Bu Konuşma "Bir adım" değilse Nedir?

aşağıdaki konuşma türkiye başbakanının ulusa sesleniş konuşmasından basına yansıyan bir bölüm.
maksatlı ve önyargılı olup sonsuza kadar beklemeyi de seçebilir insan bir adım atmayı da.ben bunu bir adım olarak görüyorum.sorunun çözümü için gerekli adımlardan biri.
herşeyin bir anda değişmesini bekelemek de biraz insafsızlık olmaz mı

Terörle hiç bir yere varmanın da mümkün olmadığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: ''Bu yolla hiçbir şey elde edemediniz, edemeyeceksiniz. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Temel hak ve özgürlükleri esas alan demokrasimiz gelişmiştir. Herkesin kendini ifade etme imkanı vardır. Annelerinize, babalarınıza, kardeşlerinize daha fazla acı yaşatmadan girdiğiniz bu yanlış yoldan dönün. Türkiye'de, hepimiz için, hepimize yetecek kadar hukuk ve demokrasi var. Terör, özgürlüğün düşmanıdır. Terör, ekonomik gelişmenin, huzur ve refahın düşmanıdır. Adeta bir yarasa gibi terör de aydınlıkta yaşayamaz, karanlığı sever, şehirlerimiz gelişmesin, insanlarımız huzur ve rahat yüzü görmesin ister. Onun için terörle var olanlar, kurdukları kanlı düzenin devamı adına demokratik özgürlük ortamını, ekonomik ve sosyal gelişme ortamını her fırsatta sabote etmeye çalışmıştır. Biz bu oyuna gelmedik, gelmeyeceğiz. Türkiye 780 bin kilometre kare toprağıyla, bütün bölgeleriyle, 70 milyon insanıyla bir bütün olarak gelişecek, kalkınacak, özgürleşecek. Zaman akıl ve sağduyuyla hareket etme zamanıdır. Bölücü terör örgütünün hedefi, birlik ve beraberliğimizi bozmaktır. Teröre verilecek en güzel cevap da birlik ve beraberliğimizi güçlendirerek yek vücut olmaktır. Bunu bozacak hamasi, dışlayıcı, ayrıştırıcı söylemlerden kaçınmak hepimizin en öncelikli sorumluluğu olmalıdır.''

''BİZİM DİLİMİZ KARDEŞLİK DİLİDİR''

''Bizi tek bir millet yapan ortak değerlerimizi hep birlikte yüceltmeliyiz'' diyen Erdoğan, millet kavramını, ırk, kan ve kabile bağlarının üzerinde bir yüksek ideal ve hedef birliği, bir ortak yaşama iradesi olarak gördüklerini dile getirdi.

Erdoğan şöyle devam etti: ''Anayasadaki millet tanımı da ırk ya da kan esasına göre değil, vatandaşlık temelinde bizi birbirimize bağlamaktadır. Bu ülkenin bütün vatandaşları, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ortak paydasında birleşmiştir. Millet kavramının içini bizim tarihte yüzlerce yıllık derinliği olan kader birliğimiz doldurmuştur. Bu bağı muhakkak ve özenle korumak zorundayız. Bizim insanımız, en zor şartlarda bile milletine, devletine, ülkesine, cumhuriyet değerlerine sadakatini ortaya koymuştur. Tekrar tekrar söylüyorum, bizim dilimiz düşmanlık dili değil, kardeşlik dilidir. Bizim felsefemiz yaratılanı Yaratandan ötürü sevme anlayışıdır. Eğer terör belasından kurtulacaksak bu, demokratik siyaseti çare kapısı olarak, hak arama kapısı olarak açık tutmakla mümkündür, buna inanıyoruz. Herkes kendini özgürce, anayasal düzen içinde, meşru yollarla, demokratik zeminlerde ifade edebilmelidir, edebilmektedir de. Demokrasimiz her türlü farklılığı, hukuki zeminde kalmak kaydıyla her türlü siyasi görüşü içinde tutabilecek olgunluğa erişmiştir. Kaldı ki terörden en büyük zararı, yine istismar etmeye çalıştığı Güneydoğu Anadolu bölgemizde yaşayan insanlarımız görmüştür. Şehirlerimizin mamur hale gelmesi, yatırımların ve teşviklerin bölgeye gitmesi, üretim ve istihdam kapılarının açılması yıllarca engellenmiştir.

Bir kez daha söylüyorum, terör örgütü hiçbir vatandaşımızın temsilcisi olmamıştır, olamaz. Herkes bilmelidir ki, terör ve şiddet demokrasiyle bağdaşmaz. Bu süreçte herkesin sorumlu ve duyarlı hareket etmesi kadar, cesaret ve kararlılıkla teröre karşı demokrasiden yana duruşunu da ortaya koymasını bekliyorum.''

"Bir adim" degil ve lutfen kurallara dikkat edin.

Sayın Bay Ahmet,

Gurusleriniz bu sitenin savundugu goruslere karsi. Siz bir demokrat degil bir Turk milliyetcisiniz. Elbette siteye uye olanlarin yorum, forumlara yazi ve blog yazma haklari var. Yazabilirsiniz. Keske Turk milliyetcileri de demokratlara ayni olanagi tanisalar ve bizlerin de Turk milliyetcilerine karsi goruslerimizi kendi platformlarinda yayinlamamiza musaade etseler.

Ama lutfen kurallara dikkat edin. Yazi yazmak istediginiz menude bunlar ifade ediliyor. Yazi yazarken nelere dikkat etmeli diye bir menu var. onu Okuyun. Ornegin buyuk harflerle baslik atmayin. Buyuk harf hem gorunusu bozuyor hem bagirma anlamina geliyor. Yaziniz kose yazisi degil, kose yazisini secmeyin. Siz Demir Kucukaydin degilsiniz. Demir'in Blogu'nu secmeyin. Ben bunlari duzelttim. Bundan sonra dikkat etmenizi oneririm. Eger duzenli blog yazmak istiyorsaniz bildirin. Ama yazilariniz blog degil yorum. Ilgili yazinin altina yorum olarak yazmaniz daha dogru olur.

***

Aktardığınız konuşma bir adım değil. Çünkü baştan aşağı bir Türk milliyetçisinin yaklaşımına sahip. "Tarih"te gelen değerlenden söz ediyor. Ulusların tarihi yoktur. tanımladığı tarih resmi Türk ve İslam tarihidir. Terör'den bahsediyor. Ortadaki baskıya karşı ezilenin bir isyanıdır. Türkiye'deki millet tanımı ırkçıdır. Çünkü ulusun bir dili (Türkçe) ve tarihi (Türk tarihi) vardır. bu tam da yıkılması gereken şeydir ve bunu savnuyor. Yani var olanı en küçük bir şekilde değiştirmeyi amaçlamıyor. Hangı ozgurlukten soz edıoyr. Oer gun ınsanlar Ocalan'a sayın dedıgı ıcın bıle tutuklanıyor. Ne demek milletine baglilik. Bu ezilenlerin ulkusu olamaz. Milleti yok etmek olabilir ezilenlerin ulkusu.

Gordugunuz gibi sizin gibi bir Turk milliyetcisi acisindan bunlar bir adim ama Turk milliyetciligini reddedenler acisindan eski yavelerin tekrarindan baska bir sey degildir.

Demir Küçükaydın

http://www.demirden-kapilar.net/anasayfa

Demir Küçükaydın

http://www.demirden-kapilar.net/anasayfa

Beton Kafalı Millet Teranesi

Sevgili Ahmet:Yukarıda vermiş olduğunuz Başbakanın konuşma metnini bu ülkede kafasının içine sokulmayan birey varmı acaba insan düşünüyor.herhalde düşünme yetisine sahip herkes tarafından bilinmektedir.bu kadar savaşçığırkanlığı yapan bir ülkede, bu sitede yazanları savaşçığırtkanı olarak lanse etmeniz sizin ne kadar geniş perspektifte düşündüğünüzü gösteriyor.
sevgili demir hocanın dediği gibi bu sitede yayımlanan yazıları heryerde yayımlayamazsınız ve yayımlamazlar.ama sizin söylediklerinizi bütün savaşçığırtkanı yapan medya yayımlar. mümkünse oralarda yazılarınızı yayımlayın..biz zaten sizin gibi düşünenlerin görüşlerini biliyoruz.ama bu sitede ve buna benzer sitelerde yazılanları toplumun bir çoğu bilmez.müthiş bir engelleme ve yoksayma durumu var.
Mazlum halkları yok etmeye yeltene bir devlette ezilenlerin kendilerini koruma durumu gibi doğal birşey olamaz....

sitede yazmak

sevgili ferhat,ne demek bu sitede benim gibilerin düşüncelerini yazmalarına gerek olmadığı.siz kendi söyleyip kendi dinleyerek ve hep de biribirini dinleyerek "demokrat" olunduğunu nerede gördünüz.
ne güzel diyorsunuz medya denilen sütunlarda görüşlerinize yer verilmiyor diye.hatta bunu bir eksiklik olarak dile getiriyorsunuz ama kendiniz de buna tahammül edemiyorsunuz.
sizin elinizde iktidar erki olmadan farklı düşüncelere bu kadar "tahammülsüz" davranıyorsanız,elinde iktidar erki olanlar neden "farklı"görüşlere tahammül etsinler ki.
o zaman da siz kendi "evinizde" iktidar sahibi olanlar da kendi evlerinde herkes kendi türküsünü çalıp kendi dinlesin öyle mi.
peki uzlaşma nasıl olacak?
nasıl ortak noktalarda buluşulacak.
sizin söyleminizden ben birkez daha anlıyorum ki nasıl iltidar sahipleri varolan konumlarından kendilerine çıkar sağladıkları için bazı sorunların sürmesini arzu ediyorlarsa,sizler de biz çalıp biz dinleyelim diyerek sorunun sürmesinden yana tavrınızı netleştiriyorsunuz ve dar da olsa varolan çevrenizdeki "etki alanınızın"kaybolmasını arzu etmiyorsunuz.
türkiyede yaşayan yurttaşların çok azının sizler gibi düşündüğünü bilmeniz için sadece sitenizde yazılanları okumanın yetmeyeceğini bilmeniz gerekiyor.
diyarbakırda,batmanda herhangi bir eylemde yollara dökülen kadınlı erkekli topluluklar içinde bile "ayrılıkçı"düşüncelere sahip olanların oranı sizlerin öngördüğü veya umduğu kadar değildir.
nasıl ki "cumhuriyet"mitinglerine katılan milyonlar chp yi hayal kırıklığına uğrattı.o eylemlere katılan topluluklar da sizleri hayal kırıklığına uğratabilir.
hep dediğim gibi uzaktan ahkam kesmek işin kolay kısmı.gücü yetenleri madem ki avrupada da "sıkıntı" içinde yaşıyorlar,gelsin diyarbakırda batmanda hareketin içinde sıkıntı çeksinler veya ahkam kesmesinler.
çünkü türkiye devleti bütün şevkatiyle tüm yurttaşlarını kucaklama düşüncesine sahip bir yönetim tarafından yönetilmeye çalışılıyor.
ayrıca sizin göstermediğiniz hoşgörüyü doğan grubunun gazetesinde görmek de fevkalede üzücü.açın bugünkü radikal gazetesini okuyun belki yazdıklarınızdan dolayı üzülürsünüz.

Ahmet'e Sitede Yazmak Hakkında

Sayın Ahmet,

Ferhet arkadaş yazısında anladığım kadarıyla size idari bir tedbir uygulamaktan söz etmedi. Sadece eşetsiz bir duruma değindi anladığım kadarıyla.

Sitenin yöneticisi olarak ben ise, size yazamazsınız falan demedim. Sadece bazı yazım kurallarına dikkat etmenizi istedim. Hatta eğer isterseniz blog açılabileceğini ama yazılarınızın aslında yorum yarakterli olduğunu belittim.

Doğrusu haksız davranıyorsunuz. Kim böyle davranır bize karşı?

Dediğiniz doğru, burası kendi söyleyip kendi dinleyenlerin sitesi olmak istemiyor. En ters görüşlerle bile tartışmaya hazır. Elbette en karşı cepheden insanları ikna etmek ve ön yargıları yıkmak gibi bir sornumuz var.

Ancak siz bu sitenin politikasını ve bu sitede yazanyazarların dediklerini hiç anlamıyor ve anlamaya çalışmadan "bölücülük" paradiglması ile kafanızdaki bir cekmeceye yerleştiriyorsunuz. Başka bir paradigmadan sorunlara bakılamaz mı? Ayrıca başarı mıdır doğruluğun ölçüsü. Her görüş ilk başta çok zayıf değil midir? Önemli olan doğruluk değil midir?

Bu sitenin politikası ile bu sitede yazanlarınki farklıdır. En kaba gözlemle ble bu sitedeki yazarların çok farklı yaklaşımları olduğunu görülür. Onları birleştiren, bu günkü antidemokratik sisteme karşı olmaktır. İnsanalrın, dillerinden, dinleinden, soyalarından, fikirlerinden dolayı baskı altında kalmamasıdır.

Bu siteyi destekleyenler, hedeflerini "Ortadoğu İçin Demokrasi manifestosu" adlı metinde ifade ediyor.

Ayrıca bu sitenin özgül amaçları da "Köksüzün Amaçları", "Abdullah Öcalan Niçin Yazarımızdır?", "Köksüzün kökleri" Sanal ve Basılı köksüz İlişkisi" gibi yazılarda ifade ediliyor.

Bu metinleri okuyun onan sonra bu site hakkında eleştirilerinizi yapın.

Bu metinleri köksüzün temel metinleri menüsünde toplu olarak bulabilirsiniz. Şu adresten de geçebilirsiniz.

http://www.koxuz.org/anasayfa/taxonomy/term/41

Yazarların yazdıkları ise kendilerini bağlar. yorumlarınızı onların ilgil yazılarının altına yaparsınız.

Selam ve Saygılar

Demir Küçükaydın

http://www.demirden-kapilar.net/anasayfa

terör nasıl sona erer?

sayın ahmet,
ilkesel olarak ben de teröre karşıyımdır, insanların korkusuzca yaşayabileceği bir dünya özlemi bunu ifade eder. terör bir güç ve zor kullanımı ve buna uygun araçların birarada bulunacağı bir ortamı varsayar. terör; başta silah olmak üzere bütün baskı araçlarını devreye soktuğuna göre, ilk önce öznelerin bu yöntemi kullanmaması istenir ve ikinci olarak da bu araçların çöpe (asar-i atikalar müzesi) atılmasını ve bunun için de bu öznelerin varoluş nedenleri (sosyal, ekonomik, estetik, kültürel, siyasi, ve ilh.) ortadan kaldırılmalıdır. yani karşılıklı savaşan (veya birbirlerini terörize eden) güçler gereksiz görülmedikçe bu hayal, hem boş hem de yanlıştır.
düşünelim ki, pkk kendini lağvetmeye hazırdır, peki ama onun karşıt gücü olan tsk varlığını korumak istiyor. bu durumda terörün zayıf tarafı kendinisini sonlandırmasına rağmen terör sona ermemiş demektir. yani sizin dediğiniz gibi de bu işler olmuyor. onun için ilkesel olarak herkesin silahlanması ya da silahsızlandırılması eşitlik idealine uygun görülmüştür. yani çelişkiyi yaratan ve vareden karşılıklı iki güçtür. bizler kürtlere örnek olmak istiyorsak, ilk önce kendisini terörle vareden kuvvetlerimizi gereksiz hale getirmekle işe başlamalıyız. ilk önce de düzenli terör aygıtı demek olan şu düzenli ordudan işe başlamak gerekir. düzenli ordu yerine geçmek üzere bütün halkın silahlanması ve yurttaşlardan oluşan ulusal milis gücü istemek bir ilk adım olabilir.
küçük çaplı terör örgütleri, büyük çaplı (ulusal veya uluslararası) terör örgütleri (düzenli ordu) olduğu için vardırlar. bu büyük çaptakiler yok edilmeksizin ötekilerin yok olmasını istemek bu yüzden kerrekare yanlıştır. çünkü bu isteğiniz gerçekleştiğinde büyük terör aygıtları daha çok güç kazanarak özgürlük alanlarına baskı yaparlar.
o yüzden görevler burada şekillenmeye başlar, özgürlük alanlarının (toplumsal ve bireysel) olabildiğince genişletilmesi...
selamlar

söz eyleme dönüşmedikten sonra...

Sayın Ahmet Bey,
elbetteki bir söz bazen bir adım olabilir. kürtler bu adım için bu sözü çok bekledi. tabi her sözün ardından neler olduğunuda artık bizler çok iyi biliyoruz ve görüyoruz. diyarbakırda farklı ankarada farklı konuşan başbakanın sözlerine nasıl inanabiliriz. Diyarbakırdaki konuşmaları hepimizi heyecanlandırmıştı ama ardından ne oldu..her iyimser, bir adım değilse nedir? dediğiniz sözlerin ardından bombalar patlıyor. ayrıca bu sözlerin neye hizmet edceğinide iyi düşünmek lazım..sorunlar ırkçı söylemlerle mi hallolacak?

şiddet; ezen, sömüren, 'ötekileri' kişi saymayanlarca başlatılır. yoksa ezilen, sömürülenlerlerce değil.
uzlaşmayı sağlamak isteyen biri sadece kendi sözlerini dayatarak değil, yıllardır diyalog çağrısı yapanlarla oturup konuşarak bunu halledebilir ve ancak böyle çözüm sağlanabilir.

söz eyleme dönüşmeyince istediğiniz kadar konuşun. zaten yapılanlarda sadece konuşmak değilmi, birilerini uyutmak için konuşulan sözler asla barış getirmeyecektir. geri adım olmaktanda öteye gidemez...