Evrim *

Aynı derginin farklı sayfalarına yazmıştık
Öğrenciydik lisede
O o dergilerin sayfalarında kaldı
Yoğurdu kendini
Özgür basın susmadı onun kaleminde

Okuduğum gazetelerin sayfalarında hep vardı
Kendini yazdı köyünü
Bizleri anlattı
Gülümsedik okurken onu
Bazen sitemkardık

Yıllar sonra gördüm
On parmak yazıyordu
Gülümsedim
Halkının kaderini
Kağıda döküyordu
Merakla baktık birbirimize
Konuşmadık
Herkes işini yaptı ayrıldık

Bir de sevdiği şehirde gördüm
Bir panele arka kapıdan girmeye çalışıyordu
Konuşma yapacaktı
Görevliler tanımıyordu onu
İçeri girmesini sağladım
Yanımdan geçerken gülümsemedim
Girdik içeri
O konuştu
Biz dinledik

Şehrinde yaşıyordu
Şehri de seviyordu yazmayı da
Duyduk ki hastalanmış
Haksızlığa da karşı çıktı hastalığa da
Boyun eğmedi hiçbir zaman
Ama hastalığa yenildi

Bir satır arasında öğrendim öldüğünü
Arkadaşların hüzünlü yazılar yazdı senin için
Ablan ağlıyordu tabut başında
Şivan gönül yaralıyordu
“Ceviz ağacının altında ölmek güzeldir” diyordu
Senin şehrinde senin dilinde

Her dağın gölgesi denize düşmüyor işte
Tanrıya bir sor
Bu kaçıncı haksızlık
Kapısında cennetin
Korkma
Bizimkiler ordalar
Agitler Mazlumlar
Vedatlar Orhanlar
Ape Musa’yı Zilan’ı saymıyorum bile
Her yerde hep kalabalıklar

O tanrıya söyle
Ülkemi yaktığı ateşte
Çocuklar dans ediyor

Tüm iyi insanlar terk ediyor ülkemi
Geldiğimde oraya
Ne olur kucakla beni

* Gazeteci yazar Evrim Alataş

Aram Alzan