Yeni 12 Eylül anayasasını BOYKOT
Sadece aptallar gözlerinden aşağıya dökülen gözyaşlarıyla ağlar görünür. Duygulu ve akıllı olanlar beyniyle, yüreğiyle, duygularıyla ve vicdanıyla birlikte ağlar. Erdoğan da ağladı konuşmasında. 12 Eylül'de idam edilen Kurtuluşçu Necdet Adalı'nın ölümüne ağladı! Erdal Eren'in 12 Eylül'de henüz yaşı dolmamışken idamına üzüldü göründü! Kadın Barış Grubu Sözcülerinden Sakine Ana'nın devlete yaptığı çağrıyı, feryadı, acıyı, serzenişi, isyanı dile getirişine de cevap verdi sulu sepken gözleriyle ve saydam damlacı gözyaşlarıyla. Ne kadar da sahtekarca ve utanmazcaydı ama.
Erdoğan'ın ağlar göründüğü ama aslında öyle görüntü yaratmak işine geldiği için, Erdal Eren, Necdet Adalı ve 18 sol görüşlü devrimci 12 Eylülcüler tarafından idam edildiler. Alelacele. Tıpkı, 1938 Dersim Direniş önderlerinden Seyit Rıza'nın büyük yaşının küçültülerek, oğlu Bava İbrahimin küçük yaşının büyütülerek idam edildikleri gibi; Erdal Eren'inde yaşı büyütüldü. Binlerce insan işkencelerden geçirildi, sürgüne gönderildi. Yüzlerce insan kayıp edildi. Göz altında, göz üstünde, kuytu köşelerde, bilinen ellerin çektiği tetiklerle katledildi. Yüz binlece insan vahşice işkencelerden geçirildi, sakat bırakıldı. İnsanlık onuruylarıyla oynandı. Ceza evleri, cehennem azabının yaşatıldığ yerler oldu. Kadınların ırzına geçildi, tövbeye davet edildi insanlar. Günaha yapılan son çağrının ezan seslerinin duyulması gibi hoparlörlerden teslimiyete davet edildi; Hem teslim olanların dilinden hem de faşist elebaşı Kenan Evren'in sesinden. "Asmayalımda besleyelimmi" diyenin kokan ağzından dinledi.
Darbenin bilançosu
TBMM kapatıldı, anayasa ortadan kaldırıldı, siyasi partilerin kapısına kilit vuruldu ve mallarına el konuldu.
* 650 bin kişi gözaltına alındı.
**1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
**Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
**7 bin kişi için idam cezası istendi.
**517 kişiye idam cezası verildi.
**Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).
**İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.
**71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
**98 bin 404 kişi ''örgüt üyesi olmak'' suçundan yargılandı.
**388 bin kişiye pasaport verilmedi.
**30 bin kişi ''sakıncalı'' olduğu için işten atıldı.
**14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
**30 bin kişi ''siyasi mülteci'' olarak yurtdışına gitti.
**300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
**171 kişinin ''işkenceden öldüğü'' belgelendi.
**937 film ''sakıncalı'' bulunduğu için yasaklandı.
**23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
**3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
**400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
**Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
**31 gazeteci cezaevine girdi.
**300 gazeteci saldırıya uğradı.
**3 gazeteci silahla öldürüldü.
**Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
**13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
**39 ton gazete ve dergi imha edildi.
**Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
**144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
**14 kişi açlık grevinde öldü.
**16 kişi ''kaçarken'' vuruldu.
**95 kişi ''çatışmada'' öldü.
**73 kişiye ''doğal ölüm raporu'' verildi.
**43 kişinin ''intihar ettiği'' bildirildi.
Yeni 12 Eylül generali Erdoğan, sen yukarıda verilen istatistik bilgilerinin için de hangi mağdurlardansın acaba? Hiç birin de.
Yakın da senin de iktidarda olduğun dönemin istatistiki bilgileri okurların önüne çıkar. İnan olsun ki idamlar hariç diğerlerinde sen öndesin...
Yukarıda verilen blançodan nasibini almış yüz binlercesi hala hayatta, bir çoğu aramızdan çoktan ayrıldı. Yaşanmış ve daha da yaşanacak onca sözü varken bana, sana, ona, daha başkalarına alınıp götürüldüler aramızdan. Ne hayalleri vardı gidenlerin güzel düşlerinde ve gülüşlerinde. Düşlerini de gülüşlerinide solduran dudaklarında donduran 12 eylül faşist anayasasının müteahiddi ve teşaronu olan tayyip erdoğan, bir kaç eskimiş maddesini yenileyerek aynı anayasayı halklara yeniden onaylattırmak istiyor...
12 Eylül anayasası oylandığı gün Elazığ da meşhur 1800 Evler denilen işkence merkezinin alt katında savcılığa çıkmayı bekliyoruz. İşkence izleri kaybolsun maksadıyla bizi alt kata "dinlenmeye" aldılar. İşkencecinin biri sordu bana; 'söyle ulan terörist dışarıda olsan Anayasaya oy verirmiydin?' cevabım şu oldu; "okurdum, kafama yatarsa evet derdim yatmazsa hayır derdim". Karşı cevabı çok anlamlıydı; istesende hayır diyemezdin, hem para cezası var, hem de yeniden buraya gelip misafirimiz olmak var, sıkıysa evet deme, demişti. İster içimden geçeni okusun isterse okumasındı, sen paşan nah alır benden evet oyu demiştim. Suratıma öyle bir çaktı ki hala acısı-sızısı, ökesi-kini 12 Eylül'de yaşadıklarımın bir parçası olarak içimdedir.
Trajediye, ya da komediye bakın 12 Eylül 2010 da 'yeni anasaya adı altında' bir anayasa halk oyuna sunulacak. Güya 12 Eylüle muhalif bir anayasaymış, güya 12 Eylül darbecilerini yargılayacakmış tayyip yalancısı. Sen, sekiz yıldır hükümettesin anayasayı şeklen öyle bir hale getirdinki, öylesine sağlamlaştırdın ki değil 12 Eylül faşist darbecilerini yargılamak onların kılına dahi dokundurtmayacaksın. Zaman aşımı koydun ki işin yasalarına onlara değil yargı yolunu açmak yanından geçip höt demek dahi imkansız kahramanlık olacak tayyip. İstenilseydi sekiz yılda sekiz defa 12 Eylül darbeci faşist generalleri yargılanır, tıpkı Yunanistan, Arjantin vb.gibi değişik ülkelerde yargılanan sivillerin düşmanı askeri faşistler şu an cezaevlerinde günlerini sayar olurlardı. Varmı o cesaret, yürek. Aslında cesaret ve yürek meselesi değil aslolan burada. Zihniyet ve vicdan meselesidir aslolan. Esas olan kime hizmet ve kime biat edildiğidir. Erdoğan'ın 12 Eylül anayasasını gene ne anlamlıdır ki 12 Eylülde halk oyuna sunan anayasa mahkemesinin kararına karşı lafzide olsa karşı çıkışı olmamıştır. Yürekli olan ya da vicdanında 12 Eylül faşist darbeci anayasasına karşı olan bu feci günde oylamaya karşı çıkar yeniden o günleri yaşayanları eski anılarıyla baş başa bırakmazdı. Yahut, cidden karşı olan yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükcü, Kürtlere istedikleri hakkı tanıyan, inançlara özgürlük, ibadetlerinde serbestlik, eğitimde fırsat eşitliği, kadınlara tartışmasız pozitif ayırımcılık, çocukların geleceğinin güvence altında olduğu, suçlu olan tüm generallere yargı yolunun açıldığı yep yeni, tap taze, halkın "işte benim istediğim anayasa" diyebildiği anayasa yapılır 12 Eylül darbecilerine inat bu günde halk oyuna sunulur ve rövanşı böylelikle alınır olurdu.
Bizim ki biraz ham hayal yada güzel düşler. Düş beslemek bedava ama, ne var ki tayyip efendiden yana olan düşlerin hiç bir hayrı yok... Yeni anayasa ancak 12 Eylül'de bir şekilde işkence görmüşten en olmadık baskılara, tedavisi ya da onarılması mümkün olmayan ruhta açılan yaraları yaşayanlara kadar tüm Türkiyeli insanların vicdanlarını ve bilinçlerini ortaya koyarak, bizlere sahte göz yaşlarıyla onaylatılmak istenen akp'nin ve biat ettiği Fettullahcıların kendinsini sağlama alma, kendi klik ve siyasal düşüncelerini perçileme yasasını BOYKOT etmek, YEP YENİ, DAHA DEMOKRATİK, TÜM HALKLARIN YARARINA OLAN DEMOKRATİK-ÖZGÜR, EKOLOJİK, KADIN EKSENLİ BİR ANAYASA İÇİN İLERİ demektir.
Tayyibin anayasasının "yetmez ama evet ya da hayır diyenleri bekleyen, hüsrandır. Sürüncemedir, hırlamadır, horlamadır, nefessiz kalmak ve hesabı sorulacak olan geçmiş tüm haksızlıklara karşı yapılan haksızlıklara bilerek ya da bilmeyerek ortak olmaktır. Tarih, şu an itibariyle tüm devrimcilerin önüne en mükemmel olan bir fırsatı koyuyor, acaba farkındamıyız? Yamalı bohça olan, elle tutulacak hiç bir yasası halktan ve haktan yana olmayan tayyibin anayasasına BOYKOT demek, YENİ, DEMOKRATİK-KATILIMCI, FARKLIKLARI GÖZETEN, TÜM İNANÇLARA VE KİMLİKLERE ÖZGÜRLÜK diyen seslerin ülkede baskın ve yaygın halde söylenmesi yeni bir anayasanın kaçınılmaz oluşunu dayatacaktır. Bu referandum aslında ceberrut, baskıcı, yok sayan, kıyımcı, tecavüzcü, ahlaki yozlamşmanın içine giderek gömülen, çocuk-kadın, genç-yaşlı, demokratları, Kürtleri ezip geçen, savaşta ısrar ederek yeni katliamların önünü açan, çiller-güreş zamanını aratmayacak, giderek yozlaşmanın ve borçlanmanın batağına halkları gömen islami-oligarşik yapının cevabı olacaktır.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
