Sivas Madımak'ı unutmayalım

Tarih, bir bakıma insanlığın hafızasını elinde tutar. Günlük hayatın içinde yaşanan acıları unuturuz, zaman içinde üstü küllenir. Toplum olarak bu topraklarda yaşadıklarımızın üstü son yıllarda epeyce küllenmiş görünüyor.

Oysa unutmak, hafıza yükümlüğünü yok etmek, farklı bir zamanda, farklı bir mekanda, her şeyin yeniden yaşanabileceği gerçeğini de unutmak olur.

Çoğu zaman hafıza, toz bulutuna yakalanmış gözkapağı refleksiyle kapanır, canının yanacağını hissedince boşaltmaya çalışır her şeyini. Acılarını bellek denen uçurumun en derinine gömmesi gibi... Eskiler olan biteni unutuyorlar, yeni nesillerin ise haberi olmuyor. Bu nedenle geçmişi hatırlatmak için zaman zaman, o külleri eşeleyip ateşi harlatmak gerekiyor. Şairin dediği gibi;

'Unutmak seni

Dikenli tellerle sarıvermek bedenimi,

Yok etmek göz bebeğimdeki cennetimi,

Öyle bir şey ki, unutmak,

Ellerimle dikip kefenimi,

Yaşarken ölmek gibi.'

Neyse ki tarih var, hafıza var... Her şey kayda geçiyor orda... Bütün bir ömrün tüm rüzgarları ve sabıka kayıtları var orda... Kokuşmuş aygıtların öncül ve ardılları... Hayatın tüm mağdurları var orda ve müzmin yoksullukları... Pişmanlığın faydasızlıkları var orda. Yüreğimizin kapakçıkları, beynimizin ince zarları... Önyargılar, yargısız infazlar, inkar ve imhalar var, ihanetler var orda...

***

Tarih kitapları Ortaçağ'da dinsel suçlamalarla insanların yakıldığını yazar... 21. yüzyılın eşiğinde 2 Temmuz 1993 tarihinde Ortaçağı hortlatmak isteyenler Sivas'ta Madımak Oteli'nde bir katliam gerçekleştirdiler. Pir Sultan Abdal Şenliği'ne katılan çoğu şair, yazar ve sanatçılardan oluşan 37 aydın diri diri yakıldı... Metin Altıok, Behçet Aysan, Uğur Kaynar, Asım Bezirci, Asaf Koçak, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu ve diğer canlar... Daha yazılacak şiirler, söylenecek türküler vardı...

***

'Biri mutlaka vardır

Zonguldak'ta Sivas'ta

Yakında ya da uzakta

Binlerce baca arasında

Dumanı lekesiz biri...' diyor bir şiirinde Metin Altıok. Ama onun payına 'dumanı lekesiz biri'leri düşmedi Sivas'ta. Zaten o hep 'savaşları yitirmeye razı'ydı. Kendine kefen biçer kendi teninden. Işık sızan bir pencere gibidir şiiri. Gecesefaları gibi, akşam açıp sabah örtünür, yeter ki yitireceği aşkları olsun. Beyaz mürekkeple yazar her aşkın güncesini. Tutkulu ama sabırlı, konuk gittiği acının kiracısı olur bir vakit, kimliksiz ölüler görür ömrünün 'on yılını geçirdiği doğu illerinde' yeni bir gerçek edinir.

Metin Altıok için, yazmak yaşamakla özdeştir: 'Yazmak bir çeşit kendimi ve yaşadığımı ödemek sorunudur. Çirkinliklerle doldurduğumuz ama aslında kendi güzel hayata 'ben'im ve insan olarak herkes adına ödemem gereken bir kefaret olarak görüyorum yazmayı. İsa çarmıha gerilerek ödedi, ben yazarak ödüyorum' diyordu bir yazısında. Yazarak ve yanarak bu 'kefareti' fazlasıyla ödedin Metin Altıok: Şiirin yanlız kırgın 'Gezgin'i.

***

'belki sararmış

belki esmer bir çocuğun dilinde

bütün derinlikler sığ

sözcüklerin hepsi iğreti

değişen bir şey yok ölüm hariç.' dizeleri Behçet Aysan'a ait. Sımsıcak imgelerin şairi, güncelde kalıcıyı aradı hep. Gecede bir 'Karşı Gece'ydi, 'Sesler ve Küller' arasında kırık bir 'Deniz Feneri' ve bir 'Eylül' sabahında yakmış gemilerini.

O'na göre şiir; 'Kendi toplumundan yola çıkarak evrensel ölçekte aynı sorunları olan insanlığın nabzını çoğul değerler içinde elinde tutar. Kitlesel bilinçaltını sarsar.'

Bazen bir ranzaya çıkarak kırık camlı bir pencereden bakar dünyaya, bazen sararmış eski resimlerden... Ve alnında biriken terden anlamış 'Her şey sevmekle başlar.'

Sevgiden, barıştan ve güzelliklerden yana bir dünya özledi hep. Verilmeyen bir mendil, üzgün bir gül gibi kanadı durdu, umudunu yitirmedi hiç... Unutmadı bir öpüşün bıraktığı harlı lekeyi.

***

'kadeh kaldırın

damatlık giysileriniz içinde

bıyık altından gülün

yarattığınız ölüme.' diyordu Uğur. Uğur Kaynar, Sivas / Zaralıydı. Gençliği tutukevlerinde geçen bir kuşağın temsilcilerindendi. Bu kuşağın duygu birikimi boy verdi şiirlerinde. 'Mapusluğa iyi gelir' diye dostlarına bir merhaba niyetine şiir gönderdi. Kurduğu 'Elyazıları Yayınevi'nde çeşitli şairlerin elyazısı yapıtlarını yayımladı.

Ter kokulu şiirler düşüne sonra 'Çiçekler Halaya Durdu'' sonra 'Gizemya' ve 'Aşıkınam.' Son fotoğrafında Metin Abi'sinin yanında oturuyordu. Bakışlarında donmuştu zaman...

***

Bu buruk yazıda, 37 güzel insanı, onlarla birlikte yakılan üç dost, üç şair arkadaşın şahsında bir kez daha anmak istedim. Onlar kanayan yaramızdır.

Kanayan bir imgedir Sivas... Alevler içimizi yakmaya devam etsin...

Unutmayalım.

A.Hicri İZGÖREN
hicriizgoren@gmail.com