır
öfkelenmişsin abi .hayırdır? aga lafını abi anlamında saygı olsun diye kullanmıştım .bizim buralarda biz sevdiğimiz büyüklerimize aga deriz..biliyor olmanız gerekirdi diye sanıyordum. çünkü gördüğüm kadarı türkçeniz gayet iyi.
öfkeniz sizi kadın meselesi ve halkın yerel insiyatfileri konusunda zaten benim dedelerimin 1919 -1924 senesinden beri bildiğimiz şeyleri tekrar etmekten başka bir şeye yaramamış.sizin bu dediğiniz şeyleri türk kadını ve türk halkı söz konusu dönemde bizzat hayata geçirdi. gel sana aydın ın yeni pazar ve dalama kasabalarında yörük ali müzesini gezdireyim de senin o dediğin şeyleri biz kendi dedelerimizden mi öğrenemişiz yoksa kürtlerden mi öğreneceğiz gör bakalım
öfke söylenecek sözün bittiği noktadır.bu nedenle öfkeden şaşırmış bir insanla tartışmayı kimse sevmez. ama dilerdim ki öfkenize bu kadar teslim olmayıp itirazlarımın tamamına ilişkin bir eleştiri yazabilmiş olsaydınız. son 300 yılllık dünya devrimler ve ulusal kurtuluş savaşları tarihi bize her türden bujuva liberal özgürleşmesini öğretmiş durumda. zaten bildiğimiz ve öğrenmiş olduğumuz bir şey neden tekrar kürtlerden öğrenelim ki. bizim kürtlerden öğrenmek istediğimiz şey çok açık ve net. kürtler bize 21. yüzyılda yeni bir sosyalizmin imkanlarını öğretisn. biz böyle bir öğreticiliğin karşınında paspas olmaya razıyız.
saygılarımla
lojbat