'Evet ve hayır'ın turnusolu: Boykot
'Evet ve hayır'ın turnusolu: Boykot
Geçtiğimiz gün DÖH tarafından yayınlanan ve BDP'nin boykot kararını destekleyen bildirisini özetleyerek aktardım.
Bu bildiriyle ilgili Kuyerel iletişim grubuna şöyle bir yorum yazdım: AKP'nin büyük bir ustalık ve kurnazlıkla, çok geniş demokratik çevreleri kendi siyasal hedeflerinin yedeğine aldığı ve bu taktiğin demokratik güçleri referandum eşiğinde derin bir şekilde böldüğü ve referandum kampanyasını Kürt halkının kazanımlarına karşı siyasi bir saldırıya dönüştürdüğü koşullarda Demokrasi ve Özgürlük Hareketi'nin yaptığı birleştirici ve pozitif hedeflere yönelten çağrı büyük bir önem taşıyor.
DÖH'ün çağrısı AKP ve CHP dışında, hepsi de tartışılabilecek gerekçelerle 'evet' ve 'hayır' diyen demokrat, liberal, sosyalist ve özgürlükçü Müslüman çevrelerle 'boykot' diyen Kürt Özgürlük Hareketi arasında kurulması hem zorunlu, hem de mümkün işbirliğinin temellerini ortaya koyuyor.
Fırat'ın Doğusu'nda ve batının Kürt gettoları dışında, herkesin kendi iradesiyle 'evet' ya da 'hayır' yönünde yapacağı politik çalışmalar karşısında esnek ve yapıcı bir tutum alan DÖH, buna karşılık 'evet' ve 'hayır' oyunun demokratik nitelik kazanmasını, BDP'nin haklı boykot kararıyla dayanışmaya bağlıyor.
Çünkü günümüzün belirleyici çelişkisi, 'yargının yürütme üzerinde vesayetine son vermek için referandumda evet' diyecek olanlarla, 'yürütmenin yargı üzerinde vesayetine neden olacak diye referandumda hayır' diyecek olanlar arasında değildir. Çünkü Anayasa değişikliği bu iki yorumdan hangisi doğru sayılırsa sayılsın, kendiliğinden demokratik ya da anti-demokratik sonuç vermeyecektir. Bu değişikliklerin demokratik ya da anti-demokratik sonuç vermesi, demokratik güçlerle anti-demokratik güçler arasındaki güçler oranına bağlı kalacaktır. O nedenle, Kürt Özgürlük Hareketi'ni tasfiye etme, Kürtlerin bölgedeki kazanımlarını ortadan kaldırma amacıyla başlatılan ve referandumla üstü örtülmeye çalışılan saldırı amacına ulaşırsa, 'evet' diyerek demokratik bir adım attıklarını sananlar da, 'hayır' diyerek anti-demokratik bir adımı önlediklerini sananlar da tam bir yenilgiye uğramış olacaklardır.
Bunun tersi de doğrudur: Kürt halkının örgütlü kazanımları savunulabilir, 'evet, hayır' ortak cephesinin saldırısı Bölge'de ve gettolarda boykotla göğüslenebilirse, ister 'evet' oyları kazanıp, 'hayırcıların' dediği gibi AKP yargı üstünde vesayet kursun; ister 'hayır' oyları kazanıp, 'evetçilerin' dediği gibi yargının yürütme üzerinde vesayetine son verilmemiş olsun, kazanan boykotla dayanışma içindeki demokratik güçler olacaktır; çünkü onlar boykotu başarıya ulaştırarak, her türlü vesayete karşı mücadele edecek olan, şuandaki en büyük demokratik gücü korumuş ve güçlendirmiş olacaklardır.
Bu da göstermektedir ki, bugünkü gerçek, somut kutuplaşma, referandumda 'hayır ve evet' diyenler arasında değil, 'evet ve hayır' ortak cephesiyle, boykot diyen Kürt Özgürlük Hareketi ve onun müttefikleri arasındadır.
DÖH, bu çok önemli analizi yaparak, demokratik ve sol güçler için ön açıcı bir adım atmış bulunuyor.
DÖH'ün 'yetmez ama evet' diyen arkadaşların da, 'hem cunta anayasasına hayır, hem de AKP anayasasına hayır' diyen arkadaşların da görüşlerini kısır bir polemik konusu yapmak yerine, onların arasındaki ayrılıkları, referandum gününe kadar ortak hedefler temelinde eylem birliği ile aşma ve hep birlikte Kürt Özgürlük Hareketi'nin boykot kararıyla dayanışma çizgisinde birleştirme çabası referandum sürecinde haklılığını her gün yeniden ortaya koyacaktır.
'Evet, hayır ve boykot' diyenler eylemde birleşebilirler.
Bizi AKP'nin 'Eveti'nden de, CHP'nin 'hayırı'ndan da, her ikisinin 'boykot kırıcılığı'ndan da ayıracak olan tam da budur.'
Yorum bu kadardı.
Şu anda, 'yetmez ama evet' cephesinden olumlu seslerin yükseldiğini duyuyoruz. Bunlardan biri, DSİP Genel Başkanı Doğan Tarkan'a ait. Doğan Tarkan, kendi bakış açısından referandumda Anayasa değişiklik paketine 'yetmez ama evet' demek gerektiğini vurguluyor, aynı zamanda da, BDP'nin boykot kararını Kürtlerin yaşadığı bölgelerde haklı bir karar olarak destekliyor.
Bu yaklaşımın önemi çok açık. Çünkü kimi çevreler, özellikle '70 milyon adım ve Genç Siviller' arasında 'yetmez ama evet' sloganını, AKP'nin referandumu Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı siyasi bir saldırıya dönüştürme çizgisiyle birleştirmek için yoğun çaba harcıyor. 'Yetmez ama evet' kampanyasının önde gelen girişimcisi DSİP çevresinin Doğan Tarkan'ın ağzından dile getirilen görüşü, bu demagojik oyunu ciddi biçimde zayıflatmıştır. Bu oyunun bozulmasında ESP'nin de önemli rolü var.
Ancak, henüz 'hem 12 Eylül Anayasası'na, hem de AKP anayasasına hayır' diyenlerin arasından Doğan Tarkan'ın yaklaşımına benzer bir çıkış yükselmemiştir. Bu dikkate değer bir zayıflıktır. Çünkü, bu 'hayır' oyu ne kadar 'hayır, ama...' diyerek CHP'nin, Ergenekon'un hayırından ayrılmaya çalışılırsa çalışılsın, tabanda, solun üstündeki 'ulusalcı' etkiyi arttırıcı bir potansiyele sahiptir. Solun üstünde ulusalcı etkiyi arttırma yanlışından kurtulmanın biricik yolu, zaman yitirmeden BDP'nin boykot kararıyla dayanışmaya girmektir.
Çatı partisi girişiminin dönüşümüyle ortaya çıkan DÖH'ın boykotla dayanışması bu 'Hayır' cephesinde ulusalcı etkiyi kırmak bakımından büyük önem taşımaktadır.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun

ciddi bir yanılgı
sayın veysi sarısözen..
dsip'in yetmez ama evet kararına ek olarak sunduğu elma şekeri olan.. kürdistanda boykot doğrudur sözleri daha vahim bir şövenizmdir..
özellikle aşağıdaki doğru tespitinizi.., kendinizin de temel almasını rica edeceğim..
((( O nedenle, Kürt Özgürlük Hareketi'ni tasfiye etme, Kürtlerin bölgedeki kazanımlarını ortadan kaldırma amacıyla başlatılan ve referandumla üstü örtülmeye çalışılan saldırı amacına ulaşırsa, 'evet' diyerek demokratik bir adım attıklarını sananlar da, 'hayır' diyerek anti-demokratik bir adımı önlediklerini sananlar da tam bir yenilgiye uğramış olacaklardır.)))
bu işlex.. son yerel seçimler için de geçerli idi.. o dönem de yerel seçim değil.., aslında kürdistan da(kürt özgürlük sorununda) ve dolayısı ile demokratikleşmede bir referandum yaşanıyor denilmişti..
ama bazı aklıevvel eski-yeni çakaralmazlar.., kürdistanda destek kürdistanın batısında ise duruma göre vaziyet kararı almışlardı..
sistemin politik duruşunun içeriğine uygun duruş sergilememişlerdi..
bu anlamda..,
((DÖH'ün 'yetmez ama evet' diyen arkadaşların da, 'hem cunta anayasasına hayır, hem de AKP anayasasına hayır' diyen arkadaşların da görüşlerini kısır bir polemik konusu yapmak yerine, onların arasındaki ayrılıkları, referandum gününe kadar ortak hedefler temelinde eylem birliği ile aşma ve hep birlikte Kürt Özgürlük Hareketi'nin boykot kararıyla dayanışma çizgisinde birleştirme çabası referandum sürecinde haklılığını her gün yeniden ortaya koyacaktır.
""'Evet, hayır ve boykot' diyenler eylemde birleşebilirler"".)))
bu açıklamalarınız da ciddi hata ve sapmalar içeriyor..
((Doğan Tarkan, kendi bakış açısından referandumda Anayasa değişiklik paketine 'yetmez ama evet' demek gerektiğini vurguluyor, aynı zamanda da, BDP'nin boykot kararını Kürtlerin yaşadığı bölgelerde haklı bir karar olarak destekliyor.))
boykot.., kürtlere özel ve kürtlerin "dertleri" ile sınırrlı bir politik duruşmudur???
böyle olsa bile bu duruş kürdistanla sınırlanabilinir mi?? kürdistanın batısına sürülmüş-göç etmek zorunda kalmış ve oralarda ciddi bir politik dinamik olan kürtlere ne öneriliyor???
evet mi? hayır mı? havet mi??
ayrıca ne demek.., kürtlerin yaşadığı bölge..??!!
buna kürdistan dersin anlarım.. ama yaşadığı bölge dersen .., mersin ne oluyor.. istanbul antalya ne oluyor..???!!!
kürtler orada emanet mi? yaşıyor..
bu mantaliteler.. bölücülüktür..
hem toplumları yaşadıkları coğrafya olarak bölme
hemde yaşamın içinde sosyal olarak bölmedir..
ve en önemlisi de.., kürtleri politik olarak "itelemedir" yani onlar ne sol ne sağ.. bir garip orhan veli..
politik değiller.. sadece şişede balık misali yaşadıkları topraklarda kürt
neslinin korunması gerekilen kelaynaklar.. politik alanda kelalakalar..
(((hep birlikte Kürt Özgürlük Hareketi'nin boykot kararıyla dayanışma çizgisinde birleştirme çabası referandum sürecinde haklılığını her gün yeniden ortaya koyacaktır.
""'Evet, hayır ve boykot' diyenler eylemde birleşebilirler"".)))
yok beöyle bir şey..
boykot kürdili hicazkar değildir.. politik bir duruştur..
içinde kürt ulusal sorunu emek sorunu kadın-çocuk-ekoloji sorunu olan bir duruştur..
kürtler bu yanı ile mi? sahip çıkıuyor çıksın.. başkalarıda kendi yanları ile sahiplensin..
ama olaya boykot= kürd olarak bakmak politik yanılgıdır..
evet-hayır diyenler ile boykot diyenler asla eylemde birleşemezler.. bunu benden iyi bilşmeniz görmeniz gerekirdi..
ama evet ile hayır diyenlerin sonuç anlamında birleşeceklerini siz görüyor ve yazıyorsunuz..
((Çünkü günümüzün belirleyici çelişkisi, 'yargının yürütme üzerinde vesayetine son vermek için referandumda evet' diyecek olanlarla, 'yürütmenin yargı üzerinde vesayetine neden olacak diye referandumda hayır' diyecek olanlar arasında değildir. Çünkü Anayasa değişikliği bu iki yorumdan hangisi doğru sayılırsa sayılsın, kendiliğinden demokratik ya da anti-demokratik sonuç vermeyecektir. Bu değişikliklerin demokratik ya da anti-demokratik sonuç vermesi, demokratik güçlerle anti-demokratik güçler arasındaki güçler oranına bağlı kalacaktır. O nedenle, Kürt Özgürlük Hareketi'ni tasfiye etme, Kürtlerin bölgedeki kazanımlarını ortadan kaldırma amacıyla başlatılan ve referandumla üstü örtülmeye çalışılan saldırı amacına ulaşırsa, 'evet' diyerek demokratik bir adım attıklarını sananlar da, 'hayır' diyerek anti-demokratik bir adımı önlediklerini sananlar da tam bir yenilgiye uğramış olacaklardır.))
et kesmeye giderken.. yanınıza kedi ve köpekleri alırsanız.. bir de sopa almanız gerekir..
evet ve hayırcılar..ın misyonu amacı duruşu ve hizmet ettikleri alan bellidir..
aralarındaki tek fark.. vesayet kimlerin elinde olsundan başka bir şey değildir..
bunlarla ortak bir yanımız olmaz..
daha uzun açıklama gereği duymuyorum..
ama bu "çaba" ve yaklaşımınızı yeniden gözden geçirmenizi rica edeceğim..
saygı ve sevgilerimle