Savaştan Beslenenler

türkiyede yaşamak giderek zorlaşıyor.sevgili yurt dışında yaşayan ve dünyayı toz pembe gören solcu devrimci kardeşlerim oralarda bir iş falan ayarlayın da biz de gelelim oralara.biz yedi kişiyiz.hepimiz tek bir odada kalabiliriz.
fazıl say türban yüzünden kaçmak istemişti biz ise sizlere özendiğimiz için gelmek istiyoruz.
NE GÜZEL AHKAM KESİYORSUNUZ ORALARDAN BAYILIYORUM SİZE.
türk ordusunu yenecek gerillardan dem vuruyorsunuz.allah aşkına gelip o gerillaların saflarına katılıp güç versenize.
akıl veren çok olur.onların üzerlerinde bombalar patlarken burunlarının dibinde türk ordusunun namlusu dayanmışken,adamlar korkularından bu karda kışda kaçacak yer bulamıyorken siz neden bahsediyorsunuz,anlamıyorum.
SAFSATAYI BIRAKIP BARIŞIN YANINDA SAF TUTMAYI DENEYECEĞİNİZE UZAKTAN AHKAM KESEREK DAHA FAZLA KAN DÖKÜLMESİNE NEDEN OLDUĞUNUZU NE ZAMAN ANLAYACAKSINIZ.
artık gerilla mücadelesi ile hak arama çağı geçti.artık evdeki bilgisayarın gönderdiği mail bile kontrol altında.ısı ile geçişleri kontrol eden sınır güvenlik araçları geliştirilmiş,1971 lerdeki O SAF VE TEMİZ devrimcilerin polisle oyun oynar gibi kovalamaca yaptıkları zamanlar çoktan geçti.
aslında o zamanların geçtiğini bilenler şimdi avrupada kendilerine güvenli bir hayat seçip toy gençleri "azaplar"gibi öne sürmeği meziyet sanıyorlar.
bu aldatmacayı bitirin artık.siz bitirdiğinizde akan kan da durmuş olacak.

Sevgili Ahmet

Bloğunuzdaki bu yazı bana öyle geliyorki siz biraz duygulanıp yazmışsınız.biraz daha aklı selim olayları değerlendirseydiniz bunları yazmaktan biraz tereddüt ederdiniz.Çünkü sizin yurt dışında ahkam kesiyorlar dediğiniz insanlar bir çok bedel ödeyipte dışarda yaşayan kişilerdir.yıllarca hapishanelerde sürünmüş,işkence görmüş insanlar.bu da yetmiyormuş gibi kendine solcu deyenler tarafından düşünceleri yok sayılan,görmemezlikten gelinenlerden.bunun en iyi örneği demir küçükaydındır.ve bunu hayatıyla ödemektedir.
Birde sizin dediğiniz şeyi düşünürsek.yani çağın bilgisayar cağı olduğunu söylüyorsunuz.peki herşey kontrol altındaysa neden türk devleti bitiremiyor bu insanlarıs.sizin dediğiniz gibi neden yok edemiyor gerillayı.
Ezilenler.sömürülenler,açlıkla terbiye edilenler,sokaklarda aç bırakılanlardan ne bekliyorsunuz peki siz?bekleyip boyun mu eğsinler.anlaşılıyorki siz bunları yaşamamışsınız ve birazda anlamak işinize gelmiyor....
Kimsenin bu sitede savaş çığırtkanlığı yaptığını sanmıyorum..

Demokratik Çözüm Nedir?

türkiye beğenirsiniz,beğenmezsiniz bir cumhuriyettir ve demokrasi ile yönetilir.
türkiyeyi değerlendirirken bir insafsızlık yapıldığını görüyorum.aslında bu insafsızlığı sadece türkiyeye karşı değil,bizden farklı düşünen herkese karşı yaptığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz.
azgelişmişlik sürecini aşamayan bizim gibi toplumlarda kendimizi haklı çıkarmak için her yol mübah olarak değerlendirildiğinden olacak bazen insafsızlık tuzağına düştüğümüzü görebiliyoruz.
biz değişebiliriz,biz strateji değiştirebiliriz,biz hedef,amaç değiştirebiliriz ama "türkiye devleti değiştiremez".
peki ama neden?
1930 lardaki türkiye devletinin halkına bakışı ile 1950 lerdeki devlete aynı diyebilir miyiz.1960-70 ler ile 2000 lere aynı demek insafsızlık olmaz mı?
yaşanan bu değişime sebep ne olursa olsun,ister avrupa birliği,ister zamanın gerekliliği,ister zorunluluk ne dersek diyelim ..görmemiz gereken her geçen gün biraz daha gelişme gösterildiği gerçeğidir.
bu gelişme hızı yeterli görülmeyebilir.ama unutulmamalıdır ki bizim tarzımızda bir az gelişmiş ülke de yok ki bire bir ölçü gösterip örnek olarak değerlendireceğimiz.
konuşurken "kitabi"bilgi ile "kuramsal"bilgileri peşpeşe sıraladığımızda bu sitede de yazan demir küçükaydına bile hakverecek durumda bulabilirsiniz kendinizi.ama anadoluda çok güzel bir atalar sözü var:"evdeki hesap çarşıya uymaz"diye.
düşünmek güzeldir ama uygulamak düşünmeye benzemez.çok farklı sorunlar çok yakıcı bir biçimde bütün gelişimin yönünü "kuramdaki"nin tersine çevirebilir.
demokratik çözüm diye hep söylenilen bir hoş sada dolaşıyor ortalıkya ama içeriği bir türlü gerçekçi çizgilerle çizilemiyor.gerçek bir demokratik çözüm bir "dayatma olarak "önerilebilir mi?bugün türkiye devletinin bir dayatma yaptığını öne süren kişilerin yanlış dedikleri uygulamayı aynen tekrar etmeleri "demokratik çözüm" olarak adlandırılabilir mi?
çözüm dayatma değil,uzlaşmadır.elbetteki her uzlaşma bir anlamda içerisinde "geri adım"atmayı da barındırır.
türkiye sınırları içinde birarada yaşayan kürt ve türk halklarının da çözüme bu uzlaşma anlayışı ile bakması gerekir.
benim dediğim olmazsa "demokratik "olmaz anlayışı "çözümsüzlüğü" zorlamaktan başka ne anlama gelebilir.
bu nedenle akan kanın da durması için ortak aklın devreye girmesi ve uzlaşma zemininin yaratılması zorunludur.
bununda ön koşulu pkk nın koşulsuz olarak silah bırakması ve demokratik mücadele yolunun önünü açmasıdır.
artık çağdışı kalmış silahlı mücadele yönteminde bu kadar dışlanmışlıktan sonra hala ısrar edilecekse o zaman bu ısrarın altında "çözüm"değil "çıkar" hesabı var diye düşünülmelidir.
koşulsuz silah bırakılmasını neden aydınların ve insan hakları savunucularının dile getirmediğini de anlayamıyorum.
bu aydın dostlarımız yoksa futbol maçlarında gözlerini hakem hatalarına diken futbol yorumcuları gibi "ölümler"olmazsa yazacak mevzu bulamayacaklarını mı düşünüyorlar.
yani "savaşlardan mı besleniyorlar" yoksa.