Birlik Yaşamın Pratiğinden Doğar

Ne zaman bir birlik arayışı duysam uzun uzun birlik ilkeleri, birlik programları, birlik tüzükleri bir birini kovalar. Ardı arkası kesilmeyen tartışmaların sonu gelmez. Hele birde birlik konusunda fikri hünerlerini göstermek isteyenlerde tartışmalara katılınca çık artık çıkabilirsen bu tartışmalardan. Bu kadarla kalsa yine neyse. Uzun sürmez seni de çekerler bu tartışmaya. Sen ne düşünüyorsun bir fikrin yok mu? Diye. Birde sen katılırsın bu kısır döngüye. Aylar yıllar geçer gider, koşullar değişir, yollar ayrılır. Sonra döner sormaya başlarız birbirimize nerede yanlış yaptık? Diye. Sonrada yanlışı arama tartışmaları. Çık artık çıkabilirsen bu girdaptan.

El insaf be kardeşim, ne yanlışı arıyoruz ? Yanlış bizde. Biz yapmayı değil de konuşmayı seviyoruz. Kimin atasıdır doğrusu fazla bilmiyorum ama atalardan birinin bir sözü var, bizim gibilere bir şamar niyetine” Bizim oğlan bina okur. Döner döner yine okur”
Sahi bu birlik denilen şey neyin nesidir? Neden birleşilir? Bize sorsalar herhalde insan tek başına konuşamaz, konuşmak için diyalog gerekir, konuşmak için birlik gereklidir, der ve işin içinden çıkarız. Bundan daha bilimsel bir cevap ta bu koşullarda aklıma gelmiyor dorusu. Ama birlik gerçekliğinin bu açıklamamızla alakası bile yoktur.

Birlik bireyin veya herhangi bir gücün tek başına çözemediği sorunları çözmek için farklı güçlerle güçlerini birleştirmesidir. Demek ki birlik pratikte karşılaşılan sorunları aşma ihtiyacından doğmaktadır. Yani birliğin ortaya çıkışı yaşamın pratiği üzerindendir. İşte bunun için birlik pratikten doğar. Birlik kendi gücümüzle yapamadıklarımızı yapmak için yapılır.

Birliği ortaya çıkaran koşulları belirleyen ve şekillendiren olguda bizim yıllarca yaptığımız tartışmalar değil, yapmak isteyip de yapma gücünü bulamadıklarımızdır. Sözün özü birlik, yapma zorluğunun karşılığında duyulan gereksinimdir.

Yapma diye bir derdimiz olmayacaksa bu birlik tartışmaları da neyin nesidir? Neden sonu gelmeyen bunca tartışma yapılır?
Sanırım bunun en önemli nedeni önce birlik yapmak sonra yapmak istediğimiz şeyi belirlemek olarak tanımlanabilir. Bu da birliğe tersinden yaklaşmaktır. Birliği doğuranın somut koşullar ve yetmezlikler olduğu açıktır. Somut şartların somut tahlili olmadan birlik arayışına girmek, Birliği gerektiren zeminden kopmak ve boşlukta birlik arayışına yönelmek, sonu gelmez tartışmaların birincil nedenidir.

Birlik doğası gereği çözülemeyen çelişkinin çözümüne dönük bir ihtiyaçtır. Çelişkinin ortaya çıkarılması ve netleşilmesi sorunu açıklar. Sorunlar ve çelişkiler farklı farklıdır. Farklı çelişkiler de farklı yöntemler ve farklı güçlerle çözülür. Her birlik çelişkinin çözümüne dönük yapılır. Çelişkinin çözümünü esas almayan bir birlik ne için ve neden yapıldığı belli olmayan bir birliktir.

Birlik belirli bir hedefi esas alır. Hedefi belirleyen, sorunun yarattığı ihtiyaçlardır. İhtiyaçlar yaşamda karşılaştığımız olguların bize kendisini dayatmasıdır. Bu dayatmalar özünde kendiliğinden bilinci ifade etmektedir. Kendiliğinden bilinç pratiğin kendi koşullarında yarattığı bilinçtir. İşte tartışma veya teori bu kendiliğinden bilincin biçimlendirilip şekillendirilmesi için yapılır. Kendiliğinden bilincin iradi bir bilince evirilmesi için teori ve tartışma devreye girer. Yani teori pratiğin içinden doğar ve pratiğe yol gösterir. Pratiğe yol göstermek demek Pratikten doğan ihtiyaçların ve kendiliğinden bilincin şekillendirilip sorunun çözümüne en uygun yol ve yöntemin bulunmasıdır. Bu nedenle de teori bir eylem kılavuzudur. Teori, teori için üretilmez teori soruna pratik yaklaşmak için üretilir.

Birlik teoriden doğmaz çelişkiden doğar. Birliği belirleyen çelişkinin niteliğidir. Çelişkiyi çözme gücü birliğin koşullarını yaratır. Çözme çabasında olmayan bir birlik, boşa oluşturulmuş bir birliktir. Çelişkiyi tespit etmek, çelişkiyi çözmek değildir. Sanırım K.Marks aşağı yukarı şu tanımlamayla konuya açıklık getirmektedir. “Sınıflar arası çelişki bizden önce de biliniyordu. Bizim açıkladığımız bu çelişkinin devrimci bir tarzda çözümüdür.”

Bilindiği gibi “Çatı Partisi” olarak başlayan ve “Demokrasi İçin Birlik Hareketi” olarak devam eden birlik çalışmaları birkaç yıldır devam ediyor. Bu oluşum doğru olarak hedefine demokrasi sorununu koymuş ve mücadelesini eksikliklerine rağmen sürdürmektedir. Özetle çelişki tespit edilmiş, ancak çelişkinin çözümü için gereken güç ve çözümcül müdahale yapılamadığı için de çelişki sorun yaratmaya devam etmektedir.

Bilindiği gibi her çelişkinin ayrıştırdığı iki karşıt güç söz konusudur. Demokrasi sorunu da çelişki anti demokratları ve demokrasi güçlerini ayrıştırmıştır. Bu iki karşıtlık dışında bazı ara kesimler ise bu ayrışmada net bir konumlanışa henüz gelememiş, kendi konumunu gelişen güç dengeleri içerisinde şekillendirme beklentisine girmişlerdir. DBH demokrasi güçlerini birleştirme çalışmaları yapmaktadır.

DBH yaptığı belirlemelerle gerek demokrasi güçlerini gerekse demokrasi karşıtı güçleri esas olarak doğru tanımlamıştır. Ancak bu güçlerin kendilerine özgün durumlarını zaaflarını, güçlerini, nitelik ve niceliklerini doğru belirleyememiş, ancak anti demokratik uygulamalardan zarar görüp ezilenler genel tanımından hareketle bu farklılıkların özgünlüklerini dikkate almadan genel ilişki anlayışı ile ilişkilenmiş ve bu ilişkilenme kısa zamanda başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

DBH’nın genel yaklaşımı şudur “Sen eziliyorsun. Bundan tek başına kurtulamazsın. Bu nedenle de birleşmek senin ihtiyacındır. Biz birlik sunuyoruz gel katıl” mantığıdır. Her farklılığa bu genel yaklaşımla yaklaşılmaktadır. Bu yaklaşım statik ve somut koşulları ve özgünlükleri dikkate almayan bir yaklaşımdır. Oysa her taşı kaldırmak için ona uygun bir kaldıraç ve yine buna uygun bir destek noktası gereklidir. Arşimet “ Bana uygun bir kaldıraç ve destek verin dünyayı yerinden oynatayım” derken tamda bunu kastetmektedir. Her farklılığı aynı kaldıraçla yerinden oynatmak mümkün değildir. Hatta DBH tüm farklılıklarla birlik ilişkilerinde farklılıklardan birinin gereksinim duyduğu kaldıracı tüm farklılıklara uygulamaya çalıştığı söylenebilir. Ülkemizin en temel sorunlarından biri olan Kürt sorununda gerekli olduğuna inandığı kaldıracı, tüm farklılıkları birleştirmek için kullanmaya çalışmaktadır. Bu da kazandırıcı değil kaybettirici olmaktadır.
,
DBH ‘yı açmaza sokan neden esas olarak yaşamdan değil, Sadece teoriden yola çıkmasıdır. Analitik düşünce sistematiği ile neden ve sonuç ilişkisi üzerinden hareket etmekte nedenlerden yola çıkıp sonuçlara varmasıdır. Oysa yaşamda nedenler her zaman aynı sonuçlara ulaşmaz zira her farklılık nedenlerden farklı etkilenebilir ve nedenleri farklı algılayabilir. Bu durum farklılıkların duygusal algılaması ile yakın ilişkilidir. Duygusal öznellik İlişkilenmede çoğu zaman belirleyici bir rol oynamaktadır. Duygu öznelliğini kavramak teorik ve programatik yaklaşımlarla sağlanamaz Bunun için yaşamı ve pratiği paylaşmak gereklidir. Duyguda birlik süreci birlikte yaşamakla gelişen bir olgudur. Bazı çevrelerin Kürtlerin plansız programsız hareket ettiklerini iddia etmek ve Kürtleri küçük düşürmek için kullandıkları bir söz vardır.” Kürdün göçü yolda gide gide dizilir” Bu aslında sadece Kürt ile ilgili değil bir bütün olarak tüm gelişim süreçlerinde en sağlıklı yoldur ve kaçınılmazdır. Diyalektik ilişki sistemini özü de karşılıklı etkileşimdir. Zira yolda hangi gereksinimlerin çıkabileceğini önceden kestirmek mümkün değildir. Her şeyi önceden kestirmek metafizik bir yaklaşımdır ve değişimin statik algılanmasıdır.

DBH çalışmalarında nedenleri sıralamakta ve buna uygun sonuçlar çıkarıp bunu programlaştırmakta ve farklılıkları bu programda birleşmeye çağırmaktadır. Ve bu programlarda genellikle çelişkinin çözümüne kadar olan süreci kapsar nitelikte olmaktadır. Bu da farklılıkların buluşturulmasında engeller oluşturmaktadır. Birliğe gelecek üzerinden değil, mevcut koşullar ve şartlar üzerinden ulaşılır.

Her farklılık kendi mevcut şartları üzerinden birlik arar. Çünkü anın ihtiyacı birliktir. Geleceğin birliğe ihtiyaç duyup duymayacağını önceden kestirmek yaşamı dondurmak, değişimi dikkate almamak olacaktır. Birlik somut koşullar üzerinden inşa edilir. Somut koşullara uygun birlikte konumlanma ve süreci birlikte paylaşıp yaşamak bir yönü ile birliği geliştirirken diğer yönü ile de geleceğe dönük projelerin ve programların daha gerçekçi ve uygulanabilirliğini hazırlar.

Farklı olmayanların daha üzün erimli planlı ve programlı birlikler kurması mümkündür. Ancak farklılıkların birliği uzun vadeli planlı ve programlı bir süreci çoğu zaman imkânsız kılar Çünkü her farklılığın kendine özgün değişim özelliği vardır. Bu nedenle farklılıklar için birlik anın birlikte örgütlenmesi ile başlar ve kısa dönemler için planlamalar yapılabilir. DBH farklılıkları aynılaştırıp uzun vadeli planlamalar yapmakta adeta gelecek için birlik önermektedir. Gelecek için birlik planları Çoğu zamanda farklılıkların farklı gelişimi özelliklerine uymadığı içinde programlar kâğıt üzerinde kalmaktadır.

Anın örgütlenmesi aynı zamanda pratiğin paylaşılmasıdır. Bu günü bırakıp yarını kurtarmaya çalışan bir zihniyet yaşamı paylaşıp pratiğe yönelemez. Pratiğe yönelmeyen bir birlik ise bir tartışma kulübü olmaktan kurtulamaz. Zira yaşam her şeyden önce pratiğin kendisidir. Yaşamdan yola çıkmayan bir birlik yaşama yön veremez.