Skip to the navigation
.
Skip to the content
.
Köxüz Sitesi bundan sonra http://www.koxuz.net/anasayfa/ adresinde devam edecektir.
Anasayfa
Son Gelenler
Köşe Yazıları
Bloglar
Forumlar
Yorumlar
Kitaplar
Galeriler
Kontak
Linkler
Ana Sayfa
»
Anasayfa
Aşağıdan Çalışan Giyotin
Görüntüle
Düzenle
links
Başlık:
*
Kategoriler
Köşe Yazarları:
*
- Lütfen seçiniz -
A. Hicri İzgören
Abdullah Öcalan
Abdullah Korkmazhan
Ali Dehri
Avni
Ayhan Bilgen
Ayşe Günaysu
Çözüm Defteri
Öteki Tarih
Özgür Amed- Kurdocul İşler
Özgür Ünveren
Birol Dinçel
Cihan Erdoğan'ın Yazıları
Delil Karakoçan
Demir Küçükaydın
Deniz Tilyos
Erkan
Erol Özkoray
Esen Uslu
Esra Çiftçi
Faysal Özçift
Ferhan Umruk
Ferhat Arslan'ın Fotograf Çalışmaları
Ferhat Tunç
Fırat Aydınkaya
Garbis Altınoğlu
Gün Zileli
Günay Aslan
Hakan Akçura
Hakan Öztürk
Halil Savda'nın Yazıları
Haluk Gerger
Handan Çağlayan
Hasan Oğuz
Haşim Kutlu - Kızılbaş Meydanı
Hüseyin Aykol
Hüseyin Çelik
Hrant Dink
Kardeş Türküler
Köxüz
Kiraz Biçici
Koray Düzgören
Loqman Ehmed'in Çalışmaları
M. Şehmus Güzel
Medya Diyalog
Murat Çakır'ın Yazıları
Murat Kanatlı
Muzaffer Oruçoğlu
Mıgırdiç Margosyan
Ozan Değer
Ragıp Duran-Apoletli Medya
Ragıp Zarakolu
Ramazan Kaya
Sait Çetinoğlu
Salih Kadim
Sevan Nişanyan'ın Yazıları
Sezai Sarıoğlu
Tayfun Şen
Tayfun İşçi
Teslim Töre
Ulus Irkad
Uğur Kemal
Veysi Sarısözen
Yalçın Yusufoğlu
Yüksel Genç
Yıldırım Onat
Zeliha Akpınar
Şaban İba
Şeyhmus Diken
Köşe Yazarları burada kendi isimlerini seçmeli
Bölümler-Konular:
*
Gündem
-"Barış Süreci"
-"Kürt Sorunu"
-Anayasa Tartışmaları
-Avrupa Birliği
-Çatı Partisi Tartışmaları
-Büyük Ortadoğu Projesi
-İnsan Hakları
Politika
-Türkiye Politikası
-Ortadoğu Politikası
-Dünya Politikası
Ekonomi
-Dünya Ekonomisi
-Türkiye Ekonomisi
Sınıflar ve Partiler
Sosyal Hareketler
-Ulusal Hareketler
-Barış Hareketi
-İşçi Hareketi
-Çevre Hareketi
-Kadın Hareketi
-Gençlik Hareketi
Kültür ve Sanat
-Plasitk Sanatlar
-Sinema - Tiyatro
-Edebiyat
-Müzik
Dosyalar
-Hrant Dink Cinayeti
-Şemdinli
Linkler
Bilim ve Teknik
-Doğa Bilimleri
-Toplum Bilimleri
Yaşam - Günlük Hayat
-Medya
-Spor
Felsefe
Köxüz'den Yazılar
-Köxüz'ün Temel Metinleri
-Köxüz'den Mektup
-Köxüz Redaksiyonundan
-Köxüz'den Yorumlar
-Köxüz'ün Künyesi
Okurladan Yankılar
Lütfen yazınızın yer alacağı bölümü seçiniz.
Ana Metin:
<p> <meta content="text/html; charset=utf-8" http-equiv="Content-Type"> <meta content="Word.Document" name="ProgId"> <meta content="Microsoft Word 12" name="Generator"> <meta content="Microsoft Word 12" name="Originator"> <link href="file:///C:%5CUsers%5Cyy%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_filelist.xml" rel="File-List" /> <link href="file:///C:%5CUsers%5Cyy%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_themedata.thmx" rel="themeData" /> <link href="file:///C:%5CUsers%5Cyy%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_colorschememapping.xml" rel="colorSchemeMapping" /><!--[if gte mso 9]><xml> Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><![endif]--><style type="text/css"> <!-- /* Font Definitions */ @font-face {"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; font-size:12.0pt;"Times New Roman","serif"; mso-fareast-"Times New Roman";} p.MsoFootnoteText, li.MsoFootnoteText, div.MsoFootnoteText { mso-style-link:"Dipnot Metni Char"; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; font-size:10.0pt;"Times New Roman","serif"; mso-fareast-"Times New Roman";} span.MsoFootnoteReference { vertical-align:super;} span.DipnotMetniChar {mso-style-name:"Dipnot Metni Char"; mso-style-link:"Dipnot Metni";"Times New Roman","serif"; mso-ascii-"Times New Roman"; mso-fareast-"Times New Roman"; mso-hansi-"Times New Roman"; mso-bidi-"Times New Roman";} .MsoChpDefault { mso-bidi-"Times New Roman";} .MsoPapDefault { margin-bottom:10.0pt; line-height:115%;} /* Page Definitions */ @page {"file:///C:/Users/yy/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_header.htm") fs;"file:///C:/Users/yy/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_header.htm") fcs;"file:///C:/Users/yy/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_header.htm") es;"file:///C:/Users/yy/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_header.htm") ecs;} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt;} div.Section1 {page:Section1;} --> </style><!--[if gte mso 10]> <style> /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-style-parent:""; line-height:115%; font-size:11.0pt;"Calibri","sans-serif"; mso-fareast-"Times New Roman"; mso-bidi-"Times New Roman";} </style> <![endif]--> <p style="margin-left: 72pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Philip Short, <i>Mao Zedong-Bir Yaşam</i>, çev: Yavuz Alogan, İthaki, 2007, 719 sayfa (orijinal baskı: 1999)</span></b></p> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Çağa damgasını vuran büyük bir devrim ve bu büyük devrimin idolleşmiş lideri Mao Zedung. Mao, yalnızca, uzun süreli bir silahlı mücadeleyle gerçekleşen yeni tip bir köylü devriminin değil, aynı zamanda sosyalist devrimin kuruluşunda “kapitalist yolculara” karşı aşağıdan bir kültür devriminin de önderi olarak, 1960’lı yıllarda o zamanki devrimci gençlerin idolüydü. Aramızdaki ideolojik tartışmalarda Mao hepimizin ortak ve vazgeçilmez referans noktasıydı. Bu referans noktası, özetle “devrimci şiddet” sözcüklerinde özünü bulurdu. O zaman neredeyse herkesin ağzında bir “devrimci şiddet” lafı dolaşır durur ve bu laf en çok Mao’ya dayandırılırdı. “İktidar namlunun ucundadır” diyerek devrimci şiddeti veciz bir şekilde ifade eden oydu çünkü. Hepimiz bu sözü, üzerinde çok da düşünmeden, tekerleme gibi tekrar eder dururduk. O zamanki devrimci gençlerin silahlı serüvenlere girişmelerinde Che Guevara kadar Mao’nun da büyük payı vardır. </span></div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Bu kitap incelemesinde ben, Mao’nun gelişim çizgisini, elbette başka önemli noktaları ele almakla birlikte, esas olarak bu “devrimci şiddet” sarmalı açısından inceleyeceğim. Neydi “devrimci şiddet” ve nelere yol açtı? </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Mao ve Anarşizm</span></b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Mao’nun devrimci yaşamı, o sırada, tüm dünya çapında ana devrimci-radikal akım konumundaki anarşizme eğilim duymasıyla başladı. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“O sırada Paris ve Tokyo’daki Çinli mülteci gruplarının kuvvetle savundukları anarşizme yaklaşıyordu. Anarşizmin cazibesi otoriteyi reddetmesinde ve yeni bir uyum ve barış çağını başlatacak toplumsal değişim vizyonunda yatıyordu. Bu yaklaşım genç Çin’in, Konfüsyüsçü aile sisteminin boğucu göreneklerinden kurtulma girişimleriyle uyum içindeydi. Mao’nun ve onun Yeni Halkın Araştırma Derneği’nin katıldığı, genç Çinlileri eğitim için Fransa’ya gönderme programı Çinli anarşistler tarafından hazırlanmıştı. Eğitimli Çinliler ‘toplumsal devrim’den söz ettiklerinde kastettikleri, genellikle Marksizm değil anarşizmdi. Li Daçao’nun Bolşevizm’i ‘özgürlüğün şafağını başlatan karşı konulmaz bir dalga’ olarak betimlemesi bile anarşist terimlerle ifade ediliyordu.” (s. 94)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Mao için anarşizm gökten inmiş ilahi bir fikir gibiydi. Yıllar sonra, ‘onun pek çok önermesini bir zamanlar uygun bulduğu’nu ve anarşizmin Çin’e nasıl uygulanabileceğine ilişkin saatlerce tartıştığını kabul etti.” (s. 95)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Anarşizm, eğitime, bireysel iradeye ve benliğin geliştirilmesine yaptığı vurguyla… tek dünya ütopyacılığına ve Çinli bilginlerin erdem ve örneğin gücüne olan geleneksel inançlarına Marksizmden daha uygundu. Mao, Pekin’den ayrıldığında tam bir anarşist haline gelmiş olmayabilir, ancak sonraki on iki ay boyunca, o sırada Çin’de geçerli olan geniş özgürlükçülük anlamında anarşizm bütün siyasal eyleminin referans çerçevesini oluşturdu.” (s.94-95)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Fakat Mao’nun bir doktrin olarak Marksizm’i benimsemesi için hâlâ uzun bir yol kat etmesi gerekiyordu. Çen [Dusiu] bir Sosyalist Gençlik Birliği kolu oluşturma ve Şanghay’da bir ‘komünist grup’ kurma noktasındayken, Mao hâlâ sınıfsız, anarşist bir toplumun barışçı yöntemlerle kurulmasına yönelik bir ilk adım olarak, Kropotkin tarzında karşılıklı yardımlaşmayı, kaynakların ortaklaşa kullanımını, birlikte çalışma ve araştırmayı temel alan komünlerin kurulmasını tasarlayan Japon “Yeni Köy” hareketini coşkuyla savunuyordu.” (s. 109)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Ne var ki, Ekim devrimi dolayısıyla artık cereyan Marksizm-Leninizm’den yana esmekteydi. Artık ana radikal akım, dünya çapında, anarşizm değil, Marksizm-Leninizm olmuştu. Dolayısıyla, barış özlemlerinin yerini savaşçı bir ruhun alması kaçınılmazdı. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Komintern – ÇKP İlişkileri</span></b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">1921 yılında Çin Komünist Partisi kuruldu. Bu andan itibaren, bütün diğer ülkelerde olduğu gibi ve hatta daha fazlasıyla Komintern’le ÇKP ilişkileri gerilimli bir seyir izledi. SBKP’nin aleti Komintern’in emir ve talimatları, Çinli komünistler için her zaman bir handikap oluşturmuştur.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">1921 yılında yapılan, Mao’nun da katıldığı ÇKP kuruluş kongresinde, Komintern temsilcisi, Hollandalı Sneevliet ve yardımcısı Nikolski de hazır bulundular. Kuruluş kongresi, en temel Leninist ilkeleri program olarak kabul etti. Ne var ki, artık temel ilkelerdense çok ince günlük politika ve taktiklerle daha fazla ilgilenmeye başlamış bulunan Moskova bu kararları yetersiz buldu. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Örnek vermek gerekirse, diğer siyasal partilere yönelik ‘bağımsız, saldırgan ve dışlayıcı bir tutum’ almaya, Komünist Partisi üyelerinin komünist olmayan siyasal örgütlerle her türlü bağı kesmeleri gerektiğine karar vermişlerdi. Bu sekter tutum sadece Sneevliet’in haklı olarak o sırada Çin’de en güçlü devrimci örgüt olarak gördüğü Sun Yat-sen’in Guomintang’ı ile taktik ittifak umutlarına ters düşmekle kalmıyor, Lenin’in bir yıl önce Moskova’da toplanan İkinci Komintern Kongresi’nde onaylanan, ‘geri ülkeler’deki komünist partilerin, kendi ülkelerindeki ulusal devrimci burjuva demokratik hareketlerle yakın işbirliği içinde olmaları gerektiğine dair teziyle de çelişiyordu.” (s.126)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Hollandalı’nın açısından daha da kötüsü, delegeler Moskova’nın üstünlüğünü tanımayı da reddetmişlerdi. Parti programında “Komintern ile birleşmek’ten söz edilmesine rağmen, bunun bir bağımlılık ilişkisi değil, eşit bir ilişki olduğu açıkça ifade ediliyordu.” (s.128)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Ne var ki, ÇKP artık reel bir dünyada, reel bir politik ortamda yol almaya başlamıştı. Bu reelliklerin en başında da para yardımı geliyordu.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Eylül ayında Çen Dusiu geçici Merkez Yürütme Komitesi Sekreteri olarak sorumluluk üstlendiğinde, Sneevliet’in, yetkili Komintern temsilcisi olarak parti üyelerine emirler vermekle kalmadığını, kendisine haftalık faaliyet raporları verilmesini istediğini de gördü. </span></p> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Çen birkaç hafta boyunca Hollandalı’yla çalışmayı reddetti. Şanghay grubu üyelerine Çin Partisi’nin henüz bebeklik aşamasında olduğunu söylüyordu. Çin devriminin kendi özellikleri vardı ve Komintern’in yardımına ihtiyacı yoktu. Sonunda geçici bir anlaşmaya varıldı, zira, her ne kadar Çen yalanlasa da, <b>Komintern yılda 5.000 ABD <i>dolar</i>ını bulan bir parasal yardım yapıyordu </b>(abç. GZ). Partinin ayakta kalmak için bu paraya ihtiyacı vardı… Sneevliet… kültürel ve ırksal farklılığı yansıtarak Çinlilerin duyarlıklarını önemsemeyen pek çok Sovyet danışmanının ilkiydi.” (s.128)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Komintern, Çin burjuvazisinin ve toprak ağalarının partisi Guomintang’la ittifak yapılmasını, hatta ÇKP’nin bu partiye dahil olmasını dayatıyordu. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Çinli yoldaşlar buna kesinlikle karşı çıktılar. Onlara göre, Guomintang, ataerkil, modernizm öncesi bir partiydi; gizli derneklerden, Mançulara karşı verilen hanedan mücadelelerinden, kültürlü seçkinlerin seferber ettiği dağınık ve karanlık edebi ve entelektüel klikler dünyasından kökleniyordu. Sadece ‘Lider’ olarak anılan Sun, hareketi kişisel derebeyliği gibi yönetiyor, taraftarlarına sadakat yemini ettiriyordu. Örgüt derin bir yozlaşma içindeydi. Esas desteği Guandong ve diğer güney eyaletleriyle sınırlıydı. Çin’in işçi ve köylülerini, tüccarlarını ve sanayicilerini, savaş ağalarına ve emperyalistlere karşı mücadele için seferber edebilecek bir kitle partisi değildi ve böyle bir özlemi de yoktu. Sun’un kafasındaki sıralamada savaş ağaları düşman olarak değil gelecekte işbirliği yapabileceği potansiyel ortaklar olarak yer alıyordu.” (s. 139)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Çin devrimini değil, Sovyetler Birliği’nin ulusal çıkarlarını esas alan Komintern, 1920’li yıllarda Guomintang’la ittifakı zorladı ve ÇKP üyelerini Guomintang’la ortak çalışmaya ve Guomindang’da fiilen görev almaya sevk etti. Bu sırada, ölen Sun Yat-sen’in yerine Guomintang’ın başına Çan Kay-şek geçmişti. Çan Kay-şek, Sovyet yardımı dolayısıyla komünistleri ezme hareketine hemen girişemiyordu ama onları adım adım geriletme siyaseti izliyordu. Komintern, Çinli komünistlerin sırtından Guomintang’la uzlaşma ve taviz siyasetlerini sürdürüyordu.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Ruslardan tam bir kopuşma imkânını elinde tutan Çan ile onun ihtiyaç duyduğu Rus silahlarının akışını denetleyen [o sıradaki Komintern temsilcisi] Borodin arasında şiddetli pazarlıklarla geçen bir ayın ardından uzlaşmaya varıldı. Uzlaşma kesinlikle Çan’ın lehineydi. Guomintang Merkez Yürütme Komitesi [nin aldığı kararlara göre] komünistler GMD bölümlerinin başından uzaklaştırılacak, yüksek düzeydeki GMD komitelerinde görev yapan komünistlerin oranı üçte birden fazla olmayacak, GMD üyelerinin gelecekte Komünist Parti’ye katılmaları yasaklanacak ve ÇKP’den çift partili GMD üyelerinin tam listesi istenecekti… Ruslar da [Çan Kay-şek’in Çin’de bütün iktidarı eline geçirmek üzere başlatacağı] Kuzey Seferi’ne tam destek vermeyi üstlenmişlerdi. </span></p> <div> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">ÇKP, Komintern’in kendi sırtından yaptığı ve Çan Kay-şek’in, 1927 yılında, Çinli komünistleri kanlı bir şekilde tasfiyesini ve darbesini kolaylaştıran bu uzlaşmaya karşı çıktı. Ancak;</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Stalin, Çan’la ilişkilerin sürdürülmesini istiyordu. O andan itibaren, Borodin’in alaycı sözleriyle, ÇKP ‘Çin devriminde kuli rolüne yazgılı’ hale geldi. O sırada pek görülmüyordu ama milliyetçi darbe Çinli komünistlerin Moskova’yla ilişkilerinde de bir dönüm noktasını belirlemişti… Darbeden sonra Moskova’nın Çin siyaseti Kremlin siyasetlerinin oyuncağı, Stalin’in, Troçki ve öteki rakibi, Sovyet Partisi’nin ılımlı kanadının temsilcisi Nikolay Buharin’le çatışmalarının bir uzantısı haline geldi.” (s.161-162)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Sonunda Şanghay’da darbe indi ve Çan Kay-şek komünistlere karşı büyük bir katliama girişti. Çan’ın darbesinin ineceği konusunda Çinli komünistler de büyük bir aymazlık göstermiş ve gafil avlanmışlardı. Öte yandan, Stalin’in politikası iflas etmişti ama zaten Stalin’in derdi Çin devrimi değil, Sovyet çıkarlarıydı.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“ÇKP ve Sol Guomintang’ın Çan’ın bir darbe yapacağını nasıl olup da tahmin edemediklerini anlamak neredeyse imkânsızdır. Bunun sebebi, kısmen Stalin’in ne pahasına olursa olsun birleşik cephenin muhafaza edilmesindeki ısrarı idi. Stalin, Guomintang’ın Çin’i birleştirme ve Moskova’nın düşmanları olan büyük güçleri zayıflatma konusunda komünistlerden daha şanslı olduğuna ve bu nedenle Sovyet-GMD ittifakının muhafaza edilmesi gerektiğine inanıyordu. Çin için belirlediği strateji, devrimden çok <i>realpolitik</i> idi.” (s.176)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">O kadar ki, Komintern temsilcisi Borodin (tabii ki aslında ona yön veren Stalin), “burjuvaziyle ittifak” adına, Guomindang’ın bile sağına geçerek, bu partiyi grevleri yasaklamaya zorluyordu.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Borodin’in ısrarıyla GMD Siyasal Konseyi uyarısız ve kuralsız grevleri yasakladı ve işçi hareketine ‘devrimci disiplin’ getirmek, paraya istikrar kazandırmak, fiyatları düzenlemek ve işsizliği azaltmak için önlemler aldı.” (s. 180)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Borodin, Sovyetler Birliği’ndeki örneği Çin’e de taşımıştı anlaşılan. Orada da grevler yasak değil miydi?</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">M. N. Roy</span></b></div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Aslında bu konuda en doğru yaklaşımı, bir ara Çin’de Komintern temsilcisi olarak da bulunan, Lenin’le Komintern’de “ulusal burjuvazi”yle ittifak konusunda tartışan ve çatışan Hintli komünist Roy ortaya koymuştu. Roy, daha Çan Kay-Şek’in darbesi inmeden, onun Kuzey seferini desteklemeyi öneren Borodin’e karşı çıkmıştı. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Moskova’dan henüz gelen yeni Komintern delegesi Mahendranat (M.N.) Roy tarım devrimine Borodin’den daha büyük sempatiyle yaklaşıyordu… Çin devrimi, diyordu, ‘ya bir tarım devrimi olarak kazanılacak ya da asla kazanılmayacak. Kuzeye gitmek ‘her adımda devrime ihanet etmekte olan en gerici güçlerle işbirliği yapmak’ anlamına gelecekti. Sonuç olarak Roy, Borodin’in tavsiyesinin ‘çok tehlikeli’ olduğunu ve partinin bunu reddetmesi gerektiğini söyledi. </span></p> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Bu anlaşmazlık Stalin’in Çin siyasetinin temel çelişkisini iyice açığa çıkardı. İşçiler ve köylüler mi öncelik taşımalıydı? Yoksa burjuvaziyle ittifak mı?” (s. 178-179)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Roy;</span></div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Kesin bir tutumla liderlere, ‘Guomintang’la işbirliği fikri,’ dedi, ‘her şeyin uğruna feda edilmesini gerektiren gerçek bir fetişe dönüştürülmektedir.’ Uyarı göz ardı edildi. 30 Haziran günü, politbüro nihai bir çöküşü önlemek için son bir umutsuz çabayla, Guomintang’ın ‘ulusal devrimdeki öncü konumunu’ onaylayan işçi ve köylü örgütlerini, köylü özsavunma güçleri de dahil olmak üzere GMD gözetimine teslim eden, grev gözcüsü işçilerin rolünü kısıtlayan ve grev taleplerini sınırlayan korkakça bir karar tasarısını onayladı.” (s.186)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Toprak Devrimi Başlıyor</span></b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Çan Kay-Şek’in darbesinin ardından kırsal alanlara çekilen, Mao’nun da içlerinde yer aldığı Çinli komünistler, Guomintang’a, savaş ağalarına ve toprak ağalarına karşı bir silahlı mücadele başlattılar. Merkezi bir iktidardan yoksun devasa bir ülke olan Çin’in olağanüstü koşullarında yaşaması mümkün olan Kızıl üs bölgeleri ve bir kızıl ordu kurdular. Toprak ağalarını tasfiye edip yoksul köylülerin desteğini alarak bir toprak devrimi yürüttüler. Mao bu süreç içinde, daha sonraları tekrar tekrar kanıtlanacağı üzere, deha düzeyinde bir askeri komutan olarak temayüz etti ve yaklaşık on yıllık bir süreç içinde adım adım ÇKP’nin lideri ve Çin Kızıl Ordusu’nun tartışılmaz başkomutanı ve stratejisti oldu. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Stalin, başta ÇKP’nin yürüttüğü toprak devrimini ve silahlı mücadeleyi onaylasa da, bu devrim, Çan Kay-şek’le uzun erimli ittifak politikasına zarar verdiği noktada devrimi önlemeye çalıştı ve 1930’lu ve 1940’lı yıllarda ÇKP’yi Çan Kay-şek’le ittifaka, hatta ona tabi olmaya zorladı. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">ÇKP, toprak devrimi politikalarıyla köylülerin desteğini kazandı ama bu politikayı yürütürken, öyle sanıyorum ki, yine Sovyetler Birliği’nden devraldığı şiddet politikaları yüzünden, bir daha asla içinden çıkamayacağı bir şiddet sarmalının içine düştü. Toprak ağalarına ve zengin köylülere karşı başlatılan şiddet politikası kaçınılmaz olarak parti içi şiddeti de doğurdu bir süre sonra (aynı Sovyetler Birliği’nde olduğu gibi). Öte yandan, “geri dönen öğrenciler’in (Moskova’da eğitim görmüş dogmatik Sovyet yanlısı ÇKP yöneticileri) tutumlarında da görüleceği gibi<a title="" name="_ftnref1" href="#_ftn1"><span><span><span style="font-size: 14pt;">[1]</span></span></span></a>, 1930’lu yıllara uzanan bu şiddet politikasında, Sovyetler Birliği’nde 1930 yılında başlatılan zorla kolektifleştirme sırasında “kulak”ları sürme ve öldürme siyasetini taklit etme güdüsünün payı küçümsenemez. Şimdi bu gereksiz şiddet politikasının ne olduğunu ve nelere yol açtığını görelim. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Mao şöyle diyordu:</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“[Köylülerin] bütün aşırı eylemleri kesinlikle zorunludur. Açıkça ifade etmek gerekirse, bütün kırsal bölgelerde bir süre kadar terör estirmek gerekir... Yöredeki önemli bir toprak sahibinin… ya da büyük bir yerel zorbanın idam edilmesi, bütün ilçede yankılar uyandırır ve feodalizmin geri kalan kötülüklerinin yok edilmesi bakımından gayet etkili olur… Gericileri ezmenin tek etkin yolu her ilçede en az birini ya da ikisini yok etmektir… [Onlar] güçlerinin zirvesinde oldukları zaman, köylüleri gözlerini kırpmadan öldürdüler… [Bu durumda] kim çıkıp da köylüler ayaklanmasın ve içlerinden birini ya da ikisini kurşuna dizmesin diyebilir?” (s.170)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Ancak, terörü başlatmak belki kolaydır ama durdurmak çok zordur.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Öldürme olaylarının, Mao’nun iddia ettiği gibi, münferit ve örnek niteliğinde olmadığı da kısa süre içinde anlaşıldı. O sırada ÇKP MYK üyesi olan Li Lisan’ın yaşlı bir toprak ağası olan babası, yanında oğlunun yerel köylü birliğine hitaben yazdığı bir mektupla kendi köyüne döndüğünde, kimse mektubu umursamamış ve yaşlı adam derhal idam edilmişti.” (s.172)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Terör, köylü fırsatçılığını da kolayca harekete geçirebiliyordu.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Bu koşullar altında ihtiyat, istisna oluşturuyordu. Yargıç yerinde oturan yoksul köylüler, ne kadar çok ‘toprak ağası’ ve ‘zengin köylü’ tasfiye edilirse ‘dağıtılacak’ toprağın o kadar çoğalacağını gayet iyi biliyorlardı. Pek çok bölgede orta köylüler, şiddet olayları karşısında dağlara kaçtılar. Zengin köylü olarak sınıflandırılmaktan ve bütün varlıklarını kaybetmekten korkuyorlardı.” (s.284)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Terör, halk içinde ihbarcılığı körüklemekle el ele gidiyordu. Bu da devrimci ruhu öldürüyor, halk içindeki en kötü unsurlara inisiyatif kazandırıyordu. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“’Toprak ağaları, yerel zorbalar ve zengin toprak sahiplerin’nden oluşan kuşkulu sınıfsal unsurlar listesi, yeni soruşturmalar için elden ele dolaşıyordu. Kasabalara ve köylere ‘ihbar kutuları’ yerleştirildi. Bu kutulara insanlar, kendi komşuları hakkında bilgi veren imzasız notlar atıyorlardı. Her türlü yasal güvence askıya alındı. Mao’nun sözleriyle, insanlar ‘açıkça suçlu’ olduklarında önce idam edilmeliydiler, rapor daha sonra yazılmalıydı.” (s.285)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Terör, Kızıl üs bölgelerinde yaşayan halkın devrimci bilincini bulandırıp insanları birbirine düşürdüğü ve moral bozduğu gibi, düşmanın güç kazanmasına da hizmet ediyordu.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“…binlerce toprak ağası ve zengin köylünün katledildiği bir kızıl pogrom başlatıldı. On binlerce kişi mülteci olarak Beyaz bölgelere kaçtı. Nisan 1934’te Kızıl Ordu, Ruykin’in 112 km. kuzeyindeki Guangçang’da bir başka feci yenilgiye uğradı.” (s.289)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Bu şiddet, yedi yıl önce Marx ile Kropotkin arasında tercih yaparken, daha genç ve daha idealist olan Mao’nun reddetmiş olduğu şiddetin aynısıydı. Devrimci şiddet, savaşta kullanılan şiddetten niteliksel olarak farklıydı. İkincisinde şiddet, toprak ve iktidar için kullanılıyordu. Devrimci şiddet, <b>yaptıklarından ötürü değil, kim olduklarına göre düşman sayılan insanları hedefliyordu </b>(abç. GZ). Bu, Bolşeviklerin Rus burjuvazisini devirmek için harekete geçirdikleri ve benzer sonuçlar verecek olan aynı derin sınıf kininden kaynaklanıyordu.” (s.171)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Philip Short’un sözünü ettiği “sınıf kini”nin bilinci geliştiren değil körleştiren etkisi her ne kadar yabana atılamazsa da, bence burada esas olan, yine Sovyetler Birliği örneğini taklit etme güdüsüdür. Muhtemeldir ki, “ne yaptıklarına değil, ne olduklarına” göre muamele, Sovyetlerden kopya çekmenin sonucudur. Bu, sınıf kökenine göre davranma siyasetidir ki, baştan aşağı bir saçmalıktır. Şimdi, Philip Short’tan bu sınıf kökeni saçmalığına ilişkin birkaç alıntı yaptıktan sonra, bu sınıf kökeni mevzuu da dahil olmak üzere “kızıl terör” denen şeyin devrime nasıl zarar verdiğine ve neden yanlış olduğuna ilişkin argümanlarımı sıralamak istiyorum. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Sınıfsal geçmişin ceza kararlarında belirleyici etken olması gerektiği açıkça kabul edildi. Bu yaklaşım Çin komünist hukuk sisteminde temel bir kusur olarak daha sonra da varlığını sürdürecekti. Toprak ağaları, zengin köylüler, ‘kapitalist köken’den gelenler ölüme mahkûm edileceklerdi.” (s. 259)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Toprak ağası ya da zengin köylü kökeninden gelen yüzlerce kadro birkaç ay içinde Güneybatı Kiangsi partisinden ihraç edildi.” (249)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“1980’lere kadar pek çok bölgede bir toprak ağasının ya da zengin köylünün torunu, önünde açılacak ya da kesinlikle kapanacak fırsat kapılarının kendi yetenekleri, zekâları ya da çalışkanlıklarından çok ailenin statüsüne göre belirlendiğini gördü. Sınıfsal etkenler nihayet daha az önemli olduğunda bile eski kinlerin bıraktığı izler kolay kolay geçmedi.” (s.284)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Sovyet taklidi bu zırvalık oy verme hakkına da uygulandı.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Oy verme hakkı ‘doğru’ sınıfsal kategorilerle –işçiler, yoksul ve orta köylüler ve askerler – sınırlı tutulurken; tüccarlar, toprak ağaları, zengin köylüler, rahipler, keşişler ve diğer <b>hiçbir işe yaramayan kişiler </b>(abç, yani “serseriler” denmek isteniyor. GZ) dışlanıyorlardı.” (s.285-286)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Mao’nun demokrasi anlayışı da “sınıf kökeni”yle malüldü.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Sadece halkın kendi fikirlerini dile getirmesine izin verilir…Demokratik sistem halkın safları içinde gerçekleştirilecektir… Oy verme hakkı gericilere değil sadece halka tanınır.” (s.379)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Yani insan söylemeden duramıyor. Bu devletlerde oyun gerçek bir değeri olsa canım yanmayacak. Her şeyi Komünist partisi belirler, seçim, kapitalist ülkelerle bile kıyaslanmayacak ölçüde göstermeliktir; sanki böyle değilmiş gibi bir de “sınıf kökeni”ne göre ayrım yapıp onları oy hakkından yoksun bırakmak! Bana kalırsa bu da sadece göstermelik bir önlem. Bunun gerçek durumu değiştirmeyeceğini onlar da biliyorlar. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Öte yandan, hani sömürücüler bir avuç azınlıktı? Bu bir avuç azınlık oy verince mi sosyalist düzen tehlikeye girecek? Hani, denebilir ki, evet siz bilmezsiniz, onlar ne kurnazdır, işçileri ve köylüleri baştan çıkarabilirler. Evet ama bunu oy hakkı olmadan da yapamazlar mı? Bu sistemi kuranlar, bunu da düşünerek oyla hiçbir şeyin değişmeyeceği bir durum yaratmış olmalılar. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Peki burjuva diktatörlüğünde işçilerin, emekçilerin oy hakkı yasaklanıyor mu? Burjuvazi böyle bir saçmalığa neden başvurmuyor, üstelik emekçiler nüfusun çoğunluğunu oluşturdukları halde. Demek onlar kendilerine güveniyor. Kendine güvenmeyen, sosyalist iktidar sahipleri. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Ya Mao Zedung bir “zengin köylü”nün çocuğu olsaydı? Onun da oy hakkı elinden alınacak ya da daha kötüsü sırf bu yüzden öldürülecek miydi? Gerçekten, bunu düşünelim. Ne olacaktı o zaman? “Mao toprak ağası çocuğu olsaydı Mao olmazdı” diyenlere gülerim sadece. Marx bir işçi miydi? Ya Engels, bir fabrikatörün oğlu değil miydi? Onlar nasıl Marx ve Engels olabildiler?</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Sınıf kökeninin devrim için hiçbir şekilde garanti olmadığı, yaşanan çok sayıda deneyle kanıtlanmıştır. Devrimi satan ya da yozlaştıranların neredeyse hepsi işçi ya da emekçi kökenli insanlardı. Zaten karşıdevrimi, doğrudan doğruya tasfiye edilen burjuvazi yapmadı, Çin de dahil bizzat komünist partiler gerçekleştirdi bunu. Mao yaşasaydı, bu sözlerime katılırdı bence. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Gelelim, şu “devrimci şiddet” meselesine. Bunun, devrimci saflarda morali bozmaktan, koyu bir kuşku ortamı yaratmaktan, emekçi insanların ahlâkını bozmaktan, onların içinden yeni kıyıcılar ve cellatlar ortaya çıkmasına yol açmaktan, devrime yararlı olacak çok sayıda insanı korkutup dışlamaktan, devrimci atmosferi zehirleyip insanların içlerine kapanmasına yol açmaktan, çok sayıda insanı ürkütüp karşıdevrimin kucağına itmekten, hele aile ve aşiret ilişkileri güçlü daha az atomize toplumlarda kan bağı nedeniyle birçok olumlu unsuru düşman haline getirmekten başka ne sonucu olmuştur Allah aşkına? Ha, bir de şu sonuç var: Dışa yönelik terörün eninde sonunda içe yönelik terörü davet etmesi. Şimdi bunu görelim. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">İç Savaş ve İç Terör </span></b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">1930 yılında, çetin iç savaş koşullarında ve Kızıl üs bölgelerinin Çan kay-şek’in Guomintang güçlerince kuşatılıp sıkıştırıldığı atmosferde, Kızıl üs bölgelerinde, içe yönelik bir paranoya ve bununla bağlantılı olarak müthiş bir iç terör hareketi başladı. Bunun, geneldeki “devrimci şiddet” teorisiyle bağlantısı kuşkusuzdur ama Sovyetler Birliği’nin etkisini ve bu ülkenin Çin komünistlerince taklit edilme güdüsünü de yabana atmamak gerekir. Gerçi, Sovyetler Birliği’nde, SBKP’nin önemli şeflerinden Kirov’un 1 Aralık 1934’te büyük bir ihtimalle Stalin tarafından öldürtülmesiyle başlatılan büyük temizlik hareketine henüz dört yıl vardı ama 1930 yılının aynı zamanda Stalin’in Bolşevik Partisi içinde muhaliflere karşı kesin bir zafer kazanıp, bütün dünya komünist partilerinde bir “Bolşevikleştirme” ve aynı zamanda hızlı kolektifleştirme çerçevesinde köylülüğe karşı bir temizlik ve saldırı kampanyasını başlattığı yıl olduğu da unutulmamalıdır. Keza, ÇKP de bu “Bolşevikleştirme” kampanyasını taklit etmiş ve “geri dönen öğrenciler”in de etkisiyle kampanya hız kazanmıştır. Kampanyanın gerekçesi, Guomintang bölgelerinde örgütlenen “AB-<i>Tuan</i>” adlı bir örgüttür. A ve B harfleri “Anti-Bolşevik” anlamına gelmektedir. Bu örgütün, ÇKP’ye ve Kızıl bölgelere gizlice sızdığı paranoyası (ki her paranoya bazı gerçeklerden de hareket edebilir) Kızıl bölgelerde korkunç bir iç kıyıma yol açmış ve bu kıyımın sonucunda on binlerce komünist, gerek “sınıf kökenleri”, gerekse de işkenceyle verilen ifadeler sonucunda idam mangalarının önüne dizilerek katledilmiştir. Daha da ilginci, bu tür paranoyalar konusunda diğer yöneticilere göre biraz daha temkinli olan Mao’nun, parti liderliğine adım adım yükseldiği koşullarda bu iç teröre onay vermesidir. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Mao terörün … komünist dava için vazgeçilmez olduğunu ve ‘toprak ağaları ile zalim toprak sahiplerini, bekçi köpekleriyle birlikte, en ufak bir vicdan azabı duymaksızın katletmek için’ Kızıl infaz müfrezelerinin kurulması gerektiğini savunuyordu. Fakat terör uygulaması sadece sınıf düşmanlarına yöneltilmeliydi. </span></p> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Bu türden uyarılara rağmen, dost-düşman ayrımı evreler halinde bulanıklaşmaya başladı. Er ya da geç, birine uygulanan yöntemler kaçınılmaz biçimde diğerine de uygulanacaktı.” (s.248)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Önceki ÇKP önderlerine kıyasla Stalinist uygulamalardan çok daha fazla etkilenen Şanghay’daki Geri Dönen Öğrenciler, partinin Bolşevikleştirilmesi’ni öncelikli mesele olarak görüyorlardı. Bununla kastettikleri, her şeyden önce, Li Lisan taraftarlarının sökülüp atılması, yerelciliğin ve muhalefetin ezilmesi, kısaca belirtmek gerekirse, partinin sadık ve itaatkâr bir Leninist araca dönüştürülmesiydi. Akla gelebilecek bütün muhalefet biçimlerinin AB-<i>tuan </i>etiketi altında toplanması bu görevi daha da kolaylaştırdı.” (s. 257)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Sonuç nisandan itibaren tasfiyelerin her zamankinden daha yırtıcı biçimde geri dönmesi oldu. Siyasi Güvenlik Şubeleri aracılığıyla soruşturmaları merkezileştirmek için gösterilen sürekli çabalara rağmen, köy ve kasabalardaki tasfiye komitelerinin eğitimsiz, çoğu kez okuma yazma bile bilmeyen görevlileri muazzam bir güç edindiler. Ölüm çok küçük bir bahaneyle ya da hiçbir neden olmaksızın tamamen insanların kaprislerine bağlı olarak gerçekleşiyordu.” (s.257)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Philip Short, bu tasfiye hareketinin Sovyetler Birliği’nin etkisinden azade olmadığını belirtmekle birlikte, daha çok iç savaş ortamının etkisine ağırlık vermektedir.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“ÇKP önderlerinin, yaklaşık üç yıl kadar önce Guomintang’dan sürülmeleriyle birlikte dağılan idealist, etkisiz, iyi niyetli bir entelektüeller topluluğundan, olağanüstü zamanlarda sadakatleri zamanla kanıtlanacak olan erkeklerin ve kadınların olağanüstü biçimde katledilmelerini emreden katılaşmış bir Bolşevik çekirdek gruba dönüşme tarzı, Çin’in iç durumuyla çok daha yakından ilişkiliydi. </span></p> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“En önemli etken iç savaştı. Çoğu savaşta kaçaklar vurulur; bilgi almak için tutsaklara kötü davranılır; temel haklar askıya alınır. Komünistler ile milliyetçiler arasındaki savaşta hiçbir kural yoktu.” (s.260-261)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Nitekim Guomindang’ın, kelle ve kulak kesme, savaşçıların ailelerini öldürme, kızıllara destek veren köyleri yakarak halkı göçe zorlama gibi yöntemleri, bizim de hiç yabancısı olmadığımız, yaşadığımız örneklerdir. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Bunlar bildiğimiz şeylerdir de, Beyazlarınkine benzer yöntemlerin devrimciler tarafından da, hem de kendi yoldaşlarına uygulandığını okumak insanı irkiltmektedir. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“1930’da partinin belirlediği siyasetleri hangi gerekçeyle olursa olsun engelleyen komünistlerin ‘düşman’ın bir parçası olarak görülmesini ve buna göre davranılmasını haklı çıkaran bir anlayış oluştu. Bu kişilerin suçları siyasal olduğu için, yargılama süreci kitleleri eğitmek amacıyla genellikle sorunun kendisiyle pek ilgisi olmayan bir gösteri biçiminde düzenleniyordu. Böyle durumlarda, Mao dahil parti önderleri, sanığın ‘açıkça yargılanması ve ölüm cezasına çarptırılması’ gerektiğini ilan edeceklerdi (başka bir hüküm mümkün değildi, çünkü karar önceden verilmiş oluyordu). </span></p> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Yargı bağımsızlığı Çin’de asla güçlü bir tez olarak savunulmamış, ancak var olduğu kadarıyla da Bolşevizm tarafından geçersiz kılınmıştı.” (s.249)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Bir de bilançoyu görelim, bütünüyle olmasa da.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Ekim ayında, Mao’ya bağlı güçler Kian’ı aldıkları sırada binden fazla Güneybatı Kiangsi partisi üyesi –toplamın otuzda biri – AB-<i>tuan</i> üyesi oldukları gerekçesiyle idam edilmişlerdi.” (s.250)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Bu yeni önderliğin ilk eylemlerinden biri, AB-<i>tuan </i>üyelerini arayıp bulmak için ‘amansız biçimde işkence yapma’ emri vermek oldu. ‘Çok olumlu ve sadık, çok solcu ve açık sözlü görünen insanlar’dan bile kuşkulanmak ve onları sorgulamak gerektiği söyleniyordu. Öldürülenlerin sayısı hızla arttı; her itiraf yeni kurbanlara ve her kurban yeni itiraflara yol açıyordu.” (s.250)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Güneybatı Kiangsi’de bütün partiyi kaplayan alevler ayırım yapmaksızın subayları ve askerleri, bir alaydan diğerine sıçrayıp tam bir özyıkıma dönüşerek tüketmeye başladı. Her birlikte, bölük düzeyinde bir ‘karşıdevrimcileri tasfiye komitesi’ kuruldu.” (s.251)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Uykularında sayıklarken partiden şikayet edenler, yük taşımayı reddedenler, kitlesel yürüyüşlerden uzak duranlar, parti toplantılarına katılmayı reddedenler … AB-<i>tuan</i> üyeleri olarak tutuklandılar… Kiangsi Siyasal Güvenlik Şubesi, [üs bölgelerindeki] her zengin köylünün AB-<i>tuan</i> üyesi olabileceği gerekçesiyle tutuklanmasını önerdi. <b>Tek bir gerçek suçluyu hayatta bırakmaktansa yüz masum insanı öldürmenin daha iyi olduğunu açıkça söylüyorlardı </b>(abç.GZ)… Hakim olan ruh hali, devrime sadakatinizi kanıtlamak için AB-<i>tuan</i> avlamaktı.” (s.257-258)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Bir başka yerde, komutanı tasfiye gereğini sorguladığı için bütün bir bölük katledildi. Bir haftadan daha kısa bir süre içinde 4.400 subay ve Birinci Cephe Ordusu’nun adamları AB-<i>tuan</i>’la bağlantılı olduklarını itiraf ettiler. Sonunda 2.000’den fazla kişi kurşuna dizildi.” (s.252)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Bütün diğerleri gibi Duan da sonunda itiraf etti, fakat sadece suç ortağı olarak kendisiyle birlikte tutuklanan yedi adamın ismini verdiği için vicdanı rahattı. Görsel belleği güçlü olan Li Bofang tam tersi bir yöntem izleyerek neredeyse bin kişinin ismini verdi ve böylece işkencecilerini şaşırttı.” (s.254)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Kiangsi parti bölgesinde yirmiden fazla ilçenin sadece üçünde 3.400 insan öldürüldü. Eylül ayının başlarında bir ÇKP Merkez Müfettişi güneybatı Kiangsi partisi ve Gençlik Birliği’ndeki entelektüellerin %95’inin AB-<i>tuan</i> bağlantılarını itiraf ettiklerini bildirdi. Günümüzde en bilgili Çin tarihçileri sadece ‘on binlerce’ kişinin öldüğünü söylemektedirler.” (s.258-259) </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Batı Fukian’da 6.000’den fazla parti üyesi ve görevlisi gizli Sosyal Demokrat oldukları kuşkusuyla idam edildi. Peng Deuhay’ın Hunan Kiangsi sınırındaki eski üssünde 10.000 kişi öldürüldü. Vuhan’ın yaklaşık yirmi mil kuzey doğusundaki Dabie Dağları’nda bulunan E-Yu-Van’da, şimdi bir Politbüro Daimi Komite üyesi ve Mao gibi parti kurucularından biri olan, Pekin Üniversitesi mezunu Çang Guotao 2.000 kadar ‘hain, AB-<i>tuan </i>üyesi ve Üçüncü Parti unsuru’nun hayatlarını kaybettikleri bir temizlik hareketine nezaret etti.” (s.259-260)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"><i> </i></div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Tasfiye mantığının zehri yavaş yavaş bütün komünist bölgelerine yayıldı. 1937’ye, siyasal durumun ulusal olarak değişmesine kadar, büyük zorluklarla çoğu kez hayal bile edilemeyecek yoksunluk ve sıkıntı koşulları altında savaşan kuşatılmış Kızıl Ordu grupları, bazı durumlarda kendi yoldaşlarını milliyetçi düşmandan daha fazla katlettikleri periyodik kan dökme nöbetleriyle karşılaşmak zorunda kaldılar.” (s.260)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Bütün bunlardan sonra (ki, fazla alıntı olmasın diye buraya sadece yarısını aldım elimdeki notların) çok fazla söylenecek söz kalmıyor, işkence edilen ve öldürülen devrimciler için üzüntülerimi bildirmekten başka. Bundan sonra gelin de böyle kanlı bir çarktan geleceğin eşitlikçi ve özgür toplumu için bir şeyler bekleyin.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Ha, unutmamam gereken bir şey daha var, bu bölümü noktalarken. Yukarıda siyaha boyadığım bir cümlesi var ölüm bekçilerinin: Tek bir gerçek suçluyu hayatta bırakmaktansa yüz masum insanı öldürmek gerekir. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Tersi çok daha doğru değil mi, gerçek bir devrim ancak şu diyeceğimi gerçekleştirirse yaşamaz mı: <b>Tek bir masum insanı öldürmektense, yüz “gerçek suçlu”nun yaşaması çok daha iyidir. </b></span></p> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Neden mi? Devrim, polisiye paranoyalarla değil, ruhları canlandıran bir yüce gönüllülükle yaşar da ondan. Biz 1960’ların gençleri, Mao’nun esir aldığı Guomintang askerlerini, yol paralarını da ceplerine koyarak köylerine yolladığına ilişkin anlatılarla (ki, gerçektir bu) Mao Zedung’u sevmiş, onu devrimci bir önder olarak bağrımıza basmıştık; yoksa yukardaki türden paranoyakça pisliklerle değil. Zaten o zaman bilmiyorduk bunları ve eğer duymuş ya da okumuş olsaydık, o zamanki cehaletimizle ya “burjuva propagandası” der geçerdik ya da eğer gerçek olduklarına inanırsak Mao’yu kesinlikle elimizin tersiyle bir kenara iterdik. Ne var ki, o zamanlar, bütün dindarlar gibi, sadece hoş masallara inanma eğiliminde olduğumuz da kesindir.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Stalin ile Çan Kay-şek İttifakı</span></b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Akışın burasında, Çin devriminin seyrini daha iyi anlayabilmek için, 1930’lu ve 1940’lı yıllarda, Stalin’in, Sovyet çıkarları için Çin devrimini feda ederek Çan-Kay-Şek ile sürdürdüğü ittifaka ve bunun Çinli komünistlerde nasıl bir travmaya yol açtığına ilişkin anlatımlara yer vermem gerekmektedir. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Stalin, Kızıl Orduyla Guomindang arasındaki çetin iç savaş koşullarında bile Çan Kay-şek ile irtibatını kesmemiş, hatta ittifakını sürdürmüştü. Bu ittifak, 1930’lu yıllarda ve Japonya’nın Çin’i işgale giriştiği koşullarda, devletler arası diplomatik ilişkiyle daha da pekişmişti.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Rusya 1933’te Milliyetçi Çin ile yeniden diplomatik ilişki kurmuştu. Komintern karşıtı Mihver güçlendikçe, Rusların çıkarları müttefik ÇKP’nin çıkarlarından ayrıldıkça, Rus ulusal çıkarları Çan’ı potansiyel bir ortak haline getirdi. Çan’ın orduları, gelecekteki bir savaşta göz ardı edilemezdi.” (s.315)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Bu teslimiyetçi politikanın ÇKP içindeki sözcüsü, Sovyetler Birliği’ne sıkı sıkıya bağlı “Geri Dönen Öğrenciler”in temsilcisi Vang Ming’di.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Moskova’dan ayağının tozuyla gelen Vang Ming çok farklı bir çizgiyi savunuyordu. Stalin GMD’yi Japonları meşgul edecek (ve onların dikkatlerini Sibirya’ya yöneltmelerini önleyecek) vazgeçilmez bir ortak olarak görüyordu. Çin Partisi, Komintern’in sadık bir üyesi olarak Sovyet-GMD ittifakını güçlendirmek için elinden geleni yapmalıydı. Vang’a göre en önemli sorun ‘karşılıklı rekabet’ değil, ‘karşılıklı saygı, güven, yardımlaşma ve gözetim’ temelinde ‘GMD ile ÇKP arasındaki birliği güçlendirmek ve geliştirmek’ti. ‘İnisiyatifi elde tutmak’ ve partinin öncü rol oynaması gibi meseleler, ikincildi. Yol gösterici ilke şu olmalıydı: ‘Japonya’ya karşı direniş her şeyden önce gelir ve her şey Japonlara karşı direnişe tâbi kılınmalıdır. Her şey birleşik cepheye tâbi kılınmalıdır ve her şey birleşik cephe aracılığıyla yönlendirilmelidir.’”</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Askeri başarılarından sonra artık ÇKP’nin ve Kızıl Ordu’nun tartışılmaz liderliğine yükselmiş bulunan Mao da Japon işgaline karşı milliyetçilerle bir ortak cephe siyaseti yürütmekten yanaydı. Ne var ki, Mao’nun ittifak siyasetiyle, Stalin’in kayıtsız şartsız milliyetçilerin denetimi altına girmeyi vazeden teslimiyetçi siyaseti arasında çok büyük fark vardı. Mao, cephe kurulsa da Kızıl üs bölgelerinin bağımsızlığını korumaktan yanaydı. Onun Çan kay-şek’e yaptığı yurtsever direnme çağrıları, aslında böyle bir direniş göstermeyeceğinden ve komünistlere karşı düşmanlığını bir kenara bırakmayacağından emin olduğu Çan Kay-şek’i köşeye sıkıştırmayı ve Guomintang içindeki gerçekten direnişçi unsurların Çan Kay-şek’le çatışmasını sağlamayı amaçlıyordu.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Mao bu siyasetinde de başarılı oldu. Sonunda, Japonlara karşı direnmekten ve ÇKP ile samimi bir ittifaktan yana olan GMD subayları bir darbe yaparak Çan Kay-şek’i tutukladılar. Bu, ÇKP ve Mao için büyük bir başarıydı. Ne var ki, bu nokta devreye yine Stalin girdi.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Kasım ayında Mao’nun bilmediği bir gelişme olmuş ve Stalin milliyetçi hükümetle ittifak kurmak için yeni bir girişimde bulunmaya karar vermişti. Amacı Japonya ve Almanya tarafından kurulmuş bulunan Komintern karşıtı pakta karşı bir hamle yapmaktı. Moskova’da bir Çin-Sovyet güvenlik antlaşması için gizli görüşmeler yapılıyordu. Çan’ın tutuklanması bu gelişmeleri zora sokmuştu. ÇKP’nin kaygıları Stalin için önem taşımıyordu: Dünyanın öncü sosyalist gücünün ulusal çıkarlarına ters düşecek hiçbir gelişmeye izin verilemezdi.” (s.320)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">ÇKP ve Mao bu siyasete mecburen boyun eğmek zorunda kaldı ve Çan Kay-şek’in serbest bırakılmasına razı oldu. Çan Kay-şek yeniden GMD’ın başına geçti ve bu arada birbirlerine hiçbir şekilde güvenmeyen ÇKP ile GMD arasında Japonlara karşı görünürde bir cephe kuruldu. Bu cephe görünürdeydi, çünkü Kızıl Ordu bir yandan Japonlara karşı savaşırken, bir yandan da anti-komünist saldırılarını sürdüren milliyetçilerle savaşmak zorundaydı. Çan Kay-şek ise, lafta Japonlara karşı savaşır gibi yaparken, esas olarak Kızıl üs bölgelerini yok etme seferlerini sürdürüyordu. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">1940’lı yıllarda müttefiki Almanların yenilmesiyle birlikte Japonya’nın Çin’deki işgali de zayıfladı ve ülke içindeki direnişin de etkisiyle Japonlar teslim oldu. Şimdi ezeli rakipler ÇKP ve GMD yine karşı karşıya kalmışlardı. Bu iki büyük güç arasında bir iç savaşın başlaması kaçınılmazdı ve Mao güçlerini buna göre mevzilendiriyordu. Ne var ki, Stalin ve Sovyetler Birliği etkeni ortadan kalkmış değildi, tam tersine, Naziler karşısındaki galibiyetinin kendisine kazandırdığı zafer havası içinde Stalin siyasetlerini dayatmakta daha da fütursuz bir tutuma girmişti. Stalin, ÇKP’yi, GMD’la teslimiyetçi bir anlaşmaya sevk etmek üzere baskılarını arttırdı.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Çin’de bir Amerikan himayesinin oluşmasından endişelenen Stalin gelecekte çıkabilecek bir Büyük Güçler mücadelesinde Çin’in tarafsızlığını güvence altına alacak şekilde milliyetçi hükümetle anlaşmaya varılmasını ve Rusya’nın Mançurya’daki ‘özel çıkarları’nın, özellikle de demiryolu ve liman imtiyazlarının kabul edilmesini istiyordu. GMD ile komünistler arasında da bir antlaşmadan yanaydı.” (s.361)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Japonların teslim olmasından sadece birkaç saat önce, Çan Kay-şek’in Dışişleri Bakanı Vang Şikie ve Vyaceslav Molotov bir ittifak anlaşması imzaladılar.</span></p> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Mao için bu, Stalin’in 1936’da, Sian olayı sırasında Çan’ın serbest bırakılmasını talep ederek yaptığı vefasızlığın bir tekrarıydı. Sovyet lideri gene ÇKP’yi Rusya’nın ulusal çıkarlarına feda etmişti. Mao, Ruslar ile GMD arasında görüşmeler yapıldığını biliyordu. Ancak Yalta’da varılan anlaşma konusunda karanlıkta bırakılmıştı. Şimdi her şey ortaya çıkmıştı: İç savaşın başlaması halinde ÇKP tek başına kalacaktı.</span></p> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Komünist siyaset bir gece içinde değişti. Guomintang’a ve ABD’ye yönelik bütün eleştiriler kesildi. Kent ayaklanmaları için yapılan planlar durduruldu. Kızıl Ordu birliklerine Japon grupların silahsızlandırılmasında ABD birlikleriyle işbirliği yapmaları söylendi. 28 Ağustos günü Mao bir ABD uçağında General Hurley’le birlikte milliyetçilerle barış görüşmeleri yapmak için Çongçing’e gidiyordu.” (s.364)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Roosevelt ve Stalin, Çan Kay-şek rejiminin, ABD’nin hakim olduğu Pasifik bölgesini Sovyetler’in hakim olduğu Kuzey Doğu Asya’dan ayıran bir tampon olarak görülmesi konusunda anlaştılar. Mao’yu hiç tanımayan Stalin, anlaşmanın bir parçası olarak, milliyetçi hükümete karşı ÇKP’yi desteklememe vaadinde bulundu. Dolayısıyla, hem ABD hem de Rusya kendilerine yakın olan güçlere bir koalisyon hükümeti kurmaları için baskı yapmaya başladılar.” (s. 363)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Bir kere daha Çan Kay-şek’le görünürde bir anlaşma yapmış ve Stalin’e boyun eğmiş gibi yapsa da Mao, GMD’ı yenerek iktidarı bütünüyle ele geçirme siyasetini sürdürdü. Sovyetler Birliği’nin GMD ile koalisyon hükümeti kurma önerisini doğrudan reddetmedi ama fiiliyatta bunun tersi bir yol izledi. Elbette Çan Kay-şek’in anti-komünist saldırı siyaseti de buna yardımcı oldu. Stalin, komünistlerin iktidarı ele geçirmelerinin önündeki başlıca engel olmaya devam ediyordu. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Stalin bir kez daha komünistlerin ayaklarının altındaki zemini ansızın çekiverdi.</span></p> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Bu seferki kaygısı Sovyetler Birliği ile ABD arasında son iki aydır küresel olarak gelişmekte olan gerilimleri azaltmaktı. ÇKP pahasına Washington’a bir iyi niyet gösterisi yapma zamanının geldiğine karar vermişti. Sovyet komutanlarına, Çinli yoldaşlarına bir hafta içinde bütün kentlerden ve ulaşım hatlarından çekilmeleri gerektiğini bildirme talimatı verildi. Bir Sovyet generali, kuzey Çin önderi Peng Çen’e, ‘Çekilmezseniz sizi tanklarla çıkarırız’ uyarısında bulundu. Milliyetçilerin ilerleyişini yavaşlatmak için demiryolu hatlarına sabotaj düzenleyen komünist birliklere görevi bırakmaları, aksi halde zorla silahsızlandırılacakları söylendi. </span></p> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Çinli parti önderleri Sovyet ihanetine artık alışmışlardı. Gene de bu ağır bir darbe oldu. Her zaman duygularına hakim olabilen Peng bile sonunda patladı: ‘Bir Komünist Partisi ordusunu sürüp çıkarmak için tank kullanan bir başka Komünist Partisi ordusu! Böyle bir şey görülmemiştir!’” (s.366)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Bütün engellemelere rağmen Kızıl Ordu, GMD birliklerini yenerek 1949 yılı Ekim’inde iktidarı ele geçirdi ve Çin Halk Cumhuriyeti bizzat Mao Zedung tarafından ilan edildi. Daha sonradan, Stalin, kendi reel güç anlayışını ifade eden şu sözleri söylemiştir Çinli komünistlere: </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Şu anda kazanan sizsiniz ve kazananlar daima haklıdırlar. Kural budur.” (s.384)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Yani güçlü olan haklıdır! Öyle midir acaba? Sakın tam tersi doğru olmasın…</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Mao’nun Kampanyaları</span></b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">ve Aydınlara Yönelik Şiddet</span></b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">ÇKP tarihi boyunca bir başka güçlülük ve haklılık ilişkisi de ÇKP ile Çin aydınları arasında yaşanmıştır. Özellikle Mao’nun ortaya attığı ve başını çektiği çeşitli “düzeltme” kampanyaları Çin aydınlarının başını yiyen bir şiddet sarmalına dönüşmüştür sonunda. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Bu kampanyalardan en belirgin ilki Yenan Kızıl üs bölgesinde yürütülen “düzeltme” kampanyası olmuştur. Mao’nun yöntemi, önce özgürlük verip aydınları teşvik etmek ve sonradan da “aşırıya” giden eleştirilerin sahibi aydınları yeniden “biçimlendirmek” üzere baskı altına almak, hatta boyun eğmeyenleri temizlemekti. 1942 yılında Yenan’da açılan “düzeltme” kampanyası da büyük bir özgürce konuşma ve serbest eleştiri vaadiyle başlatıldı. Her tarafı duvar gazeteleri kapladı. Aydınlar en sert eleştirilerini serbestçe yapmaya başladılar.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Ancak o zamana kadar yazılan en ağır yazı, Vang Şivey’in “Yabani Zambak” başlıklı hiziv denemesiydi. Yazı, mart ayında parti gazetesi <i>Kiefang ribao</i>’da (Kurtuluş Günlüğü) yayımlandı. ‘Yenan’ın karanlık yanı’nı kınıyordu. Kıdemli görevlilere ‘üç takım elbise ve beş çeşit yemek’ tahsis edilirken, ‘hasta, bir kâse erişte bile alamıyor ve genç bir insana günde sadece iki kâse pirinç lapası’ veriliyordu. Siyasal iktidar sahiplerinin genç kadınlara ulaşma ayrıcalığı vardı ve kadrolar hareketin saflarında yer alan insanlara karşı seçkin ve soğuk bir tavır takınıyorlardı.” (s.351)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Mao, bir süre sonra karşı saldırısını başlattı. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Mao hiciv ve eleştirinin zorunlu olduğunu, fakat yazarların ve sanatçıların devrimci bölünmenin hangi safına mensup olduklarını bilmeleri gerektiğini söyledi. Enerjilerini ‘proletaryanın sözde ‘karanlığı’nı açığa çıkarmak için kullananlar’ (Vang Şivey gibi) ‘küçük burjuva bireycileri’ydi. Ve ‘devrimci saflardaki ‘zararlılar’ı oluşturuyorlardı.” (s.351-352)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Dört yıl sonra Vang mahkemeye çıkarıldı. Yazarlar Birliği’nden de atılan Vang mahkeme sırasında Troçkist” olmakla ve karşıdevrimcilikle suçlandı. Sonunda siyasal bakımdan güvenilmez olduğu düşünülen iki yüz kişiyle birlikte Partinin Güvenlik Polisi Sosyal Şube’nin görevlileri tarafından tutuklandı ve Zaoyuan’daki gizli ÇKP cezaevine kondu. Mao;</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“En genelde partiye önderliğin hoşgörü sınırlarının fazla geniş olmadığını gösteriyor, sınırı geçenlerin Konfüçyüsçü kadife eldivenin bir yargıç baltasıyla yer değiştireceğini görmelerini sağlıyordu. Sınırı geçenlerin durumu, Mao’nun daha sonra belirttiği gibi, ‘halk arasındaki çelişkiler’ olmaktan çıkarak ‘düşman ile bizim aramızdaki çelişkiler’e dönüşüyordu.” (s.353)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Bu nedenle aralık ayı içinde Mao’nun onayıyla ‘gözetim hareketi’, zanlıların ‘kurtulabilmek’ için işkenceyle itirafa zorlandıkları bir ‘kurtarma hareketi’ haline geldi. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Temmuz 1943’te binden fazla ‘düşman ajanı’ gözetim altına alınmış, yaklaşık yarısı suçunu itiraf etmişti. Kang [Şeng], hazırladığı raporda, yeni üye olan parti kadrolarının %70’inin siyasal bakımdan güvenilmez olduğunu bildirdi. Bir ordu muhabere okulundaki 200 öğrencinin 170’i ‘özel ajan’ olmakla suçlandı. Mao’nun iktidar aygıtının merkezi olan Parti Sekreterliği’nde bile 60 görevliden 10’unun ‘siyasal sorunları’ olduğu saptandı. Onlarca kişi intihar etti ve yaklaşık 40.000 kişi (toplam üye sayısının %5’i) parti üyeliğinden ihraç edildi.” (s.353)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Yazar Vang Vişey ise, başı baltayla kesilerek idam edildi.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Mao bunu işittiğinde dudaklarını ısırdı ama bir şey söylemedi.” (s.354)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">1950’lerdeki </span></b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Yüz Çiçek Açsın Kampanyası</span></b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Mao, 1956 yılında Sovyetler Birliği’nde başlatılan Stalin aleyhtarı kampanyayı aslında başlangıçta olumlu karşılamıştı. Ne var ki, 1956 Ekim’indeki Macar Devrimi’nin “Varşova Paktı’ından çıkma” talebi Mao’yu korkuttu ve Macaristan’ın işgalini teşvik edip destekledi. Mao’nun korkusunu anlamak zor değildi, böyle aşağıdan bir gerçek ayaklanmanın kendi başına da gelebileceğini düşünmüş olmalı. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Polonya’da yaz aylarında yaşanan isyanların ardından Varşova’daki, Kruşçev’in daha altı ay önce bizzat yerleştirdiği Sovyet destekli liderlik, Rusların güçlü itirazlarına rağmen, Stalin’in kurbanlarından biri olan Vladislav Gomulka başkanlığında yine bir ‘liberal’ grupla yer değiştirdi. Kısa süre sonra Moskova’nın hakimiyetine bu kez Macaristan’dan gelen daha vahim bir meydan okuma üzerine, Stalinist Birinci Sekreter Matyas Rakosi, imre Nagy’nin önderliğindeki reformistler tarafından görevden alındı. </span></p> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Polonya olayında Mao, sorunun kökünde, Çin’in çok uzun süre katlanmak zorunda kaldığı ‘Rus büyük şovenizmi’nin yer aldığı gerekçesiyle Gomulka’yı destekledi. Liu Şaoçi, ekim ayı içinde Moskova’ya gönderilerek silahlı müdahalede bulunmaması için Kruşçev’i ikna etti. Ancak Macaristan Sovyet bloğunun askeri ittifak örgütü olan Varşova Paktı’ndan ayrılacağını ilan ettiği zaman, Mao tamamen farklı bir görüşü benimsedi. Kardeş bir partinin sosyalizme giden yolu seçmesini desteklemek bir şeydi; karşıdevrim karşısında kollarını kavuşturup oturmak ise başka bir şeydi: Liu bir kez daha Kruşçev’e baskı yaptı; bu kez, isyanı güç kullanarak bastırmak için askeri birlik gönderilmesini istiyordu.” (s.409)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Mao, Macar Devrimi’nin nedenleri üzerinde derin derin düşündü ve bir sonuca vardı. Neden, halka yeterli özgürlük sağlanmamış, insanların kendilerini ifade etmelerine ve partiyi eleştirmelerine yeterince izin verilmemiş ve dolayısıyla partinin halktan kopup bürokratikleşmiş olmasıydı. O halde, Çin’de de aynı rejim aleyhtarı olaylara sebebiyet vermemek için bir miktar özgürlük verilmeliydi halka ve partinin bürokratlaşmaması için aşağıdan eleştiri teşvik edilmeliydi. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Doğu Avrupa’daki fırtınalara neyin sebep olduğunu sorarak devam etti. Merkez komitesi’ne verdiği kısmî yanıta göre, Polonya ve Macaristan’daki Komünist Partiler karşıdevrimcileri tasfiye etme görevini tam olarak başaramamışlardı. Çin bu hatayı yapmamıştı. Ancak bir diğer etken de bürokratikleşmeydi. Bürokratikleşme her iki ülkedeki kadroların kitlelerden kopmalarına yol açmıştı. Bu sorun Çin’de henüz çözülmemişti.” (s.414)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Mao, Macar Devrimi’nden çıkarttığı dersler sonucunda, Çin’de özgürlüğün kapılarını açmayı, grev yasağını iptal etmeyi öneriyordu.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Çan Kay-şek’in eserleri gibi Marksizme düşman yazılar Çin’de alenen yayımlanmalıydı, çünkü ‘[onun] yazdığı hiçbir şeyi okumamışsanız, ona karşı çıkma görevini gereğince yerine getiremezsiniz.’ Sadece üst düzey görevlilere sınırlı sayıda dağıtılan <i>Cankao siosi</i>’nin baskı sayısı ‘emperyalist ve burjuva [düşüncesini] halka tanıtmak’ için yüz kat artırılmalıydı. Liang Şuming gibi adamlar bile kendi fikirlerini yaymakta serbest olmalıydılar.” (s.415)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Mao, Macaristan’daki sorunun, buradaki partinin yönetenler ile yönetilenler arasındaki çelişkileri zamanında ele almamalarından kaynaklandığını, sonuç olarak bu çelişkilerin iyice azdığını ve uzlaşmaz hale geldiğini söylüyordu… Ardından Çin’de işçilerin grev yapmalarına izin verilmesi gerektiğini söyledi. ‘Bu, devlet, fabrika yönetimleri ve kitleler arasındaki çelişkilerin çözülmesine yardımcı olacaktır’ diyordu Mao.” (s.414)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“İnsanların sahte, çirkin ve uzlaşmaz şeylerle karşılaşmalarını yasaklamak tehlikeli bir siyasettir… Böyle bir siyaset… insanların dış dünya ile yüz yüze gelmelerine ve bir rakibin meydan okumasına karşı duramamalarına yol açacaktır.” (s.416)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Komünist Parti bir süre için azarlanmasına izin vermelidir.” (s.419)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Elbette bu “bir süre” kaydı önemliydi. Bu, hemen akla, 1940’larda, Yenan’da açılan “düzeltme” kampanyasını akla getiriyordu. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Bu koşullarda, nisan 1956’da Mao’nun ‘Yüz çiçek açsın yüz fikir yarışsın’ sloganıyla yaptığı yeni bir entelektüel tartışma çağrısının tam bir sessizlikle karşılanmasında şaşılacak bir şey olmasa gerek. Geçen altı yıl boyunca yedikleri dayaklar karşısında, Çinli entelektüellerin istedikleri en son şey, ortaya çıkıp akıllarından geçenleri söylemekti.” (s.412)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Tarihçi Kian sözünü sakınmadı. Entelektüeller Mao’ya güvenip güvenemeyeceklerini bilemiyorlar, dedi. ‘Çağrı [sının] samimi mi yoksa sadece bir jest mi olduğunu tahmin etmek durumundalar. Çağrı samimiyse, çiçeklerin açmasına ne ölçüde izin verileceğini ve çiçekler bir kez açtığında [siyasetin tersine dönüp dönmeyeceğini] tahmin etmek zorundalar. Bunun bir amaç mı, yoksa sadece [gizli] düşünceleri açığa çıkarmak ve kişileri tasfiye etmek için bir araç mı olduğunu tahmin etmek zorundalar. Hangi sorunların tartışılabileceğini ve hangilerinin tartışılamayacağını tahmin etmek zorundalar.’ Sonuçta, pek çok kişinin sessiz kalmaya karar verdiğini ekledi.” (s.418)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Buna rağmen eleştiri başladı ve insanlar yavaş yavaş konuşmaya, yazmaya giriştiler. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Bir gazeteci, eğer partinin size ihtiyacı varsa, katil bile olsanız fark etmez, diye yazıyordu. Ama eğer size ihtiyacı yoksa, yaptığınız işe sadakatle bağlı olsanız bile sizi bir kenara atacaktır. Bir mühendis, entelektüellerin Japon işgali altında bile bu kadar baskı görmediklerinden şikayet ediyordu. Parti üyeleri casus gibi davranıyorlar, komünist olmayan meslektaşlarının davranışlarını personel şubelerine ihbar ediyorlardı. Bu nedenle, ‘hiç kimse yakın arkadaşlarıyla birlikteyken bile içini dökmeye cesaret’ edemiyordu… ‘Herkes ikili konuşma tekniğini öğrenmiştir; bir şey söylerken başka bir şey düşünür’” (s.422)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Bir profesör, parti üyelerinin ‘ayrı bir ırk’ gibi davrandığını yazdı. Ayrıcalıklı davranış görüyorlar ve halkın geri kalan kısmını ‘itaatkâr bir tebaa, daha sert bir sözcük kullanmak gerekirse, köle’ olarak görüyorlardı. Bir iktisat okutmanı şöyle şikayet ediyordu: ‘Eskiden yırtık ayakkabıyla dolaşan parti üyeleri ve kadroları şimdi üstü kapalı arabalarla geziyor ve yün üniformalar giyiyorlar… Günümüzde sıradan insanlar partiden veba gibi sakınıyorlar… Komünist Parti’nin düşüşü Çin’in düşüşü anlamına gelmeyecektir.” (s.421-422)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Başlıca eleştiri konusu, entelijensiyanın Guomindang’ın kötü yönetiminden ülkeyi kurtardıkları için 1949’da gelişlerini sevinçle karşıladığı komünistlerin, sekiz yıldan az bir süre görevde kaldıktan sonra, iktidar ve ayrıcalıkları tekelleştiren ve kitlelere yabancılaşan yeni bir bürokratik sınıfa dönüşmüş olmalarıydı. Mao ise Macaristan ayaklanmasından çıkardığı derslerde yanılmamıştı: Komünist olmayanların gözünde parti görevlileri, aslında ‘halktan kopmuşlar ve aristokratlaşmışlar’dı.” (s.414)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Bundan sonra doğrudan rejimi hedef alanları da dahil sahici eleştirileri ifade eden kitlesel dışavurumlar başladı.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Hareket daha sonra Pekin Üniversitesi yerleşkesine yayıldı ve kantinin dışına kat kat afişlerle kaplı bir ‘Demokrasi Duvarı’ kuruldu. Öğrenci konuşmacılar binlerce kişiden oluşan kalabalıklara çok partili seçimlerden sosyalizmin ve kapitalizmin erdemlerine kadar değişen çeşitli konularda tumturaklı söylevler vermeye başladılar… ‘Acı İlaç’, ‘En Alttakilerin Sesi’, ‘Yabani Ot’ ve ‘Bahar Fırtınası’ gibi isimler taşıyan öğrenci dernekleri kuruldu. Öğrenciler teksir makinesiyle çoğaltılmış gazeteler çıkarmaya ve öteki okullara ‘deneyim alışverişi’ için eylemci göndermeye başladılar.” (s. 423)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Öğrenci önderleri Komünist Parti’nin yönetimine son verilmesi için açık bir çağrı yaptılar. Öğrencilerden etkilenen öğretmenler alevleri biraz daha körüklediler. Bir Şanyang profesörü, Mao’nun yönetiminin ‘keyfi ve pervasız’ olduğunu söyledi. Çin’de demokrasinin olmaması Parti Merkezi’nin hatasıydı. Bazıları ‘faşist Aushwitz yöntemleri’ni kullanan ‘kötü niyetli bir zulüm yönetimi’nden söz ettiler. Vuhan’da lise öğrencileri sokaklara döküldülaer ve hükümet binalarına saldırdılar.” (s.423)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Mao, bu noktadan sonra frene bastı ve özgürlük hareketini durdurmak üzere ilk işareti verdi.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“15 Mayıs günü Merkez Komitesi üyelerine ve görevlilerine ulaştırılacak şekilde sınırlı sayıda çıkarılan ‘Şeyler kendi zıtlarına dönüşüyorlar’ başlıklı bir genelgede, tutumunun değişmekte olduğunu gösteren işaretler verdi. Mao, bu genelgede ilk kez, ülke içindeki olaylardan söz ederken ‘revizyonizm’ terimini kullandı. Revizyonistlerin basının sınıfsal niteliğini inkâr ettiklerini söylüyordu. Onlar, burjuva liberalizmine ve burjuva demokrasisine hayranlık duyuyorlar ve parti önderliğini reddediyorlardı. Bu türden insanlar, Parti içindeki esas tehlikeyi oluşturuyorlardı ve artık sağcı entelektüeller ile el ele çalışıyorlardı.” (s.422)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Süreç az sayıda değil çok sayıda kişi için, partinin sözüne inanan yüz binlerce sadık yurttaş için bir tuzak haline geldi.” (s.425)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Bundan sonra fiili bastırma hareketi geldi. Hakem düdüğü öttürmüş ve geçici olarak tanınan, herhangi bir güvenceden yoksun özgürlükler rafa kaldırılmıştı.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“İngilizce profesörü Vu Ningkun (Batı’da eğitim görmüştü) tutuklandı ve önce Mançurya’da, daha sonra Tiankin’de olmak üzere üç yıl esir kamplarında tutuldu. Çangşa’daki kadın polis kadrosu (şube şefini eleştirmişti) emek reformu kapsamında varoşlara gönderildi; kocası kendisinin ve çocuklarının ‘sağcı’ olarak damgalanmasını önlemek için ondan boşandıysa da damgayı yemekten kurtulamadı. Vangfuking’deki tüccarların önderi (bir kapitalist) hayatının yirmi yılını ceza kurumlarının içinde ve dışında geçirdi. Onlar ve aynı durumda olan yarım milyon kişi aileleriyle birlikte hayatlarının acımasızca mahvedildiğini gördüler. Toprak ağalarının ve karşıdevrimcilerin aksine onlar, geçmişteki ya da o sıradaki gerçek ya da hayali eylemlerinden ötürü değil, sadece fikirlerinden ötürü cezalandırıldılar. </span></p> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Mao bu konudaki suçlamalara çok duyarlıydı. ‘Bu insanlar sadece konuşmadılar, eylem de yaptılar,’ diyordu. ‘Onlar suç işlediler. Konuşanlar suçlanmayacak sözü onlar için geçerli değildir.’ Zayıf bir savunmaydı bu.” (s.426)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Sağcılığa karşı kampanya entelektüelleri öylesine incitmişti ki, Mao’ya bir daha asla inanmayacaklardı.” (s.426)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Doğrusu ben de olsam inanmazdım! (Gerçi bütün bunlardan haberimiz olmadığı için biz 1960 gençliği ona inanmak gafletinde bulunmuştuk!)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">İngiltere’yi yakalayarak ve</span></b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Maymun Beyni Yiyerek İlerleme…</span></b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Mao, her türlü dogmatizmden uzak, gerçekten deha düzeyinde bir askeri komutan ve askeri taktisyendi. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, onun büyük savaş öngörüleri olmasaydı Kızıl Ordu’nun uzun süreli savaşın bir aşamasında imha edilmesi kaçınılmaz olurdu. Bu böyle olmakla birlikte, Mao’nun, “sosyalizmin inşası” konusunda Sovyetler Birliği’nin o yenip yutulması epey zor örneklerini taklitten öte çok fazla yaratıcı bir şeyler ortaya koyabildiğini söylemek oldukça zordur. Bir kere, özellikle iktidara geldiği 1950’li yıllarda, o da Stalin ve diğer Sovyet önderleri gibi, üstelik ilerlemeyi çelik üretim rakamlarıyla ölçen, aptal denecek ölçüde bir ilerleme hayranıydı. Diğer Sovyet liderleri gibi onun da gözü ABD ya da İngiltere gibi sanayileşmiş ülkelerdeydi. Çin’in ilerlemesini onlara yetişmekle ölçüyordu. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Gelecek birkaç on yıl içinde Çin’in, kültürel, bilimsel, teknolojik ve endüstriyel gelişmede Birleşik Devletler’i geçerek, ‘dünyanın bir numaralı ülkesi’ haline gelmesi gerektiğini söyledi. ‘[Amerikan kazanımlarının] o kadar müthiş olduğunu düşünmüyorum’ diye devam etti umursamaz bir tavırla. Amerika yılda 100 milyon ton çelik üretiyorsa, ‘Çin birkaç yüz milyon üretmeli’ydi.” (s.431)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Mao’nun… Moskova seyahati sırasında, Sovyet lideri [Kruşçev], demir, çelik, kömür, elektrik, petrol ve pek çok tüketim malında, on beş yıllık süre içinde ABD’yi geçmeyi planladıklarını ilan etti. Kimse bu iddiaya meydan okumaya kalkışmadı. Sadece Mao, dünya komünizminin liderlerine, Çin’in on beş yıl içinde İngiltere’yi geçeceğini bildirdi.” (s.432)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“İngiltere’yi geçmeyi vaat eden Mao, Çin’i 1970’lerin başında 40 milyon ton çelik üretme, yanı sıra çimento, kömür, kimyasal gübre ve makine aksamında İngiliz üretimini geçme hedefine bağladı. Hedef olarak belirlediği çelik üretim miktarı MK plenumunun iki aydan kısa bir süre önce rakamın iki katıydı. Tek soru şuydu: Nasıl?” (s.433)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Tabii, Philip Short’un “nasıl?” sorusu önemli de, ben daha önemli bir sorunun da sorulması gerektiğini düşünüyorum: Niçin? Belki de aşağıdaki alıntıda görüleceği gibi “ulusal onur”un tatmin olması içindir. Evet ama bunun sosyalizmle ya da toplumsal devrimle ilgisi ne?</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“’İngiltere ve Amerika’yı yakaladığımız zaman Dulles bile [Amerikan Dışişleri Bakanı] bize saygı gösterecek ve bir ulus olarak varlığımızı kabul edecek.’” (s.435)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Mao’nun yardımcıları, Mao’yu da geride bırakıp ulusal ve yerel zevklerle bezenmiş, daha “iştah açıcı” (daha doğrusu iştah kapayıcı) ilerleme manzaraları tasvir ediyorlardı.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Tarım alanında sınırsız yetkilerle donatılmış olan Ten Çenlin, Kruşçev’in ‘gulaş komünizmi’ni gölgede bırakacak bir bolluk manzarası yaratıyordu:</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">‘En önemlisi, komünizm ne anlama gelmektedir? Önce, kişinin karnını doyurması değil, iyi yemekler yemesidir. Etin tadını çıkarması, her yemekte, tavuk, domuz, balık ve yumurta yemesidir. Maymun beyni, kırlangıç yuvası ve beyaz mantarın ‘istediği her zaman’ servis edilmesidir… İkincisi giyinmektir. Her insan elde edebileceği şeyi istemelidir. Sadece bir mavi giysiler yığını değil, çeşitli tasarım ve üslûplarda giyinmek… Saatlerce çalıştıktan sonra insanlar, ipekli saten… ve tilki kürkünden paltolar giyeceklerdir… Üçüncüsü, konuttur. Merkezi ısıtma kuzeyde, klima güneyde sağlanacaktır. Herkes yüksek binalarda yaşayacaktır… Dördüncüsü ulaşımdır… Hava yoluyla her yöne gidilebilecek ve her ilçede havaalanı olacaktır. Beşincisi herkese yüksek öğrenimdir… Bütün bunların toplamı komünizm anlamına gelir.” (s.435)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Bu durumda, maymun beyni yerine ciğer soteyi, tilki kürkü yerine tavşan kürkünü koyarsak Türkiye’nin bile komünizmi bir hayli yaklaşmış olduğunu söyleyebiliriz!</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Büyük İleri Atılım</span></b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Çin’de bütün bu ilerleme hayallerinin sonu, kaçınılmaz olarak kitlesel bir iradi seferberlikti. Çin’in böylesi bir kalkınma ve ilerleme hamlesi için dayanacağı tek güç, kalabalık nüfusuydu. Bu nüfus Mao’nun iradesiyle ileri doğru bir hamle yaparsa, Çin de devasa bir ilerlemeyi gerçekleştirebilirdi. Bu amaçla kolektif çiftlikler yoğunlaştırıldı; özel topraklar ve çiftlik hayvanları tazminat ödenmeksizin kamulaştırıldı; şehir ve tarım çalışan nüfusunun tek tek aile mutfaklarında “gereksiz” zaman harcamaması için devasa komünal mutfaklar kuruldu; islah için kırlara gönderilmiş mahkûm nüfusu, Stalin’den miras bir uygulamayla en ağır koşullarda üretime sürüldü; yine Stalin’den tevarüs edilen bir uygulama olarak Stakhanovist şok çalışma birimleri kuruldu; analar ve babalar, kolektifleştirilmiş, askerileştirilmiş bir hayat tarzı lehine “burjuva duygusal bağlılıklar”dan vazgeçmeye zorlandı. (s.438) </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Köylüler uyurken tarlalardaki fenerleri yakıyorlar, bir kadronun gelmekte olduğunu bildiren alarmla hemen kalkıp işe koyuluyorlardı. Maddi özendiriciler sistem parasız işlediği için gereksiz görülüyor ve kınanıyordu.” (s.439)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“’Herkes askerdir’ sloganı altında bir milis faaliyeti başlatıldı. Köylüler tarlalarda yanlarında antika tüfekler olduğu halde çalışıyorlardı.” (s.439)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Kadrolar rakip komünleri geçme konusunda sürekli bir baskı altındaydılar. Bu durum ürün miktarını sürekli olarak, 10 ya da 20 kat fazla göstermelerine yol açıyordu.” (s.445)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Büyük ileri Atılım, birkaç yıl içinde, doğanın azizliğinin de yardımıyla (kuraklık) büyük bir başarısızlıkla sona erdi. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Büyük Atılım kıyamet benzeri bir başarısızlıkla sona ermişti. Mao’nun genel bolluğa ilişkin muhteşem düşleri destansı bir dehşete dönüşmüştü. Çin’i büyük bir iktisadi güç haline getirme fikrini, 1960 yılının sonunda ebediyen terk etti ve bu konuyu bir daha asla ağzına almadı.” (s.446)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Ciddi bir yiyecek maddesi sıkıntısı başlamıştı. Önceleri kıtlık sadece kentlerle sınırlı kaldı. Pirinç tayınları azaltıldı… Daha sonra hükümet Atılım sırasında iyice çoğalan sanayi işgücünü beslemek için harekete geçince kırsal kesimde de kıtlık başladı.” (s.446)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Solcu eyalet sekreterlerinin Atılım’ı en güçlü biçimde gerçekleştirdikleri Henan ve Siçuan kesimlerinde nüfusun dörtte biri açlıktan öldü. Erkekler, alıcı çıktığında karılarını satıyorlardı. Kadınlar satılmaktan memnundular, çünkü satılmak hayatta kalmak anlamına geliyordu. Eşkiyalık yeniden başladı. Mao’nun gençlik yıllarında yaşanan kıtlıklarda olduğu gibi yamyamlık yaygındı. Köylüler kendi çocuklarını yememek için birbirlerinin çocuklarını yiyorlardı.” (s.455)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“1959’da ve 1960’da yaklaşık 20 milyon köylü açlıktan öldü ve 15 milyondan az çocuk doğdu, çünkü kadınlar gebe kalamayacak kadar zayıflamışlardı. 1961’de beş milyondan fazla insan açlık yüzünden yok olup gitti.” (s.455)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Bu durumun doğal sonucu baskının yoğunlaştırılması oldu.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Atılım’ı eleştirenlere karşı bir hareket olarak bilinen ‘Sağ oportünizm’e karşı kampanya, on kat daha fazla siyasal kan kaybını tetikledi: Çoğu parti üyesi ya da alt düzey görevli olan altı milyon insan eleştirildi ve bu insanlarla sözde Mao’nun siyasetlerine karşı çıktıkları için mücadele edildi. Siçuan’da tabanda yer alan kadroların %80’i azledildi. 1957’de olduğu gibi, yerel parti sekreterleri, astları için tasfiye kotaları oluşturdu. Bazı bölgelerde sadece bireyler değil gruplar da suçlandı. Gene pek çok kişi intihar etti. Bir eyaletin Birinci Sekreteri, ‘Herkes tehlikedeydi,’ diyordu o günleri hatırlarken. ‘Anneler, babalar, kocalar ve eşleri birbiriyle konuşmaya cesaret edemiyorlardı.’” (s.453)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“HKO’ya, Siçuan’da ve diğer üç batı eyaletinde, yanı sıra Tibet’te açlık çeken köylülerin başlattıkları silahlı isyanları bastırma görevi verildi. Henan’da komünlerin özsavunması için kurulan milis ortalığı yakıp yıkmaya, silahlı soygun yapmaya, kadınlara tecavüz edip adam öldürmeye devam ediyordu. Köylüler milise ‘eşkıya krallar’ ‘kaplan sürüleri’ ve ‘adam döven çeteler’ diyordu… Liu Şaoçi uyarıda bulunarak, Çin’in, 1920’lerin başındaki Sovyetler Birliği’nin yaşadığı iç savaşı andıran bir anarşiyle yüz yüze gelmekte olduğunu söyledi.” (s.457)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Bunun sonucu, Sovyetler Birliği’ndeki iç savaş ve savaş komünizminden sonra gelen NEP politikasına benzer bir Çin NEP’i oldu. Zorlama komünler kısmen dağıtılarak köylülüğe taviz veren daha esnek politikalar benimsendi ve aşırı komünal uygulamalardan vazgeçildi. Halkın taleplerini dikkate almayan zorlamacı politikalar bir kez daha geri tepmişti.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Ve Mao, ne kadar iyi bir komutansa, o kadar kötü bir “inşa”cı olduğunu kanıtlamıştı. Ama bunu söyleyecek cesaret kimde vardı?</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Kültür Devrimi</span></b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <div style="margin-left: 72pt;"><b> </b></div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Mao’nun putlaştırılması ta Yenan günlerine kadar uzanır. Bundan sonra süreç hep bu yönde olmuş, gittikçe güç kazanan komünist bürokrasi kendi varlığının ve iktidarının garantisini Mao’nun fetişleştirilmesinde görmüştür. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Temmuzda kuşkularından vazgeçmiş Liu Şaoçi dizginsiz bir övgü sürecini ateşledi. Mao’yu göklere çıkaran bir makalede, partinin gelecekte hata yapmamasının yegâne güvencesinin ‘Mao Zedung’un önderliğinin her yere nüfuz etmesi’ni sağlamak olduğunu iddia ediyordu. Makale, politbüro üyeleri Çu Enlay ve Çu De’nin diğerleri kadar çılgın bir onaylama korosuna katılmaları için işaret oldu. Birkaç ay sonra Yenan’ı ziyaret eden iki Amerikalı gazeteci… Mao’nun ‘hayranlığın zirvesinde’, ‘mide bulandırıcı, neredeyse kölece bir belâgatla düzülen muazzam övgüler’in nesnesi olduğunu bildirdiler.” (s.357)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“On yıldan daha kısa bir süre önce Kinggangşan’da, hatta Ruykin’de, Mao’nun ve diğer önderlerin, köylülerin arasında yaşadıkları günler artık gerilerde kalmıştı.” (s.356)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Putlaştırma, aynı zamanda putlaştırılan liderin mekanizma tarafından esir alınmasıyla el ele gidiyordu.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“İlk yıllarda Mao zaman zaman çevresindeki koruyucu kuşatmadan kurtulmayı denedi. Ancak bu denemeler doğal olarak başarısızlığa uğradı.” (s.427)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“1958’de, Halk Cumhuriyeti’nde ise her hareketi günler ve haftalar öncesinde belirleniyordu. ‘Tabana gitmek’ artık eyalet birinci sekreterleriyle toplantı yapmak, dikkatle seçilmiş model çiftlikleri ziyaret etmek ve buralarda eyalet yetkililerinin ona sadece işitmek isteyeceği şeyleri anlattıkları kısa açıklamaları dinlemek anlamına geliyordu. Birinci elden doğru bilgilere ulaşamadı. Yeterince bilgilendirildiği izlenimine kapıldı. Bunun hiçbir şey bilmemekten çok daha tehlikeli olduğu anlaşılacaktı.” (s.433)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Gerekçe, Tang’ın 1961’de Mao’nun trenini gizlice dinletmesiydi. Ancak Mao, Tang’ın bu işi dört yıldır yaptığını biliyordu.” (s.476)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Putlaştırma ile susuş kumkuması da el eleydi.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“’Yüz Çiçek’ sırasında Sağcılığa Karşı Kampanya aracılığıyla Çinli entelektüellerin susturulması gibi, Luşan konferansında da Peng Dehuay’ın tasfiye edilmesiyle Mao’nun Parti içindeki yakın çalışma arkadaşları susturuldu. Çu De, Daimi Komite’ye şunu sormuştu: ‘Bizi seven insanlar konuşmazlarsa, kim konuşmaya cesaret edecek?’ Başkan’ın bu soruya cevabı artık biliniyordu. Mao hayatta olduğu sürece bir politbüro üyesi bir daha asla onun siyasetlerine açıktan meydan okumadı.” (s.453)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">İşte böylesine putlaştırılan Mao Zedung, putlaştırmanın gücüne dayanarak 1966 yılında Kültür Devrimini başlatma işaretini verdi. Neydi amacı? Kanımca amacı, Büyük İleri Atılım’la iktisadi alanda uğranılan başarısızlığı, bu sefer üstyapıda bir yeni kitlesel atılımla başarıya dönüştürmekti. Mao korkuyordu. Aynı 1956 yılında Macar Devrimi’nden korktuğu gibi, rejimden hoşnutsuz kitlelerin, insanlara soluk alma fırsatı vermeyen bir tek parti diktatörlüğüne karşı ayaklanacaklarından korkuyordu. Mao’nun ikinci korkusu, sosyalizmin inşası için tek araç olarak gördüğü Parti’nin Sovyetler Birliği’nde ve diğer sosyalist ülkelerde olduğu gibi yozlaşmasıydı. O halde kitleler sosyalist rejime karşı henüz ayaklanmadan, onları kendi temsil ettiği “sosyalizmin doğru çizgi” için, yozlaşması çok muhtemel olan partiye karşı ayaklandırmaya cesaret etmekten başka çare kalmıyordu. Böylece ayaklanma potansiyeli taşıyan kitleleri önceden ayaklandırarak onların buhar basıncını rejimin selameti için kullanacak, yozlaşma ihtimali olan partiyi, yine kendi iradesini izleyen kitleler aracılığıyla temizleyip yeniden sosyalizmin kurucu aygıtı haline getirecekti. Hem kitleler sosyalizm yolunda seferber edilecek, hem de kendi “doğru çizgi”sinde yenilenmiş ve yozlaşmaktan kurtulmuş parti bu “doğru çizgi”yi izleyecekti. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Bir anlamda, Stalin’in izlediği yukardancı çizginin tam tersi gibi görünen aşağıdancı bir çizgiydi bu. Stalin’in giyotini tek yönlü işliyordu. Sadece yukardan aşağıya. Yukardan aşağıya inerken, Stalin’in hemen altındaki yöneticileri de biçiyor, partiyi de biçiyor ve kitlelerin biçilmesine kadar aşağıya inmeye devam ediyordu. Ama bu giyotin hiçbir zaman aşağıdan yukarıya doğru işlemiyordu. Yani Stalin, bıçağı hiçbir zaman aşağıdaki kitlelerin eline vermiyordu. Bıçak, GPU ve NKVD’ydi ve sadece Stalin’in şahsi emirleriyle yukardan aşağıya doğru inerdi. Mao’nun giyotini ise iki bıçaklıydı. Yukardaki bıçak, parti, polis ve orduydu. Aşağıdaki bıçak ise, Mao tapıncıyla gözü dönmüş kitleler. Yukardaki bıçak kitleleri kesip biçerken (ve fazla kestiği için körelirken), aşağıdaki bıçak da Kültür devriminde, HKO’nu değil ama partiyi ve devlet görevlilerini kesip biçti. En sonunda Mao, aşağıdaki bıçağı durdurmak için, yukardaki bıçağın geriye kalmış tek sağlam mekanizması olan HKO’sunu harekete geçirdi. Kültür Devrimi, aşağıdan başladı ve yine bizzat Mao’nun emriyle, yukarıdan HKO tarafından bastırıldı. Burada, Philip Short’un kitabından, aşağıdaki bıçağın, bir yandan sıradan halkı, bir yandan da partiyi ve yöneticileri nasıl biçtiğine ilişkin birkaç örnek vereceğim sadece.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Pekin üniversitesi’ndeki radikaller, bir mücadele toplantısı düzenleyerek Lu Ping ve altmış ‘kara çete unsuru’na mankafa külahı giydirdiler ve diz çökmeye zorladılar, yüzlerine kara leke sürdüler, elbiselerini yırttılar, duvar afişlerini vücutlarına yapıştırdılar, ardından onları tekmeleyip yumruklayarak, saçlarını çekerek ve halatlarla döverek sokaklarda dolaştırdılar.” (s.484)</span></p> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;"> “Pekin’de Kızıl Muhafızlar’ın en az bir kişiyi döverek öldürmediği pek az ev vardı. Ağustos ayının sonunda, dört gün içinde sadece küçük bir semtte, aralarında altı haftalık bir bebekten (‘gerici bir aile’nin çocuğuydu) seksenlerinde yaşlı bir adama kadar çeşiti yaşlardan insanların yer aldığı 325 kişi öldürüldü.</span></p> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Barışçı, idealist genç öğrenciler kendilerinden daha yaşlı kişilere intikam duygularıyla saldıran çılgınlara dönüşmüşlerdi.” (s.489)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Kızıl muhafızlar kurbanlarına, bağışlanmak için Mao’ya dua etmelerini söylüyorlardı. Kent tren istasyonlarında yolcular trene binmeden önce ‘sadakat dansı’ yapmak zorundaydılar” (s.494)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Öldürme olayları kısa süre içinde, polisin ve askeriye içindeki sempatizanların desteği sayesinde sistematik bir hal aldı.” (s.490)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Doğu Hebey’de 84.000 kişi tutuklandı; bunların 2.955’i idam edildi, işkencede öldü ya da intihar etti. Guangdong’da 7.200 kişi sorguya çekildi ve aralarında eyalet vali yardımcısının da bulunduğu 85 kişi öldüresiye dövüldü. Şanghay’da 6.000 kişi gözetim altına alındı. Çoğu milliyetçiler hesabına çalışmakla (ÇKP ile Guomindang’ın birleşik cephe kurdukları bir dönem için kolay bir suçlama) ve yaklaşık yarısı ihanetle suçlandı.” (s.512)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Birkaç günde bir bazı öğretmenler herkesin gözü önünde spor sahasına götürülüp kurşuna diziliyorlardı… Bazı öğretmenler henüz ölmeden gömüldüler. Dört öğretmene oradaki binanın damına çıkarak bir patlayıcı paketinin üzerine oturmaları ve paketi ateşlemeleri emredildi. Müthiş bir ses duyuldu. Göz gözü görmüyordu. Neden sonra ağaçların dallarına takılmış ve dama saçılmış kollar ve bacaklar fark edildi. [Toplam] yüz kadar [okul görevlisi] öldürüldü.” (s.491)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 10pt;">“Liu [Şaoçi] ve karısı iki saat boyunca öne eğilmiş vaziyette sessizce ayakta durarak, kendilerini suçlayanların uzun ve tumturaklı konuşmalarını dinlemek zorunda kaldılar. Mao’nun doktoru onların dövüldüklerini, tekmelendiklerini, Merkez Muhafiz Birliği askerlerinin öylece durup seyrettiklerini gördü. Liu’nun gömleği yırtılarak açılmıştı, insanlar onu saçlarından tutup savuruyorlardı. Bu işlem iki buçuk hafta sonra tekrarlandı. Bu kez çift, Kızıl Muhafızlar’ın arasında ‘jet uçağı’ biçiminde durmak zorunda bırakıldılar… Liu, bu vaziyette, sözde ‘ulusal ihanetler’i hakkında sorguya çekildi… Liu o sırada yetmiş yaşındaydı… daha sonra kurbağa yürüyüşüyle konutuna dönerken, yüzünün şiştiği, mavimsi, soluk bir renk aldığı görüldü.” (s.511)</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Sonunda Mao, hareketin partiyi toptan yıkmaya yöneldiğini görünce, rotayı değiştirdi ve Kültür Devrimi’nin belki de tek sahici ayaklanmacı unsurlarının HKO tarafından bastırılmasını emretti. Parti kurtulmuş, Kültür Devrimi bitmişti. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Sonraki yıllarda Mao’nun Macar Devrimi korkusu gerçek olmadı. Kitleler, rejimin ve Parti’nin bürokratik baskılarına karşı herhangi bir şiddetli ayaklanmaya girişmediler. 1989 yılında demokrasi isteyen öğrencilerin kitlesel hareketi, Kültür Devrimi sırasında Liu Şaoçi gibi suçlanmış, “kapitalist yolcu” Deng Siao-ping’in emriyle bastırıldı. Bundan sonra da bir daha kitlesel bir direniş görülmedi. Bunda, rejimin, Mao’nun ölümünden sonra görece daha az baskıcı bir hale gelmesinin de rolü olmuş olabilir.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Mao’nun, Partinin yozlaşacağı ve kapitalizme yöneleceği korkusu ise gerçek oldu. Çin bugün ÇKP’nin tek parti diktatörlüğü altında kapitalist bir ülkedir. </span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Tarih bin kere yazılır ama sadece bir kere yaşanır.</span></p> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <div style="margin-left: 72pt;"> </div> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">Gün Zileli </span></p> <p style="margin-left: 72pt;"><span style="font-size: 14pt;">19 Temmuz 2010 </span></p> <div><br clear="all" /> <hr size="1" align="left" width="33%" /> <div id="ftn1"> <p style="margin-left: 72pt;"><a title="" name="_ftn1" href="#_ftnref1"><span><span><span style="font-size: 10pt;">[1]</span></span></span></a> “O sıralarda Stalin, kulaklara karşı kampanya başlattı. Bu hareket 12 milyon Rus ‘zengin köylü’sünün fiziksel olarak yok edilmesine yol açacaktı. Dolayısıyla Geri Dönen Öğrenciler, zengin köylülere ait toprakların ve mülklerin (sadece fazlaların değil) müsadere edilmesine karar verdiler. Toprak dağıtımı gerçekleştiğinde toprak ağası ailelere hiçbir şey verilmeyecekti. Bunun anlamı, bu ailelerin açlığa mahkûm edilmesiydi” (s.287)</p> </div> </div> </meta> </meta> </meta> </meta> </p>
Girdi biçimi
Filtered HTML
Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
Full HTML
Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi
Attached Images
Thumbnail:
Existing Image:
None
"Over troubled water..." (Açılış)
"Sussss.."
"Unut"
090908-Güler Zere-vm.widec.jpg
0je.png
1.jpg
1.jpg
1.jpg
105-141.jpg
11 Eylül vePolitik İslamÜzerine Kapak
1234r.jpeg
15- 16 Haziran.jpg
155.JPG
16.jpg
166137_1_Gorzfrei.jpg
1960-che-1.jpg
19ocak2010s.jpg
1mayis77_(1).jpg
200-386.jpg
2000degundem-kapak200.jpg
2009-12-04---Kapak---Sosyal.jpg
2010-09-12 - Kapak- 12 eylul uzerine yazilar v2.jpg
21 İtfaye.jpg
250-369.jpg
250-392.jpg
26.JPG
2_temmuz_2009_istanbul.jpg
4- ikinci kapıdan mezarlığa giriş yapılıyor.JPG
400px-Krähe_65(loz).JPG
41e591d8-yilmaz-guney.jpg
490-250.jpg
6-7 eylül.jpg
6-7_eylul_1955.jpg
6-7_eylul_55_tank.jpg
800px-Ziggurat_of_ur.jpg
Abdullah Öcalan - Kapitalist Modernite ve Demokratikleşme - Kapak
abidin'in...jpg
abidin-dino.jpg
abidin-he...jpg
abidinözp...jpg
abidinözp...jpg
acilim_aydinlar_yorum.jpg
afganistan_secimsandik_essek_asker.jpg
afis-kumkapi-14mart2010.jpg
afis_cozum.jpg
ahmedarif_nazimhikmet.jpg
ahmed_arif_1.jpg
Ahmet Türk.jpg
ahmetaltan_hasancemal.jpg
ahmetarif.jpg
ahmetturkemineayna.jpg
ahmet_turk_3_kongre.jpg
ahmet_turk_grup_toplantisi5.jpg
Akatça dilinde çivi yazısı ile yazılmış olan 282 maddelik Hammurabi Kanunları...
AKP ve güleni bitirme planı.jpg
Albayrak
albayrak1200.png
Aleviler-kapak400.jpg
Ali Yetkin
alidehri.jpg.jpg
alidehri.jpg.jpg
alter-eco-ekim2010.jpg
Amatör Kalem Vuruşları (1)
Amatör Kalem Vuruşları (2)
Amatör Kalem Vuruşları (3)
amedkadin_forumuleyla.jpg
ankkongre.jpg
anneannem.jpg
apo_aturk_talabani.jpg
ara-gazetesi-çžktž.jpg
arac_er_asker.jpg
aram_tigran_cumbus.jpg
Arif Damar.jpg
arif+damar.jpg
Asiti-Baris.jpg
asiye-turhalli.jpg
asker_yuruyus_jandarma.jpg
avni-ozgurel-01.jpg
AVrupa Birliği Üzerine Yazılar - Demir Küçükaydın - Derleme - Kapak
Avrupa Merkezcilik Üzerine Yazılar
avrupabarisgrubu_basin.jpg
aydinlar_liberal.jpg
aydin_erdem.jpg
Aydın Dinçoğul
Ayhan Bilgen.jpg
ayhanbilgen_barismeclisi.jpg
ayna_turk_1eylul.jpg
Ayrılık-kuytu
Az Kaldı! - Türkiye'nin Linç Yapılmış ya da Linç'e Kalkışılmaş İdari Bölgeler Haritası
azizvatanresmi.jpg
azizvatanresmi.jpg
Azınlıklar Konusundu Yazılar
Aşiti - Barış
Çatı Ankara.jpg
Çatı Partisi Tartışmaları.jpg
Çtı Partisi Girişimi.jpg
Ömrümüzün taş çicekleri resim sergisi.jpg
Özgür Basın Susturulamaz.jpg
Özgür Gündem'e Yazılar (1992-92) Kapak
Özgürlük(Korkoro).jpg
Üçüncü Köxüz Sitesi
özgürlük ne zaman anne.jpg
Banksy!.jpg
Bansky'den
baris guvercini.jpg
barisgrubu_karsilama_ani.jpg
barisgrubu_otobus2.jpg
baris_kizi.jpg
Barış Gurubu.jpg
Barış İçin Vicdani Red Platformu.jpg
Barışın Tarihi.jpeg
basbug_dursuncicek.jpg
Bayram Balcı-Livan.jpg
bayramlar-kapak200.jpg
başkan ve hatice ana.JPG
büyük ortadoğu projesi ve sosyalist strateji
BDP'ye operasyon.jpg
bdp_logo.jpg
Belalı sularda: Ship to Gaza, sizi gözüm gibi sakınırım.
Berivan.jpg
Beşikçi Eleştirisi - Kitap Kapağı
Bill Of Rights
Bir Özgürlük Tutsağı Manuşyan.jpg
Bir Devrimcinin Teorik ve Politik Otobiyografisi
Bir yaşam.jpg
Birinci Dünya Barış Günü.jpg
Birlik mi Rekompozisyon mu Kapak
birlik-mi-kapak-on-yuz.jpg
Bizim Köy
bop-on-kapak.jpg
Buzu Kıran Yolu Açan
bıji kürd u kurdistan
canli_bomba_pelsin.jpg
canyucel.jpg
catipartisiilktoplantisi.jpg
catipartisiilktoplantisi.jpg
cati_partisi.jpg
cati_partisi.jpg
cati_partisi.jpg
cati_partisi_girisimi.jpg
Celali Söylenceler Kapak
Celali Soylenceler Kapak.jpg
Celali Soylenceler Kapakv2.jpg
Celali-Soylenceler-Kapak400.jpg
Celali-Soylenceler-Kapak400.jpg
cerkesler_kitap.jpg
Ceylan'dan Bize Kalan: Şahmeran
CHP-logo.jpg
chp_meclis_pankart2.jpg
Cingeneler.jpg
cizre-bohtan-beyi-bedirhan-direnis-ve-isyan-yillari-onkapak.jpg
Cumhuriyet_LR.jpg
Dağların ezgileri.jpg
Dönüşü olmayan yol.jpg
Dün Halep'çe, Bugün Kelepçe
Dünyanın Halleri Üzerine Denemeler
Demokratik Cumhuriyet.jpg
demokratik_acilim_kapatma.jpg
Denemeler
denemeler-kapak.jpg
denizesaldiri.jpg
denizesaldiri.jpg
Derleme 2009 - Murat Çakır
Dersim+ Barajlar.jpg
Dersim- Sabiha Gökçen.jpg
dersim-zorunlu iskan1.jpg
dersim-zorunlu iskan1.jpg
dersimkatliami1.jpg
devletulus.jpg
devletulus.jpg
Die Linke: Bir Başarı Hikayesi mi? kapak
Dikilmesi mümkün "İzmirli ırkçılar" heykel tasarımı
dilacarKucuk.JPG
dilekkurban.jpg
Dilsiz dengbej.jpg
dink_goktas_kitap.jpg
Dipnot Dergisi Üçüncü Sayı Kapak
Dipnot.jpg
Dipnot.png
disk_suleyman_celebi.jpg
Diyarbakır -TÜYAP.jpg
diyar_demokrasi_platformu1.jpg
Djembe
DK_MME_KapakKucuk.jpg
DK_MME_KapakKucuk_0_0.jpg
dogan-akhanli.jpg
Doğan Akhanlı
DSC04737.JPG
DSC04737.JPG
dtp_eylemi.jpg
dtp_logo.jpg
dtp_operasyon_tepki1.jpg
ecevit_baykal_ataturk.jpg
ecevit_baykal_ataturk.jpg
edip_cansever.jpg
ejder-kapani-46.jpg
ekinbelleten-1991.jpg
emmeline-pankhurst1.jpg
emper ve ırak umut.jpg
emperyalizm ve dünyanın katli
emperyalizm ve dünyanın katli(ırak)(yağlıboya resim)
emperyalizm ve umut(yağlıboya resim)
erdogan_akhanli_yazar.jpg
ergani.jpg
ermenhaf.jpg
Ermeni Sorunu Üzerine Yazılar - Kapak
Ermeni Soykırımı ve Toplumsal sorumluluk - Broşür Kapağı
Ermeni-Soykirimi-Koln.jpg
ermeniler_goc_tren.jpg
ermeniler_goc_tren.jpg
ermeniler_soykirim_ciftciyan.jpg
ermeni_saykirim1.jpg
ermeni_tehcir.jpg
ermeni_tehciri_tren.jpg
ermeni_tehcir_TE.jpg
ernesto_che_guevara_x1.jpg
etha-20100708-envali-metruke-00_ext.jpg
Evrim ALATAŞ..jpg
evrim_alatas.jpg
evrim_alatas_amed.jpg
Eyüp Sultan Konuşması
Ezidilik.jpg
Ezidilik.jpg
Ezilenlerin Pedagojisi.jpg
fahri petek.jpg
fahri-pet...jpg
Ferhat Tunç-söyleşi.jpg
Ferit öngören.jpg
fft23mm135497.jpg
fileme.jpg
filizkocali_gunluk.jpg
friedrich-nietzsche-paul-ree-lou-andreas-salome.jpg
Gayda-Istanbul-Gayda-Istanbul-CD__20246271_0.jpg
GÖÇMENLER.jpg
gösteri.jpg
gözler bakışlar
Gözler ve Bakislar(yağlıboya resim)
güler zere.jpg
Günay- Gerilla.jpg
Günay-Murat Karayılan.jpg
Günümüz anti-demokrat kemalist evlerini bu kadar farklı ve bu kadar baştan çıkarıcı yapan nedir?
Günlük Gazetesi Çok Dilli Manşet
Geçiş Programı Üzerine Kapak
Gece Kelebeği.jpg
gecmisle_hesaplasma_kitap.jpg
gencaygursoy_husnuondul.jpg
gencdal_ceber_kursun.jpg
gerilla_bahar.jpg
gerilla_cozum_avrupa.jpg
gerilla_durbun.jpg
GetAttachment.aspx.jpg
GetAttachment.aspx.jpg
GetAttachment.aspx.jpg
Globalızatıon
grupyorum.jpg
guler-zere.jpg
GulerZere-hstn20090708-51.jpg
guler_zere_afis.jpg
gunluk_22agustos.jpg
gunluk_24_04_2010_s.jpg
gunluk_kapatma_kocali.jpg
gunluk_logo.jpg
gzerehapis.jpg
Hafız Esad.jpg
Haiti.jpg
Hakan Akçura-söyleşi.jpg
hakantahmaz_ayseltugluk.jpg
hakkari_cumhuriyet_yuruyusu.jpg
Halil Savda
Halil Uysal.jpg
Halil Uysal.jpg
haliluysaldag_1_.jpg
haliluysaldag_1_.jpg
Hasan_Cami_-_Fas.jpg
hasan_cemal_apemusa.jpg
hasan_cemal_ismetb.jpg
Hatalı Mantık
Hayat Atölyesi.jpg
Hüseyin Çelebi.jpg
Hüznün Akordu
hdinkcadde.jpg
Her dağın gölgesi Deniz'e düşer.jpg
Hevjin.jpg
hewler_gazeteci_osman.jpg
hicri_arapfoto.jpg
Hikmet Kıvılcımlı Elazığ Cezaevinde Mahalli Kürt Kıyafetiyle
Homofobi.jpg
honduras.jpg
Hrant için.jpg
Hrant ve 1915.jpg
Hrant- Doğum günü.jpg
ibadet_inanc.jpg
idamlar-iran.jpg
ihd_tihv_fincanci_turkdogan.jpg
ihsanfetahiyan_iran_idam.jpg
ihsanfetahiyan_pjak_iran.jpg
ilan.jpg
ilkmeclis_anayasa.jpg
ilmanifesto_manset.jpg
images.jpg
imrali_salon.jpg
ingmar_bergman_yonetmen_s.jpg
islam ve sol.jpg
istanbul_baris_mitingi_kitl.jpg
işçiler ve önderleri-1(yağlıboya resim)
işçiler ve önderleri-2(yağlıboya resim)
işçiler ve önderleri-2.jpg
işçiler ve önderleri.jpg
Jamanak.jpg
James_Joyce.jpg
James_Joyce.jpg
Jan Valtin.JPG
Jan Valtin.thumbnail.JPG
Jî bo Hefîz Ebdûlrıhman û rojmanegeriya cîhané/ Hefiz Abdulrahman ve Dünya basın emekçileri için
jitem_belge_jandama.jpg
Jı bo bıdarvekırına xortên Kurd...( İdam edilen Kürt gençleri için...)
Jın,Jiyan,Azadi/ Nisa,Heyat,Hürriyet/ Kadın,Yaşam,Özgürlük
Kadri Gökdere
Kadın Soruşturması.jpg
Kadın Soruşturması.jpg
kadına bakış
Kadına Bakış(yağlıboya resim)
Kapak - Emvali Metruke
Kapak---Ocalana-Mektuplar.jpg
kapak-onyiloncesi400.jpg
kapak.jpg
kapak.jpg
kapak300.thumbnail.jpg
kapaksanat.jpg
kapak_0.jpg
karayilanbasin5.jpg
karayilan_filizkocali.jpg
kardelen.jpg
kardesist.jpg
Kasabalılar-Kapak
katliam_halepce.jpg
kawa-nemir.jpg
kayit-olunmamis-soykirimistanbul-eylul-1955-vasilis-kiratzopulos.jpg
Kaypakkayakapak
Kayıt dışı bir isyan.jpg
kazimkoyuncu.jpg
Küçük İskender.jpg
Kültür Üzerine Yaazılar - Kapak
Küreci Anması Afiş
kürt'lük
KCK-Karayılan
Kelepce.jpg
kelepce1.jpg
KemalistEvler.jpg
Kemalizm Stalinizm ve Türk Solu - Kapak
Kemalizm Stalinizm ve Türk Solu - Kapak
Kemalizm ve Askeri Bürokratik Oligarşi Üzerine Yazılar Kapak
keyman_gulec.jpg
kilaman.jpg
kilisecami.jpg
komplokapakkucuk.jpg
koxuz-duz-golgeli.gif
kresim.jpg
kultur-kapak.jpg
Kurban.jpg
kurdocul1.jpg
Kurt-Hareketi-kapak200.jpg
kurttvleri_medtv.jpg
Kıvılcım Gazetesinde Yayınlanmış Yazılar
Kıvılcımlı Üzerine YŞazılar Kitabı Kapağı
Kıvılcımlı Sempozyumunda Servet Ziya Çoraklı Bildiri Sunarken
Kızıl Afiş
La prison.jpeg
latchodromez01.jpg
Latin Amerikanın Kesik Damarları.jpg
Lawij / Hida/ Ağıt
Lawij.JPG
Lenin
levi_straus.jpg
Levon Ekmekciyan
lewis_hine_phot_nyc_empire.jpg
liberation_tigers_of_tamil_eelam.gif
logo.gif
logo.png
louise-michel.jpg
Ltte_emblem.jpg
luqman_ahmed_.jpg
LWtc0504.jpg
maden-iscileri-destek.jpg
maden_iscileri_yeralti.jpg
Madimak.jpg
Madteos Sarkisyan.jpg
Mahmut Baksi.jpg
Manifesto_benedict_xvi.png
Manukyan
manusyan kitap.jpg
manusyan.jpg
manusyan_resim.jpg
Marksisit Demokrasi Teorisine Katkı
Marksizm 2010 Afis
Marksizmde Yapı ve Özne Sorunu - Kapak
Marksizmin Marksist Eleştirisi Kapağı Küçük
Marksizmin Marksist Eleştirisi İkinci Basık - Kapak
Marksizmin ve Sosyalizmin Sorunları Üzerine Yazılar - Kapak
Mascha kaleko.jpg
Matruşka'larda Tarih Bulmak..
mayin.jpg
mayin.jpg
mayžs68-a...jpg
Medya.jpg
Mehmet Güler-KCK.jpg
mehmet_uzun.jpg
mehmet_uzun.jpg
Mem û Zîn
Metin Küreci anması
metin2.jpg
metinyegin_01.jpg
Mevsimlik işçiler.jpg
michel_foucault.jpg
mindit.png
MSF+Logo.jpg
msf.jpg
msflogo.jpg
muma.jpg
Mumia Ebu Cemal
musa_anter.jpg
Musa_anter_.jpg
muzsesleri.jpg
muzsesleri.jpg
Necdet Adalı.jpg
Newroz
Newroz.jpg
Newroz.jpg
Newroz.jpg
newroz_250x0.jpg
news.gif
newspapers_medya.jpg
nisanyan1.jpg
nisanyanevi.jpg
nobel_liderler_s.jpg
Nure- Nora.jpg
olume-kil-payiermeni-soykirimindan-kurtulmus-birinin-anilari-hampartsum-citciyan.jpg
Omayra.jpg
Ongözlü Köprü.jpg
Onnik ve oğlu ara.jpg
op-denklem.jpg
Orhan Pamuk
Oscar Wilde.jpg
otekitarih-seyhsait1.jpg
Otobiyografi-Kapak.jpg
otobiyografik-yazilar-kapak.jpg
ozevin_ozdemirler.jpg
ozgurgundem_site_sansur.jpg
Paramaz Darağacında
Penguen'in yaptığı ve -ne yazık ki- asla yapmayacağı kapak
Penguen- Irkçı Kapak.jpg
pera_spor_klubu_taksim_standinda.jpg
Perperok.../ Kelebek...
Perperok.jpg
peternorman_atlet.jpg
picasso.jpg
picture-1
picture-10
picture-11
picture-12
picture-13
picture-14
picture-15
picture-16
picture-18
picture-19
picture-2
picture-20
picture-21
picture-22
picture-24
picture-25
picture-26
picture-27
picture-28
picture-29
picture-3
picture-30
picture-31
picture-32
picture-33
picture-4
picture-5
picture-6
picture-7
picture-8
picture-9
pinar.png
PKK.jpg
Porén te/ Saçların
Poren te- Saçların.jpg
Q04.jpg
qijikares2ğğ.jpg
Qijıka Reş.jpg
qırıka reş.JPG
reklamin_dili_b.jpg
Rekompozisyonkk.jpg
Rekompozisyonkk.jpg
resim.jpg
Resim2.png
Roj TV.jpg
Roj Tv.png
roni.jpg
Rosa - Özgürlüğün Bedeli
Rosa Luxemburg, Özgürlüğün Bedeli
Rosa Luxemburg.jpg
Sacayak dergisi Sayı 8
Sacayak dergisinin 11. sayısı
Sacayak, Sayı 3
Sacayak, Sayı 4
Sacayak, Sayı 6
sacayak2.jpg
Sacayak_Sayi10_Sayfa 1_5cm.jpg
Sacayak_Sayi12_Kapak.jpg
Sacayak_Sayi_05_Kapak.jpg
Sacayak_Sayi_09_Kapak.jpg
Saidi Kurdi-Son Derviş.jpg
saitfaik.jpg
sakine ana.jpg
salihzezgin.jpg
Sarkis Çerkezyan.jpg
Sarkis H-1.JPG
Sarkis ve Doğan
sarkis.jpg
Sarmaşık.jpg
sartre.jpg
savunma_kapitalistuygarlik.jpg
Sayı 54
sazai sarıoğlu.jpg
Sazak'ın Dikenleri
süryaniler.jpg
senci.jpg
senci.jpg
Serhedo ve Gerilla
serif_gencdal_kandil_s.jpg
serturkm.jpg
sevahir_bayindir_yarali.jpg
Sevan nişanyan.jpg
seyit rıza.jpg
Sezen Aksu-Kürt Açılımı.jpg
Shantel.jpg
Ship to Gaza: I have eyes only for you!
sol_cati_partisi2.jpg
Sor (kırmızı)
sorayayi_taslamak.jpg
Sosa.jpg
Sosyalizm Nedir? Kitap kapağı
stalin.jpg
Surp Giragos Ermeni Kilisesi.jpg
SURP%2~1.JPG
suryaniler_toplumu.jpg
sylvia-plath.jpg
Sırrı Süreyya Önder.jpg
taraf-gazetesi.jpg
tas-atan-cocuk.jpg
Taş Atan Çocuklar
Taşhoran Kilisesi.jpg
Türk Solu'nun İzinden Gittiği Gelenek: Naziler
Türkiye: 98 - Almanya: 0
tbmklein2.jpg
Tehcir.jpg
tersinden kemalizm.jpg
Teslim Ol!
thumb4073.jpg
Tigran Zaven photo.jpg
Tigran Zaven photo.jpg
Tigran Zaven, Digran Zaven
Toplum ve Kuram.jpg
Toplum_ve_Kuram.jpg
toprak_empati.jpg
Troçki.jpg
tuncboyaciyan.jpg
Turkey-ruins-FE05-wide-horizontal.jpg
Uçurtma Gerilla.jpg
ucuncu-koxuz1024.jpg
ugurkaymaz_cocuk.jpg
uludere-8mart.jpg
Unbenannt-2.jpg
van_mazot_iskence.jpg
Varlik Vergisi Kitap Kapagi
varlikver400.jpg
Vedat Kurşun.jpg
vedatturkali.jpg
vedat_kursun_azadiya_welat.jpg
Veysi sarısözen.jpg
Walter Benjamin.jpg
wwwresimmaxnet-top-oynayan-horozlar.jpg
x-golgeli
Xmas beginning and traditions
Yabancı
Yanılsama(yağlıboya resim)
Yargıtay neden mi Pınar'a düşman?
Yargıtay Neden mi Pınar'a Düşman?
yasamagaci136.jpg
yasamagaci136.jpg
yasarjem1.jpg
yasarkemal.jpg
yazar_migirdic.jpg
Yaşam Ağacı Derneğinin Afişi
Yeni Kıbrıs Partisi.jpg
yilmaz-guney-.jpg
yilmaz-guney.jpg
yukselgenc_nukhetsirman.jpg
yusuf.jpg
zarakolu_onderoglu.jpg
Zeki_Okten_by_ozgurcanakbas.jpg
Zeyneb_Celaliyan.jpg
Zeyneb_Celaliyan.jpg
Zeynel Ergin.jpg
zeynep_celaliyan2.jpg
zeynep_celaliyan2.jpg
Ziya gökalp lisesi.jpg
Şerzan Kurt.jpg
Şivanê_Kurmanca_kapak_as.jpg
İçerden.jpg
İdam Edilen Ermeni Sosyalistler
İHD ve TİHİV.jpg
İHD.jpg
İkince Köxüz sitesinin görünüşü
İkinci Köxüz Sitesi
İlk Köxüz sitesinin görünüşü
İslamda Kayıp Gerçek - Kapak
İttihat et.jpg
Choose an image already existing on the server if you do not upload a new one.
-or-
Upload Image:
Image title:
The title the image will be shown with.
Related Links
Links are stored as part of the
links management feature
. Monitoring and dead link detection are centrally managed from there.
To add more links, just click "Preview" to add another blank row. To remove a link from this article, just blank out its URL field or check the Delete box.
If you blank out the title but leave the URL, then the system will suggest a title for you. The Weight allows you to determine the order in which links are displayed; lower numbers float to the top.
URL
Başlık
Ağırlık
Sil
-5
-4
-3
-2
-1
0
1
2
3
4
5
-5
-4
-3
-2
-1
0
1
2
3
4
5
Günlük iletisi:
Diğer yazarların sizin düşüncelerinizi anlaması için burada yaptığınız eklemelerden veya değişikliklerden bahsedin.
Yazarlık seçenekleri
Yazan:
Misafir
için boş bırakın.
Yazıldığı tarih:
Biçimi:
2010-07-20 07:40:18 +0000
. Zaman olarak gönderme zamanını kullanmak için boş bırakın.
Yayınlama seçenekleri
Yayında
Ana sayfaya yükselt
Listelerin üzerinde kalıcı
Yeni sürüm yarat