Kürt Halkı Özgür Olmadıkça Savaş Bitmez!

Savaş ne savunalacak, nede övünelecek bir durumdur. Çünkü savaş insanlığı öldürüyor, insanlığı yok ediyor. Dünyada hiç bir savaşın da galibi olmamıştır. Ama insanlar öldürülmüş, insanlar yok edilmiştir!
Ama karşılığı ise, yine insanlığın özgür olması adına yapılmıştır. Malesef kimi savaşların haklı yönü ve maddi temeli olmuştur. Ulusların bağımsızlık uğruna savaştıkları dönemler haklılık temeline dayanır!
Çünkü; ülkesini özgür, bağımsızlaştırmak uğruna mutlaka sömürgeci ülkelere karşı savaşta canlar ölecektir! Bu doğanın bir yasası gibi hiç bir özgürlük, bağımsızlık veya demokrasi kan dökmeden bedel ödenmeden kazanılmamıştır.

Sınıf mücalesi de böyledir tarih de hiç bir işçi hareketi veya sınıf mücadelesi kansız kavgasız bedel ödemeden hak elde etmemiştir! Veya işçi sınıfı burjuva kapitalist sistemi, yok ederken kan dökmeden devrim başarılmamıştır.

Adı üstünde ulusal bağımsızlık dediğin zaman ulusun tüm sınıf ve katmanlarını kaplar. Kapitalizmin şafağında tüm uluslar kendi bağımsızlığını elde etmek için, burjuvazide öncülük etmiş olsa bağımsızlığı ve özgürlüğünü kazanarak kendi sınırları içinde, kendi toprakları içinde kendi dilini, kendi kültürünü, kendi devletini kurmuşlardır.

Kapitalizmin şafağında ulusal bağımsızlığa burjuvazi önderlik ederek hem kendi kapitalist sistemi kurarken, diğer yandan da sömürgeci devletin egemenliğini son vererek sömürgecilerden bağımsız devletini kurmuşlardır.

Kimi ülkeler var ki, hala ne kendi toprakları üzerinde özgür, bağımsız devletini kuramamıştır. Dünyada bazı çarklar geç dönmeye başlamıştır. Avrupa – Amerika ülkelerinde sömürge ve sömürgeci ülkeler kapitalizmin şafağında birbirinden ayrılırken, Orta-doğu ve Asya ülkelerinde bu gelişim kapitalizm şafağında çözülmeyerek günümüze taşınmıştır.

Orta-doğu ülkelerinde Filistin ve Kürdistan hala belirsizliğini korumaktadır. Her ne kadar da Güney Kürdistan Amerika’nın Irak işgali ile Güney Kürdistan’a bağımsız devlet kurma hakkını vereceğini söyesemiş olsa da Bağımsız Kürdistan devleti kurulamamıştır.

Amerikan Emperyalizmi; Türk militer devletinin bastırması ve çıkarları gereği Güney Kürdistan için söylediklerini inkar ederek sadece, bağımsız Kürt bölge ülkesi olarak merkezi Irak hükümetine bağlı olma hakkını vermiştir.

Osmanlı İmparatorluğu yüz yıllar boyu Asya-Orta-doğu ve Avrupa’ya kadar hükümdarlığını göstermeye çalışmış. Ancak; Avrupa ülkelerinde kapitalizm hızla gelişirken bir yandan da Osmanlı imparatorluğunu yavaş yavaş eriterek etkisiz hale getirmiştir.

Emperyalist ülkeler orta-doğu’yu ele geçirmek, Osmanlı imparatorluğunu yıkmak içinde parsel parsel parçalayarak sömürgelerini elinden almıştır. Yani ilk başta Mısır koparmışlar daha sonra sırasıyla tüm Orta-doğu Asya ve Balkan ülkelerini elinden almışlardır. Birinci dünya paylaşım savaşı ile de Osmanlı imparatorluğu Alman emperyalizmle birlikte hareket ederek yenilmiştir.
Böylece 600-700 yıl süren Osmanlı imparatorluğu ve sömürgeciliği de sona ermiştir. Kapitalist –emperyalist sistem sadece Osmanlı imparatorluğunu yok etmiş değil.

Avrupa da süre gelen imparatorlukları da bitirmiştir. Örnek Avusturya imparatorluğu, gibi imparatolukların varlığını sona erdirmiştir.
Elbette imparatorluklar emperyalist-kapitalist sistemden ne ekonomik olarak boy ölçüşebilir!
Nede Emperyalist-kapitalist sistemin İmparatorluklara müsamaha gösterebilir di, böyle bir durum olmayacağına göre imparatorlukların yok olması gerekiyordu. Osmanlı imparatorluğuda birinci dünya savaşında yenilerek bitmiştir.

Yerine ise İngiliz emperyalizmi tarafından desteklenen İttihat Terakiciler olan Kemal harekatı desteklenerek askeri darbe ile Osmanlı İmparatorluğu yıkılarak yerine militer Türk Cumhuriyeti inşa edilmiştir.

İngiliz emperyalizmi ise bunun karşılığı olarak 1918’de Güney Kürdistan’ı işgal ederek petrol bölgesi olan Musul-Kerkük’ü ele geçirmiştir. Henüz yıkılmaya devam eden Osmanlı İmparatorluğunun bu konu da İngiliz emperyalizmine en ufak bir tepkisi ve karşı çıkışı olmamıştır. Yıllarca Musul –Kerkük Kürt halkının İngiliz emperyalizmine karşı savaşı sürerken bu savaşa karşı ne çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğu, nede militer Türk devletini inşa etmeye çalışan Kemalist hareketin bir tepkisi ve sorgusu olmamıştır.

Böylece taki, militer Türk cumhuriyet devletinin sınırları emperyalist ülkeler tarafından Lozan’da çizilerek! Kürdistan topraklarının büyük bir bölümü Türk sınırlarına katılarak sömürge olmasına devam edilmiştir.

Tabikii, Türk militer devleti içinde bazıları bu rahatsızlığın eninde sonunda bir etnik milliyetçiliğe bürüneceğini bilmiştir. Bu durum 1921’de bazı aydınlar tarafından söylemesine, uyarılmasına!Bildirmesine rağmen bile bile, Militer Türk devleti ve Kemal hareketi Kürt sorununa hayır demişlerdir.

89 yıl önce böyle büyük sorunun üstünün örtülmesinin Kürt halkının sonu olmayacağını bilmelerine rağmen aradan 89 yıl geçmesine karşın! Türk militer devleti aynı oyuna devam etmektedir. Kürt halkının haklı baş kaldırışını inkar etmek için bu gün olduğu gibi Kürt ayaklanmaların arakasında dış güçler aranmıştır. Yani soruna Türk devletinin kendi iç sorunu değilde! Başkaların sorunu veya komşusunda olan bir olay gibi bakılmak istemiştir.

Kürt halkının bugüne kadar 29 sefer koca isyanı başkaldırışı oluşmuş her seferinde Kürt halkı bitirilmeye inkar edilmeye üstü betonlamaya çalışılmış ama nafile!
Her defasında Kürt halkı daha güçlenmiş, daha kinlenmiş dimdik yeniden ayağa kalkmasını bilmiştir.

Yıllarca bu coğrafya Kürt halkının dili varlığı inkar edilmiştir. Ama 1984’de Kürt halkının PKK önderliğinde direnişi ile yeniden ayağa kalkmıştır.
Evet; 26 yıldır Kürdistan topraklarında bir savaş yaşanmaktadır. Türk militer devleti tarafından Kürdistan toprakları bombalanarak yakılarak, yıkılarak Köyler, evler, Kasabalar haritadan silinmiştir!
Kürt halkı kendi toprağından sürgün edilmiş, ama nafile! Kürt halkı yılmamış her yerde mücadelesine devam demiştir.

Metropol şehirler birer Kürt mahallesine, köyüne, kasabasına benzeşmiş, gecekondular, varoşlar Kürt halkının direniş kalesine gelerek patlayacak bomba haline dönüşmüştür.
Türk militer devleti Kendi yaptıklarından kendileri ne hat işlediklerinin pişmanlığını dönem dönem sorgulamaya başlamışlardır.
Ama iş işten çoktan geçmiştir. Evet kolay değil bu topraklar da 40 binin üstün de insan canı, insan kanı ile sulanmıştır.
Yüz binlerce insan yaralı ve sakat bırakılmış hala Kürdistan toprakları üstünden fantom savaş uçaklarının attığı bombaların dumanı çıkarken, skorsy helikoptörlerin, attığı mermilerin insanları öldürerek toprağa gömerken, burda haksızlığını görerek!
Kaç sefer Türk militer devleti tarafından Kürt halkı kandırılarak Kürt açılımı sunacağız ama! PKK’siz demiştir. Yani Kürt halkının gücünü yok etmek istemiştir.

Kürt halkını aldatan, dalga geçen Türk militer devleti her seferinde savaşa devam işaretini vererek Kürdistan halkını ve toprağını bombalamaya Kürt halkını öldürerek sindirerek yok etmeye çalışmıştır.

Düne kadar bu topraklarda Kürt yok diyenler bu gün, Kürt hareketinin ve PKK’nin savaşı ile Kürt kimliğinden ve Kürt sorunundan bahis etme durumuna gelmişleridir. Elbette bu katkıda PKK’nin önemi büyük ve inkar edilemez!

En son 2009 ‘da AKP hükümeti ve Başbakanı Kürt açılımından bahis etmesi!

Kürt halkını ve Türk insanlarını savaşın bitişi, barışın sesleri sevindirmişti. Ancak Türk militer devleti ve AKP hükümeti, Kürt açılımın’da yalan ve sahtekar olduğu belli olduğu ortaya çıktıkca saldırğanlaşmıştır.

Kürt seçilmiş milletvekilleri ve DTP’yi susturularak kapatılmış. Yerine kurulan BDP’ye karşı aynı tavrı sergileyerek Kürt halkının siyaset yapmasını engellemek için her türlü saldırıya devam etmektedir.
Kürt hareketini temsilen Kandil’den gelen Barış grubunun temsilcileri 11 kişi bugün tutuklanarak cezaevine konulmuştur.

Bu süreci provokasyona çeviren Türk militer devleti ve AKP hükümetidir. Başta DTP’yi kapatarak Kürt halkına gözdağı vermiştir.

Sonra DTP milletvekili Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk’ün milletvekilliği düşürüldükten sonrada yargılanmaya başlanmıştır.

BDP süreci ilede ne kadar Kürdistan da seçilmişler varsa kelepçelenerek cezaevine konulmuştur. Ayrıca Kürdistan da taşatan çocuklar olarak! 5000 çocuk gösterilerde taşatamaktan tutuklanmışardır.
Haklı olarak da Kürt halkının savaş örgütü! PKK’de Türk militer devletine karşı savaşmaktan başka çare bırakılmamıştır.
İşte bu gün Kürt halkının savaş örgütü PKK veya sivil temsilcileri, Türk militer devleti tarafından muhatap alınıp masaya oturulmadığı sürece! Savaş Kürdistan’da ve meropollerde şiddetlenerek sürecek Türk militer devletinin(Asker) i ve Kürt halkının gerillası ölmeye devam edecektir.
Bazıları bu savaşı rant olarak ve kan politikası olarak kullanmaktadır. Bu savaşın sürmesini isteyenlerin başında Kemalist CHP ve Faşist MHP gelmektedirler. Çünkü MHP’nin bugün milliyetçilik adına yapacak politikası bitmiştir.

Artık Sovyet sosyalist sistemide çökütüğüne göre! MHP’nin yapacağı tek iş mafiyalık yapmaktan başka bir iş kalmamıştır.
Ancak! Kürdistan’dan Asker tabutları geldikçe gıdasını ordan alarak Türk halkını, Kürt halkına karşı düşman etmeye çalışmaktadırlar.
AKP ise, Kürt halkının oylarını almak ve Kürt halkının savaş örgütü PKK’yi teslim alarak Kürt halkını yeniden betonlamak istemektedirler. Bu sürece ve oyuna son vermek gerekir.
Kürt hareketinin yanında yer alarak Kürt halkı yanlız bırakılmamalıdır!Bu süreci boşa çıkarmak için tüm devrimci-komünist hareketlerin ve emekçi sınıflarlarla birlikte yan yana gelerek Kürt halkının haklı mücadelesini desteklemek devrimcilerin ve her onurlu bireyin görevi olmalıdır.

Ya Kürt halkı özgür olacaktır! Ya da savaşacaktır!

Kürt halkı ve Kürt hareketinin temsilcisi PKK yanlız değildir!

Yaşasın Kürt ve Türk halklarının mücadele Birliği!

Mehmet ÖZCAN