AKP Hükümeti Orta-doğu'da Filistin İçin Ne Yapmak İstiyor?
Yardım amaçlı gemi, Filistin halkına(Hamas) tarafına uygulanan ambargoyu kırmak için, (İHH) derneği Genel Başkanlığı tarafından 1 Milyon 800 bin dolara kiralanarak, içinede imanı güçlüleri doldurarak!
Başka ülkelerde yaşayan islamcıları ve islamcı milletvekilleri ve yandaşları ile başka gemilerle birlikte İsrail siyonizminin Hamas tarafına uyguladığı ambargoyu kırmak için, yola çıkan islam gönülleri!
İsrail askerleri tarafından ikaz edilmiş. Durmayınca ortaya vahim sonuç çıkmıştır. Ben burda İsrail siyonizmi savunmuyorum! Ama yanğına benzin dökmek de ateşi yükseltmektir.
AKP’nin ve (İHH) vakıfın kiraladığı ve desteklediği gemiye İsrail askerleri indirme yapmıştır. Saldırıdan sonra, televiyonlarda (İHH) vakıf başkanı ve gemi sözcüsü anlattığına göre Filistin halkına yardım değil!
İsrail devletine karşı cihat açmaya gibi gidilmiştir. (İHH) başkanı anlattığına göre bu gemiye gönüllü olarak AKP parti miletvekilleride yer ayırtmışlar ancak son anda İsrail devletinin fütursusca saldırıcağını anladıklarından vaz geçmişlerdir.
(İHH) başkanı anlattığına göre ilk başta İsrail askerlerini on tanesinin silahlarını alarak, silahlarıda denize attığını söylemekte ve on tane israil İsrail askerini rehin aldıkların söylemektedir.
Bugün günlerdir; bu saldırıya Marksist ve Komünist, devrimcileri ortak etmek için, Denizlerin 1970’ lerde Filistin halkı için savaştıkları dile getirilmekte ve Türk komünistlerini duygularıı kullanarak bu son olaya ortak edilmeye çalışılmaktadır.
Türk ve Kürd Komünistleri ve dünya Komünist örgütleri, devrimcileri Filistin Halkının yanında omuz omuza İsrail siyonizmine ve emperyalizme karşı savaşırken, Hamas ve Müslüman kardeşler de İsrail’le birlikte Komünist ve devrimcilere karşı savaşıyorlardı. Burayı anlamadan! Laf söylemek kolay... Bilmeden İsrail ambargosuna karşı inançlarından dolayı Marmara gemisinde olanlar ve ölenlere saygı duyuyorum.
Ancak Filistin halkıyla 1970’lerde, 1982’lerde İsrail siyonizmine ve emeperyalizme karşı savaşarak yoldaşlarımız ölürken, esir düşerken bu senaryonun kahramanları da 12 Eylül Faşist Generallerine hizmet ediyorlardı.
İşte biz komünistler hala Filistin halkı ve devrimclerinin yanındayız! Bunu asla unutmamak gerekir.
Bu güne kadar siyonist İsrail’in Orta-doğuda bitmeyen savaşlar, dinmeyen kan ve gözyaşları yüz yıllardır sürüp devam etmektedir.
Orta-doğu’nun lanetlileri olarak anılan Lübnan, Filistin ve Kürdistan topraklarında yüzyıllardır ne savaşlar bitmiş, nede kan ve gözyaşları sona ermiştir. Ne özgür olabilmişler nede bağımsız olmuşlardır.
Orta-doğu’da her zaman emperyalizmin bir savaş alanı olurken, emperyalist ülkeler bölge ülkeleri üzerinde egemenliğini sağlamak için, dizayene ederek suni sınırlara bölerek küçük, küçük mini devletlere, parçalara ayırarak yapay devletler oluşturmuştur.
Orta-doğunun ve Arap ülkelerinin işgali Birinci, paylaşım savaşı ile İngiliz ve Fransız emperyalist ülkeleri Osmanlı İmparatorluğundan yenilgisi ile savaş sonrası savaşı kazanan İngiliz ve Fransız emperyalistleri Orta-doğuda Osmanlı’nın yerini aldılar.
İngiltere, Filistin, Irak, Ürdün egemenliği altına alırken, Fransa da Lübnan, ve Suriye topraklarını işgal etti. Körfez bölgesi ise Mısır’da ingiliz emperyalizmin boyunduruğu altına girmiş oldu.
İngiliz ve Fransız emperyalizmi, savaş sonrasında ikili bir plan yürürlüğe koydular. Birincisi, Arapları küçük birimlere böldüler. Örneğin, Suriye topraklarından Lübnan ve Ürdünü bölerek minik yapay devletler oluşturdular.
Kuveyt’i Irak dan kopardılar başlarına da kimisine Kral atadılar kimisine kukla yönetimler oluşturdular.
Aynı şekilde 1918’de Güney Kürdistan’ı Musul’u Kerkük İngilizler tarafından işgal edilerek Osmanlı’nın elinden almış oldular.
Birinci: paylaşım savaşından sonra bu dengeler yer yer el değiştirmesine rağmen, Fransız ve İngiliz emperyalizmi artık görevlerini İkinci: paylaşım savaşıyla birlikte emperyalist dengeler değişirken, görevleri ise, ABD emperyalizmine bölgede destekleme yardımcı olarak bölgede pastadan paylarını almaya devam edeceklerdi.
İkinci: paylaşım savaşından sonra ABD’nin dünyanın süper gücü olarak kabul görmesiyle beraber Orta-doğu’da 1948’de İsrail’in yapay devlet olarak kurulmasıyla birlikte, adımını atmış olurken, var gücüyle uluslararası alanda İsrail devletinin kuruluşunu onay vermesi için çalışıyordu.
Filistin toprakları üzerinde yapay İsrail devletinin doğmasıyla birlikte Orta-doğu da dengeler değişiyor, Filistin halkı kendi topraklarında mülteci durumuna getirelerek ulusal haklarıda eliden alınmış olunuyordu.
Dünyada iki kutuplu olarak ikiye bölünmüştü, kapitalist-emperyalist blok, Sosyalist blok olarak ayrışmıştı, ya ondan olacaksın veya diğerinden olacaksın başka ülkelerin varlığını sürdürmesi biraz zordu.
Orta-doğu da bu gelişmelerden bağımsız değildi. Bölgede güçler dengesi çarpışıyordu, Sovyet sosyalizmi Marksizm dışı teori geliştirerek Kapitalist olmayan yoldan kalkınma adı altında Orta-doğu da Mısır, Suriye, daha sonra Irak’da Baas partileri ile ilişkiye geçerek Baas partilerin iktidar olmasını desteklerken, askeri ve ekonomik yardımları artıyordu.
ABD emperyalizmi ise, aynı şekilde işbirlikçiler vasıtasıyla Mısır’ı boş bırakmazken, Mısır devlet başkanı olan’’Nasır’’ daha çok Arap milliyetçiliğini geliştirme yönünde çaba içerisindeydi. Tüm Arapların bir çatı altında birleştirmek istiyor ’’ Pan Arabizm’’ bölgede yükseliyordu gerek 1957 de ki, Suriye’de Baas partisi yanlısı asker darbenin haberi ABD emperyalizmini telaşlandırırken, 1958’de Irak’da Kasım askeri darbe ile Irak devlet Başkanı oluyordu.
Sovyetler ise her ne kadar anti-komünist olan Baas partisinden uzak durmak istiyordu ama, ABD’nin elinede bırakmak istemiyor zorunlu olarak Baas partileri ile ilişkileri geliştiriyor ve destekliyordu. 1958’de Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin ’’BAC’’ kuruluşu ve ilk devlet başkanı da Nasır oluyordu.
Kasım Arap milliyetçisi olan Nasır’a hayranlık duyuyor ama, Nasır’ın emrinde olmak istemiyordu. Bu durum daha çok Nasır’ı rahatsız ediyordu.
Irak Komünist partisi Kasımı yüceltiyor ama Nasır’a sıcak bakmaması Irak içinde Nasırcı Baas partililer her gün Kasım’a karşı eylemler düzneliyorlardı. Sonuç Nasır’ın istediği oluyordu. 8 şubat 1963’de Baas tarafından ordu içinde örgütlenmiş subaylar tarafından Nasırcılar Kasım rejimine karşı harekete geçerek üç gün süren sokak çatışmaların Komünist partilileri tek tek infaz ederek, sonuçda Kasım’ı da öldürerek Nasırcılar yönetimi ele geçirmiş oldular. Giderek Arap milliyetçileri ve Baas partisinin arası açılıyordu.
1961’de Suriye’de askeri darbe yapılarak Baas partisinin istediği doğrultusunda BAC’ dan ayrılmış oluyordu. 1968’de Bass partileri darbe darbe üstüne darbe yaparak Suriye’de Hafız Esad’a yol açılırken, aynı şekilde Irak’da ise, Saddam Hüseyin’e doğru Baas partisi ve Irak yönetimine doğru yol açılıyordu. Mısır’ın Nasır’ın Arap milliyetçiliğide iflas ederek sonlanıyordu.
ABD emperyalizmi ve İsrail günden güne Siyonist örgütlenmeyi büyütüyor, Orta-doğuda gücünü göstermesinin zamanıda gelmişti.
İsrail 5 Haziran 1967 sabahı aniden saldırıya geçerek Mısır’ın hava gücünü imha ederek Siyonist ordunun ABD’nin desteğinde önünde duracak güç kalmamıştı, İsrail ordusu hızla bütün Sina yarımadasını ve Gazze Şeridi’ni işgal etti. Ürdün ordusu hemen dağıldı ve Kudüs ile Batı yakasında kısa zamanda kısa zamanda düşmüştü. Ayın 10’unda, uzun zamandır göz koyduğu stratejik Golan Tepeleri’ni işgal etti İsrail ordusu. Böylece Şam’a giden yol da açılmıştı. Sadece 6 günde, yani bütün Arap ülkelerinin ordularını hezimete uğratmış oldu.
ABD emperyalizmi bölgede böylece artırmış oluyor, İsrail Arap ülkelerin korkulu rüyası olurken, her gün yeni katliamlar yaparak canileşiyor Filistin Lübnan halkının kan ve gözyaşı birbirine karışıyordu.
Suriye ve Mısır gizli hazırlıklar planlar yaparak 6 Ekim 1973 günü Mısır savaş uçakları Sina’daki İsrail hedeflerini bombalayarak etkisiz hale getirerek Golon Tepelerini geri aldılar ama, ABD emperyalizmi yine İsrail’in yardıma koşarak kurtararak golon Tepelerini tekrar aldılar. Artık savaşın bir tarafın da Sovyetler, diğer tarafında ABD emperyalizmi diğer emperyalist ülkelerde İsrail’in yanında yerlerini alıyorlardı.
Filistin Kurtuluş Örgütü ’’ FKÖ’’ Filistin halkı adına barış masasında artık yerini alıyordu. Mısır savaş dan sonra yönünü ABD’ye çevirerek Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ABD Dış işleri Bakanı Kissinger’le anlaşarak barış çubuğunu tüttürüyordu. Arap ülkelerin tüm yöneticilerine baktığımızda ikili oynayarak işbirliğini seçerek Arap halkının gerçek güvenilir birer yöneticileri olabilmesini becerememişlerdir.
Bundan sonrada savaşlar hız kazanmış, Filistinli mültecilerin ve Filistin örgütlenmesi Lübnan’dan gerçekleşmesi her zaman İsrail Siyonist devletinin hedefi olmuşlardır. Lübnan zaman, zaman kan gövdeyi götürerek yakılıp yıkılımış kan ve gözyaşı durmamıştır.
1977’de ’’Ulusal Cephe’’nin önemli unsurlarından Dürzü lider Kemal Canpolat öldürüldü. 1978 15 Mart’da İsrail tekrar güney Lübnan’nı işgal ederek bölgeyi Filistinlilerden temizlemek için yaktı yıktı.
Filistin gerillalarına karşın İsrail ve ABD emperyalizmi sağcı Şii dinci Lider Musa Sadr’a bağlı Amal silahlı milisler de İsrail sağcı Hıristiyanlarla işbirliğini geliştirerek FKÖ’ye diğer devrimci Filistinli örgütlere karşı savaşıyorlardı.
6 Haziran 1982’de İsrail yine bir kere daha Lübnan’ı işgal ediyordu çok şiddetli bir biçimde yakılıp bombalanıyor yine kan ve gözyaşı birbirine karışıyordu.
İsrail tekrar Batı Lübnan’ı işgal ederek Filistin kamplarını basarak Sabra ve Şatila kamplarında ki, korkunç bir katliama girişerek Beyrut Kasabı olarak anılan Ariel Şaron direktifi doğrultusunda yaşlı, çoluk, çocuk demeden katliam yaparak bir kez daha kan ve gözyaşını birbirine karıştırdılar.
Filistin Kurtuluş Örgütü Lideri Yaser Arafat ABD emperyalizmin poltikaları ile uzlaşarak Filistin devletini kurmak için, Filistin’e döndüler ama, kurulan geçici hükümetleri İsrail’in kuklası haline getirmeye çalıştılar ve öylede oldu.
Haftalarca Yaser Arafat’ın Karargahın da hapis ederek ateşe tutular ve Yaser Arafat’ın ölümünden sonrada yerine ABD ve İsrail’in uydusu olarak Mahmud Abbas İsrail’in memuru gibi hareket ederken, Hamas’ın seçimle hükümeti kurarken, Mahmud Abbas ve İsrail’e birlikte hareket ederek İsrail askerleri istediği gibi Filistin topraklarına girerek yakıp yıkarak her gün öldürmeler karşısında Hamas buna karşı çıkarak sonunda İsrail’in ve ABD’nin istediği gibi, ikiye bölünerek bir tarafda Hamas diğer tarafda Mahmud Abbas ve sonunda Hamas tarafı elektirigi, gazı, suyu ve ekonomik ambargo sonuncu açılık susuzlukla mücadele ederken, Mısır sınırlarını aşarak on binlerce Filistinli ülkesini terk ederek Mısır’da mülteci durumuna yaşamayı seçerken, göç devam etmektedir.
Mahmud Abbas ise İsrail’in emrinde memurluğa devam ederken, İsrail Lübnan’lı yakıp yıkarak katliamlarını yenilemekte, kafası bozulduğu zaman tankların ve bombaların namluları Lübnan’a ateş etmeye devam ediyor, Filistin aynı şekilde her gün yeni ölümlerle kan ve gözyaşı akıtmaya devam ediyor.
Irak’da her gün yüzlerce insan hayatını kaybederken, ABD emperyalizmi tüm hızıyla savaşa devam diyor. Türkiye Militer devleti ise, Kuzey ve Güney Kürdistan’ı uçaklarla bombalamaya devam ederken, Orta-doğunun savaşları, dinmeyen kan ve gözyaşı akmaya devam ediyor.
Orta-doğu da İsrail nasıl yapay devlet olarak kurulduğunu kimse sormuyor?
İsrail bir bölge devletimi? Hayır İsrail bir bölge devleti değildir. Sınırları emperyalist ülkeler tarafından çizilen yapay siyonist bir devletdir. Siyonist İsrail rejimi emperyalizmin Ortadoğuya taşdığı bir yapay ülke olarak 1948’de kurulmuştur.
Konumunu ise özellikle ABD emperyalizmin 58 yıldır Ortadoğuda savaşcı poltikalarını uygulayan siyonist bir devletdir. 58 yıldır ne yapıyorsa, misyonu gereği yapıyor bölgede sürekli savaş kaos ortamı yaratarak. Bölge ülkelerinin kendi ayakları üzerine durmasını engellemek,bölge ülkelerinin (petrol, doğalgazı) emperyalizm tarafından yağmalanmasını güvence altına almaktır. Orta-doğu bölgenin dünyanın yumuşak karnıdır, dünyanın enerji kaynağıdır(petrol, doğalgazı)emperyalizmin güç ve hegemonyası altında tutması gerekir.
Bölgenin coğrafi durumu emperyalizm için önemlidir(jeostratijikdir) siyonist rejim emperyalizmin hayallerini 1967’de İsrail Arap savaşı ile başlar Arap toparaklarını işgal eder. Bu güne kadar ABD, İsrail siyonizmi tarafından Orta-doğuda savaş,kaos ortamı eksik olmamıştır. Orta-doğuda tüm Arap ülkeleriyle siyonist İsrail tarafından sorun,savaş,kaos yaşanmıştır.
Türk militer devleti şimdiye kadar nerdeydi?
Şimdiye kadar neden İsrail’le ortak hareket ederken, silah anlaşması dahil, İsrail askeri pilotların eğitimi Eskişehir, Konya da tamamlanırken ordan kalkan uçaklar Filistin halkını vururken neden susuldu?
Tabi, ABD emperyalizmin Orta-doğu da yeni politikasının hayata geçirilmesidir. İsrail bugüne kadar ABD emperyalizmini en çok Orta-doğuda zora sokan bir ülkedir.
Tabiki, bunu İsrail kendi kafasından yapmamaktadır. Elbette güven ve cesareti ABD ve İngiliz emperyalizmden almaktadır.
Türkiye ise, AKP hükümetine son provakasyon eylemini yapması için, ABD emperyalizmin haberi ile yaptığını söylesek yanılmayız. Bu güne kadar hükümetler içerisinde en çok sırtını ABD poltikasına dayıyan ona göre hareket hükümet olmamıştır.
ABD’ de oturan Fetullah Gülen her ne kadarda so eylemden dolayı AKP’ hükümetini eleştirsede bu bir mesajdır. Yani olay bir provokasyon amaçlı olarak Orta-doğuda yeni politikanın hayata geçirileceğinin işaretleri verilmiştir.
Kürt sorununu atlayan AKP hükümeti açılımdan vaz geçtiği gibi Kürdistan da seçilmişlere ve BDP’ye karşı amansız savaş ilan etmeye devam ederken. Güney Kürdistan başkanı Barzani’yi Türkiye’ye davet etmiştir. Diğer tarafdan da son günlerde savaşı şiddetlendirerek Güney ve Kuzey Kürdistan’ın dağı taşı bombalanmaya devam edilmeketedir.
Yani kendi içinde ki, Kürt halkına yaptığını unutarak Filistine sarılmak ne kadar inandırıcı olabiliyor. Ayrıca dört parça da Kürt halkına karşı olan taraflarla omuzomuza birlik oluşturmak için İran’ın yanıda olmak, aynı şekilde Suriye devlet başkanı Beşar Esat’la Kürt halkına karşı birlik oluşurken! Türk militer devletinin ve AKP hükümetinin ne kadar insanı olduğunun resmi! Net şekilde oluşmaktadır.....
Bence son provokasyonu iyi anlamak gerekir. İsrail siyonist devleti ne kadar haksızsa Türk militer devleti ve AKP hükümeti de o kadar haksızdır. Unutmayalım! Kendi içinde ki gündemi ve esas sorunu görmeden, Kürt halkını görmeden, savaşı şiddeti görmeden, Filistin’e sahip çıkmak kolaydır.
Mehmet Özcan
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
