Ermiş'in dünyası

'Baskıya başkaldırmayan kişi kendine karşı adaletsizdir.'

Batı felsefesinin yapı taşlarını yüzyıllar boyunca Doğu düşüncesi oluşturmuştur. İnsanoğlu/kızı bir ışık sütunu gibi Babil'in, Ninova'nın, Buhara'nın yıkıntıları arasında dimdik ayakta kalmayı bildi. Dinler, felsefeler ve öğretiler ilkin Doğu topraklarında filizlendi. Buralarda oluşan uygarlıklar daha sonraki uygarlıkların beşiği oldu. Batı dünyası da Doğu'dan beslendi, gelişmelerden yararlanmasını bildi.

***

20. yüzyılın ilk yarısında Halil Cibran, Batı dünyasının en çok sözünü ettiği şair, düşünür ve ressam olmuştur. Çağının çalkantılarla dolu günlerinde Cibran'ın düşünceleri işçi, aydın ve öğrenci kesimlerinde benimsenmiş, büyük yankılar uyandırmış ve bu yüzden Ortadoğu'nun birçok ülkesinde eserlerinin okunması yasaklanmış, kitapları meydanlarda yakılmıştır.

Cibran 1883 yılında Lübnan'ın Bechari köyünde doğdu. Çocukluk yıllarında Arapça, İngilizce ve Fransızca öğrendi. Yüksek öğrenimini Beyrut'ta tıp, hukuk ve dinler tarihi okuyarak tamamladı. Avrupa'ya gitti ve bir dönem heykeltıraş Rodin'in öğrencisi oldu, ayrıca resim öğrenimi gördü.

Cibran'ın asıl önemli yönü, Batı insanının gözünü yeniden Doğu düşüncesine çevirebilmesidir. O, Doğu'nun geleneksel öğretileriyle, Batı düşüncesini karşılaştırarak bireysel ve toplumsal olaylara yeni bileşimler getirdi. Doğu düşüncesini şiirsel ve olağanüstü bir ustalıkla kullandığı Batı dilleriyle yazdı. 1960'lı ve 70'li yıllarda Batı Avrupa ve ABD gençliği arasında yaygın olarak okunan bir yazar oldu.

Yaşamı boyunca yakasını bırakmayan yoksulluk ve hastalıklar Halil Cibran'ı romantizmin koyu derinliklerine ya da mistisizmin içinden çıkılmaz bataklıklara sürükleyememiştir. Bireysel acı ve kederlerin gerçekte toplumsal nitelikte olduğunu yaşamıyla da göstermiş oldu.

Cibran'ın dünyasında 'akıl' yaşamın kaynağıdır, 'Öğrenmek zalimlerin yağma edemeyeceği tek zenginliktir.' Temel konuları, doğa, toplum ve insandır. Onun düşüncesine göre, doğanın kendisinden başka bir sır yoktur. Karşıtlıklar tek başına bir anlam ifade etmez, bir bütün oluşturur, biri olmasa ötekinin var olma sebebi ortadan kalkar. İnsanoğlu/kızı bir bütün olarak yüce bir varlıktır, duygu, düşünce ve davranışları bir bütünlük gösterir. Bu varlık doğanın sunacağı nimetlerin en güzeline layıktır. İnsandaki adalet toplumda da bulunmalıdır. Başkalarının zararına çalışanlarla, hiç üretimde bulunmadan başkalarının sırtından kazananlar insanlığın yüzkarasıdır.

Cibran, eserleriyle insan ve onun insanlığını en yüce doğa olarak ele alır, evrimlere yürekten inanır, 'sizler doğanın çocuklarısınız' der. Sömürenleri ve aldatanları şiddetle kınar. Sömürenlere yalnızca acıma duygusuyla yaklaşmaz, 'Eğer başınıza despot geçmişse bunun sorumlusu sizlersiniz, diktatörleri sizler yarattınız' der.

***

Yazarın; Kırık Kanatlar Haberci Gezgin Deli, Ermiş, İnsanoğlu İsa, Ermişin Bahçesi, Dünya Tanrıları, Asi Ruhlar, Kum ve Köpük gibi yapıtları Türkçe'ye de çevrilmiş, okuyucuların beğenisini kazanmıştır. Her satırı, her dizesi birer aforizma derinliği ve yoğunluğunda olup, yaşamın hemen her alanına göndermeler yapmaktadır.

Yazar çocuklardan söz ederken; 'Onlar kendini özleyen hayatın oğulları ve kızlarıdır. Sizler aracılığıyla dünyaya gelmişlerdir, ama sizlerin malı değildirler. Onlara sevginizi verebilirsiniz, ama düşüncelerinizi asla. Çünkü, onların kendi düşünceleri vardır. Kendinizi onlara benzetebilirsiniz, ama onları kendinize benzetmeye kalkışmayın' der.

'Vermek' onun gözünde yaşamak için gereklidir; 'Su kaynaklarınız doluyken, susuz kalırsam diye korkulara kapılmak en giderilmez susuzluk değil de nedir? 'Çalışmak' mı? Eğer çektiğiniz acılara bakarak üretkenliğin bir bela, kör gırtlağı doyurmanın da alnımıza yazılmış bir büyü olduğunu söylerseniz, sizlere akan alınterinizden başka hiçbir şeyin bu yazgıyı silip atamayacağını duyuruyorum!'

Cibran, 'sevinç ve kederi' birlikte, hep yan yana düşünür; 'Sevinciniz gerçekte pençesini kaldırmış kederinizdir. Sevinçli olduğunuz zamanlarda gözlerinizi yüreğinizin derinliklerine çevirirseniz, size sevinç veren şey uğruna bir zamanlar nice kederlenmiş olduğunuzu görürsün. 'Aranızda en özgür geçinenlerin özgürlüklerini bir boyunduruk ve bir kelepçe gibi taşıdıklarını gördüm. ve kalbim kanadı; çünkü ancak özgürlük arayışında hissettiğiniz derin arzu size gem vurduğunda ve özgürlükten bir amaç ve bir bütünleniş olarak bahsetmeyi terk ettiğinizde,gerçekten özgür olabilirsiniz...'

'Suç ve ceza' konusunda yalnız suçluya yüklenmez; 'Zalim, zulmünü işletirken ak ellilerin elleri temiz olamaz. Mahkum kılınmış olan, suçsuz ve günahsızların yük taşıyıcısıdır.'der... 'Özgürlük' kavramı yüreğini kanatır Cibran'ın; 'Ne zaman ki günleriniz ihtiyaçları düşünmeden ve geceleriniz de pişmanlık ve tutkuyla dolu olmadan geçer, işte o zaman gerçekten özgür olursunuz.' Sonra da bir ermiş edasıyla, 'sevgi' ve 'evlilik' konusunda şunları dile getirir; 'Birbirinizi sevin, ama sevginin üzerine bağlayıcı anlaşmalar koymayın... Şarkı söyleyin, dans edin, ama ikinizin de birer yalnız olduğunuzu unutmayın. Hep yan yana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın. Çünkü, tapınağı taşıyan sütunlar da birbirinden ayrıdır.'

Ulusları yargılarken de acımasızdır Cibran; 'Ne yazık o ulusa ki, bir urba giyer ve kendi dokumaz, bir ekmek yer kendi hasat etmez ve bir şarap içer ki kendi testisinden akmaz. Ne yazık o ulusa ki, zorbayı kahraman diye alkışlar... Ne yazık o ulusa ki, bilgeleri yıllardır dilsizdir... Ne yazık o ulusa ki, parçalara bölünmüştür, her parçası kendini bir ulus sanır.'

***

Nefes almak gibidir Halil Cibran. cok sıkıldığınız, hayattan bunaldığınız anlarda size, hissedip de ifade edemediklerinizi, bazen hiç göremediklerinizi, çoğu zaman yaşarken teğet geçtiklerinizi sunar. Tekrar dikleşir, kendinize gelir, güç bulursunuz onun satırlarıyla. Hayatın içinde bir ermiş olmaya karar verirsiniz belki. 'doğanın çocukları' olduğunuzu hatırlarsınız yeniden...

'Ve o'na baktım, ve ruhum titredi, çok güzeldi. bedeni tekildi, ve sanki her bir uzvu diğerini seviyordu.'

Dönüp, dönüp okunması gereken bir 'Ermiş' yazar Halil Cibran... Bıçak gibi sözleri, ince ve keskin.

hicriizgoren@gmail.com