Ortada.. "Yeniden" başlayan bir savaş mı? var.. ve başlatan PKK mi? de.. PKK silah bıraksın deniliyor..
"yeniden" başlayan bir savaş var mı??? ....!!!
öncelikle bunu yanıtlamalıyız..
"kamuoyunda"..!! sanki.., yokmuş-muş..da.., "yeniden" başlayan bir savaş varmış-mış gibi "konuşuluyor"...
bu savaş 30 yıldır sürmektedir.. tam 30 yıldır..
bu savaş ne zaman ve neye karşı başladı..??
12 eylül rejiminin varlığını bir tarafa bıraktım.. madem.., devrimci-demokrat bir savaş değil!!! de sadece "ulusal(etnik)" bir savaş ..
"burdan yakalım".. o zaman.. yani buradan konuşalım..
bu ülkede..; 1984 yılına kadar kürt varmıydı.. hak-hukuk-guguk işlerinden geçtim.. kürt varmıydı..?? yoktu..
var denilince ne oluyordu..?? bir savaş açılmıyormuydu... var diyenler sadece kürtlermiydi..? başka var diyenlere de savaş açılmıyormuydu..?
açılıyordu..
sene 1984.. kürtler edi bese dediler ve varlıklarını ispat etmenin tek yolu olarak bırakılan isyanı seçtiler.. hoş bu ilk isyan da değildi.. ben buradan yola çıkıyorken eskileri de yok saymıyorum..
aksine geçmişde isyan edenlerin bir çoğunun bile bugün ne menem işler yaptığına vurgu yapmak amacı ile 1984 le başlıyorum..
konumuz pkk ve "imralı" ya..!! eh.. buda 1984 ile anlamlanır..
bu arada belirteyim.. biz vatandaş.. bir demokrat kişi olarak konuşuyor ve realite nedir açıklamaya çalışıyorum.. tüsiad ne yapıyor ise hukuksal olarak onu yapıyorum.. yarın dava açarlarsa "suç ortağım" tüsiaddır..
bu "zorunlu" açıklamadan sonra.., konuya dönersek..
bu ülkede 1923 le beraber kürt yok sayıldı ve kürde savaş açıldı... bu askeri oldu.. sosyal-siyasal oldu psikolojik oldu ahlaki oldu .. oldu da oldu..
karşılığında da.. askeri.., sosyal-siyasal vs. isyanlar oldu..
1984 de bunlardan bir tanesidir..
amed zindanı sadece bir zulüm değildir.. bu yanı çok işleniyor ama.. kürt halkının en güzide evlatlarının asimilasyon-teslimiyet yada yok edilme sürecidir.. bu "yol-yöntem" ile kürt halkına yönelinmiştir..
kürt halkının ve de devrimcilerin en güzide evlatları buna yanıt vermiştir.. bu yanıt 1984 den itibaren de kürt halkında yankı bulmuştur..
olay budur..
var olan savaşa verilen bir yanıttır.. bir savaş başlangıcı değil.. pis-kirli bir savaşa bir isyan başlangıcıdır..
1990 da demirel "kürt realitesini" tanıyoruz dedi.. buradaki tanıma kürtleri değil bir gerçekliği tanıma idi.. yani bu sefer kürtler sağlam isyan ediyorlardı.. ve varız asla yok sayamazsınız diyorlardı.. bu realite sistemde değişik şekilde yankı buldu..
1- anlaşma-uzlaşma bu yol ile ehlileştirme tarzlarını işletmek..
buna da hayır denmedi.. yeterki.., 67 yıllık bu savaş dursun..
ve o dönemi anımsayın.. belgeli anımsayın.. "hikayeleri" değil..
2- bu realiteyi bir şekilde bertaraf edelim.. yok edelim.. kürtleri tanıyalım ama kürtlerin bu isyan yöneticisi yapısını yok edelim..
1990 ile 1993 arasında bu ikili duruş arasındaki çatışma işledi..
özal 1. şıkka yanaştı.., tasfiye edildi.. neden edildi küresel güçlerin hangi kanadı bunu yaptı bu ayrıdır..
ama.., 1993-96 arasında yaşanan kirli savaş sürecine ve bunların yürütücülerine bakıldığında 2. şık işlesin diye kürt halkı da saldırıya uğradı..
yani.., sistem tarafından savaş şiddetlendirildi..
ama bitmedi.. realite giderek halklaştı-halkı politikleştirdi.., halk realiteyi aştı. politik-demokratik kürt halk hareketine dönüştü..
tercüme edersem..; kürt halk direnişi.., sürecin.., etnisite ile sınırlı değil.., ülkenin demokratikleşmesi ile bağlantılı olduğunu ispatladı.. ama bunu sadece sisteme ispatladı.. sol içinde gerekli yankı görmedi..
1996 da susurluk ile frene basıldı.. ama bu bir değişim yada savaşın durması freni değildi.. başaşağı şarampola giden bir sistemin "düzene" sokulması içindi..
bu arada yine savaş devam etti ve her zaman olduğu gibi tek taraflı ateş-kesler uygulandı..
ateş-kes kararlarını alan... savaş açanlar değil.., savaşa isyan edenlerdi..
bu hiç görülmedi.. halen de görülmüyor..
kürt halk önderliğine yapılan "uluslararası komplo" da bir savaş biçimidir..
aradan kaç yıl geçti.. ve tüm savaş politikaları boşa çıkarıldı.. ama bunu da gören olmadı..
en son açılım dediler.. dediler de.., savaş durdu mu..??
ortada bir ateş-kes var.. ama sistem hala saldırıyor.. buna karşın barış diye direnildi.. kayıplar verildi yine inatla barış denildi..
son yerel seçimlerle birlikte.. savaş "yeni" biçimi ve "yürütücüleri" ile devam etti..
pkk eylemlerine savaş diyenler..
akp-tsk ve "goygoycuları" yada dolaylı "destekçileri" ile yapılanları bir analiz edin..
bu savaş değil de nedir sizce..??
binlerce kişi çocuk içerde.. öldürüldü.. tecavüz edildi..
habur'a barış için gelenlere dokunma.., ama yasal olarak var olanlara saldır..
bu "iki yüzlü-sinsi" gelişmelere karşın barış denildi.. "dostların" "teslimiyetçi" "sistem ile uzlaşma" vs. eleştirilerine karşın.. barış denildi..
haklıların önüne yemeyecekleri yemek(tırşık) konulmuş sofraya onurları ile oturup bunu yemeyiz de demesini bilmişlerdir..
yemediklerini görünce daha azgın biçimde saldırmış tahrik etmişlerdir..
şimdi kalkmış.. savaş yeniden başladı diyorsunuz..
bittimi ki?? başlasın..
ve ortada bir savaş yaratan sürdüren yokmu??
kim ise.., ona seslenin.. ona silahları susturun değin..
savaşın bir tarafı olarak sunduğunuz güç şöyle diyor..
((Türk devletinin, AKP hükümetinin ve biz Kürt tarafının 16 aylık süreçte pratik olarak ne yaptığını araştırılması ve belgeleriyle birlikte rapor getirilmesi durumunda gerçekten çözüme gelmeyen tarafın kim olduğunu tespit edecektir.)))
bunu dikkate alın..
kafanız mı basmıyor.. yoksa işinize mi gelmiyor.. da..
pkk silahları bıraksın diyorsunuz..
yaşanlarla ilgili ve türk-iye solu ile ilgili.., benim dilimi beğenmiyorlar.. dilimi kesin ama yukarıdaki gerçeklikleri ve söylemi de dikkate alın bari..
((Ateşkesin gereklerini yerine getirmeyen biz değil, devlet ve hükümetin kendisidir. İkna edilmesi gereken ve çağrı yapılması gereken taraf Türk Devleti ve AKP hükümetidir. Devletin ve AKP hükümetinin yaptığımız ateşkesler karşısındaki pozisyonunu ve yaptıklarını gözardı ederek hareketimizden tekrar tek taraflı silahların şartsız bırakılmasını istemek, AKP’yi ve Türk devletini sadece saldırılarında cesaretlendirir. Çözümü değil çözümsüzlüğü derinleştirir.))
haksızlar mı?? tüsiad kadarda mı olamıyorsunuz.. bu ülkede gerçekliği söylemek ve buna dokunmak tüsiad gibi "timsahlaramı" kaldı..
(sözlerim bu uğurda çaba sarf edenlere değildir ama azınlıktadır)
kısaca..,
ortada yeniden başlayan bir savaş yok..
bunu dillendirmek.. sinsi bir söylemdir..
çünkü süren bir savaş karşısında .. pkk aktif meşru savunma kararı almıştır..
bu kararla birlikte bu söylemler başladı.. sisteme de sesleniyor-muş-mış.. gibi söylemler bu mantaliteyi saklayamaz..
pkk aktif meşru savunma kararını almakta haksız ise..
bunu kararı yaratan koşullar nezdinde bunu ele almak.., eleştirmek ve seslenmek gerekir..
eğer ortada bu kararı almasını gerekli kılacak bir savaş hali yokken almış ise tamam.. vurun abalıya..
yoksa..
benim keskin bulduğunuz dilim-vicdanım.. sürekli.., soracaktır..
kimden yanasınız..?????????**
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
