Yardım Gemisi

"Devletle ilişik siyaset terk edilmelidir.” Bu stratejik söylemi çok sık kullandım. Ancak yeterince anlaşıldığını hiç sanmıyorum. Sanırım, legal siyasetin terkini öneriyormuşum gibi bir iz var. Devletle ilişik siyaset derken; devlete karşı savaş siyasetine veya devletin içerisinde kendimize demokrasi arayan siyasete, hayır demekteyim. Yani ne karşımızda, ne hedefimizde (erişme anlamında) devlet olmayacak. Tamamen kendi içimize yönelik bir siyaset biçiminden söz ediyorum.

Kendi içimize yönelik siyaset biçimini, ileri ki süreçte açarız. Çok önemli ve mutlaka açılması gerekir. Marxist çevrelerde “eski siyaset tarzı terk edilmelidir.” cümlesi sık ık söylenir. Nasıl olacağı ise hiç söylenmez. Konu ile ilgili siyaset biçimini ilerde tartışırız. Bunları yazmakta ki amacım, konuyla ilgili iyi bir örnek oluşturan yardım gemisi olayını tartışmak. Bu olayda sivil toplum kuruluşları; toplumu hem devlete taşımıştır, hem de toplumun başını belaya sokmuştur.

Şimdi yardım gemisi konusu ilgili düşüncelerimizi açalım. İnsani amaçlı faaliyet gösteren dinsel eğilimli bir yardım kuruluşunun, devlet destekli enternasyonal düzeyde bir dayanışma eylemini ve sonuçlarını, ek olarakta eylemin sosyalistlerle ilişkisini ve sosyalistlerin tutumu ve olması gerekeni üzerine akıl yürütelim. Yukarıda anlatmaya çalıştığım devletle ilişik siyaset biçimiyle üst üste örtüşen bir eylem. Eylem anti emperyalist, anti faşizan içeriği ile de sosyalistlerin ilgi odağında bir eylem.

Eylemde gözle görünen çelişki; eylemin insani amaçlı olması, organize eden güçlerin ise insana yabancı güçler olmasıdır. Eylemin amacı ile eylemin yöneticileri birbirleri ile çelişkilidir. Din ve devletin ne olduğunu hepimiz biliriz. Din, günümüz insanı için iyiden iyiye gereksizleşmişken insanla ilişkisini sürdürmesi devlet sayesindedir. Yani din, insan üzerinde eğreti durmaktadır. Geçmiş zamanların toplumlarında din, insanların bir ihtiyacını karşılıyor idi. Bu gün ise insanların herhangi bir ihtiyacını karşılayamaz durumdadır. O nedenle dinsel eğilimli örgütlere, toplum nezdinde itibar edilmemelidir.

Devletin insanlık dışılığını tartışmaya gerek yok sanırım. Yönettiği insanların sırtından geçinen büyük bir bölümünü de aç işsiz ve hasta eden, cahilleştiren, cinayetler işleyen, işkence eden zorba bir örgüt. İnsanlık dışı bu iki kesimin insani amaçlı bir eylem yapıyorlarsa mutlaka siyasi bir çıkarları vardır. Siyasi çıkarlarının ne olduğunu ise çok iyi bilmeyebiliriz. Bunu bilmemek, eylemi desteklemeye gerekçe olamaz.

Fazla uzatmayalım, yardım eylemi vahşetle neticelendi. Devlet ne yaptı? Olayı, Birleşmiş milletler (Birleşmiş devletler) örgütüne taşıdı. Oradan insani bir sonuç alınırmı? O da alınmaz. Neden? Çünkü Irak’ta Afganistan’da birleşmiş milletlerin denetimi ve gözetiminde katliamlar yapıldı. Bu örgüt insana yabancılaşmanın tepe noktasıdır. Sürekli olarak, onun tasfiye edilmesi istenmelidir. Komünistler, onun meşruiyetine itiraz etmelidir.

Sonuç ne oldu? Sosyalistler, devletin gösterdiği yolda ırkçı ve dinci kesimlerle birlikte, kendi devletimizi akladılar. Bizim devletin insani olduğunu, pratikle propoganda ettiler. Mısır ise aynı zamanda insani olabileceğini, sınırı açarak göstermiştir. İsrail ise teröristlere yardımı önleyerek kendi halkını ikna etmiştir. Sonuçta bütün devletler kazançlı çıkmıştır. Sayısı tam belli değil ama kaybeden kesim, yaşamını yitirenlerdir. Burada işaret etmek istediğim vurgu, devletle ilişik siyaset insani kırılmalarla sonuçlanmaktadır.

Sosyalistler bu tutumuyla toplum nezdinde; dinci, ırkçı ve devlet siyaseti ile aynı kategoride değerlendirilmişlerdir. Sosyalistleri diğer siyasetçilerden ayıran özellik, onların eski yaşam biçimine itiraz etmeleri ve yeni bir yaşam biçimi istemesi ile ilgilidir. Gerici kesimler böyle değildir. Var olan sistemi muhafaza etmek isterler. Sosyalistlerle gericiler aynı kategoride yer alıyorsa orada bir anomali vardır. O fotoğrafta yer alan, ya sosyalistler gerici olmuştur. Ya da gericiler sosyalist olmuştur. Son olarak söyleyeceğimiz, sosyalistler gericilerle aynı kategori de siyaset yapmaya devam edeceklerse eğer, kendi içlerinde siyasi varlıklarını tartışmaya hazırlansınlar. Geçmiş dünyanın normları ile siyaset yapan sosyalistler, günümüz dünyasının normlarının gerisine düşerler. Günümüzün normları, bizi devletten de gericilikten de ayırır.