Sakine Ana
Yaşlı bir kadın ağlayarak Buda’ya gider. Dünyadaki tek varlığı; kanı, canı ve hayatının odak noktası olan oğlu ölmüştür.
Kadın evlat acısını taşıyamamakta, bu acıya dayanamaktadır. Acısından çıldırdı çıldıracak durumdadır.
Buda’dan çocuğunu diriltmesini ve ona geri vermesini ister.
Kadının yaşadığı derin acının farkında olan Buda ona çocuğunu geri verebileceğini söyler. Ancak bunun için bir koşul öne sürer.
Buna göre kadın yaşadığı şehre inecek ve içinden ölüm geçmeyen bir evden biraz hardal tohumu alıp getirecektir.
Kadın çılgınlar gibi şehre koşar ve bütün evlerin kapısını tek tek çalar. Kapıyı açan herkese aynı soruyu sorar ve aynı cevabı da alır.
Ölüm bütün evlerden geçmiştir. Her evden en az bir kişi hayata veda etmiştir.
Bazı evlerden üç, dört, hatta daha fazla insan yaşamını yitirmiştir. Herkes bir yakınını kaybetmiş, ölüm acısını derinden hissetmiştir.
Yaşlı ve yaslı kadın aradığını bulamaz. Ölümün insanın yazgısı ve şehrin ayrılmaz bir parçası olduğunu anlar. Bunun yalnızca kendi başına gelmiş bir felaket olmadığını kavrar.
Aydınlanmış olarak Buda’ya geri gider ve ‘şimdi ölümsüz olanı öğrenmeye geldim’ der. Öğreneceği şeyin yüreğinde hiç bitmemesini ve hep varolmasını ister.
Ne zaman Sakine Ana’dan bir haber duysam aklıma bu öykü geliyor.
Öyküyle birlikte de taş duvarlı evlerinden ölüm geçen, derin ve dilsiz acılarımızla yarım kalan sevdalarımızın başkenti Diyarbakır geliyor.
Sakine Ana 75 yaşında bir anne, bir kadın, bir Kürt. Ancak o sıradan bir anne, sıradan bir kadın ve sıradan bir Kürt değil.
Çünkü onun yaşadıkları sıradan insanlara göre değildir. O seçkin, seçilmiş ve bilge biridir.
Onun bunca acıya dayanması ve buna rağmen direnmesi mucizevidir.
O, beş çoçuğunu; beş dağ aslanını, beş özgürlük sevdasını, ana rahmine düşen beş gökkuşağını, beş ilk heyecanı, beş armağanı, beş kundağı, beş bakışı, beş gülüşü, beş öpücüğü, beş sevgiyi, beş şevkati, beş huzuru, beş mutluluğu ve beş umudu ölüme yolculamış, adı her yerde saygıyla anılan vakur duruşlu bir onur abidesi; beyaz tülbentli bir barış annesidir.
Tabii dile kolay geliyor. İnsan bir tuş darbesiyle çok kolay ‘beş çocuk’ diye yazabiliyor ancak ateş düştüğü yeri yakıyor.
Düşünsenize; beş çocuk! Beş insan, beş hayat, beş dünya ve sonrasında ta derinlerden kopup gelen beş çığlık. Beş derin ve dilsiz acı. Beş dinmeyen ıstırap. Beş boyutlarının tarifi imkansız felaket.
Sakine Ana beşlerin bu acılarını yıllar yılıdır zehirli oklar misali yüreğinde taşıyor.
Büyük oğlu Cemal Diyabakır zindanında ‘insanlık onuru işkenceye yenecek’ şiariyla başlatılan açlık grevinde hayatını kaybetmiş.
Sürekli olarak gözaltına alınan ve işkencelere maruz kalan ikinci oğlu Tacettin ise zülme karşı direniş amacıyla çıktığı dağlarda hayata veda etmiş.
Baskılara dayanamayan üçüncü oğlu Murat da yönünü özgür Kürdistan dağlarına çevirmiş. O da orada; özgür dağların zirvesinde ruhunu sonsuzluğa teslim etmiş.
Dördüncü oğlu Servet’e gelince; Hizbullah’ın saldırısına uğramış. Evin küçük çocuğu, Sakine Ana’nın ‘son beşiği’ Servet sık sık cezaevine girer çıkarmış.
Servet, cezaevinden son kez salındıktan kısa bir süre sonra kuşkulu bir trafik kazası sonucunda hayata veda etmiş.
Peş peşe gelen acılara ve dur durak bilmeyen baskılara daha fazla dayanamayan evin tek kızı; ailenin ceylanı Semra da intihar etmiş!
Hayat Sakine Ana’ya beş çocuk vermişti. Ne ki beş çocuğunun beşi de Kürt halkının haklı özgürlük talebine karşı sürdürülen kirli savaşta hayatını kaybetmişti.
Kaldı k Sakine Ana öncesinden de çok çekmişti. Babası Şeyh Sait isyanının kanla ve idamla bastırılmasının ardından Kütahya’ya sürgün edilmişti.
Sakine Ana Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde; sürgünde dünyaya gelmişti. Aile isyandan 22 yıl geçtikten sonra (1947) Diyarbakır’a anca dönebilmişti.
Sakine Ana orada; derin dilsiz acılarımızın ve yarım kalmış sevdalarımızın başkenti Diyarbakır’da evlenmişti. Çocuklarını orada dünyaya getirmişti ve dediğim gibi belli aralıklarla hepsini de kaybetmişti.
Aslında onun yüreği de çocuklarıyla birlikte gitmişti. ‘Şimdi hayatım boş bir kovan’ derken hep bunu anlatmak istemişti.
Buna rağmen yaşamış ve kirli savaşa karşı onurlu bir direniş sergilemişti.
Kısa sürede sadece halkının değil, ona, onun halkına ve insanlık değerlerine ‘düşman’ olan kesimlerin de saygısını elde etmişti. Çünkü o, Mevlana’nın deyimiyle acılarını ‘sevgiyle tatlandırmasını’ bilmişti.
Türkiye’nin Başbakanı Erdoğan, geçen hafta sonu Sivil Toplum Örgütleri’nin kadın temsilcileriyle yaptığı ‘açılım’ toplantısında Sakine Ana’dan söz etti.
Erdoğan, ‘elini yüreğine koymuş, boynunu yana eğmiş, dağ gibi olduğu yere çökmüş bir kadının ağıtlarını bastıracak hiçbir siyasi, söz yoktur‘ dedi.
Başbakanın bu gerçeği itiraf etmesi, dile getirmesi önemliydi ancak, bunda samimi değildi.
‚Çocuklarını terör örgütüne kaptırdı‘ diyerek, yaşlı ve yaslı kadını suçlamaya(!) yeltenmesi bunun göstergesiydi. Başbakanın yaptığı özünde saygısızlığın zirvesiydi.
Katıldıkları barış etkinliklerinde coplanan, her türlü saldırıya, hakarete ve hatta Başbakan Erdoğan’ın ‚kadın da olsa gereği yapılacaktır‘ tehditlerine maruz kalan ‚barış annelerinin‘ sözcüsü Sakine Ana, Erdoğan’a Diyarbakır’dan seslendi.
‚Başbakanı affetmeyeceğim‘ dedi.
‚Bu çok acı ve ağır bir söz. Çocuklarımız terörist değil. Onlar Kürtlere yapılan saygısızlığı önlemek amacıyla dağa çıkmış. Başbakan bunu söyleyeceğine operasyonları geri çeksin. Gerilla da asker de ölmesin. Gerilla da suçsuz, asker de suçsuz, ikisi için de yüreğim yanıyor‘ diye de ekledi.
Önceki gün Sakine Ana’nın bu açıklamalarını televizyonlardan izledim.
Bir kere aydınlık yüzü ekranları parlatıyor, etrafına sanki nur saçıyordu.
Kederli bir nehir gibi akıp giden sesiyse ulaştığı her yere insanlığı, sevgiyi, barışı, kardeşliği ve özgürlüğü taşıyordu.
O,her sözüyle insanlığı yüceltiyor, acısının derinliğinden herkese iyi , güzel ve anlamlı dilekler gönderiyordu.
İnsan olmanın onuruyla ve bunun sağladığı derin bir güven ve ermişlik duygusuyla ölüme karşı çıkıyor, yaşamı kutsuyordu.
Sakine Ana ‚ölümsüz olanı öğrenmiş‘ biri olarak, yalnız Kürtlerin değil, bütün ‚insanlığın anası‘ olmayı hak ediyordu.
21-07-10
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun

