Gurup Yorum ve 25 yılda unutulanlar- Mehmet Serdar
Grup Yorum 25. yılında İnönü Stadyumunda 55 bin kişinin huzurunda bol ‘sponsorlu’ , bol ‘konuk sanatçılı’ bir konser verdi.
Dev ekran sinevizyonlar, devasa ses sistemleri, 60 kişilik senfoni orkestrası, hatta 55 bin kişiye tek tek dağıtılan maytaplarla her şey en ince ayrıntısına dek düşünülmüştü belli ki.
Ama unutulan bir şey vardı yinede. Neydi unutulan?
Grup Yorum sahnede kendini Tuncel Kurtiz eşliğinde ‘ Biz Devrimcileriz’ diye lanse ediyordu; ve devrimci türküler, marşlar hep bir ağızdan söylendi. Sahneye Nejat Yavaşoğulları, Suavi, Haluk Levent, Yasemin Göksu, Ruhi Su Korosu ve adını sayamayacağımız onca ‘’yerli’’ sanatçıya ek olarak taaa Venezüelalardan müzisyen Ali Primera getirildi ‘Hasta Siempre’ denildi. Hala kocaman bir boşluk hissediyorsunuz değimli? Çünkü bir şeyler eksik.Şimdi soruyoruz; İnönü Stadını dolduran 55 bin kişiyle Amed meydanlarını dolduran 550 bin kişi arasında nasıl bir fark olabilir? Şüphesiz niceliksel değeri sormuyoruz. Tempo tuttukları sahnenin politik duruşu, devrimci kavrayışı ve enternasyonalist çabasıdır sorgulanan! Bu müzikal bir şölendir politize etmeyin denemeyecek kadar iddalı bir geçmişi vardır Grup Yorum’un ve sahnede bunu bangır bangır kendileri de bağırmıştır.
Latin Amerika halklarının devrimci mücadelelerine sahnede yer açılmış, misafir edilmiş, selam edilmiş ama var olma mücadelesi veren Kürt halkına (stadı dolduran 55 binin çoğunluğunun Kürt olması gerçeğine rağmen hem de) sırt çevrilmiştir. Bağdat’ta bombalanan insanlık adına ‘Defol Amerika’ denmiş ama Amerika istihbaratıyla her gün T.C uçaklarının bombaladığı Kürt köyleri unutulmuştur! İnönü Stadyumundan Gazze’de ki çocuklar için hamasi methiyeler düzülmüş ama cezaevlerinde ki 4 bin Kürt çocuğu unutulmuştur! Abartısız 10 dakika boyunca Türkiye devrim şehitlerinin isimleri tek tek okunmuş ve haklı kahramanca fedakârlıklarına selam edilmiş, İbrahim Kaypakkaya’dan Erdal Eren’e, M. Fatih Ökütülmüş’ten Nejcet Adalı’ya unutmadık denmiş lakin gelin görün ki 12 Eylül karanlığını Diyarbakır zindanında yakıp atmış Mazlum Doğan’lar, Hayri Durmuş’lar Kemal Pir’ler, 30 yıllık gerilla mücadelesinin yaratıcı komutanı Mahsun Korkmaz’lar ve yoldaşları unutulmuştur! Victor jara’nın devrim şarkıları ezberlenmiş ama Kürt gerillası, halkının sanatçısı Delila Meyaser’den belki haberdar bile olunamamıştır!
Aslında ortada herhangi bir unutma yoktur. Politik körlük, örgütsel şovenizm vardır. Kaybedilmiş devrimci vicdanlar, 25 yılın sonunda devrimci bir gelenekten gelip, ulusal solculuğun sularında gezinenler vardır. Unutulan şey; kardeş halkın özgürlük mücadelesiyle devrimci dayanışmadır. Venezüella’ya gidene dek, Kürdistan’a enternasyonalizm yine gelememiştir!
Şimdi sorumuza kendimiz cevap veriyoruz. İnönü stadyumuyla Amed meydanları arasında ki fark yaşatılan kardeşliktir. ‘Mahir’lerin takipçisiyiz’ diyen kavga, Deniz’lerin idam sehpasında ettiği kardeşlik yeminiyiz. Biliyoruz ki devrimci sanat devrimci tutumla ve ‘Cumhuriyet’ gazetesinin sponsorluğu olmadan icra edilir. Bin yıllardır Kürtler ve Türkler devrim şarkılarını birlikte söylemişlerdir ve ‘Türküler susmaz Halaylar sürer’ diyorsa Grup Yorum bunu sadece İnönü Stadyumuna değil, yönünü Amed’e de dönüp söylemelidir.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun

