Şiirlerin tarihi

Esasında şiirler de yazıldıkları zamanın tarihini ifade ederler. Yazıldıkları tarihin acıları, yaşamı, duyguları vardır şiirde. Şiirler de bir tarihtir esasında. Ulusal şiirler de ulusçuluğun tarihini gösterir ama barış şiirleri de barışın o dönemdeki istencini vurgular. Nazım Hikmet Şiirleri hem duygu yüklüdür hem de o dönemdeki yaşanan olayları bize ifade etmektedir. 1917 Sovyet Devrim tarihi gizlidir şiirlerinde. “Salkım Söğüt” bunun belgesidir. Namık Kemal’in şiirleri, ulus-devletçiliğin ilk nüvelerini taşır. Mehmet Akif Ersoy’un şiirleri İslamcı açıdan olayları irdeler. Başka şairlerinki de ideolojilerine uygun olarak kendi tarihlerinin bir aynasıdır. Yaşanan o tarihi olaylar şiirlere aksetmiştir.

Savaş bittiği gün o şölen gününde

Tüm namlular ilan ederken zaferi,

Bir an, özel bir duyguyla

Sarıldı hepimizin yüreği...

(Tvardovski Aleksandr, Çev. Ataol Behramoğlu, 1990)

Mehmet Yaşın, 1991 yılında Kıbrıs’taki bir köy hayatını şöyle dizelerle yansıtyor bize. Çok kültürlü bir Kıbrıs köy yaşantısının nağmelerini almaktasınız şiirinde… ve bu köyden Kıbrıslıtürklerin 1974 yılında göç ettiklerini de belirtmeliyim:

Arodes 72 nüfuslu bir köydür

Ben de içinde.

Herkesle beraber kiliseye giderim Pazarları

-iyi bir Kemalistti babam-

Herkesle beraber Komünistlere oy verir, dua ederim

İsa ile Hristofyas’a

Ve köyün biricik kızını aşkla süzerim…

15 Temmuz 1974’ü yansıtan bir şiir

15 Temmuz 1974 yılında sabahleyin gözlerini uyukudan açan tüm Kıbrıslılar faşist Yunan Cuntası’nın darbesini Yunan marşlarıyla duymuşlardı. Bir hafta sonra ise artık Türk müdahalesi başlıyordu. Tüm adanın tarihini şimdilere kadar etkileyecek büyük olaylar oluyordu Kıbrıs’ta. Ve işte o anı şair Fikret Demirağ (Eylül 1984) şu dizelerle tarihe mal ediyordu:

Akdenizli tozlu sarı bir on beş temmuz sabahı

Bir daha yaralandı zaman, evler, ağaçlar

Gene roketatar mermileri kanattı sessiz yazı…

Şair Ümir İnatçı (1982-1983) ise onyıllardır çekilen acıları dizelerinde o tarihi olaylardan da esinlenerek şöyle yansıtmaktaydı:

Kıbrıs bin korku

Kıbrıs bin kaçak

Alır atılır yollara

Kıbrıs bin göçmen Vuracak yer arar

Yumruğu taze olanı…

Yaşar Osman ise; (1971) tüm yaşanan acıları şu isyanıyla yansıtıyordu dizelerine:

Yakamazsın sen beni,

Ateş, benim

Boğamazsın beni su ile,

Su, benim

Vuramazsın beni silahınla

Kurşunu, benim.

Canımı da alamazsın, bil,

Azrail, benim…

Çekilen acılara karşı isyan eden şairler

Tüm şiirler Kıbrıs insanının çektiği acılara karşı isyanını yansıtmaktadır ve bize şiirlerin de tarihin bir parçası olduğunu söylemektedir (Beste Sakallı):

At aşağı

Lefkoşa’nın ışıklarını

Girne kalesinden

Kemikleri sızlamadan

Sök dalgın bakışlı

Yaseminlerimi köklerinden

Mehmet Yaşın, olaylı Kıbrıs’ı Pathos adlı kitabında şöyle anlatıyordu bizlere(1990):

Sığınaktan çıkınca tanıyamadık ülkeyi

Değişmişti renklerle sesler

Köylerin yolların adı birer birer.

“Şimdi nasıl bulacağız evimizi?”

Nereye sapsak bir çıkmaz sokak

Barikatların kestiği...

Yine de şairler kesmezler umutlarını ülkelerinden...

Şair Hüseyin Irkad’ın (1933-2004) dizeleri, bunca acı ve eziyete karşın yurduna karşı umudu ve sevgiyi seslendiriyor bizlere:

Aylar yıllar hep geçecek

Niceler doğup göçecek

Sana sevgim sönmiyecek

Canım yurdum Kıbrısım

Kimler gelir kimler gider

Kimi ağlar kimi bekler

Benim yarim sende ne der

Güzel yurdum Kıbrısım

Sunduğum bu şiirler acılarla yoğrulmuş Kıbrıs insanının tarihini de sunmaktadır bizlere. İçinde bulunduğumuz bu günlerde ,36 sene önceki Kıbrıs’taki olayların anıları beyinlere tekrar yansırken, şiirlerimiz de tarihin bir aynası olarak beyinlerde laik oldukları yerlerini de korumaktadırlar… Hem de tarihin esas anlamının insan sevgisi olduğunu haykırarak…