Varlığımızı hissedeceksiniz
Anayasada yapılacak bazı değişikliklerle ilgili bir referanduma gidiyoruz.
Bu değişikliklerin yetmez ama epeyce demokratik olduğu rivayet ediliyor.
Bu değişikliklere evet denir mi?
Asker koşarak Napolyon'un önüne fırlamış. Çakmış selamı ve 'komtanım savaş yapamıyoruz' demiş.
Napolyon şaşırmış ama hemen kendini toparlayıp sormuş: 'Neden?'
'Komutanım' demiş asker, 'kırk tane sebebi var'.
Napolyon: 'Say' demiş 'o zaman'.
'Bir' demiş asker, 'barut yok'.
Napolyon, 'Tamam' demiş, 'daha sayma'.
Müslüman demokrat Tayyip Erdoğan kardeş anayasada demokratik değişiklikler yapacakken BDP'ye bu işi hiç sormuş mu?
Yok, hiç sormamış, sormaya gerek görmemiş.
Anayasada demokratik değişiklikleri kimin için yapıyorsun sen yahu.
Demokratik değişiklik denen mereti, BDP ve dolayısı ile Kürt halkı için yapmayacaksan kimin için yapacaksın.
BDP ile görüşmeyeceksen kiminle görüşeceksin.
Kusura bakmayın ama hiç ampirik olamayacağım. BDP ile lütfedip görüşülmemişse, bu konuda uzun uzadıya maddelerin incelenmesine geçilemez.
Demokratik olacağı iddia edilen anayasa maddeleri, demokrasiyi savunmak için sayısız mücadeleler vermiş bir politik akıma nasıl sormazsınız?
Sormazsan ve o maddeleri kuşa çevirirsen elbette ki boykot edilirsin.
Boykot sonucunda o uyduruk maddeler başarılı olmazsa hiç sorun değil.
O uyduruk maddelerin başarısız olması kudretini gösterebilen emekçi iktidarından, demokrasiden ve barıştan yana olan güçler; emekçilerin ve demokrasi isteyenlerin anayasasını boydan boya kendi yapar.
O sebeple, 'yetmez ama evet' diye yüreği titreyerek evet oyunu savunan arkadaşlarımız çok üzülmesin.
O değişiklikleri yaptırmamış olabilenler, bu ülkede başka bir tarih yazar.
Kendi gücüne yaslanmayan liberallerin acı sonu hep budur.
Hiçbir şeyi beğenmeyen liberal snoplar, bir anda olmadık kırıntılara kanaat getirir.
Kendisi var olmadığı için, BDP'nin yok sayılmış olmasını da sorun etmez.
Zelil insanların ve zelil politik akımların sonu budur.
Hep bir yerlere yaslanmaya çalışırlar.
Bir ağaç fidanı olmak genlerinde yoktur. Hep asalak bir sarmaşıktırlar.
Hep kampanyacıdır, uzun soluklu örgütlenmeye gelemez. Oldu oldu olmadı hop başka dala konar.
Hep destekçidir. Hep ama hep destekleyecek bir şey bulur. Bugün AKP'dir, yarın CHP, devrisi gün başka bir şey. Kendisi bir özne olamaz. Olmak istemez. Özne olursa emek vermesi gerektiğini bilir. Risk alması gerektiğini bilir. O nedenle saplantılı bir destekçidir.
Bir fidan olmanın yolculuğunu hiçbir zaman önlerine koyamazlar. Fidan olmak için önce dik durmak gerekir. Ama kendi özsuyuyla, kendi lifiyle.
Ülkemizde liberaller sadece AKP'nin uyduruk anayasa değişikliklerine evet diyenlerden ibaret değildir.
Türkiye'deki bütün liberal akımlar (bunun solu da olabiliyormuş) zaten bir güç olmayı önemsemez ve bir politik güç değildirler.
Ya bir yerlere köstektirler, ya da destek.
Dikkatli bakın bir politik güç ve özne olmaya çalışmıyorsa sizi temin ederim liberaldir.
Çünkü bir yerleri destekleyeceksem, neden kendimi yorayım ki diye düşünür.
Devrimci özneler bir yerlerde yok sayılmış olmalarını liberaller gibi karşılamaz.
O nedenle anayasa değişikliği maddeleri düzenlenirken BDP'nin yok sayılması bizim için sorundur.
Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir.
BDP mecliste bütün ezilenleri, bütün sömürülenleri, bütün barış isteyenleri temsil ediyor.
Bizleri yok sayamazsınız.
Cumartesi Anneleri'nin demokrasiye ihtiyacı var.
4/C koşullarına çalışmak zorunda bırakılan TEKEL işçilerinin demokrasiye ihtiyacı var.
Patlayıcı maddelerde bedeni parçalanan çocukların demokrasiye ihtiyacı var.
Bizleri uyduruk demokrasi paketlerinizi hazırlarken, yok saydınız.
Siz bizi boykot ettiniz, biz de sizi boykot edeceğiz.
Boyunuzun ve oyunuzun ölçüsünü alacaksınız.
Sizlere varlığımızı hissettireceğiz.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
