TÜSİAD Toplantısında Konuşulanlar Ve Yiğit Bulut
yiğit bulut'un habertürk internet gazetesi köşesinden alıntıdır,ayrıca basın kulübü programında da aynı şeyleri söylemiştir...alıntı daha aşağı kısımdadır...tüsiad'ın içinden sedat aloğluna çok kızmış,hatta ümit boyner'in bu konu hakkında konuşmasını zûl saymış
Daha önceki bazı yorum olarak yazdığım yazılarda da belirtmiştim tüsiad bu sorun hakkında düşüncelerini netleştirmelidir diye sanırım bir iç tartışma yürütüyorlar...bu ülkenin sanayi ve banka sermayesinin toplandığı(bu her ne kadar emperyal sermaye ile işbirliği ve ortaklığı olan bir yapı arz etsede gücünü ve güçsüzlüğünü bu ilişkiden alıyor olsada ortak olduklarınında düşüncelerini yansıtacaklardır) evet onlar konuşmaya ve netleşmeye başladı...ordunun bu konuda konuşması önemli her ne kadar üzerlerine düşen bir durum olmasada(çünkü bu siyasal bir sorun ve ordu siyasetin silahla sürdürülmede kullanılan bir araçtır ;o yüzden aracı kullananın yani siyasilerin konuşması beklenir,hatta bu bağlamda burjuvazinin konuşması gerekir...onlarda konuşmaya başladı,çünkü bu devlet bir burjuva devleti ,sermaye devleti)devletin yönetilip,yönlendirilmesinde burjuvazinin etkisini göreceğiz,güçlerinin ne olduğunu anlayacağız akp bir burjuva siyasal partidir peki ama hangi burjuvazinin temsilcisidir müsiad'ın mı?bunların gücü nedir onu da göreceğiz...acaba hep yanlışmı okudum ve anladım; devlet bir sınıfın diğer sınıflar üzerinde... diye başlayan tezi yoksa devlet bir sınıfın değilde birden fazla grubun kendi aralarındaki dengeden etkilenen bir yönetim ve baskı aygıtı mıdır?
ordu sermayesi tüsiad sermayesi müsiad sermayesi
ordu hem sermaye hem de siyasetin baş aktörlerinden geçmişten gelen bir yapı bu tüsiad sermayesi ordu ile ilişkisinde sözünü dinletebilen bir yapıdamıydı bundan önceleri onu araştırmadım ama şu an ki pozisyonda ordu ile tüsiad sermayesi arasında kürt sorununun çözümü konusunda farklı bir bakış oluşmuş durumda ayrıca akp ile de bir farklılık oluşmuş durumda en azından aşağıdaki toplantıdan yansıyanlar bunu gösteriyor...müsiad'ın bu konuda fazlaca bir konuşması yok ama akp üzerinde bir etkileri vardır sanıyorum,bunun yanında akp nin küresel sermaye ile ilişkilenmesi var bazı pürüzleri bağrında taşısada bu böyle o halde tüsiad ve akp'nin bu konuda ki sürtüşmesinin sonuçlarını göreceğiz evet anlaşılan o ki:
devlet bir bürokratik yapı askeri ve sivil bürokrasiden oluşuyor (yargı,ordu,polis,parlamento(bazen ortadan kaldırılsada)ve diğer alanlar eğitim gibi,sağlık gibi )askerin buradaki ağırlığı 1920'lerden geliyor siyasetin başka araçlarla sürdürülmesinde kullanılan araç olan silah yani savaş yani ordu siyasetin belirleyicisi olmuş;yani siyaset atarfından kulllanılan araç siyaseti kullanan özne durumuna gelmiş ve devlet bir anlamda ordunun bürokratik önderliğinde yönetilir hale gelmiş ,burjuvazinin siyasal alana hakimiyeti sivil tarzda oluşmamış ve ordunun siyasete hakimiyetine kendi çıkarlarına olduğu için evet demişler ve bunu kabullenmişler orduda 1920'lerden gelen ideolojik-siyasi kuruculuğunu bu dönemlerde iyiden iyiye pekiştirmiş
devlet: burjuva sınıfının çeşitli kliklerinin ve sivil askeri bürokrasinin dengeleri üzerinde ama ordunun siyasal belirleyiciliğiyle bugünlere gelen bir koalisyon aygıtı buna oligarşi demek mümkün sanırım,bu bir grup koalisyonu bu koalisyonda ağırlığın birinden diğerine geçebileği ön görülebilir şimdi olanda bu sanırım ağırlığı kimin alacağı noktasında bir anlaşmazlık var mücedele var bu kürt sorunu üzerinden ortaya daha açık ve net olarak çıkacak...
YİĞİT BULUT'UN KÖŞESİNDEN ALINTI AŞAĞIDADIR
,TÜSİAD toplantısında konuşulanlar hakkında en güzel yorumu bence Mehmet Şandır TV ekranlarında yaptı ve durumu tespit ettikten sonra “kınıyorum” cümlesi ile bitirdi!
Diyeceksiniz ki; TÜSİAD toplantısında neler oldu?
Hukuki olarak “kuşları sevenler derneği” ile aynı statüde olan ama son Başkan’ın deyimiyle “verginin % şu kadarını biz veriyoruz, konuşuruz” mantığından yola çıkarak ülkemizin nasıl yönetileceğini de “arada kısaca özetleyen” bu “yapının” toplantısında bakın neler konuşuldu!
Toplantı sonrası gazetelerde çıkan yorumlardan aynen aktarıyorum; “...En çarpıcı konuşmayı işadamı Sedat Aloğlu yaptı. Bir dönem DYP’den milletvekilliği de yapan eski İKV Başkanı şunları söyledi: “Yıllar önceydi. Kürt konusunu toplantılarda dile getirdiğimde bu konuyu tartışalım dediğimde beni Kürtçülükle suçladılar. Ben en milliyetçi insanlardan biriyim... Bir de şunu söylemek istiyorum. Artık hoşlanmadığımız birtakım şeyleri duymaya alışmamız lazım. Bakın birkaç tane sayayım: 1-Çözüm aşamasında İmralı’nın görüşmelere katılması... 2- Anayasa’ya “bu ülkeyi Türkler ve Kürtler kurdu” maddesinin eklenmesi tartışmaları... 3- Bölgesel özerklik. Bunların kusulması lazım ki pislikler temizlensin. Kabullenilmesi zor olan konuşmalar yapılmalı...”
Sevgili dostlar, yukarıdaki konuşmalar “vergiyi biz veriyoruz, konuşuruz” mantığı içinde olanlar tarafından yapılıyor! Bu noktada bu arkadaşlara soruyorum: “Vergi veriyorsunuz diye ülke hakkında taviz verme hakkına sahip mi oluyorsunuz”!
Not: “Verginin şu kadarını veriyoruz, konuşmak hakkımız” diyen TÜSİAD’a soruyorum: “Getirinin ne kadarını alıyorsunuz”! Bir Türk vatandaşı olarak sınırda aslan gibi çocuklarımız ölürken, Ümit Boyner‘in “Türkiye hakkında fikir yürütmesi” beni kahrediyor!
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Gördüğüm kadarıyla devlet denilen aygıt üzerinde etkili olanlar bir mücadele içerisindeler ORDUNUN GENEL ANLAMDA AKLI AŞAĞIDA; BUNU SİVİL BÜROKRASİDE DÜŞÜNENLERDE VAR VE ÇOĞUNLUKTALAR,MHP,CHP DE BUNA SİYASET ALANINDAN KATILIYORLAR...AKP'NİNDE NÜANSLAR DIŞINDA FARKLI OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM...NASIL DÜŞÜNÜYORLAR VE NELER OLABİLİR
DAHA ÖNCE YAPTIĞIM BİR YORUMDAN
nasıl düşünüyorlar?bence şöyle düşünüyorlar
çünkü demokratik özerklik ayrışmanın ilk adımı olarak görülüyor,anadilde eğitim ulusal ayrışmanın eğitim alanı ve bu alan düzenlenirken iç yabancılaşmanın oluşacağı düşünülüyor... kürtlerin, türklerin dışında kendini varedeceği ve kendine güvenen bir toplum olacağı düşünülüyor yani kürt, türksüz(BURADA TÜRK YÖNETEN ULUSUN ELİT DÜŞÜNCESİ) var olabilecek kendi kültürüyle kendi diliyle kendi örgütlülüğüyle ve bunun yanında kendi özerk ekonomisiyle bu onları rahatsız ediyor istenilenler verilirse direnenlerin savaşanların hak alabileceği kanıtlanmış olacak bu da onları rahatsız ediyor..ortadoğu da direnen bir halk hak almış olacak alnının teriyle hakkını almış olacak bu da amerika gibi bir emperyalisti rahatsız ediyor..neden kabul edilebilir değil kürtlerin istedikleri benim görebildiklerim bunlar bir de türk devlet yetkililerinin genel karekteristiği "cumhuriyetin" kuruluşunun, kuruluş felsefesinin köklerinde yatmaktadır iktidarını başka halklarla paylaşmak istememektedirler...başka sınıflarlada paylaşmak istememektedirler...bunun ordu içindeki yansımalarıda var,"sivil bürokrasi"içinde yansımalarıda var siyasi partiler içinde yansımalarıda var...
diyorlar ki:
bizsiz hiç kimse var olamaz yani bağımlı olacaksın diyor bana bağımlılıkla birlikte var olabilirsin diyor özerkleşemezsin diyor,bağımsızlaşamazsın diyor...toprağa bağlı coğrafya siyasal gücümün sınırlarıdır bu siyasal güce tekabül eden coğrafya içinde özerklik şeklinde var olmak isteyen bir siyasal hareket veya coğrafya beni böler diyor ve buna izin vermem diyor...
türkiye içindeki hiç bir halk türksüz var olamaz olamayacaktır diyor bununda sınırlarını çiziyorlar
anadilde eğitim olamaz diyorlar çünkü işin kökü buradan geçiyor diyorlar bu ayrışmanın,özerkleşmenin ilk adımıdır diyorlar bu türksüz var olabilmenin başlangıcıdır diyorlar...bu yüzden kürtlerin istekleri kabul edilebilir değil...kürt,türk çatışması noktasında öcalan'ın yaptığı uyarıyı da bülöf olarak alıyorlar,öcalan'ın bu noktada müdahale edeceğini düşünüyorlar..veya böyle bir içsavaş olabileceğini öngörmüyorlar,halkların bu uzun düşük yoğunluklu savaş döneminde birbirlerini boğazlamadığından hareketle böyle bir boğazlaşmanın olmayacağını öngörüyorlar...eğer bu tür bir tehlike olursa ne yaparlar onu olayların gelişmesi gösterecek bu bir satranç oyunu...sokağa çıkma yasağından ,sıkı yönetim ilan etmeye evrilecek bir süreç gelişebilir hatta öyle bir noktaya getirilebilirki ordu hükümete olayların seyrinin kendilerinin el koymasını gerektirdiği şeklinde baskı uygulayabilir...ordu içinde sanki bir yapı pkk ve kck nin demokratik özerk kürdistan ilanını ve bu ilanın gerçekleştirilme aşamalarını ülkedeki siyasete el koymanın bir nedeni olarak gösterecek düzeye kadar bekleyebilirler yani asker ölümleri artar..özerkliğin ilanı ve gelişme aşamalarında sistemi zorlayacak noktaya kadar gelmesine üstü örtülü savaşıyor görüntüsü vererek bekleyebilirler bunun sonunda pkk-kck nın yaptığı özerklik hamlelerini çok derinlemesine kürt halkına müdahaleye dönüştürebilir ve bunu meşruluk alanı olarak sunabilirler...buna top yekün ezme harekatı denebilir...bu elbette bir senaryo
- coşkun edip soykan ağ günlüğü
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
